خ م ر (ḢMR)
H-m-r
Rivâyette: خَمِّرُوا آنِيَتَكُمْ Kaplarınızı örtünüz denmiştir.
أخْمَرْتُ اْلعَجِينَ deyimi de hamura خَمِير adı verilen içkiyi katmak anlamına gelir. خَمِيرة daha önce örtülü olduğundan bu adı almaktadır. İnsanların himarına girmek, onların içine girildiğinde saklayan/kaybeden topluluğu içine girmektir.
خَمْر yani içki ise, aklın işleyiş mekânizmasını örttüğünden bu adı almıştır. Kimilerine göre o, her sarhoş eden şeyin adıdır. Bazıları ise, sadece üzüm ve hurmadan elde edilmiş olan sarhoş ediciler için kullanılan bir isimdir, derler. Çünkü Pygamberden (sas): اَلْخَمْرُ مِنْ هَاتَيْنِ الشَّجَرَتَيْنِِ: اَلنَّخْلَةِ وَالْعِنَبَةِ Hamr, şu iki ağaçtan olur: Hurma ve üzüm. Bazıları ise, onu bu suların kaynatılmamış olanının adı sayarlar. Öte yandan bu hamr adını kaldıracak olan kaynatmanın derecesi de ihtilâf konusudur.
خُمَار kelimesi de, içkiden doğan hastalık demektir. Bu kelimenin formu da زُكَام nezle ve سُعاَل öksürük gibi hastalık kalıplarında verilmiştir. Koku için kullanılan خُمْرَة الطِّيبِ de bu kokunun güzelliğini anlatır. خَامَرَهُ ve خَمَرَهُ bir kişiyle düşüp kalkmak ve ondan ayrılmamaktır. Bundan bir istiâre olarak:
151- لاَ تَقْبِرُونِي إنَّ قَبْرِي مُحَرَّمٌ
عَلَيْكَمْ وَلَكِنْ خَامِرِي أُمَّ عَامِرٍ
151- [Siz beni gömmeyiniz, beni gömmek size haramdır]
Aksine beni dostum Ümmü Âmir’in ellerine bırakın, denmiştir.