ر ض و (RĐW)
R-d-y
Allah buyurur ki: رَضِيَ اللّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُ : Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O’ndan razı olmuşlardır (5/Mâide 119); لَقَدْ رَضِيَ اللَّهُ عَنِ الْمُؤْمِنِينَ إِذْ يُبَايِعُونَكَ تَحْتَ الشَّجَرَةِ : Andolsun o ağacın altında sana bey’at ederlerken Allah, mü’minlerden razı olmuştur (48/Fetih 18); وَرَضِيتُ لَكُمُ الإِسْلاَمَ دِينًا : Size din olarak İslâm’a razı oldum (5/Mâide 3); أَرَضِيتُم بِالْحَيَاةِ الدُّنْيَا مِنَ الآخِرَةِ : Âhirettense dünya hayatına mı razı oldunuz? (9/Tevbe 38); يُرْضُونَكُم بِأَفْوَاهِهِمْ وَتَأْبَى قُلُوبُهُمْ : Ağızlarıyla sizi razı ederler, fakat kalpleri (sizi) istemez (9/Tevbe 8). ذَلِكَ أَدْنَى أَنْ تَقَرَّ أَعْيُنُهُنَّ وَلا يَحْزَنَّ وَيَرْضَيْنَ بِمَا آتَيْتَهُنَّ كُلُّهُنَّ : Onların gözlerinin aydınlanıp tasalanmamalarına ve hepsinin, senin verdiklerine razı olmalarına en elverişli olan budur (33/Ahzâb 51).
رِضْوَان : Çok olan rıza anlamındadır. En büyük rızanın da Allah’ın rızası olmasından dolayı, Kur’ân’da رِضْوَان sözcüğü Allah’tan olan rızaya tahsis edilmiştir: وَرَهْبَانِيَّةً ابْتَدَعُوهَا مَا كَتَبْنَاهَا عَلَيْهِمْ إِلاَّ ابْتِغَاءَ رِضْوَانِ اللَّهِ : İcâd ettikleri ruhbanlığı, biz onlara yazmamıştık, yalnız Allah’ın rızasını kazanmak için ortaya çıkardılar (57/Hadid 27); يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا : Allah’ın lütuf ve rızasını isterler (48/Fetih 29); يُبَشِّرُهُمْ رَبُّهُمْ بِرَحْمَةٍ مِنْهُ وَرِضْوَانٍ : Rableri onlara, kendisinden bir rahmet ve rızayı müjdeler (9/Tevbe 21). إِذَا تَرَاضَوْا بَيْنَهُمْ بِالْمَعْرُوفِ : Kendi aralarında güzelce anlaştıkları takdirde (2/Bakara 232); yani onlardan her biri diğerine olan rızasını gösterir ve onu kabullenirse.