Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.

اِنَّمَا السَّبِيلُ عَلَى الَّذِينَ يَسْتَأْذِنُونَكَ وَهُمْ اَغْنِيَٓاءُ رَضُوا بِاَنْ يَكُونُوا مَعَ الْخَوَالِفِ وَطَبَعَ اللّٰهُ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ

innemā s-sebīlu ǎlā (e)lleƶīne yeste'ƶinūneke ve hum eğniyā'u raDū bi en yekūnū meǎ l-ḣavālifi ve Tabeǎ (a)llahu ǎlā ḳulūbihim fe hum lā yeǎ'lemūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اِنَّمَاinnemāancak
2السَّبِيلُs-sebīluس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep(kınanmasına) yol vardır
3عَلَىǎlā
4الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerin
5يَسْتَأْذِنُونَكَyeste'ƶinūnekeا ذ نkulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasretsenden izin isteyen
6وَهُمْve humonlar
7اَغْنِيَٓاءُeğniyā'uغ ن يİhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvettizengin oldukları halde
8رَضُواraDūر ض وOndan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı. Rıdvan - lütuf, kabul, iyilik, hoşa giden şey.onlar razı oldular
9بِاَنْbi en
10يَكُونُواyekūnūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolmağa
11مَعَmeǎberaber
12الْخَوَالِفِl-ḣavālifiخ ل فTakip etmek/ardından gelmek/başkasının yerine geçmek, yerine geçmek veya yerini almak, birine tedarikçi olmak/tedarik etmek, birine bir şeyi iade etmek veya değiştirmek, arkadan vurmak veya çarpmak, eşinin yokluğunda/arkasından başkasına meyletmek, birinin arkasından konuşmak/bahsetmek, geride kalmak/ileri gitmemek, tüm iyiliklerden mahrum kalmak, başarılı olamamak veya gelişememek, bozulmak veya kötüye gitmek, geri çekilmek/ayrılmak/uzaklaşmak, bir şeyden uzak durmak/kaçınmak/sakınmak, aptallaşmak/zeka eksikliği göstermek, huysuz/zor mizaçlı olmak, geride bırakmak, birini halef olarak atamak, biriyle anlaşamamak veya farklı düşünmek, birine karşı çıkmak veya muhalefet etmek, sözünü tutmamak/yerine getirmemek, karşılıklı takip etmek/dönüşümlü olmak/değişmek, sürekli ileri geri hareket etmek (gelip gitmek), farklı olmak/benzememekgeri kalan kadınlarla
13وَطَبَعَve Tabeǎط ب عMühürlemek/damgalamak/basmak/kazımak/baskı yapmak/damgalamak/şekillendirmek, kirletmek, paslandırmak, bir şeyin üzerini örtmek ve bir şeyin girmesini engellemek, bir şeye uyum sağlama/eğilim, uyuşuk/tembel/miskin olmak, utandırmak/onurunu kırmak, keskin zihin gücü olmamak, yani çok paslı kılıç gibi keskinliği olmamak, iyice/ağırca yüklemek, güçlü bir şekilde etki bırakmak.ve mühürledi
14اللّٰهُ(a)llahuAllah
15عَلٰىǎlāüzerini
16قُلُوبِهِمْḳulūbihimق ل بkalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulponların kalbleri
17فَهُمْfe humartık onlar
18لَا
19يَعْلَمُونَyeǎ'lemūneع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilmezler

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Suçlu sayılanlar, ancak zengin oldukları halde gelip senden izin isteyenlerdir. Onlar, geri kalanlarla kalmaya râzı olmuşlardır ve Allah, kalplerini mühürlemiştir, fakat anlamaz onlar.

Abdulkadir Gölpınarlı

Suçlu sayılanlar, ancak zengin oldukları halde gelip senden izin isteyenlerdir. Onlar, geri kalanlarla kalmaya râzı olmuşlardır ve Allah, kalplerini mühürlemiştir, fakat anlamaz onlar.

Adem Uğur

Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Çünkü onlar geri kalan kadınlarla beraber olmaya râzı oldular. Allah da onların kalplerini mühürledi, artık onlar (neyin doğru olduğunu) bilmezler.

Ahmed Hulusi

Ancak şunlar sorumlu tutulabilirler: Zengin oldukları halde (seninle cihada çıkmamak için) izin isterler. . . Onlar savaşa katılmayıp; geride kalan kadınlar, çocuklar, acizler ile beraber olmaya razı oldular. . . Allah da kalplerini mühürledi (şuurları kilitlendi). . . Artık onlar (hakikati) bilmezler.

Ahmet Tekin

Sorumluluk, ancak zengin oldukları halde, senden izin isteyenleredir. Onlar, savaşa giden orduya katılmayan, dışlanmış aşağılık bozguncularla birlikte kalmaya razı oldular. Allah da onların kalplerini, kafalarını anlayışsız hale getirdi.. Artık onlar doğruyu da, menfaatlerini de bilemezler.

Ahmet Varol

Ancak zengin oldukları halde senden izin isteyen ve geride kalanlarla birlikte olmaya razı olanların aleyhlerine yol vardır. Allah onların kalplerini mühürlemiştir; artık onlar anlamazlar.

Ali Bulaç

Yol, ancak o kimseler aleyhinedir ki, zengin oldukları halde (savaşa çıkmamak için) senden izin isterler ve bunlar geride kalanlarla birlikte olmayı seçerler. Allah, onların kalplerini mühürlemiştir. Bundan dolayı onlar, bilmezler.

Ali Fikri Yavuz

Muahazeye yol, ancak o kimseleredir ki, zengin oldukları halde, savaştan geri kalmak için senden izin isterler. Bunlar, kadınlarla beraber olmağa razı oldular. Allah da kalblerini mühürledi. Artık başlarına gelecek felâketi bilmezler.

Ali Rıza Safa

Ancak, varlıklı olmalarına karşın, senden izin isteyenlere vardır. Bunlar, geride kalanlarla birlikte olmayı seçtiler. Allah da yüreklerine damga vurdu; artık bilmezler.

Bayraktar Bayraklı

Sorumluluk sadece, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Çünkü onlar geri kalan kadınlarla beraber olmaya razı oldular. Allah da onların kalplerini mühürledi; artık onlar neyin doğru olduğunu bilemezler.

Bekir Sadak

Sorumluluk ancak, zengin olduklari halde senden izin isteyen, geride kalan kadinlarla bulunmaya razi olanlara ve Allah kalblerini muhurlemis oldugu icin bilmeyenleredir.

Celal Yıldırım

Kınama ve ayıplamaya yol, ancak zengin oldukları halde senden izin isteyip geriye kalanlar (kadınlarca beraber olmaya razı olanlardır. Allah da bunların kalblerini mühürledi ; artık (sonun ne olacağını) bilmezler.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sorumluluk sadece imkânları müsait olduğu halde senden izin isteyenler için vardır. Onlar geride kalanlarla beraber olmayı yeğlediler; Allah da onların kalplerini mühürledi; artık doğruyu bilemezler.

Diyanet İşleri

Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Bunlar, geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular. Allah da kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.

Diyanet İşleri (eski)

Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyen, geride kalan kadınlarla bulunmaya razı olanlara ve Allah kalblerini mühürlemiş olduğu için bilmeyenleredir.

Diyanet Vakfi

Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Çünkü onlar geri kalan kadınlarla beraber olmaya râzı oldular. Allah da onların kalplerini mühürledi, artık onlar (neyin doğru olduğunu) bilmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Kınamaya yol, ancak zengin oldukları halde geri kalmak için senden izin isteyenleredir. Bunlar geri kalanlarla beraber olmayı tercih ettiler. Allah da kalblerini mühürledi. Onlar, artık başlarına geleceği bilmezler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Asıl cezalandırma yolu zengin oldukları halde kalmak için senden izin isteyenleredir. Onlar, geride kalan kadınlarla beraber olmayı tercih ettiler. Allah da kalplerini mühürledi; artık başlarına geleceği bilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Muahazeye yol ancak o kimseleredir ki zengin oldukları halde kalmak için senden izin isterler, bunlar kadınlarla beraber olmağa razı oldular, Allah da kalplerini tabetti, de artık başlarına geleceği bilmezler

Erhan Aktaş

Ancak imkanları olduğu halde senden izin isteyenler kınanmalıdır. Onlar, geride kalanlarla beraber olmayı istediler. Allah da onların kalplerini mühürledi. Bu yüzden artık onlar yaptıkları yanlışı idrak etmezler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ancak imkanları olduğu halde senden izin isteyenler kınanmalıdır. Onlar, geride kalanlarla beraber olmayı istediler. Allah da onların kalplerini mühürledi. Bu yüzden artık onlar yaptıkları yanlışı idrak etmezler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ancak imkanları olduğu halde senden izin isteyenler kınanmalıdır. Onlar, geride kalanlarla beraber olmayı istediler. Allah da onların kalplerini mühürledi. Bu yüzden artık onlar yaptıkları yanlışı idrak etmezler.

Fizilal-il Kuran

Ancak zengin oldukları halde savaşa katılmamak üzere senden izin isteyenler, böylece savaşma gücünden yoksun olanlarla birlikte evlerinde oturmayı içlerine sindirenler kınanabilir suçlanabilirler. Allah onların kalplerini mühürlediği için neyin yararlı olduğunu bilmezler.

Gültekin Onan

Yol, ancak o kimseler aleyhinedir ki, zengin oldukları halde (savaşa çıkmamak için) senden izin isterler ve bunlar geride kalanlarla birtikte olmayı seçerler. Tanrı, onların kalplerini mühürlemiştir. Bundan dolayı onlar bilmezler.

Hamdi Döndüren

Buna göre sorumluluk ancak, zengin oldukları halde, senden izin isteyenleredir. Çünkü onlar, geri kalanlarla birlikte bulunmaya razı oldular. Allah da onların kalplerine (gaflet) mührü vurmuştur. Artık, onlar bilmezler.

Hasan Basri Çantay

(Muahazeye) yol ancak o kimselerdir ki zengin oldukları halde (yurdlarında kalmak için) senden izin isterler. Bunlar geri kalanlarla beraber olmıya rızaa gösterdiler. Allah da kalblerini mühürledi. Artık onlar (akıbetlerindeki acılığı) bilmezler.

Hasib Asutay

Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde, senden izin isteyenlerindir. Onlar, geri kalan (kadın ve çocuk)larla beraber olmaya razı oldular. Allah da onların kalplerini mühürledi, artık onlar bilmezler.

Hayrat Neşriyat

(Aleyhlerine) yol, ancak kendileri zengin kimseler oldukları hâlde (sırf cihâda gitmemek için) senden izin isteyenleredir. (Onlar) geride kalan (kadın)larla berâber olmaya râzı oldular; Allah da (isyanlarındaki inadları sebebiyle) onların kalblerini mühürledi; artık onlar (hakkı) bilmezler.

İbni Kesir

Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyen, geride kalan kadınlarla bulunmaya razı olanlara ve Allah kalblerini mühürlemiş olduğu için bilmeyenleredir.

Mehmet Okuyan

Sorumluluk sadece zengin oldukları hâlde senden izin isteyenlerin üzerinedir. (Çünkü) onlar geride kalan (kadın)larla birlikte olmaya razı oldular. (Bu nedenle) Allah da onların kalplerini mühürlemiştir; artık (gerçeği) bilemezler.

Muhammed Esed

Yalnızca, (savaşa katılmak için) her bakımdan müsait ve varlıklı oldukları halde senden (katılmamak yönünde) izin isteyenler haklı olarak kınanıp sorumlu tutulabilir. Böyleleri evde kalanlarla birlikte oturmayı yeğlediler; Allah da bu yüzden onların kalplerini mühürledi; öyle ki, artık (ne yaptıklarını) bilmiyorlar.

Mustafa İslamoğlu

Sorumluluk ancak, yeterli varlık sahibi olduğu halde senden izin isteyen kimseler için geçerlidir. Onlar geri kalanlarla birlikte bulunmayı içlerine sindirdiler, Allah da onların yüreklerini mühürledi: öyle ki, artık onlar yaptıklarının farkına dahi varmıyorlar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ancak muaheze yolu o kimseler üzerinedir ki, onlar zengin kimseler oldukları halde senden izin isterler, geriye kalanlar ile beraber olmaya razı olmuş bulunurlar. Allah Teâlâ da onların kalpleri üzerini mühürlemiştir. Artık onlar bilmezler.

Ömer Öngüt

Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyenleredir. Çünkü onlar geride kalan kadınlarla beraber olmaya râzı oldular. Allah da onların kalplerini mühürledi. Artık onlar bilmezler.

Suat Yıldırım

Ayıplamak gerekirse, zengin ve imkânlı olmalarına rağmen savaşa katılmamak için bahaneler ileri sürenler ayıplanmalıdır. İşte onlar geride kalan güçsüz kadınlarla beraber kalmaya razı oldular. Allah da onların kalblerini mühürledi. Artık onlar işlerin gerçek mahiyetini bilemezler.

Süleyman Ateş

Ancak şu kimselerin kınanmasına yol vardır ki, zengin oldukları halde (geri kalmak için) senden izin isterler. Geri kalan kadınlarla beraber olmağa razı oldular. Allah da onların kalblerini mühürledi; artık onlar bilmezler.

Süleymaniye Vakfı

Asıl sorumlu tutulacak olanlar, imkanları olduğu halde senden izin isteyenlerdir. Onlar kadınlarla beraber geride kalmaya razı oldular. Sanki Allah kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluşturmuş da bir şey bilmiyorlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sorumlu tutulacak olanlar, imkanları olduğu halde senden izin isteyenlerdir. Muhaliflerle birlikte kalmak bunların hoşuna gitmişti. Allah bunların kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluşturdu; artık bilemezler.

Şaban Piriş

Sorumluluk ancak, zengin oldukları halde senden izin isteyen, geride kalanlarla beraber bulunmaya razı olanlara ve Allah, kalplerini mühürlemiş olduğu için anlamayanlaradır.

Tefhim-ul Kuran

Yol, ancak o kimseler aleyhinedir ki, zengin oldukları halde (savaşa çıkmamak için) senden izin isterler ve bunlar geride kalanlarla birlikte olmayı seçerler. Allah, onların kalplerini mühürlemiştir. Bundan dolayı onlar, bilmezler.

Ümit Şimşek

Kınanacak olanlar, zengin oldukları halde senden izin isteyenlerdir. Onlar, geride kalanlarla beraber bulunmaktan hoşnut olmuşlardır. Onun için de Allah onların kalplerini mühürlemiştir; artık birşey bilemezler.

Yaşar Nuri Öztürk

Ancak şu kimseler aleyhine yol vardır: Zengin oldukları halde senden izin isterler. Arkada kalan kadınlarla beraber oturmaya razı olmuştur bunlar. Ve Allah, kalplerine mühür basmıştır, artık bilemezler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Yalnız varlı olduqları halda evdə qalmaq üçün səndən icazə almağa gələnlər danlanmalıdırlar. Onlar arxada qalanlarla birgə daldalanmağa razılaşdılar. Allah onların qəlbini möhürləmişdir. Məhz bu səbəbdən onlar özlərinin aqibətini bilməzlər.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Ancaq varlı olduqları halda (döyüşə getməmək üçün) səndən izin istəyənlər məzəmmətə layiqdirlər. Onlar (cihada getməyib) arxada qalanlarla (qadınlar və uşaqlarla) bir yerdə qalmağa razı oldular. Allah onların ürəklərini (qazandıqları günaha görə) möhürləmişdir. Buna görə də onlar (başlarına gələcək müsibəti) bilməzlər!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Zu tadeln sind jene, die dich bitten, sie zu entschuldigen, obwohl sie bemittelt sind. Es gefällt ihnen, mit den Zurückgebliebenen daheim zu bleiben. Gott hat ihre Herzen versiegelt, so daß sie nichts wissen.

Almanca — Der Edle Quran

Eine Möglichkeit (zu belangen) gibt es nur gegen diejenigen, die dich um Erlaubnis bitten, obwohl sie reich sind. Sie waren damit zufrieden, (zusammen) mit den zurückbleibenden Frauen zu sein. Allah hat ihre Herzen versiegelt, so daß sie nicht Bescheid wissen.

Almanca — M. A. Rassoul

Ein Vorwurf trifft nur jene, die dich um Erlaubnis bitten, obwohl sie reich sind. Sie sind damit zufrieden, bei den Zurückbleibenden zu sein. Allah hat ein Siegel auf ihre Herzen gelegt, so daß sie kein Wissen haben.

Almanca — Muhammad Zaidan

Etwas (zu mißbilligen), gibt es ausschließlich gegen diejenigen, die dich um Erlaubnis (zum Zurückbleiben) bitten, während sie reich sind. Sie waren einverstanden damit, unter den Zurückbleibenden zu sein, und ALLAH hat ihre Herzen versiegelt, so wissen sie nicht.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But the consequence is indeed incurred on those who are rich and yet they make excuses to claim exemption and do not contribute to Allah's cause. Satisfied in mind, they are pleased to remain behind together with the stay-at- home. Allah has impressed their hearts with dullness of comprehension, and therefore, they do not apprehend the voice from Heaven nor can they be provoked to apprehend virtue. They do not know what is true and by consequence do not know what is good.

Abdul Haleem

The ones open to blame are those who asked you for exemption despite their wealth, and who preferred to be with those who stay behind. God has sealed their hearts: they do not understand.

Abdullah Yusuf Ali

The ground (of complaint) is against such as claim exemption while they are rich. They prefer to stay with the (women) who remain behind: Allah hath sealed their hearts; so they know not (What they miss).

Abul A'la Maududi

[9:93] But there are grounds for reproach against those who seek leave to stay behind even though they are affluent. They are the ones who were content to be with the womenfolk who stay behind. Allah has set a seal on their hearts, leaving them bereft of understanding.

Aisha Bewley

There are only grounds against those who ask you for permission to stay when they are rich. They were pleased to be among those who were left behind. Allah has sealed up their hearts so they do not know.

Al-Hilali & Khan

The ground (of complaint) is only against those who are rich, and yet ask exemption.[1] They are content to be with (the women) who sit behind (at home) and Allâh has sealed up their hearts (from all kinds of goodness and right guidance) so that they know not (what they are losing).

Ali Quli Qarai

The blame lies only on those who ask leave of you [to stay behind] though they are well-off. They are pleased to be with those who stay back; Allah has set a seal on their hearts, so they do not know [the outcome of their conduct].

Amatul Rahman Omar

Blame shall lie only on those who beg leave of you though they are rich. They have chosen to be (numbered) with the misbehaved and worthless (folk). And Allâh has set a seal upon their hearts so that they are not aware (of their loss).

Arthur John Arberry

The way is open only against those who ask leave of thee, being rich; they are well-pleased to be with those behind; God has set a seal on their hearts, so they know not.

Bijan Moeinian

As for those who are rich enough to finance their participation in the expedition and still came to you asking your permission to stay behind with women, God has set a seal upon their hearts. Thus, they cannot understand [the repercussion of their cowardice behavior.]

E. Henry Palmer

Only is there a way against those who ask thee for leave, to stay at home while they are rich; content to be with those who are left behind; on whose hearts God has set a stamp, so that they should not know.

Edip-Layth

Indeed, the argument is against those who sought your permission to stay while they had the means. They accepted to be with those who remained behind; God stamped their hearts, for they do not know.

George Sale

But there is reason to blame those who ask leave of thee to sit at home, when they are rich. They are pleased to be with those who stay behind, and God hath sealed up their hearts; wherefore they do not understand.

Hamid S. Aziz

There is blame only against those who ask you for leave to stay at home while they are rich; content to be with the useless. Allah has sealed their heart so that they know not.

Mahmoud Ghali

Surely the way (i. e., among the women, who generally remain behind) is only against the ones who ask permission of you, (while) they are rich; they are satisfied to be with the ones tarrying behind; and Allah has stamped upon their hearts, so they do not know.

Marmaduke Pickthall

The road (of blame) is only against those who ask for leave of thee (to stay at home) when they are rich. They are content to be with the useless. Allah hath sealed their hearts so that they know not.

Mohamed Ahmed - Samira

Blame will lie on those who are rich yet ask your leave to stay behind. They prefer to stay with women who stay at home, and God seals their hearts; so they do not understand.

Muhammad Asad

Only they may rightly be reproached who asked thee for exemption even though they were fully able [to go to war]. They were well-pleased to remain with those who were left behind -wherefore God has sealed their hearts, so that they do not know [what they are doing].

Mustafa Khattab

Blame is only on those who seek exemption from you although they have the means. They preferred to stay behind with the helpless, and Allah has sealed their hearts so they do not realize ˹the consequences˺.

Progressive Muslims

Indeed, the argument is against those who sought your permission to stay while they were rich. They accepted to be with those who remained behind, and God stamps their hearts, for they do not know.

Sahih International

The cause [for blame] is only upon those who ask permission of you while they are rich. They are satisfied to be with those who stay behind, and Allah has sealed over their hearts, so they do not know.

Sam Gerrans

The path is but against those who ask leave of thee when they are sufficient, content to be with those who remain; and God has sealed their hearts, so they understand not.

Shabbir Ahmed

The way of blame is only against those who ask for your leave when they are rich and able-bodied. They are well pleased to be with those who are obliged to stay behind. They have caused Allah's Law of Requital to seal their hearts without knowing it.

Syed Vickar Ahamed

The reason (for blame) is against those who want exemption being that they are rich. They prefer to stay with those who remain behind: Allah has sealed their hearts; So they do not know.

Taqi Usmani

Blame lies, in fact, on those who ask you permission despite being rich. They are happy being with women who sit back. Allah has sealed their hearts; so they do not know.

The Monotheist Group

Indeed, the argument is against those who sought your leave while they were rich. They accepted to be with those who remained behind, and God stamps their hearts, for they do not know.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Il nʹy a de voie (de reproche à), vraiment, que contre ceux qui demandent dʹêtre dispensés, alors quʹils sont riches. Il leur plaît de demeurer avec celles qui sont restées à lʹarrière. Et Allah a scellé leurs cœurs et ils ne savent pas.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bêguman gunehkarî û riya cezadanê bes li ser wan e yên ku ji te destûrê dixwazin (ji bo neyên cîhadê) digel ku ew dewlemend in. Ew qayîl bûn ku digel rûniştiyan (jin û zarok û pîrekalan) bimînin. Xwedê jî mor li ser dilên wan xist, vêca ew (encama paşmayîna ji şer) nizanin (ka dê bibe çi!).

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Het verwijt treft slechts hen die ontheffing vragen terwijl zij rijk zijn. Het bevalt hun om bij de achterblijvers te zijn. God heeft hun harten verzegeld, dus hebben zij er geen weet van.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Maar er bestaat reden van gisping voor hen, die u verlof vragen, te huis te mogen blijven, als zij rijk zijn. Het behaagt hun met degenen te zijn, die achterblijven, en God heeft hunne harten dichtgezegeld; daarom begrijpen zij niet.

Hollandaca — Siregar

Voorwaar, slechts tegen degenen die jou om vrijstelling vragen terwijl zij rijk zijn, is er een weg (om hen te beschuldigen). Het behaagde hen om tot de thiuisblijvers te behoren en Allah heeft hun harten vergrendeld zodat zij niet weten.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Путь [грех и порицание] лежит только на тех, которые просят у тебя (разрешения) разрешение (остаться дома), а сами богаты. Они [эти богатые лицемеры] были довольны оказаться вместе с остающимися [с женщинами, детьми и теми, для кого есть оправдание], и наложена печать (лицемерия) на их сердца, и они не знают (какое страшное наказание ожидает их за оставление усердия на пути Аллаха).

Rusça — Osmanov

Заслуживают укора только те, которые просят тебя освободить их [от похода], будучи богатыми. Они были бы рады оказаться в числе оставшихся [дома]. Аллах наложил на их сердца печать [неведения], так что они не знают [, что творят].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

De enda som med rätta kan klandras är de välbärgade som ber om ditt tillstånd (att utebli). De var nöjda med att höra till dem som lämnades kvar, och Gud har förseglat deras hjärtan så att de inte vet (vilken väg de går).