خ ز ن (ḢZN)
H-z-n
Yüce Allah’ın: فَأَسْقَيْنَاكُمُوهُ وَمَا أَنْتُمْ لَهُ بِخَازِنِينَ Su ihtiyacınızı karşıladık. Yoksa su kaynağını oluşturan siz değilsiniz (15/Hicr 22) sözüne gelince, deniyor ki: Anlamı: Şükür ile onu koruyanlar olmadınız, şeklindedir. Kimileri ise, der ki: Yüce Allah’ın: أفَرَأيْتُمُ الْمَاء الَّذِي تَشْرَبُونَ أَ أَنْتُمْ أَنْزَلْتُمُوهُ Şu içtiğiniz suyu görüyor musunuz? Onu siz mi indiriyorsunuz? (Vâkıa 69-70) sözünde haber verdiği şeye işarettir.
خَزَنَة ise, خَازِن kelimesinin çoğuludur. Allah buyurur ki: وَقَالَ لَهُمْ خَزَنَتُهَا Oranın kapıcıları onlara der (39/Zümer 71 ve 73); bu da cehennemin sıfatı ve cennetin sıfatı hakkındaki âyetlerde geçer. لاَ أقُولُ لَكُمْ عِنْدِي خَزَآئِنُ اللّهِ Ben size Allah’ın hazineleri bendedir de demiyorum (6/En’âm 50); yani, insanlardan esirgediği makdurâtı elimde demiyorum; zira, خَزْن kelimesi bir çeşit menetmedir. Kimisi ise: Onun “ol” sözüdür, derler. Et için kullanılan اِدِّخَار kelimesinin aslı, saklamaktır; kinâye yoluyla onun koktuğunu anlatır ve bu bağlamda خَزِنَ الّلَحْمُ denir ki, et koktu demektir. Bazen bu kelime “nûn” harfi öne alınarak خَنَزَ [haneze] şeklinde de söylenir.