خ س ر (ḢSR)
H-s-r
İşte Yüce Allah’ın apaçık hüsran diye nitelediği de budur: الَّذِينَ خَسِرُوا أَنْفُسَهُمْ وَأهْلِيهِمْ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ألاَ ذَلِكَ هُوَ الْخُسْرَانُ الْمُبِينُ Ziyana uğrayanlar, kıyamet günü hem kendilerini, hem de ailelerini ziyana sokanlardır. Dikkat edin, işte bu, apaçık bir ziyandır (39/Zümer 15); وَمَنْ يَكْفُرْ بِهِ فَأُوْلَـئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ Onu inkâr edenler ise, hüsrana uğrayanlardır (2/Bakara 121); الَّذِينَ يَنْقُضُونَ عَهْدَ اللَّهِ مِنْ بَعْدِ مِيثَاقِهِ وَيَقْطَعُونَ مَا أمَرَ اللَّهُ بِهِ أنْ يُوصَلَ وَيُفْسِدُونَ فِي اْلأرْضِ أُولَـئِكَ هُمُ الْخَاسِرُونَ Onlar ki, Allah’a vermiş oldukları sözü kesin bir ahit hâline getirdikten sonra bozarlar, Allah’ın sürdürülmesini emretmiş olduğu ilişkileri keserler ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarırlar. İşte onlar hüsrana uğrayanlardır (2/Bakara 27).
فَطَوَّعَتْ لَهُ نَفْسُهُ قَتْلَ أخِيهِ فَقَتَلَهُ فَأصْبَحَ مِنَ الْخَاسِرِينَ Buna rağmen, öbür kardeş ihtiraslarına boyun eğerek kardeşini öldürdü ve böylece hüsrana uğrayanlardan oldu (5/Mâide 30); وَأقِيمُوا الْوَزْنَ بِالْقِسْطِ وَلاَ تُخْسِرُوا الْمِيزَانَ Teraziyi adaletle tutunuz ve tartıda azaltmaya gitmeyiniz (55/Rahmân 9) âyetlerinde geçen خُسْرَان kelimesi ise, terazi/ölçüde adaleti gözetmeye ve aldıklarında terazide haksızlık yapmaktan sakınmaya işaret olabilir.
Bu, kıyamette terazisinin hüsrana uğramasına yol açmayacak ve hakkında: وَمَنْ خَفَّتْ مَوَازِينُهُ Kimin de tartıları hafif kalırsa (7/A’râf 9) sözünde dendiği gibi, denmesine neden olmayacak şeyleri yapmaya/almaya işaret de olabilir. Her iki anlam da diğerini gerektirmektedir. Yüce Allah’ın Kur’ân’da sözünü ettiği her خُسْرَان bu son anlamdadır; dünyalık kazançlar ve beşeri ticaret ile ilgili husrân/zarar, ziyan değildir.