خ ل ص (ḢLṦ)
H-l-s
146- خِلاَصَ اْلخَمْرِ مِنْ نَسْجِ اْلفِدَام
146- Tıpkı içkinin süzüldüğü ibrikten süzüldüğü gibi.
Allah buyurur ki: وَقَالُوا مَا فِي بُطُونِ هَـذِهِ اْلأنْعَامِ خَالِصَةٌ لِذُكُورِنَا Yine onlar ‘Bu hayvanların karınlarındaki yavrular sadece erkeklerimize aittir, dediler (6/En’âm 139). Denir ki: هذا خالص وخالصة : Bu saftır: arıdurudur; tıpkı دَاهِيَة ve رَاوِيَة formları gibi. Yüce Allah’ın: فَلَمَّا اسْتَيْأسُوا مِنْهُ خَلَصُوا نَجِيّاً Ondan umut kesince, aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler (12/Yûsuf 80) sözünde ise, diğerlerinden ayrılarak yalnız başlarına kaldıklarında demektir. وَنَحْنُ لَهُ مُخْلِصُونَ Biz ona içtenlikle bağlı olduğumuz hâlde (2/Bakara 139) ve إِنَّهُ مِنْ عِبَادِنَا الْمُخْلَصِينَ O, hiç kuşkusuz, bize içten bağlı, seçkin bir kulumuzdu (12/Yûsuf 24) âyetleri de, Müslümanların ihlasını anlatır. Buna göre onlar, Yahudilerin iddia ettikleri teşbihten ve Hıristiyanların uydurdukları teslisten berîdir.
Aynı anlamda Yüce Allah: مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ Ona içtenlikle bağlı [dini sadece ona has kılmış] olarak (7/A’râf 29); لقَدْ كَفَرَ الَّذِينَ قَالُوا إِنَّ اللّهَ ثَالِثُ ثَلاَثَةٍ Allah üçün üçüncüsüdür diyenler de kesinlikle kâfir olmuşlardır (5/Mâide 73); وَأخْلَصُوا دِينَهُمْ لِلّهِ Sırf Allah’a bağlanan bir dindarlığı benimseyenler (4/Nisâ 146); إِنَّهُ كَانَ مُخْلَصاً وَكَانَ رَسُولاً نبِيّاً O tarafımızdan seçilmişti ve bir Resûl, bir nebiydi (19/Meryem 51) buyurmaktadır. Bunlar birbirine benzer anlamlara işaret etmektedir. Öyle ise, ihlasın hakikati, Allah dışındaki her şeyden uzakltır.