غ ن ي (ĞNY) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

İhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvetti

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (73)

Bu kök Kur'an boyunca 73 kez, 24 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

يُغْنِي10 kez

Yunus 10:36يُغْنِيyuğnīkazandırmaz

وَمَا يَتَّبِعُ اَكْثَرُهُمْ اِلَّا ظَنًّا اِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْـًٔا اِنَّ اللّٰهَ عَلِيمٌ بِمَا يَفْعَلُونَ

ve mā yettebiǔ ekṧeruhum illā Zennen inne Z-Zenne lā yuğnī mine l-Haḳḳi şey'en inne (a)llahe ǎlīmun bimā yef'ǎlūne

Onların çoğu ancak zannın ardından gider. Oysa zan, hak namına hiçbir şeyin yerini tutmaz. Şüphesiz Allah, onların yapmakta olduklarını hakkıyla bilendir.

Yusuf 12:68يُغْنِيyuğnīsavamaz

وَلَمَّا دَخَلُوا مِنْ حَيْثُ اَمَرَهُمْ اَبُوهُمْ مَا كَانَ يُغْنِي عَنْهُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ اِلَّا حَاجَةً فِي نَفْسِ يَعْقُوبَ قَضٰيهَا وَاِنَّهُ لَذُو عِلْمٍ لِمَا عَلَّمْنَاهُ وَلٰكِنَّ اَكْثَرَ النَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

ve lemmā deḣalū min Hayṧu emerahum ebūhum mā kāne yuğnī ǎnhum mine (a)llahi min şey'in illā Hāceten fī nefsi yeǎ'ḳūbe ḳaDāhā ve innehu le ƶū ǐlmin li mā ǎllemnāhu ve lākinne ekṧera n-nāsi lā yeǎ'lemūne

Babalarının emrettiği şekilde (ayrı kapılardan) girdiklerinde (bile) bu, Allah'tan gelecek hiçbir şeyi onlardan uzaklaştıracak değildi. Sadece Yakub, içindeki bir dileği ortaya koymuş oldu. Şüphesiz o, biz kendisine öğrettiğimiz için bilgi sahibidir. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Meryem 19:42يُغْنِيyuğnīyararı olmayan

اِذْ قَالَ لِاَبِيهِ يَاأَبَتِ لِمَ تَعْبُدُ مَا لَا يَسْمَعُ وَلَا يُبْصِرُ وَلَا يُغْنِي عَنْكَ شَيْـًٔا

iƶ ḳāle li ebīhi yā ebeti li me teǎ'budu mā lā yesmeǔ ve lā yubSiru ve lā yuğnī ǎnke şey'en

Hani babasına şöyle demişti: "Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana bir faydası olmayan şeylere niçin tapıyorsun?"

Duhan 44:41يُغْنِيyuğnīsavamaz

يَوْمَ لَا يُغْنِي مَوْلًى عَنْ مَوْلًى شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ

yevme lā yuğnī mevlen ǎn mevlen şey'en ve lā hum yunSarūne

O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez.

Casiye 45:10يُغْنِيyuğnībir yarar sağlamaz

مِنْ وَرَائِهِمْ جَهَنَّمُ وَلَا يُغْنِي عَنْهُمْ مَا كَسَبُوا شَيْـًٔا وَلَا مَا اتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللّٰهِ اَوْلِيَٓاءَ وَلَهُمْ عَذَابٌ عَظِيمٌ

min verāihim cehennemu ve lā yuğnī ǎnhum mā kesebū şey'en ve lā mā tteḣaƶū min dūni (a)llahi evliyā'e ve lehum ǎƶābun ǎZīmun

Arkalarında da cehennem vardır. Dünyada kazandıkları ve Allah'tan başka edindikleri dostlar onlara hiçbir fayda vermez. Onlar için elbette büyük bir azap vardır.

Tur 52:46يُغْنِيyuğnīsağlamaz

يَوْمَ لَا يُغْنِي عَنْهُمْ كَيْدُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنْصَرُونَ

yevme lā yuğnī ǎnhum keyduhum şey'en ve lā hum yunSarūne

O gün tuzakları kendilerine hiçbir fayda vermeyecektir ve kendilerine yardım da edilmeyecektir.

Necm 53:28يُغْنِيyuğnīkazandırmaz

وَمَا لَهُمْ بِهِ مِنْ عِلْمٍ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْـًٔا

ve mā lehum bihi min ǐlmin in yettebiǔne illā Z-Zenne ve inne Z-Zenne lā yuğnī mine l-Haḳḳi şey'en

Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.

Mürselat 77:31يُغْنِيyuğnīkorumaz

لَا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِي مِنَ اللَّهَبِ

lā Zelīlin ve lā yuğnī mine l-lahebi

(30-31) "Üç kola ayrılmış gölgeye gidin ki, o ne gölgelendirir ne de alevden korur."

Gaşiye 88:7يُغْنِيyuğnīgidermez

لَا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِي مِنْ جُوعٍ

lā yusminu ve lā yuğnī min cūǐn

O, ne besler ne de açlıktan kurtarır.

Leyl 92:11يُغْنِيyuğnīfaydası

وَمَا يُغْنِي عَنْهُ مَالُهُ اِذَا تَرَدّٰى

ve mā yuğnī ǎnhu māluhu iƶā teraddā

Cehenneme yuvarlandığı zaman, malı ona fayda vermez.

اَغْنٰى9 kez

A'raf 7:48اَغْنٰىeğnāhiçbir yarar sağlamadı

وَنَادٰٓى اَصْحَابُ الْاَعْرَافِ رِجَالًا يَعْرِفُونَهُمْ بِسِيمٰيهُمْ قَالُوا مَا اَغْنٰى عَنْكُمْ جَمْعُكُمْ وَمَا كُنْتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ

ve nādā eSHābu l-eǎ'rāfi ricālen yeǎ'rifūnehum bi sīmāhum ḳālū mā eğnā ǎnkum cem'ǔkum ve mā kuntum testekbirūne

A'raftakiler, simalarından tanıdıkları birtakım adamlara da seslenir ve şöyle derler: "Ne çokluğunuz, ne de taslamakta olduğunuz kibir size bir yarar sağladı!"

Hicr 15:84اَغْنٰىeğnāhiçbir şeyi savamadı

فَمَا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

fe mā eğnā ǎnhum mā kānū yeksibūne

Kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda vermedi.

Şuara 26:207اَغْنٰىeğnā(hiç) yararı

مَا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يُمَتَّعُونَ

mā eğnā ǎnhum mā kānū yumetteǔne

(Dünyada) yararlandırıldıkları şeyler onlara fayda sağlamazdı.

Zümer 39:50اَغْنٰىeğnāyararı

قَدْ قَالَهَا الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَمَا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

ḳad ḳālehā (e)lleƶīne min ḳablihim fe mā eğnā ǎnhum mā kānū yeksibūne

Bunu kendilerinden öncekiler de söylemişti ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamamıştı.

Mü'min 40:82اَغْنٰىeğnāyarar sağlamadı

اَفَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ كَانُوا اَكْثَرَ مِنْهُمْ وَاَشَدَّ قُوَّةً وَاٰثَارًا فِي الْاَرْضِ فَمَا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

e fe lem yesīrū fī l-erDi fe yenZurū keyfe kāne ǎāḳibetu (e)lleƶīne min ḳablihim kānū ekṧera minhum ve eşedde ḳuvveten ve āṧāran fī l-erDi fe mā eğnā ǎnhum mā kānū yeksibūne

Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.

Ahkaf 46:26اَغْنٰىeğnāsağlamadı

وَلَقَدْ مَكَّنَّاهُمْ فِيمَا اِنْ مَكَّنَّاكُمْ فِيهِ وَجَعَلْنَا لَهُمْ سَمْعًا وَاَبْصَارًا وَاَفْـِٔدَةً فَمَا اَغْنٰى عَنْهُمْ سَمْعُهُمْ وَلَا اَبْصَارُهُمْ وَلَا اَفْـِٔدَتُهُمْ مِنْ شَيْءٍ اِذْ كَانُوا يَجْحَدُونَ بِاٰيَاتِ اللّٰهِ وَحَاقَ بِهِمْ مَا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِؤُ۫نَ

ve leḳad mekkennāhum fīmā in mekkennākum fīhi ve ceǎlnā lehum sem'ǎn ve ebSāran ve ef'ideten fe mā eğnā ǎnhum sem'ǔhum ve lā ebSāruhum ve lā ef'idetuhum min şey'in iƶ kānū yecHadūne bi āyāti (a)llahi ve Hāḳa bihim mā kānū bihi yestehziūne

Andolsun, size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir yarar sağlamadı. Çünkü Allah'ın ayetlerini inkar ediyorlardı. Alaya aldıkları şey onları kuşattı.

Necm 53:48اَغْنٰىeğnāzengin eden

وَاَنَّهُ هُوَ اَغْنٰى وَاَقْنٰى

ve ennehu huve eğnā ve eḳnā

Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.

Hakka 69:28اَغْنٰىeğnāyarar sağlamadı

مَا اَغْنٰى عَنِّي مَالِيَهْ

mā eğnā ǎnnī māliyeh

"Malım bana hiçbir yarar sağlamadı."

Tebbet 111:2اَغْنٰىeğnākurtaramadı

مَا اَغْنٰى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ

mā eğnā ǎnhu māluhu ve mā kesebe

Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı.

الْغَنِيُّ8 kez

En'am 6:133الْغَنِيُّl-ğaniyyuzengindir

وَرَبُّكَ الْغَنِيُّ ذُو الرَّحْمَةِ اِنْ يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَسْتَخْلِفْ مِنْ بَعْدِكُمْ مَا يَشَاءُ كَمَا اَنْشَاَكُمْ مِنْ ذُرِّيَّةِ قَوْمٍ اٰخَرِينَ

ve rabbuke l-ğaniyyu ƶū r-raHmeti in yeşe' yuƶhibkum ve yesteḣlif min beǎ'dikum mā yeşā'u ke mā enşeekum min ƶurriyyeti ḳavmin āḣarīne

Rabbin her bakımdan sınırsız zengindir, rahmet sahibidir. Sizi başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi, dilerse sizi giderir (yok eder) ve sizden sonra da yerinize dilediğini getirir.

Yunus 10:68الْغَنِيُّl-ğaniyyuhiç bir şeye ihtiyacı olmayandır

قَالُوا اتَّخَذَ اللّٰهُ وَلَدًا سُبْحَانَهُ هُوَ الْغَنِيُّ لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ اِنْ عِنْدَكُمْ مِنْ سُلْطَانٍ بِهٰذَا اَتَقُولُونَ عَلَى اللّٰهِ مَا لَا تَعْلَمُونَ

ḳālū tteḣaƶe (a)llahu veleden subHānehu huve l-ğaniyyu lehu mā fī s-semāvāti ve mā fī l-erDi in ǐndekum min sulTānin bi hāƶā e teḳūlūne ǎlā (a)llahi mā lā teǎ'lemūne

"Allah, bir çocuk edindi" dediler. O, bundan uzaktır. O, her bakımdan sınırsız zengindir. Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. Bu konuda elinizde hiçbir delil de yoktur. Allah'a karşı bilmediğiniz bir şeyi mi söylüyorsunuz?

Hac 22:64الْغَنِيُّl-ğaniyyuzengin olan

لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ

lehu mā fī s-semāvāti ve mā fī l-erDi ve inne (a)llahe le huve l-ğaniyyu l-Hamīdu

Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir, elbette övgüye layıktır.

Lokman 31:26الْغَنِيُّl-ğaniyyuzengin

لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ اِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ

li (a)llahi mā fī s-semāvāti ve l-erDi inne (a)llahe huve l-ğaniyyu l-Hamīdu

Göklerde ve yerde ne varsa Allah'ındır. Şüphesiz Allah, her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye layık olandır.

Fatır 35:15الْغَنِيُّl-ğaniyyuzengin olan

يَاأَيُّهَا النَّاسُ اَنْتُمُ الْفُقَرَاءُ اِلَى اللّٰهِ وَاللّٰهُ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ

yā eyyuhā n-nāsu entumu l-fuḳarā'u ilā (a)llahi ve(a)llahu huve l-ğaniyyu l-Hamīdu

Ey insanlar! Siz Allah'a muhtaçsınız. Allah ise her bakımdan sınırsız zengin olandır, övülmeye hakkıyla layık olandır.

Muhammed 47:38الْغَنِيُّl-ğaniyyuzengindir

هَاأَنْتُمْ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ تُدْعَوْنَ لِتُنْفِقُوا فِي سَبِيلِ اللّٰهِ فَمِنْكُمْ مَنْ يَبْخَلُ وَمَنْ يَبْخَلْ فَاِنَّمَا يَبْخَلُ عَنْ نَفْسِهِ وَاللّٰهُ الْغَنِيُّ وَاَنْتُمُ الْفُقَرَاءُ وَاِنْ تَتَوَلَّوْا يَسْتَبْدِلْ قَوْمًا غَيْرَكُمْ ثُمَّ لَا يَكُونُوا اَمْثَالَكُمْ

hā entum hā'ulā'i tud'ǎvne li tunfiḳū fī sebīli (a)llahi fe minkum men yebḣalu ve men yebḣal fe innemā yebḣalu ǎn nefsihi ve(a)llahu l-ğaniyyu ve entumu l-fuḳarā'u ve in tetevellev yestebdil ḳavmen ğayrakum ṧumme lā yekūnū emṧālekum

İşte sizler, Allah yolunda harcamaya çağrılıyorsunuz. Ama içinizden cimrilik yapanlar var. Kim cimrilik yaparsa ancak kendi zararına cimrilik yapmış olur. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, siz ise fakirsiniz. Eğer O'ndan yüz çevirecek olursanız, yerinize başka bir toplum getirir de onlar sizin gibi olmazlar.

Hadid 57:24الْغَنِيُّl-ğaniyyuzengindir

اَلَّذِينَ يَبْخَلُونَ وَيَأْمُرُونَ النَّاسَ بِالْبُخْلِ وَمَنْ يَتَوَلَّ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ

(e)lleƶīne yebḣalūne ve ye'murūne n-nāse bi l-buḣli ve men yetevelle fe inne (a)llahe huve l-ğaniyyu l-Hamīdu

Onlar cimrilik edip insanlara da cimriliği emreden kimselerdir. Kim yüz çevirirse bilsin ki şüphesiz Allah ganidir, zengindir, övülmeye layıktır.

Mümtehine 60:6الْغَنِيُّl-ğaniyyuzengin olan

لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِيهِمْ اُسْوَةٌ حَسَنَةٌ لِمَنْ كَانَ يَرْجُوا اللّٰهَ وَالْيَوْمَ الْاٰخِرَ وَمَنْ يَتَوَلَّ فَاِنَّ اللّٰهَ هُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ

le ḳad kāne lekum fīhim usvetun Hasenetun li men kāne yercū (a)llahe ve l-yevme l-āḣira ve men yetevelle fe inne (a)llahe huve l-ğaniyyu l-Hamīdu

Andolsun, onlarda (İbrahim ve beraberindekilerde) sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü arzu edenler için güzel bir örnek vardır. Kim yüz çevirirse bilsin ki, Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye layıktır.

غَنِيٌّ7 kez

Bakara 2:263غَنِيٌّğaniyyunzengindir

قَوْلٌ مَعْرُوفٌ وَمَغْفِرَةٌ خَيْرٌ مِنْ صَدَقَةٍ يَتْبَعُهَا اَذًى وَاللّٰهُ غَنِيٌّ حَلِيمٌ

ḳavlun meǎ'rūfun ve meğfiratun ḣayrun min Sadeḳatin yetbeǔhā eƶen ve(a)llahu ğaniyyun Halīmun

Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden gönül kırma gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).

Bakara 2:267غَنِيٌّğaniyyunzengindir

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اَنْفِقُوا مِنْ طَيِّبَاتِ مَا كَسَبْتُمْ وَمِمَّا اَخْرَجْنَا لَكُمْ مِنَ الْاَرْضِۖ وَلَا تَيَمَّمُوا الْخَبِيثَ مِنْهُ تُنْفِقُونَ وَلَسْتُمْ بِاٰخِذِيهِ اِلَّٓا اَنْ تُغْمِضُوا فِيهِ وَاعْلَمُوا اَنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ حَمِيدٌ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū enfiḳū min Tayyibāti mā kesebtum ve mimmā eḣracnā lekum mine l-erDi ve lā teyemmemū l-ḣabīṧe minhu tunfiḳūne ve lestum bi āḣiƶīhi illā en tuğmiDū fīhi ve ǎ'lemū enne (a)llahe ğaniyyun Hamīdun

Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardıklarımızdan Allah yolunda harcayın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki Allah, her bakımdan zengindir, övülmeye layıktır.

Al-i İmran 3:97غَنِيٌّğaniyyunzengindir

فِيهِ اٰيَاتٌ بَيِّنَاتٌ مَقَامُ اِبْرٰهِيمَ وَمَنْ دَخَلَهُ كَانَ اٰمِنًا وَلِلّٰهِ عَلَى النَّاسِ حِجُّ الْبَيْتِ مَنِ اسْتَطَاعَ اِلَيْهِ سَبِيلًا وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ

fīhi āyātun beyyinātun meḳāmu ibrāhīme ve men deḣalehu kāne āminen ve li (a)llahi ǎlā n-nāsi Hiccu l-beyti meni steTāǎ ileyhi sebīlen ve men kefera fe inne (a)llahe ğaniyyun ǎni l-ǎālemīne

Onda apaçık deliller, Makam-ı İbrahim vardır. Oraya kim girerse, güven içinde olur. Yolculuğuna gücü yetenlerin haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır. Kim inkar ederse (bu hakkı tanınmazsa), şüphesiz Allah bütün alemlerden müstağnidir. (Kimseye muhtaç değildir, her şey O'na muhtaçtır.)

Neml 27:40غَنِيٌّğaniyyunzengindir

قَالَ الَّذِي عِنْدَهُ عِلْمٌ مِنَ الْكِتَابِ اَنَا۬ اٰتِيكَ بِهِ قَبْلَ اَنْ يَرْتَدَّ اِلَيْكَ طَرْفُكَ فَلَمَّا رَاٰهُ مُسْتَقِرًّا عِنْدَهُ قَالَ هٰذَا مِنْ فَضْلِ رَبِّي لِيَبْلُوَنِي ءَاَشْكُرُ اَمْ اَكْفُرُ وَمَنْ شَكَرَ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ رَبِّي غَنِيٌّ كَرِيمٌ

ḳāle elleƶī ǐndehu ǐlmun mine l-kitābi enā ātīke bihi ḳable en yertedde ileyke Tarfuke fe lemmā rāhu musteḳirran ǐndehu ḳāle hāƶā min feDli rabbī li yebluvenī e eşkuru em ekfuru ve men şekera fe innemā yeşkuru li nefsihi ve men kefera fe inne rabbī ğaniyyun kerīmun

Kitaptan bilgisi olan biri, "Ben onu, gözünü kapayıp açmadan önce sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanında yerleşmiş halde görünce şöyle dedi: "Bu, şükür mü, yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni denemek için, Rabbimin bana bir lütfudur. Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse (bilsin ki) Rabbim her bakımdan sınırsız zengindir, cömerttir."

Lokman 31:12غَنِيٌّğaniyyunzengindir

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا لُقْمٰنَ الْحِكْمَةَ اَنِ اشْكُرْ لِلّٰهِ وَمَنْ يَشْكُرْ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِهِ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ حَمِيدٌ

ve leḳad āteynā luḳmāne l-Hikmete eni şkur li (a)llahi ve men yeşkur fe innemā yeşkuru li nefsihi ve men kefera fe inne (a)llahe ğaniyyun Hamīdun

Andolsun, biz Lokman'a "Allah'a şükret" diye hikmet verdik. Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övülmeye layıktır.

Zümer 39:7غَنِيٌّğaniyyunzengindir

اِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ عَنْكُمْ وَلَا يَرْضٰى لِعِبَادِهِ الْكُفْرَ وَاِنْ تَشْكُرُوا يَرْضَهُ لَكُمْ وَلَا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى ثُمَّ اِلٰى رَبِّكُمْ مَرْجِعُكُمْ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ اِنَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ

in tekfurū fe inne (a)llahe ğaniyyun ǎnkum ve lā yerDā li ǐbādihi l-kufra ve in teşkurū yerDehu lekum ve lā teziru vāziratun vizra uḣrā ṧumme ilā rabbikum merciǔkum fe yunebbiukum bimā kuntum teǎ'melūne innehu ǎlīmun bi ƶāti S-Sudūri

Eğer inkar ederseniz, şüphesiz ki Allah sizin iman etmenize muhtaç değildir. Ama kullarının inkar etmesine razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin için buna razı olur. Hiçbir günahkar başka bir günahkarın yükünü yüklenmez. Sonra dönüşünüz ancak Rabbinizedir. O da size yaptıklarınızı haber verir. Çünkü O, göğüslerin özünü (kalplerde olanı) hakkıyla bilir.

Teğabun 64:6غَنِيٌّğaniyyunzengindir

ذٰلِكَ بِاَنَّهُ كَانَتْ تَأْتِيهِمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالُوا اَبَشَرٌ يَهْدُونَنَا فَكَفَرُوا وَتَوَلَّوْا وَاسْتَغْنَى اللّٰهُ وَاللّٰهُ غَنِيٌّ حَمِيدٌ

ƶālike bi ennehu kānet te'tīhim rusuluhum bi l-beyyināti fe ḳālū e beşerun yehdūnenā fe keferū ve tevellev ve steğnā (a)llahu ve(a)llahu ğaniyyun Hamīdun

Bu, peygamberlerinin, onlara apaçık mucizeler getirmeleri ve onların da, "(Bizim gibi) insanlar mı bizi doğru yola iletecekmiş?" deyip de inkar etmeleri ve yüz çevirmeleri sebebiyledir. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını göstermiştir. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye layıktır.

تُغْنِيَ6 kez

Al-i İmran 3:10تُغْنِيَtuğniyeyarar sağlamaz

اِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔا وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمْ وَقُودُ النَّارِ

inne (e)lleƶīne keferū len tuğniye ǎnhum emvāluhum ve lā evlāduhum mine (a)llahi şey'en ve ulāike hum veḳūdu n-nāri

Şüphesiz, inkar edenlere, ne malları, ne de evlatları Allah'a karşı hiçbir fayda sağlar. Onlar ateşin yakıtıdırlar.

Al-i İmran 3:116تُغْنِيَtuğniyeyarar sağlamayacaktır

اِنَّ الَّذِينَ كَفَرُوا لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔا وَاُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ

inne (e)lleƶīne keferū len tuğniye ǎnhum emvāluhum ve lā evlāduhum mine (a)llahi şey'en ve ulāike eSHābu n-nāri hum fīhā ḣālidūne

İnkar edenlerin ne malları ne evlatları, onlara Allah'a karşı bir yarar sağlar. İşte onlar cehennemliktirler. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

Enfal 8:19تُغْنِيَtuğniyesağlayamaz

اِنْ تَسْتَفْتِحُوا فَقَدْ جَاءَكُمُ الْفَتْحُ وَاِنْ تَنْتَهُوا فَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَاِنْ تَعُودُوا نَعُدْ وَلَنْ تُغْنِيَ عَنْكُمْ فِئَتُكُمْ شَيْـًٔا وَلَوْ كَثُرَتْ وَاَنَّ اللّٰهَ مَعَ الْمُؤْمِنِينَ

in testeftiHū fe ḳad cā'ekumu l-fetHu ve in tentehū fe huve ḣayrun lekum ve in teǔdū neǔd ve len tuğniye ǎnkum fietukum şey'en ve lev keṧurat ve enne (a)llahe meǎ l-mu'minīne

(Ey inkarcılar!) Eğer fetih istiyorsanız işte size fetih geldi. Eğer (peygambere karşı gelmekten) vazgeçerseniz, bu sizin için daha hayırlı olur. Eğer dönerseniz biz de döneriz. Çok olsa bile topluluğunuz size hiç fayda vermez. Çünkü Allah mü'minlerle beraberdir.

Yunus 10:101تُغْنِيtuğnībir şey kazandırmaz

قُلِ انْظُرُوا مَاذَا فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا تُغْنِي الْاٰيَاتُ وَالنُّذُرُ عَنْ قَوْمٍ لَا يُؤْمِنُونَ

ḳuli nZurū māƶā fī s-semāvāti ve l-erDi ve mā tuğnī l-āyātu ve n-nuƶuru ǎn ḳavmin lā yu'minūne

De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bir baksanıza." Fakat ayetler ve uyarılar, inanmayan bir topluma hiçbir fayda sağlamaz.

Necm 53:26تُغْنِيtuğnīişe yaramaz

وَكَمْ مِنْ مَلَكٍ فِي السَّمٰوَاتِ لَا تُغْنِي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـًٔا اِلَّا مِنْ بَعْدِ اَنْ يَأْذَنَ اللّٰهُ لِمَنْ يَشَاءُ وَيَرْضٰى

ve kem min melekin fī s-semāvāti lā tuğnī şefāǎtuhum şey'en illā min beǎ'di en ye'ƶene (a)llahu li men yeşā'u ve yerDā

Göklerde nice melekler vardır ki onların şefaatleri; ancak Allah'ın izniyle, dilediği ve hoşnut olduğu kimselere yarar sağlar.

Mücadele 58:17تُغْنِيَtuğniyekoruyamaz

لَنْ تُغْنِيَ عَنْهُمْ اَمْوَالُهُمْ وَلَا اَوْلَادُهُمْ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔا اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ

len tuğniye ǎnhum emvāluhum ve lā evlāduhum mine (a)llahi şey'en ulāike eSHābu n-nāri hum fīhā ḣālidūne

Onların malları da, evlatları da Allah'a karşı kendilerine bir yarar sağlamayacaktır. Onlar, cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

يَغْنَوْا4 kez

A'raf 7:92يَغْنَوْاyeğnevhiç oturmamış

اَلَّذِينَ كَذَّبُوا شُعَيْبًا كَاَنْ لَمْ يَغْنَوْا فِيهَا اَلَّذِينَ كَذَّبُوا شُعَيْبًا كَانُوا هُمُ الْخَاسِرِينَ

(e)lleƶīne keƶƶebū şuǎyben ke en lem yeğnev fīhā (e)lleƶīne keƶƶebū şuǎyben kānū humu l-ḣāsirīne

Şu'ayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Şu'ayb'ı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.

Hud 11:68يَغْنَوْاyeğnevhiç yaşamamışlardı

كَاَنْ لَمْ يَغْنَوْا فِيهَا اَلَٓا اِنَّ ثَمُودَا۬ كَفَرُوا رَبَّهُمْ اَلَا بُعْدًا لِثَمُودَ

ke en lem yeğnev fīhā elā inne ṧemūde keferū rabbehum elā buǎ'den li ṧemūde

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semud kavmi Rablerini inkar etti. (Yine) biliniz ki Semud kavmi Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.

Hud 11:95يَغْنَوْاyeğnevhiç yaşamamışlardı

كَاَنْ لَمْ يَغْنَوْا فِيهَا اَلَا بُعْدًا لِمَدْيَنَ كَمَا بَعِدَتْ ثَمُودُ

ke en lem yeğnev fīhā elā buǎ'den li medyene ke mā beǐdet ṧemūdu

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semud kavmi Allah'ın rahmetinden uzaklaştığı gibi Medyen halkı da uzaklaştı.

Casiye 45:19يُغْنُواyuğnūsavamazlar

اِنَّهُمْ لَنْ يُغْنُوا عَنْكَ مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔا وَاِنَّ الظَّالِمِينَ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍ وَاللّٰهُ وَلِيُّ الْمُتَّقِينَ

innehum len yuğnū ǎnke mine (a)llahi şey'en ve inne Z-Zālimīne beǎ'Duhum evliyā'u beǎ'Din ve(a)llahu veliyyu l-mutteḳīne

Çünkü onlar, Allah'a karşı sana asla bir fayda sağlayamazlar. Şüphesiz zalimler birbirinin dostlarıdır. Allah ise kendisine karşı gelmekten sakınanların dostudur.

تُغْنِ4 kez

Tevbe 9:25تُغْنِtuğnisağlamamıştı

لَقَدْ نَصَرَكُمُ اللّٰهُ فِي مَوَاطِنَ كَثِيرَةٍ وَيَوْمَ حُنَيْنٍ اِذْ اَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنْكُمْ شَيْـًٔا وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ الْاَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُمْ مُدْبِرِينَ

le ḳad neSarakumu (a)llahu fī mevāTine keṧīratin ve yevme Huneynin iƶ eǎ'cebetkum keṧratukum fe lem tuğni ǎnkum şey'en ve Dāḳat ǎleykumu l-erDu bimā raHubet ṧumme velleytum mudbirīne

Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış, yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Nihayet (bozularak) gerisin geriye dönüp kaçmıştınız.

Yunus 10:24تَغْنَteğnehiç yokmuş

اِنَّمَا مَثَلُ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا كَمَاءٍ اَنْزَلْنَاهُ مِنَ السَّمَاءِ فَاخْتَلَطَ بِهِ نَبَاتُ الْاَرْضِ مِمَّا يَأْكُلُ النَّاسُ وَالْاَنْعَامُ حَتّٰٓى اِذَٓا اَخَذَتِ الْاَرْضُ زُخْرُفَهَا وَازَّيَّنَتْ وَظَنَّ اَهْلُهَٓا اَنَّهُمْ قَادِرُونَ عَلَيْهَا اَتٰيهَٓا اَمْرُنَا لَيْلًا اَوْ نَهَارًا فَجَعَلْنَاهَا حَصِيدًا كَاَنْ لَمْ تَغْنَ بِالْاَمْسِ كَذٰلِكَ نُفَصِّلُ الْاٰيَاتِ لِقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

innemā meṧelu l-Hayāti d-dunyā ke māin enzelnāhu mine s-semāi fe ḣteleTa bihi nebātu l-erDi mimmā ye'kulu n-nāsu ve l-'en'ǎāmu Hattā iƶā eḣaƶeti l-erDu zuḣrufehā ve zzeyyenet ve Zenne ehluhā ennehum ḳādirūne ǎleyhā etāhā emrunā leylen ev nehāran fe ceǎlnāhā HaSīden ke en lem teğne bi l-emsi ke ƶālike nufeSSilu l-āyāti li ḳavmin yetefekkerūne

Dünya hayatının hali, ancak gökten indirdiğimiz bir yağmurun hali gibidir ki, insanların ve hayvanların yedikleri yeryüzü bitkileri onunla yetişip birbirine karışmıştır. Nihayet yeryüzü (o bitkilerle) bütün zinet ve güzelliklerini alıp süslendiği ve sahipleri de onun üzerine (her türlü tasarrufa) kadir olduklarını sandıkları bir sırada, geceleyin veya güpegündüz ansızın ona emrimiz (afetimiz) geliverir de, bunları, sanki dün yerinde hiç yokmuş gibi, kökünden yolunmuş bir hale getiririz. İşte düşünen bir toplum için, ayetleri böyle ayrı ayrı açıklıyoruz.

Yasin 36:23تُغْنِtuğniyarar sağlamaz

ءَاَتَّخِذُ مِنْ دُونِهِ اٰلِهَةً اِنْ يُرِدْنِ الرَّحْمٰنُ بِضُرٍّ لَا تُغْنِ عَنِّي شَفَاعَتُهُمْ شَيْـًٔا وَلَا يُنْقِذُونِ

e etteḣiƶu min dūnihi āliheten in yuridni r-raHmānu bi Durrin lā tuğni ǎnnī şefāǎtuhum şey'en ve lā yunḳiƶūni

"O'nu bırakıp da başka ilahlar mı edineyim? Eğer Rahman bana bir zarar vermek istese, onların şefaati bana hiçbir fayda sağlamaz ve beni kurtaramazlar."

Kamer 54:5تُغْنِtuğnifayda vermiyor

حِكْمَةٌ بَالِغَةٌ فَمَا تُغْنِ النُّذُرُ

Hikmetun bāliğatun fe mā tuğni n-nuƶuru

Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!

اَغْنِيَٓاءَ3 kez

Bakara 2:273اَغْنِيَٓاءَeğniyā'ezengin

لِلْفُقَرَاءِ الَّذِينَ اُحْصِرُوا فِي سَبِيلِ اللّٰهِ لَا يَسْتَطِيعُونَ ضَرْبًا فِي الْاَرْضِ يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ اَغْنِيَٓاءَ مِنَ التَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُمْ بِسِيمٰيهُمْ لَا يَسْـَٔلُونَ النَّاسَ اِلْحَافًا وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِهِ عَلِيمٌ

li l-fuḳarā'i (e)lleƶīne uHSirū fī sebīli (a)llahi lā yesteTīǔne Derben fī l-erDi yeHsebuhumu l-cāhilu eğniyā'e mine t-teǎffufi teǎ'rifuhum bi sīmāhum lā yeselūne n-nāse ilHāfen ve mā tunfiḳū min ḣayrin fe inne (a)llahe bihi ǎlīmun

(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.

Al-i İmran 3:181اَغْنِيَٓاءُeğniyā'uzenginiz

لَقَدْ سَمِعَ اللّٰهُ قَوْلَ الَّذِينَ قَالُوا اِنَّ اللّٰهَ فَقِيرٌ وَنَحْنُ اَغْنِيَٓاءُ سَنَكْتُبُ مَا قَالُوا وَقَتْلَهُمُ الْاَنْبِيَٓاءَ بِغَيْرِ حَقٍّ وَنَقُولُ ذُوقُوا عَذَابَ الْحَرِيقِ

le ḳad semiǎ (a)llahu ḳavle (e)lleƶīne ḳālū inne (a)llahe feḳīrun ve neHnu eğniyā'u se nektubu mā ḳālū ve ḳatlehumu l-enbiyā'e bi ğayri Haḳḳin ve neḳūlu ƶūḳū ǎƶābe l-Harīḳi

Allah; "Şüphesiz, Allah fakirdir, biz zenginiz" diyenlerin sözünü elbette duydu. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve, "Tadın yangın azabını!" diyeceğiz.

Tevbe 9:93اَغْنِيَٓاءُeğniyā'uzengin oldukları halde

اِنَّمَا السَّبِيلُ عَلَى الَّذِينَ يَسْتَأْذِنُونَكَ وَهُمْ اَغْنِيَٓاءُ رَضُوا بِاَنْ يَكُونُوا مَعَ الْخَوَالِفِ وَطَبَعَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

innemā s-sebīlu ǎlā (e)lleƶīne yeste'ƶinūneke ve hum eğniyā'u raDū bi en yekūnū meǎ l-ḣavālifi ve Tabeǎ (a)llahu ǎlā ḳulūbihim fe hum lā yeǎ'lemūne

Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.

غَنِيًّا3 kez

Nisa 4:6غَنِيًّاğaniyyenzengin

وَابْتَلُوا الْيَتَامٰى حَتّٰٓى اِذَا بَلَغُوا النِّكَاحَ فَاِنْ اٰنَسْتُمْ مِنْهُمْ رُشْدًا فَادْفَعُوا اِلَيْهِمْ اَمْوَالَهُمْ وَلَا تَأْكُلُوهَا اِسْرَافًا وَبِدَارًا اَنْ يَكْبَرُوا وَمَنْ كَانَ غَنِيًّا فَلْيَسْتَعْفِفْ وَمَنْ كَانَ فَقِيرًا فَلْيَأْكُلْ بِالْمَعْرُوفِ فَاِذَا دَفَعْتُمْ اِلَيْهِمْ اَمْوَالَهُمْ فَاَشْهِدُوا عَلَيْهِمْ وَكَفٰى بِاللّٰهِ حَسِيبًا

ve btelū l-yetāmā Hattā iƶā beleğū n-nikāHa fe in ānestum minhum ruşden fe dfeǔ ileyhim emvālehum ve lā te'kulūhā isrāfen ve bidāran en yekberū ve men kāne ğaniyyen fe l yesteǎ'fif ve men kāne feḳīran fe l ye'kul bi l-meǎ'rūfi fe iƶā defeǎ'tum ileyhim emvālehum fe eşhidū ǎleyhim ve kefā bi(a)llahi Hasīben

Yetimleri deneyin. Evlenme çağına (buluğa) erdiklerinde, eğer reşid olduklarını görürseniz, mallarını kendilerine verin. Büyüyecekler (ve mallarını geri alacaklar) diye israf ederek ve aceleye getirerek mallarını yemeyin. (Velilerden) kim zengin ise (yetim malından yemeğe) tenezzül etmesin. Kim de fakir ise, aklın ve dinin gereklerine uygun bir biçimde (hizmetinin karşılığı kadar) yesin. Mallarını kendilerine geri verdiğiniz zaman da yanlarında şahit bulundurun. Hesap görücü olarak Allah yeter.

Nisa 4:131غَنِيًّاğaniyyenzengindir

وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَلَقَدْ وَصَّيْنَا الَّذِينَ اُو۫تُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ وَاِيَّاكُمْ اَنِ اتَّقُوا اللّٰهَ وَاِنْ تَكْفُرُوا فَاِنَّ لِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَكَانَ اللّٰهُ غَنِيًّا حَمِيدًا

ve li (a)llahi mā fī s-semāvāti ve mā fī l-erDi ve leḳad veSSaynā (e)lleƶīne ūtū l-kitābe min ḳablikum ve iyyākum eni tteḳū (a)llahe ve in tekfurū fe inne li (a)llahi mā fī s-semāvāti ve mā fī l-erDi ve kāne (a)llahu ğaniyyen Hamīden

Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Sizden önce kendilerine kitap verilenlere de, size de "Allah'a karşı gelmekten sakının" diye tavsiye ettik. Eğer inkar ederseniz, (bilin ki) göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. Allah, zengindir, övülmeye layıktır.

Nisa 4:135غَنِيًّاğaniyyenzengin

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا كُونُوا قَوَّامِينَ بِالْقِسْطِ شُهَدَاءَ لِلّٰهِ وَلَوْ عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ اَوِ الْوَالِدَيْنِ وَالْاَقْرَبِينَ اِنْ يَكُنْ غَنِيًّا اَوْ فَقِيرًا فَاللّٰهُ اَوْلٰى بِهِمَا فَلَا تَتَّبِعُوا الْهَوٰٓى اَنْ تَعْدِلُوا وَاِنْ تَلْوُٓ۫ا اَوْ تُعْرِضُوا فَاِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًا

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū kūnū ḳavvāmīne bi l-ḳisTi şuhedā'e li (a)llahi ve lev ǎlā enfusikum evi l-vālideyni ve l-eḳrabīne in yekun ğaniyyen ev feḳīran fe(a)llahu evlā bihimā fe lā tettebiǔ l-hevā en teǎ'dilū ve in telvū ev tuǎ'riDū fe inne (a)llahe kāne bimā teǎ'melūne ḣabīran

Ey iman edenler! Kendiniz, ana babanız ve en yakınlarınızın aleyhine de olsa, Allah için şahitlik yaparak adaleti titizlikle ayakta tutan kimseler olun. (Şahitlik ettikleriniz) zengin veya fakir de olsalar (adaletten ayrılmayın). Çünkü Allah ikisine de daha yakındır. (Onları sizden çok kayırır.) Öyle ise adaleti yerine getirmede nefsinize uymayın. Eğer (şahitlik ederken gerçeği) çarpıtırsanız veya (şahitlikten) çekinirseniz (bilin ki) şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.

لَغَنِيٌّ2 kez

İbrahim 14:8لَغَنِيٌّle ğaniyyunzengindir

وَقَالَ مُوسٰٓى اِنْ تَكْفُرُوا اَنْتُمْ وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَمِيعًا فَاِنَّ اللّٰهَ لَغَنِيٌّ حَمِيدٌ

ve ḳāle mūsā in tekfurū entum ve men fī l-erDi cemīǎn fe inne (a)llahe le ğaniyyun Hamīdun

Musa, şöyle dedi: "Siz ve yeryüzünde bulunanların hepsi nankörlük etseniz de gerçek şu ki, Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye layık olandır."

Ankebut 29:6لَغَنِيٌّle ğaniyyunzengindir

وَمَنْ جَاهَدَ فَاِنَّمَا يُجَاهِدُ لِنَفْسِهِ اِنَّ اللّٰهَ لَغَنِيٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ

ve men cāhede fe innemā yucāhidu li nefsihi inne (a)llahe le ğaniyyun ǎni l-ǎālemīne

Her kim cihad ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, alemlere muhtaç değildir.

مُغْنُونَ2 kez

İbrahim 14:21مُغْنُونَmuğnūnesavabilir

وَبَرَزُوا لِلّٰهِ جَمِيعًا فَقَالَ الضُّعَفٰٓؤُ۬ا لِلَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا اِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًا فَهَلْ اَنْتُمْ مُغْنُونَ عَنَّا مِنْ عَذَابِ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ قَالُوا لَوْ هَدٰينَا اللّٰهُ لَهَدَيْنَاكُمْ سَوَاءٌ عَلَيْنَا اَجَزِعْنَٓا اَمْ صَبَرْنَا مَا لَنَا مِنْ مَحِيصٍ

ve berazū li (a)llahi cemīǎn fe ḳāle D-Duǎfā'u li(e)lleƶīne stekberū innā kunnā lekum tebeǎn fe hel entum muğnūne ǎnnā min ǎƶābi (a)llahi min şey'in ḳālū lev hedānā (a)llahu le hedeynākum sevā'un ǎleynā e ceziǎ'nā em Sabernā mā lenā min meHīSin

İnsanların hepsi Allah'ın huzuruna çıkacak ve güçsüzler büyüklük taslayanlara diyecek ki: "Şüphesiz bizler size uymuştuk; şimdi siz az bir şey olsun, Allah'ın azabından bizi koruyabilecek misiniz?" Onlar da, "Eğer Allah bizi doğru yola eriştirseydi, biz de sizi doğru yola eriştirirdik. Şimdi sızlansak da, sabretsek de bizim için birdir. Artık bizim için hiçbir kurtuluş yoktur" derler.

Mü'min 40:47مُغْنُونَmuğnūnesavabilir-

وَاِذْ يَتَحَاجُّونَ فِي النَّارِ فَيَقُولُ الضُّعَفٰٓؤُ۬ا لِلَّذِينَ اسْتَكْبَرُوا اِنَّا كُنَّا لَكُمْ تَبَعًا فَهَلْ اَنْتُمْ مُغْنُونَ عَنَّا نَصِيبًا مِنَ النَّارِ

ve iƶ yeteHāccūne fī n-nāri fe yeḳūlu D-Duǎfā'u li(e)lleƶīne stekberū innā kunnā lekum tebeǎn fe hel entum muğnūne ǎnnā neSīben mine n-nāri

Ateşin içinde birbirleriyle tartışırlarken, zayıf olanlar, büyüklük taslayanlara, "Biz size uymuş kimselerdik. Şimdi şu ateşin bir kısmını üzerimizden kaldırabilir misiniz?" derler.

وَاسْتَغْنَى2 kez

Teğabun 64:6وَاسْتَغْنَىve steğnāmuhtaç olmadığını gösterdi

ذٰلِكَ بِاَنَّهُ كَانَتْ تَأْتِيهِمْ رُسُلُهُمْ بِالْبَيِّنَاتِ فَقَالُوا اَبَشَرٌ يَهْدُونَنَا فَكَفَرُوا وَتَوَلَّوْا وَاسْتَغْنَى اللّٰهُ وَاللّٰهُ غَنِيٌّ حَمِيدٌ

ƶālike bi ennehu kānet te'tīhim rusuluhum bi l-beyyināti fe ḳālū e beşerun yehdūnenā fe keferū ve tevellev ve steğnā (a)llahu ve(a)llahu ğaniyyun Hamīdun

Bu, peygamberlerinin, onlara apaçık mucizeler getirmeleri ve onların da, "(Bizim gibi) insanlar mı bizi doğru yola iletecekmiş?" deyip de inkar etmeleri ve yüz çevirmeleri sebebiyledir. Allah da hiçbir şeye muhtaç olmadığını göstermiştir. Allah, her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye layıktır.

Leyl 92:8وَاسْتَغْنٰىve steğnāve kendini zengin görürse

وَاَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنٰى

ve emmā men beḣile ve steğnā

(8-10) Fakat, kim cimrilik eder, kendini Allah'a muhtaç görmez ve en güzel sözü (kelime-i tevhidi) yalanlarsa, biz de onu en zor olana kolayca iletiriz.

اسْتَغْنٰى2 kez

Abese 80:5اسْتَغْنٰىsteğnākendisini muhtaç hissetmeyen

اَمَّا مَنِ اسْتَغْنٰى

emmā meni steğnā

Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;

Alak 96:7اسْتَغْنٰىsteğnāzengin (kendine yeterli)

اَنْ رَاٰهُ اسْتَغْنٰى

en rāhu steğnā

(6-7) Hayır, insan kendini yeterli gördüğü için mutlaka azgınlık eder.

يُغْنِ1 kez

Nisa 4:130يُغْنِyuğnizengin eder

وَاِنْ يَتَفَرَّقَا يُغْنِ اللّٰهُ كُلًّا مِنْ سَعَتِهِ وَكَانَ اللّٰهُ وَاسِعًا حَكِيمًا

ve in yeteferraḳā yuğni (a)llahu kullen min seǎtihi ve kāne (a)llahu vāsiǎn Hakīmen

Eğer ayrılırlarsa, Allah bol lütuf ve nimetiyle onların her birini zengin kılar (başkalarına muhtaç bırakmaz). Allah, lütfu geniş olandır. O, hüküm ve hikmet sahibidir.

يُغْنِيكُمُ1 kez

Tevbe 9:28يُغْنِيكُمُyuğnīkumusizi zengin edecektir

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُٓوا اِنَّمَا الْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ فَلَا يَقْرَبُوا الْمَسْجِدَ الْحَرَامَ بَعْدَ عَامِهِمْ هٰذَا وَاِنْ خِفْتُمْ عَيْلَةً فَسَوْفَ يُغْنِيكُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِهِ اِنْ شَاءَ اِنَّ اللّٰهَ عَلِيمٌ حَكِيمٌ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū innemā l-muşrikūne necesun fe lā yeḳrabū l-mescide l-Harāme beǎ'de ǎāmihim hāƶā ve in ḣiftum ǎyleten fe sevfe yuğnīkumu (a)llahu min feDlihi in şā'e inne (a)llahe ǎlīmun Hakīmun

Ey iman edenler! Allah'a ortak koşanlar ancak bir pislikten ibarettir. Artık bu yıllarından sonra, Mescid-i Haram'a yaklaşmasınlar. Eğer yoksulluktan korkarsanız, Allah dilerse lütfuyla sizi zengin kılar. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

اَغْنٰيهُمُ1 kez

Tevbe 9:74اَغْنٰيهُمُeğnāhumukendilerini zengin etti

يَحْلِفُونَ بِاللّٰهِ مَا قَالُوا وَلَقَدْ قَالُوا كَلِمَةَ الْكُفْرِ وَكَفَرُوا بَعْدَ اِسْلَامِهِمْ وَهَمُّوا بِمَا لَمْ يَنَالُوا وَمَا نَقَمُوا اِلَّٓا اَنْ اَغْنٰيهُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ مِنْ فَضْلِهِ فَاِنْ يَتُوبُوا يَكُ خَيْرًا لَهُمْ وَاِنْ يَتَوَلَّوْا يُعَذِّبْهُمُ اللّٰهُ عَذَابًا اَلِيمًا فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِ وَمَا لَهُمْ فِي الْاَرْضِ مِنْ وَلِيٍّ وَلَا نَصِيرٍ

yeHlifūne bi(a)llahi mā ḳālū ve leḳad ḳālū kelimete l-kufri ve keferū beǎ'de islāmihim ve hemmū bimā lem yenālū ve mā neḳamū illā en eğnāhumu (a)llahu ve rasūluhu min feDlihi fe in yetūbū yeku ḣayran lehum ve in yetevellev yuǎƶƶibhumu (a)llahu ǎƶāben elīmen fī d-dunyā ve l-āḣirati ve mā lehum fī l-erDi min veliyyin ve lā neSīrin

Bir şey söylemediklerine dair Allah'a yemin ediyorlar. Halbuki o küfür sözünü söylediler ve (sözde) müslüman olduktan sonra inkar ettiler. Ayrıca başaramadıkları şeye (peygamberi öldürmeye) de yeltendiler. Sırf, Allah ve Resulü kendi lütfu ile onları zengin kıldığı için intikam almaya kalktılar. Eğer tövbe ederlerse, kendileri için hayırlı olur. Şayet yüz çevirirlerse, Allah onları dünyada ve ahirette elem dolu bir azaba çarptıracaktır. Artık onlar için yeryüzünde ne bir dost, ne de bir yardımcı vardır.

اَغْنَتْ1 kez

Hud 11:101اَغْنَتْeğnetsağlayamadı

وَمَا ظَلَمْنَاهُمْ وَلٰكِنْ ظَلَمُوا اَنْفُسَهُمْ فَمَا اَغْنَتْ عَنْهُمْ اٰلِهَتُهُمُ الَّتِي يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ لَمَّا جَاءَ اَمْرُ رَبِّكَ وَمَا زَادُوهُمْ غَيْرَ تَتْبِيبٍ

ve mā Zelemnāhum ve lākin Zelemū enfusehum fe mā eğnet ǎnhum ālihetuhumu lletī yed'ǔne min dūni (a)llahi min şey'in lemmā cā'e emru rabbike ve mā zādūhum ğayra tetbībin

Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin azap emri gelince, Allah'ı bırakıp da taptıkları ilahları kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. İlahları onların sadece ziyanlarını artırdı.

اُغْنِي1 kez

Yusuf 12:67اُغْنِيuğnīsavamam

وَقَالَ يَابَنِيَّ لَا تَدْخُلُوا مِنْ بَابٍ وَاحِدٍ وَادْخُلُوا مِنْ اَبْوَابٍ مُتَفَرِّقَةٍ وَمَا اُغْنِي عَنْكُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ اِنِ الْحُكْمُ اِلَّا لِلّٰهِ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَعَلَيْهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ

ve ḳāle yā beniyye lā tedḣulū min bābin vāHidin ve dḣulū min ebvābin muteferriḳatin ve mā uğnī ǎnkum mine (a)llahi min şey'in ini l-Hukmu illā li (a)llahi ǎleyhi tevekkeltu ve ǎleyhi fe l yetevekkeli l-mutevekkilūne

Sonra da, "Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah'tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm ancak Allah'ındır. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de yalnız O'na tevekkül etsinler" dedi.

يُغْنِهِمُ1 kez

Nur 24:32يُغْنِهِمُyuğnihimuonları zengin eder

وَاَنْكِحُوا الْاَيَامٰى مِنْكُمْ وَالصَّالِحِينَ مِنْ عِبَادِكُمْ وَاِمَٓائِكُمْ اِنْ يَكُونُوا فُقَرَاءَ يُغْنِهِمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِهِ وَاللّٰهُ وَاسِعٌ عَلِيمٌ

ve enkiHū l-eyāmā minkum ve S-SāliHīne min ǐbādikum ve imāikum in yekūnū fuḳarā'e yuğnihimu (a)llahu min feDlihi ve(a)llahu vāsiǔn ǎlīmun

Sizden bekar olanları, kölelerinizden ve cariyelerinizden durumu uygun olanları evlendirin. Eğer bunlar yoksul iseler, Allah onları lütfuyla zenginleştirir. Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

يُغْنِيَهُمُ1 kez

Nur 24:33يُغْنِيَهُمُyuğniyehumukendilerini zengin edinceye

وَلْيَسْتَعْفِفِ الَّذِينَ لَا يَجِدُونَ نِكَاحًا حَتّٰى يُغْنِيَهُمُ اللّٰهُ مِنْ فَضْلِهِ وَالَّذِينَ يَبْتَغُونَ الْكِتَابَ مِمَّا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْ فَكَاتِبُوهُمْ اِنْ عَلِمْتُمْ فِيهِمْ خَيْرًا وَاٰتُوهُمْ مِنْ مَالِ اللّٰهِ الَّذِي اٰتٰيكُمْ وَلَا تُكْرِهُوا فَتَيَاتِكُمْ عَلَى الْبِغَاءِ اِنْ اَرَدْنَ تَحَصُّنًا لِتَبْتَغُوا عَرَضَ الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَمَنْ يُكْرِهْهُنَّ فَاِنَّ اللّٰهَ مِنْ بَعْدِ اِكْرَاهِهِنَّ غَفُورٌ رَحِيمٌ

ve l yesteǎ'fifi (e)lleƶīne lā yecidūne nikāHen Hattā yuğniyehumu (a)llahu min feDlihi ve(e)lleƶīne yebteğūne l-kitābe mimmā meleket eymānukum fe kātibūhum in ǎlimtum fīhim ḣayran ve ātūhum min māli (a)llahi elleƶī ātākum ve lā tukrihū feteyātikum ǎlā l-biğā'i in eradne teHaSSunen li tebteğū ǎraDe l-Hayāti d-dunyā ve men yukrihhunne fe inne (a)llahe min beǎ'di ikrāhihinne ğafūrun raHīmun

Evlenmeye güçleri yetmeyenler de, Allah kendilerini lütfuyla zengin edinceye kadar iffetlerini korusunlar. Sahip olduğunuz kölelerden "mükatebe" yapmak isteyenlere gelince, eğer onlarda bir hayır görürseniz onlarla mükatebe yapın. Allah'ın size verdiği maldan onlara verin. Dünya hayatının geçici menfaatlerini elde etmek için iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilinmelidir ki hiç şüphesiz onların zorlanmasından sonra Allah (onları) çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir.

الْاَغْنِيَٓاءِ1 kez

Haşr 59:7الْاَغْنِيَٓاءِl-eğniyā'izenginler

مَا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلٰى رَسُولِهِ مِنْ اَهْلِ الْقُرٰى فَلِلّٰهِ وَلِلرَّسُولِ وَلِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاكِينِ وَابْنِ السَّبِيلِ كَيْ لَا يَكُونَ دُولَةً بَيْنَ الْاَغْنِيَٓاءِ مِنْكُمْ وَمَا اٰتٰيكُمُ الرَّسُولُ فَخُذُوهُ وَمَا نَهٰيكُمْ عَنْهُ فَانْتَهُوا وَاتَّقُوا اللّٰهَ اِنَّ اللّٰهَ شَدِيدُ الْعِقَابِ

mā efā'e (a)llahu ǎlā rasūlihi min ehli l-ḳurā fe li (a)llahi ve li r-rasūli ve li ƶī l-ḳurbā ve l-yetāmā ve l-mesākīni ve bni s-sebīli key lā yekūne dūleten beyne l-eğniyā'i minkum ve mā ātākumu r-rasūlu fe ḣuƶūhu ve mā nehākum ǎnhu fe ntehū ve tteḳū (a)llahe inne (a)llahe şedīdu l-ǐḳābi

Allah'ın, (fethedilen) memleketlerin ahalisinden savaşılmaksızın peygamberine kazandırdığı mallar; Allah'a, peygambere, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlara aittir. O mallar, içinizden yalnız zenginler arasında dolaşan bir servet (ve güç) haline gelmesin diye (Allah böyle hükmetmiştir). Peygamber size ne verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan vazgeçin. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz, Allah'ın azabı çetindir.

يُغْنِيَا1 kez

Tahrim 66:10يُغْنِيَاyuğniyā(kocaları) savamadı

ضَرَبَ اللّٰهُ مَثَلًا لِلَّذِينَ كَفَرُوا امْرَاَتَ نُوحٍ وَامْرَاَتَ لُوطٍ كَانَتَا تَحْتَ عَبْدَيْنِ مِنْ عِبَادِنَا صَالِحَيْنِ فَخَانَتَاهُمَا فَلَمْ يُغْنِيَا عَنْهُمَا مِنَ اللّٰهِ شَيْـًٔا وَقِيلَ ادْخُلَا النَّارَ مَعَ الدَّاخِلِينَ

Derabe (a)llahu meṧelen li(e)lleƶīne keferū mraete nūHin ve mraete lūTin kānetā teHte ǎbdeyni min ǐbādinā SāliHayni fe ḣānetāhumā fe lem yuğniyā ǎnhumā mine (a)llahi şey'en ve ḳīle dḣulā n-nāra meǎ d-dāḣilīne

Allah, inkar edenlere, Nuh'un karısı ile Lut'un karısını örnek gösterdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikahları altında bulunuyorlardı. Derken onlara hainlik ettiler de kocaları, Allah'ın azabından hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara, "Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!" denildi.

يُغْنِيهِ1 kez

Abese 80:37يُغْنِيهِyuğnīhikendisine yeter

لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ

li kulli mriin minhum yevmeiƶin şe'nun yuğnīhi

(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

فَاَغْنٰى1 kez

Duha 93:8فَاَغْنٰىfe eğnāzengin etmedi mi?

وَوَجَدَكَ عَائِلًا فَاَغْنٰى

ve vecedeke ǎāilen fe eğnā

Seni ihtiyaç içinde bulup da zengin etmedi mi?