← Sureler

Mushaf — 396. Sayfa

‹
/ 604
›
28. Kasas Suresi

Kur'an'ı sana farz kılan Allah, şüphesiz seni dönülecek bir yere döndürecektir. De ki: "Rabbim hidayetle geleni ve apaçık bir sapıklık içinde olanı daha iyi bilir."

اِنَّ الَّذِي فَرَضَ عَلَيْكَ الْقُرْاٰنَ لَرَادُّكَ اِلٰى مَعَادٍ قُلْ رَبِّي اَعْلَمُ مَنْ جَاءَ بِالْهُدٰى وَمَنْ هُوَ فِي ضَلَالٍ مُبِينٍ

inne elleƶī feraDe ǎleyke l-ḳurāne le rādduke ilā meǎādin ḳul rabbī eǎ'lemu men cā'e bi l-hudā ve men huve fī Delālin mubīnin

Sen, bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Öyle ise kafirlere sakın arka çıkma.

وَمَا كُنْتَ تَرْجُٓوا اَنْ يُلْقٰٓى اِلَيْكَ الْكِتَابُ اِلَّا رَحْمَةً مِنْ رَبِّكَ فَلَا تَكُونَنَّ ظَهِيرًا لِلْكَافِرِينَ

ve mā kunte tercū en yulḳā ileyke l-kitābu illā raHmeten min rabbike fe lā tekūnenne Zehīran li l-kāfirīne

Allah'ın ayetleri sana indirildikten sonra, sakın seni onlardan çevirmesinler. Rabbine çağır ve sakın Allah'a ortak koşanlardan olma!

وَلَا يَصُدُّنَّكَ عَنْ اٰيَاتِ اللّٰهِ بَعْدَ اِذْ اُنْزِلَتْ اِلَيْكَ وَادْعُ اِلٰى رَبِّكَ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

ve lā yeSuddunneke ǎn āyāti (a)llahi beǎ'de iƶ unzilet ileyke ve d'ǔ ilā rabbike ve lā tekūnenne mine l-muşrikīne

Sen Allah ile beraber başka bir ilaha ibadet etme. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O'nun zatından başka her şey yok olacaktır. Hüküm yalnızca O'nundur ve kesinlikle O'na döndürüleceksiniz.

وَلَا تَدْعُ مَعَ اللّٰهِ اِلٰهًا اٰخَرَ لَا اِلٰهَ اِلَّا هُوَ كُلُّ شَيْءٍ هَالِكٌ اِلَّا وَجْهَهُ لَهُ الْحُكْمُ وَاِلَيْهِ تُرْجَعُونَ

ve lā ted'ǔ meǎ (a)llahi ilāhen āḣara lā ilāhe illā huve kullu şey'in hālikun illā vechehu lehu l-Hukmu ve ileyhi turceǔne

29. Ankebut Suresi

Elif Lam Mim.

الم

Elif, Lâm, Mîm

İnsanlar, "İnandık" demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.

اَحَسِبَ النَّاسُ اَنْ يُتْرَكُوا اَنْ يَقُولُوا اٰمَنَّا وَهُمْ لَا يُفْتَنُونَ

e Hasibe n-nāsu en yutrakū en yeḳūlū āmennā ve hum lā yuftenūne

Andolsun, biz onlardan öncekileri de imtihan etmiştik. Allah, doğru söyleyenleri de mutlaka bilir, yalancıları da mutlaka bilir.

وَلَقَدْ فَتَنَّا الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ فَلَيَعْلَمَنَّ اللّٰهُ الَّذِينَ صَدَقُوا وَلَيَعْلَمَنَّ الْكَاذِبِينَ

ve leḳad fetennā (e)lleƶīne min ḳablihim fe le yeǎ'lemenne (a)llahu (e)lleƶīne Sadeḳū ve le yeǎ'lemenne l-kāƶibīne

Yoksa kötülük yapanlar, bizden kaçıp kurtulacaklarını mı sandılar. Ne kötü hükmediyorlar!

اَمْ حَسِبَ الَّذِينَ يَعْمَلُونَ السَّيِّـَٔاتِ اَنْ يَسْبِقُونَا سَاءَ مَا يَحْكُمُونَ

em Hasibe (e)lleƶīne yeǎ'melūne s-seyyiāti en yesbiḳūnā sā'e mā yeHkumūne

Her kim Allah'a kavuşmayı umarsa, bilsin ki Allah'ın tayin ettiği o vakit elbette gelecektir. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

مَنْ كَانَ يَرْجُوا لِقَاءَ اللّٰهِ فَاِنَّ اَجَلَ اللّٰهِ لَاٰتٍ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ

men kāne yercū liḳā'e (a)llahi fe inne ecele (a)llahi lātin ve huve s-semīǔ l-ǎlīmu

Her kim cihad ederse, ancak kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz Allah, alemlere muhtaç değildir.

وَمَنْ جَاهَدَ فَاِنَّمَا يُجَاهِدُ لِنَفْسِهِ اِنَّ اللّٰهَ لَغَنِيٌّ عَنِ الْعَالَمِينَ

ve men cāhede fe innemā yucāhidu li nefsihi inne (a)llahe le ğaniyyun ǎni l-ǎālemīne