Sözlük

خ و ف (ḢWF)

H-v-f

خَوْف yani, korku, zanna ya da bilgiye dayanan bir işaretten yola çıkarak istenmeyen bir şeyin meydana geleceğini beklemektir. Tıpkı, رجَاء ve طَمَع kelimelerinin zanna veya bilgiye dayanan bir işaretten yola çıkarak istenen bir şeyin meydana geleceğini beklemek anlamına geldiği gibi.

خَوْف (Korku) kelimesinin zıddı, أمْن (güven) kelimesidir. Bu hem dünyevî hem de uhrevî işlerde kullanılır. Allah buyurur ki: وَيَرْجُونَ رَحْمَتَهُ وَيَخَافُونَ عَذَابَهُ Onun rahmetine gönül bağlarlar ve azabından korkarlar (17/İsrâ 57); وَكَيْفَ أخَافُ مَا أَشْرَكْتُمْ وَلاَ تَخَافُونَ أَنَّكُمْ أشْرَكْتُمْ بِاللّهِ Siz Allah’a ortak koşmaktan korkmazken ben sizin ortak koştuklarınızdan nasıl korkarım (6/En’âm 81); تَتَجَافَى جُنُوبُهُمْ عَنِ الْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفاً وَطَمَعاً Yanlarını yataklardan ayırıp kalkarlar, korkarak ve ümit ederek Rabb’lerine dua ederler (32/Secde 16); وَإِنْ خِفْتُمْ ألاََّ تُقْسِطُوا Eğer adaletin gereğini yapmamaktan korkarsanız (4/Nisâ 3); وَإِنْ خِفْتُمْ شِقَاقَ بَيْنِهِمَا Eğer onların anlaşmazlığından korkarsanız (4/Nisâ 35); bu âyetteki, خِفْتُمْ sözcüğü bilirseniz diye açıklanmıştır. Bunun gerçek anlamı ise, durumu bildiğinizden içinize bir korku düşerse şeklindedir.

Allah’tan korkmaktan maksat, ilk akla gelen manadaki رُعْب ürkmek, aslandan korkmak gibi bir şey değildir. Aksine, bundan maksat, günâhlardan uzak durmak ve emrettiklerini tercih edip yerine getirmektir. Onun için, لاَ يُعَدُّ خَائِفًا مَنْ لَمْ يَكُنْ لِلذُّنُوبِ تَارِكًا günâhları terk etmeyen Allah’tan korkuyor sayılmaz denmiştir. Yüce Allah’tan korkmaya teşvik etmek de, ondan sakınmaya teşvik etmektir.

Yüce Allah’ın: ذَلِكَ يُخَوِّفُ اللَّهُ بِهِ عِبَادَهُ Allah, bununla kullarını korkutur (39/Zümer 16) sözü de bu anlamdadır. Yüce Allah, şeytandan korkmayı ve onun korkutmasından etkilenmeyi yasaklamıştır: إِنَّمَا ذَلِكُمُ الشَّيْطَانُ يُخَوِّفُ أوْلِيَاءهُ فَلاَ تَخَافُوهُمْ وَخَافُونِ إِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِنِينَ O şeytan sizi yardakçıları ile korkutur, o hâlde eğer gerçekten mü’min iseniz onlardan değil, benden korkunuz (3/Âl-i İmrân 175); yani, herhangi bir şeytanın emrine uymayın, Allah’ın emrine uyun.

تَخَوَّفْنَاهُمْ deyimi, onları öyle kusurlu/eksik gösterdik ki, bunun bir sonucu olarak korkmaya başladılar demektir. Yüce Allah’ın: وَإِنِّي خِفْتُ الْمَوَالِيَ مِنْ وَرَائِي Benden sonra yerime geçecek yakınlarımdan yana endişeliyim (19/Meryem 5) sözündeki korku ise, onların şeriata uymamaları, dinin nizamını korumamalarına yönelik bir endişedir. Bazı cahillerin sandığı gibi, malına varis olacak kimsesinin olmaması değildir. Dünyevî sanatlar Peygamberlerin (sas) üzerinden titreyecekleri şeylerden daha değersizdir.

خِيفَة ise, insanın korktuğu hâli anlatan bir kelimedir. Allah buyurur ki: فَأوْجَسَ فِي نَفْسِهِ خِيفَةً مُوسَى قُلْنَا لاَ تَخَفْ Bunun üzerine Musa’nın içine korku düştü. Biz de ona dedik ki: Korkma (20/Tâhâ 67-68). Yüce Allah’ın: وَالْمَلاَئِكَةُ مِنْ خِيفَتِهِ Melekler de O’nun korkusundan (13/Ra’d 13) sözünde خِيفَتِه kelimesi خَوْف (korku) anlamında kullanılmıştır. تَخَافُونَهُمْ كَخِيفَتِكُمْ أنْفُسَكُمْ Birbirinizden çekindiğiniz gibi çekindiğiniz (30/Rûm 28) sözünde geçen كَخِيفَتِكُمْ ifâdesi ise, korkunuz gibi demektir. Özellikle خِيفَة kelimesinin kullanılması, korkularının kendilerinden ayrılmaz bir hâl aldığına dikkat çekmek içindir.

تَخَوُّف da insanın korktuğunun açığa çıkmasıdır. Allah buyurur ki: أوْ يَأْخُذَهُمْ عَلَى تَخَوُّفٍ ya da korkulu bir bekleyiş hâlindelerken başlarına gelmeyeceğinden emin midirler? (16/Nahl 47).

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →