ر ب و (RBW)
R-b-v
Allah buyurur ki: فَإِذَا أَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ : Biz onun üzerine su indirdiğimiz zaman, harekete geçer, kabarır (22/Hac 5). Yani beslenenin arttığı gibi artar. فَاحْتَمَلَ السَّيْلُ زَبَدًا رَابِيًا : Sel üste çıkan köpüğü taşıdı (13/Ra’d 17); فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةً رَابِيَةً : Allah onları şiddeti gittikçe artan bir şekilde yakaladı (69/Hâkka 10). أَرْبَى عَلَيْهِ : Onu yukarıdan gözetledi. Şu söz de bu anlamdandır: رَبَيْتُ الْوَلَدَ فَرَبَا : Çocuğu yetiştirdim.
Bazılarına göre رَبَيْتُ fiilinin aslı, mudaaftır; tahfif için kalbedilmiştir. Tıpkı تَظَنَّنْتُ fiilinin, تَظَنَّيْتُ şekline dönüştüğü gibi. رَبَا : Ana mala yapılan artıştır. Ancak şeriatta, (muamelelerde) iki taraftan sadece biri üzerine yapılan artışa tahsis edilmiştir.
Artış nokta-i nazarından Allah buyurur ki: وَمَا آتَيْتُم مِنْ رِبًا لِيَرْبُوَ فِي أَمْوَالِ النَّاسِ فَلا يَرْبُو عِنْدَ اللهِ : İnsanların malları içinde, artması için verdiğiniz ribâ, Allah katında artmaz (30/Rûm 39). Yüce Allah; يَمْحَقُ اللهُ الرِّبَا وَيُرْبِي الصَّدَقَاتِ : Allah, ribâyı mahveder, sadakaları artırır (2/Bakara 276) sözüyle bereket diye tabir edilen makul artışın ribâdan kaldırıldığına dikkat çekmektedir. Bundan dolayı Yüce Allah onun zıddı konusunda şöyle buyurmaktadır: وَمَا آتَيْتُم مِنْ زَكَاةٍ تُرِيدُونَ وَجْهَ اللهِ فَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُضْعِفُونَ : Allah’ın rızasını isteyerek verdiğiniz zekât(a gelince); işte (onu verenler sevâplarını ve mallarını) kat kat artıranlardır (30/Rûm 39).
أُرْبِيَّتَان : Baldırın iç kısmında kabarık iki et parçasıdır. Kişinin yukarıya doğru çıkışı tasavvur edilerek nefes darlığına رَبْو denmiştir. Bundan dolayı; هُوَ يَتَنَفَّسُ الصُّعَدَاءَ : O uzun uzun nefes alır/zorlukla nefes alır, denir. رَبِيئَة , ise öncü anlamındadır. Bu kelimenin sonu hemze’lidir, dolayısıyla ele aldığımız kavramla alakası yoktur.