خ ل ف (ḢLF)
H-l-f
مُتَأخِّر sona kalan, yerinin kusuru nedeniyle خَلْف diye adlandırılır. Onun için اَلْخَلْفُ الرَّدِيءُ [artakalan, değersiz]. Allah buyurur ki: فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ Onların arkasından yerlerine başka bir kuşak geçti (7/A’râf 169). Onun için: سَكَتَ ألْفًا وَنَطَقَ خَلْفًا Bin sustu ve pis konuştu (çok sustu ama konuşunca bir çuval inciri berbat etti) denir, yani sözün değersizini söyledi. İnsanın arkasından çıkan sesli yellenmeye de خُلْفَة denmektedir. Sözü bozulan ya da özünde bozuk olan kişi için de böyle denir.
تَخَلَّفَ فُلاَنٌ فُلاَناً deyimi, birisinden sonra gelmeyi ve onun yerine geçmeyi de ifâde eder. Bunun mastarı esre ile söylenen خِلاَفة kelimesidir. Ha’nın üstünlü okunmasıyla olanı ise, bozulmayı anlatır. Onun için خَلَفَ خَلاَفَة فَهُوَ خَالِف de bayağı/değersiz ukala demektir. Sonradan gelenin değersiz olanı خَلْف diye adlandırılır. فَخَلَفَ مِنْ بَعْدِهِمْ خَلْفٌ أضَاعُوا الصَّلاَةَ Bunların yerine namazı umursamayan kuşaklar geçti (19/Meryem 59).
Birisinin yerine geçip onun yerini doldurana da خَلَف adı verilir. خِلْفة ise, her birinin diğerinin yerine geçmesi şeklinde işleyen sistemdir. Allah buyurur ki: وَهُوَ الَّذِي جَعَلَ اللَّيْلَ وَالنَّهَارَ خِلْفَةً O, gece ile gündüzü birbirine ardışık yapmıştır (25/Furkân 62). Onların işi خِلْفَة şeklindedir denir ki, birbirinin ardından gelirler demektir. Şair şöyle der:
بِهَا اْلعِينُ وَاْلآرَامُ يَمْشِينَ خِلْفَةً
148- Orada el-İyn ve el-Ârâm vardır; art arda yürürler.
أصَابَتْهُ خِلْفَة ifâdesi, karın sancısına yakalanmaktan ve çok yürümekten kinâyedir. خَلَفَ فُلاَنٌ فُلاَناً onun yerine iş gördü demektir. Bu, onunla beraber de, ondan sonra da olabilir. Allah buyurur ki: وَلَوْ نَشَاءُ لَجَعَلْنَا مِنْكُمْ مَلاَئِكَةً فِي اْلأرْضِ يَخْلُفُونَ Eğer biz dileseydik, sizin yerinize, yeryüzünde melekler yaratırdık da sonra yerinize geçerlerdi (43/Zuhruf 60).
خِلاَفَة kelimesi, başkası adına onun görevini üstlenmeyi anlatır. Bu, ya yerine görev yapılan kişinin hazır olmamasından veya ölümünden ya da görevini ifâ etmekten aciz düşmesi yahut da yerine bırakılanın onurlandırılması nedeniyle yapılır. Yüce Allah, bu son maddeye göre dostlarını yeryüzünde halife kılmıştır. Allah buyurur ki: هُوَ الَّذِي جَعَلَكُمْ خَلاَئِفَ فِي اْلأرْضِ Sizleri yeryüzünde halifeler kılan (35/Fâtır 39); وَهُوَ الَّذِي جَعَلَكُمْ خَلاَئِفَ اْلأرْضِ Sizi yeryüzünün halifeleri yapan O’dur (6/En’âm 165); وَيَسْتَخْلِفُ رَبِّي قَوْماً غَيْرَكُمْ Rabbim, sizden başka bir kavmi halife yapar (11/Hûd 57).
خَلاَئِف kelimesi خَلِيفَة ’nin çoğuludur; خُلَفَاء ise, خَلِيف kelimesinin çoğuludur. Allah buyurur ki: يَا دَاوُودُ إِنَّا جَعَلْنَاكَ خَلِيفَةً فِي اْلأرْضِ Ey Davud! Biz seni yeryüzünde halife (hükümdar) yaptık (38/Sâd 26); وَجَعَلْنَاهُمْ خَلاَئِفَ Biz de onları halifeler yaptık (10/Yûnus 73); جَعَلَكُمْ خُلَفَاء مِنْ بَعْدِ قَوْمِ نُوحٍ Allah sizi Nuh kavminden sonra kalan halifler kıldı (7/A’râf 69).
اِخْتِلاَف ve مُخَالَفَة her bir kişinin davranış veya söz olarak başkasının tuttuğu yoldan farklı yolu tutturmasıdır.
خِلاَف kelimesi, ضِدّ kelimesinden daha geneldir. Zira her iki zıt şey birbirinden farklı olur, ama her iki farklı şey daima birbirine zıt olmayabilir. İnsanların sözdeki farklılıkları kimi zaman çekişmeye yol açtığından ihtilâf kavramı bazen istiâre yoluyla مُنَازَعَة (anlaşmazlık) ve مُجَادَلَة (tartışma) için de kullanılır.
Allah buyurur ki: فَاخْتَلَفَ اْلأحْزَابُ Çeşitli gruplar ayrılığa düştüler (19/Meryem 37); وَلاَ يَزَالُونَ مُخْتَلِفِينَ Onlar sürekli ayrılık içindedirler (11/Hûd 118); وَاخْتِلاَفُ أَلْسِنَتِكُمْ وَألْوَانِكُمْ Dillerinizin ve renklerinizin ayrı ayrı olması (30/Rûm 22); عَمَّ يَتَسَاءلُونَ عَنِ النَّبَإِ الْعَظِيمِ الَّذِي هُمْ فِيهِ مُخْتَلِفُونَ Birbirlerine neyi soruyorlar? O büyük haberi mi? Ki onlar onda ayrılığa düştüler (78/Nebe’ 1-3); إِنَّكُمْ لَفِي قَوْلٍ مُخْتَلِفٍ Siz, şüphesiz çeşitli görüştesiniz (51/Zâriyât 8); مُخْتَلِفاً ألْوَانُهُ Renkleri çeşitli olan (16/Nahl 13).
وَلاَ تَكُونُوا كَالَّذِينَ تَفَرَّقُوا وَاخْتَلَفُوا مِنْ بَعْدِ مَا جَاءهُمُ الْبَيِّنَاتُ Sakın kendilerine apaçık âyetler geldikten sonra parçalanıp çatışmaya düşenler gibi olmayınız (3/Âl-i İmrân 105); فَهَدَى اللّهُ الَّذِينَ آمَنُوا لِمَا اخْتَلَفُوا فِيهِ مِنَ الْحَقِّ بِإِذْنِهِ Bu arada Allah’ın izni ile mü’minleri, kâfirlerin üzerinde anlaşmazlığa düştükleri gerçeğe iletti (2/Bakara 213); وَمَا كَانَ النَّاسُ إِلاَّ أُمَّةً وَاحِدَةً فَاخْتَلَفُوا Tüm insanlar tek bir ümmetten ibaretti, sonra anlaşmazlığa düştüler (10/Yûnus 19) لَقَدْ بَوَّأْنَا بَنِي إِسْرَائِيلَ مُبَوَّأ صِدْقٍ وَرَزَقْنَاهُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِ فَمَا اخْتَلَفُوا حَتَّى جَاءَهُمُ الْعِلْمُ إِنَّ رَبَّكَ يَقْضِي بَيْنَهُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ فِيمَا كَانُوا فِيهِ يَخْتَلِفُونَ Gerçekten biz İsrailoğulları’nı güvenli bir yurda yerleştirdik. Onlara temiz rızıklar sunduk. Kendilerine bilgi gelinceye kadar anlaşmazlığa düşmemişlerdi. Şüphe yok ki, Rabbin kıyamet günü anlaşmazlığa düştükleri konularda haklarında hüküm verecektir (10/Yûnus 93)
وَلَيُبَيِّنَنَّ لَكُمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ مَا كُنْتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ Allah sizi bu yolla sınavdan geçirir. Kıyamet günü aranızdaki anlaşmazlık konularını size açıklayacaktır (16/Nahl 92); لِيُبَيِّنَ لَهُمُ الَّذِي يَخْتَلِفُونَ فِيهِ İnsanlar arasındaki tartışmalı konular Allah tarafından açıklığa kavuşturulsun (16/Nahl 39); وَإِنَّ الَّذِينَ اخْتَلَفُوا فِي الْكِتَابِ Bu kitap üzerinde görüş ayrılığına düşenler (2/Bakara 176); deniyor ki: خَلَفُوا fiilinin manası geri kaldılar demektir; tıpkı كَسَبَ iyilik kazandı ve اِكْتَسَبَ kötülük kazandı fiilleri gibi.
Kimisi de: Kitaba Yüce Allah’ın göndermediği birtakım şeyler karıştırdılar. Yüce Allah’ın: لاَخْتَلَفْتُمْ فِي الْمِيعَادِ Bu şekilde buluşamazdınız (8/Enfâl 42) sözünde geçen fiil ise, خِلاَف ayrılığa düşmek, hem de خِلْف peşpeşe gelmek anlamında olabilir. وَمَا اخْتَلَفْتُمْ فِِيهِ مِنْ شَيْءٍ فَحُكْمُهُ إِلَى اللَّهِ Görüş ayrılığına düştüğünüz herhangi bir meselede hüküm vermek Allah’a aittir (42/Şûrâ 10);فَأَحْكُمُ بَيْنَكُمْ فِيمَا كُنْتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ Ben anlaşmazlığa düştüğünüz konularda aranızda hüküm vereceğim (3/Âl-i İmrân 55); إِنَّ فِي اخْتِلاَفِ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ Gece ile gündüzün ardı ardına gelmesinde (10/Yûnus 6); yani her birinin diğerinin ardından gelmesi ve birbirlerini izlemeleridir.
خُلْف ise, sözüne aykırı davranmaktır. وَعَدَنِي فَأَخْلَفَنِي Bana söz verdi ama yerine getirmedi, yani vaat ettiğinin tersini yaptı. بِمَا أَخْلَفُوا اللّهَ مَا وَعَدُوهُ Allah’a verdikleri sözden caydıkları için (9/Tevbe 77); إِنَّ اللّهَ لاَ يُخْلِفُ الْمِيعَادَ Kuşku yok ki, Allah sözünden caymaz (13/Ra’d 31); فَأخْلَفْتُم مَوْعِدِي Bana verdiğiniz sözden caydınız (20/Tâhâ 86); قَالُوا مَا أخْلَفْنَا مَوْعِدَكَ بِمَلْكِنَا Biz sana verdiğimiz sözden irademizle caymadık dediler (20/Tâhâ 87).
أخْلَفْتُ فُلاَنًا Falanı geri kalmış buldum. إِخْلاَف Bir kişinin ardından diğerine su vermektir. أخْلَفَ الشَّجَر Ağaç yaprağını döktükten sonra tekrar yeşerdi demektir. Malı zayi olan kişiye أخْلَفَ اللهُ عَلَيْكَ denir ki, Allah sana onun yerini dolduracak olanı versin, demektir. خَلَفَ اللهُ عَلَيْكَ deyimi de senin ondan bir halifen oldu anlamına gelir. لاَ يَلْبَثُونَ خَلْفَكَ Senden sonra kalamazlar (17/İsrâ 76); yani, senden sonra.
Bu kelime خِلاَفَكَ şeklinde de okunmuştur ki, sana muhâlif olarak anlamına gelir. Yüce Allah’ın: أوْ تُقَطَّعَ أيْدِيهِمْ وَأرْجُلُهُم منْ خِلاَفٍ Ya birer el ve ayaklarının çapraz kesilmesi (5/Mâide 33) sözü ise, biri sağdan, diğeri soldan demektir.
خَلَّفْتهُ : Sözcüğü da arkamda bıraktım anlamına gelir. فَرِحَ الْمُخَلَّفُونَ بِمَقْعَدِهِمْ خِلاَفَ رَسُولِ اللّهِ Geride bırakılanlar Allah’ın Resûlüne aykırı düşerek oturmalarına sevindiler (9/Tevbe 81); yani muhâlefet ederek. وَعَلَى الثَّلاَثَةِ الَّذِينَ خُلِّفُوا Hükümleri ertelenen o üç kişinin de (9/Tevbe 118); قُلْ لِلْمُخَلَّفِينَ Savaştan geri kalanlara de ki (48/Fetih 16).
خَالِف kelimesi de, bir eksik veya kusur yüzünden geciken/geri kalandır. Buyurur ki: فَاقْعُدُوا مَعَ الْخَالِفِينَ Geri kalanlarla beraber oturunuz (9/Tevbe 83).
خَالِفة gerilerde olan çadırın direğidir; göçenlerin en sonunda yer aldığından kadın da kinâye yoluyla خَالِفة diye adlandırılır. Bunun çoğulu خَوَالِف şeklindedir. Allah buyurur ki: رَضُوا بِأَنْ يَكُونُوا مَعَ الْخَوَالِفِ Onlar evlerinde oturan güçsüzlerle birlikte kalmaya razı oldular (9/Tevbe 87).
وَجَدْتُ الْحَيَّ خَلوُفاً deyimi, kadınları erkeklerinden geri kalan kabileyi anlatır. خَلْف Keserin arka tarafında bulunan keskin yüzüdür ayrıca kaburgaların, arka tarafından karın hizasına kadar olan kısmına denir.
خِلاَف da bir ağaç türüdür, böyle sanıldığından ya da kendisi hakkında verilen bilgi ile görünüşü arasında uyuşmazlık olduğundan bu adı almıştır. Deve yetişmeye başladığından sonra مُخْلِفُ عَامٍ bir yaşını bitirmiş ve مُخْلِفُ عَامَيْن iki yaşını bitirmiş diye tanımlanır. Hz. Ömer şöyle der: لَوْلاَ الْخِلِّيفَى َلأذَّنْتُ Eğer halifelik olmasaydı, ezan okurdum. خِلِّيفَىkelimesi خِلاَفة demektir ve خَلَفَ fiilinin mastarıdır.