ر غ م (RĞM)
R-ğ-m
إِذَا رَغِمَتْ تِلْكَ اْلأُنُوفُ لَمْ اَرْضِهَا *** وَلَمْ أَطْلُبْ الْعُتْبَى وَلَكِنْ أَزِيدُهَا -194
194- Bu burunlar öfkelendiğinde onları razı edemem,
Utbâ/rıza da dileyemem, onu ancak arttırırım.
Şiirde bu kelimenin karşısında rıza’nın getirilmesi, onun kızgınlık anlamında olduğuna işaret etmektedir. Bu anlamda şöyle denilmektedir: أَرْغَمَ اللهُ أَنْفَهُ وَأَرْغَمَهُ : Allah onu öfkelendirdi/öfkelendirsin. رَاغَمَهُ : Onu öfkelendirdi; her biri diğerini öfkelendirmeye çalıştı. مُرَاغَمَة kelimesi, istiâre yoluyla tartışma anlamında da kullanılır.
وَمَنْ يُهَاجِرْ فِي سَبِيلِ اللّهِ يَجِدْ فِي اْلأَرْضِ مُرَاغَمًا كَثِيراً (4 /Nisâ 100); yani kim Allah yolunda hicret ederse, dünyada gidecek çok yer bulur. Müslüman, kötü bir şey gördüğü zaman, ondan dolayı öfkelenmesi gerekir. Bu anlamda şöyle denir: غَضِبْتُ إِلَى فُلاَنٍ مِنْ كَذَا وَرَغِمْتُ إِلَيْهِ : Falan şeyden dolayı falan kişiye öfkelendim.