خ ش ب (ḢŞB)
H-ş-b
Allah buyurur ki: كَأنَّهُمْ خُشُبٌ مسَنَّدَةٌ Onlar sanki duvara dayandırılmış kütük gibidirler (63/Münâfikûn 4); burada münafıklar, güçlerinin azlığından kütüklere benzetilmişlerdir. Âyette geçen خُشُب ise, خَشَب odun kelimesinin çoğuludur; خَشَبْتَ السَّيْفَ lafzından alınarak denmiştir ki, kılıcı bir parlatıcı olan خَشَب ile cilalamayı/parlatmayı anlatır.
سَيْفٌ خَشِيبٌ yakın zamanda cilalanmış kılıç demektir. جَمَلٌ خَشِيبٌ cilalanmış kılıca benzetilerek söylenmiş bir mecaz olup henüz binilmemiş deveyi anlatır.
تَخَشْيَبَ اْلإبِلُ deve, odun parçalarını yedi demektir.
جَبْهَة ٌخَشْبَاءُ odun gibi kuru alın demektir; bu ifâde, utanmayan kişi için kullanılır. Nedeni ise, alnın bazen kayaya benzetilmiş olmasındandır. Bu anlamda şair:
وَالصَّخْرُ هَشٌّ عِنْدَ وَجْهِكَ فِي الصَّلاَبَةِ
139- Kaya, yüzünün sertliği yanında yumuşak kalır.
مَخْشُوب ise, odun karıştırılmış şey demektir ve adi şeyleri anlatmak için kullanılır.