Sözlük

خ ل ق (ḢLG)

H-l-k

خَلْق kelimesinin aslı, doğru dürüst planlamadır. Bir şeyi herhangi bir aslı ve örneği olmaksızın yaratmaktır. Allah buyurur ki: خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَاْلأرْضَ Gökleri ve yeri yaratan (6/En’âm 1); yani onları yoktan yarattı. بَدِيعُ السَّمَاوَاتِ وَاْلأرْضِ O, göklerin ve yeryüzünün yoktan varedicisidir (2/Bakara 117) sözü de bu anlamını desteklemektedir. Ayrıca bir şeyi bir şeyden yaratmaya da خَلَق adı verilmektedir. Sözgelimi, خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ O sizi tek bir nefsten yarattı (4/Nisâ 1); خَلَقَ اْلإِنْسَانَ مِنْ نُطْفَةٍ O insanı bir nutfeden/saf sudan yarattı (16/Nahl 4); خَلَقْنَا اْلإِنْسَانَ مِنْ سُلاَلَةٍ Biz insanı süzme çamurdan yarattık (23/Mü’minûn 12); وَلَقَدْ خَلَقْنَاكُمْ Sizi biz yarattık (A’râf 11); وَخَلَقَ الْجَانَّ مِنْ مَارِجٍ Cinleri bir ateş korundan yaratmıştır (55/Rahmân 15).

اَلإِبْدَاع anlamındaki yaratma sadece Yüce Allah’a mahsustur; başkası için kullanılamaz. Onun için Yüce Allah ile diğerlerinin farklılığını anlatmak bağlamında der ki: أفَمَنْ يَخْلُقُ كَمَنْ لاَ يَخْلُقُ أفَلاَ تَذَكَّرُونَ Yaratan ile yaratmayan bir midir? Hâlâ ibret almayacak mısnız? (16/Nahl 17). İstihâle ile oluşan yaratmayı ise, Yüce Allah bazı durumlarda, Hz. İsa gibi, başkası için de kullanmıştır: وَإِذْ تَخْلُقُ مِنَ الطِّينِ كَهَيْئَةِ الطَّيْرِ بِإِذْنِي Hani benim iznimle çamurdan kuş şeklinde bir şeyler yaratıyordun (5/Mâide 110).

خَلْق kelimesi, insanların literatüründe sadece iki manada kullanılır.

Birisi, takdir anlamındadır. Şairin şu sözü gibi:

فَلأَنْتَ تَفْرِي مَا خَلَقْتَ وَبَعْ ***ضُ اْلقَوْمِ يَخْلُقُ ثُمَّ لاَ يَفْرِي

149- Sen yarattığın şeyi eşsiz yaratırsın

Bazı kimseler de yaratır ama eşsiz değil.

İkincisi ise, yalan için kullanılır. Yüce Allah’ın: وَتَخْلُقُونَ إِفْكاً Siz asılsız bir iftira yaratıyorsunuz (29/Ankebût 17) sözü gibi. Eğer, فَتَبَارَكَ اللَّهُ أحْسَنُ الْخَالِقِينَ Yaratıcıların en güzeli olan Allah ne de yücedir (23/Mü’minûn 14) sözü, Yüce Allah dışındaki varlıkların da yaratma ile nitelenmesinin doğru olduğunu göstermektedir, denecek olsa, ona şöyle cevap verilebilir: Bunun manası şudur: Takdir/plan yapanların en iyisidir ya da onların inançlarına ve kanaatlerine göre söylenmiş bir sözdür; zira onlar Allah’tan başkasının da yoktan var ettiğine inanır veya sanırlardı. Bu inançta olanlara âdeta şöyle denmiştir: Farz et ki, Allah dışında da yoktan var edenler ve yaratanlar vardır; bu inanca göre bile, Yüce Allah onların en iyi yaratanıdır.

Nitekim buyurur ki: خَلَقُوا كَخَلْقِهِ فَتَشَابَهَ الْخَلْقُ عَلَيْهِمْ Onun yarattığı gibi yarattılar, yaratılış onlara karışık geldi (13/Ra’d 16); وَلآمُرَنَّهُمْ فَلَيُغَيِّرُنَّ خَلْقَ اللّهِ Onlara kesin olarak emredeceğim, onlar da kesinlikle Allah’ın yaratışını bozacaklar (4/Nisâ 119) Bu bağlamda denmiştir: âyet, onların hadımlaştırmak, sakalları kesmek ve buna benzer müdahâlelerle yaratılışın şeklini bozmaya çalışmalarına işarettir. Allah’ın hükmünü değiştirmektir diyenler de vardır.

لاَ تَبْدِيلَ لِخَلْقِ اللَّهِ Allah’ın yaratmasında herhangi bir değişme olmaz (30/Rûm 30) sözü ise, onun takdirine ve kazasına işarettir. Kimileri ise, manası: Allah’ın yarattıklarında değiştirme olmaz şeklinde gelmiş bir nehiy/yasaklamadır. Yani, Allah’ın yarattıklarını değiştirmeyin, demektir. Yüce Allah’ın: وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُمْ Rabbinizin sizin için yarattığını terk ediyorsunuz (26/Şuarâ 166) sözü ise, kadınların önlerinden kinâyedir. Sözün niteliği bağlamında gelen her yaratma sözcüğünden maksat yalandır. Bu açıdan insanların pek çoğu Kur’ân için “yaratılma” ifâdesini kullanmaktan uzak durmuştur. Yüce Allah’ın: إِنْ هَذَا إِلاَّ خُلُقُ اْلأوَّلِينَ Bu, eskilerin uydurmalarından başka bir şey değildir (26/Şuarâ 137); مَا سَمِعْنَا بِهَذَا فِي الْمِلَّةِ اْلآخِرَةِ إِنْ هَذَا إِلاَّ اخْتِلاَقٌ Son zamanda bunu hiç duymadık; bu ancak bir uydurma olabilir (38/Sâd 7) sözleri de bu anlamdadır.

خَلْق kelimesi مَخْلوُق anlamında da kullanılır. خَلْق ile خُلْق aynı köktendir. شَرْب ile شُرْب ve صَرْم ile صُرْم gibi. Yalnız, خَلْق gözle görülebilen şekil, biçim ve çehreler için kullanılmaya tahsis edilmiştir. خُلُق ise, ancak basiret ile algılanabilen kuvvetler ve seciyeleri dile getirmeye tahsis edilmiştir. Allah buyurur ki: وَإِنَّكَ لَعَلَى خُلُقٍ عَظِيمٍ Ve sen yüce bir ahlaka sahipsin (68/Kalem 4); إِنْ هَذَا إِلاَّ خُلُقُ اْلأوَّلِينَ Bu, eski atalarımızdan kalan geleneklerden başka bir şey değildir (26/Şuarâ 137) sözünde خُلُقُ kelimesi خَلْقُ şeklinde de okunmuştur.

خَلاَق da, insanın ahlakıyla kazandığı erdemlere denir. Allah buyurur ki: مَا لَهُ فِي اْلآخِرَةِ مِنْ خَلاَقٍ Âhirette ise onun herhangi bir payı olmayacaktır (2/Bakara 102). Bu açıdan فُلاَنٌ خَليِقٌ بِكَذاَ denir ki, kişinin o huyla iç içe yaratıldığını anlatır. Bu da مَجْبوُلٌ عَلَى كَذَا şu huy üzere yaratılmış veya yaratılıştan bu işe eğilimli/yatkın anlamına gelir. Yıpranan, yırtılan elbise için خَلَقَ الثَّوْبَ وَأخْلَقَ، وَثَوْبٌ خَلَقٌ وَمُخْلَقٌ وَأَخْلاَقٌ kelimeleri kullanılır ki, bu yıpranan, çürüyen ip için حَبْلٌ أرْمَامٌ وَأرْمَاتٌ denmesi gibidir. Elbisenin yumuşaklığından örtü manası da düşünülmüştür. Bu açıdan جَبَلٌ أخْلَقُ örtülü dağ, صَخْرَةٌ خَلْقَاءُ örtülü kaya denmiştir. خَلَقْتُ الثَّوْبَ ifâdesi ise, elbiseyi yumuşatmak manasına gelir. اِخْلَوْلَقَ السَّحَابُ bulut yumuşadı deyimi de bundandır ya da o, şu huylara sahiptir sözünden alınmıştır.

خَلوُق ise, bir çeşit kokudur.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →