ر ك ع (RKA)
R-k-a
Bu da ya ibâdet veya ibâdetin dışında olur: يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا : Ey inananlar, rükû’ edin, secde edin (22/Hac 77); وَارْكَعُوا مَعَ الرَّاكِعِينَ : Rükû edenlerle birlikte rükû edin (2/Bakara 43); وَعَهِدْنَا إِلَى إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ أَنْ طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْعَاكِفِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ : İbrâhim ve İsmâ’il’e: “Tavaf edenler, ibâdete kapananlar, rükû ve secde edenler için Ev’imi temizleyin!” diye emretmiştik (2/Bakara 125); الرَّاكِعُونَ السَّاجِدونَ : Rükû edenler, secde edenler (9/Tevbe 112).
Bu anlamda şair de şöyle der:
أُخَبِّرُ أَخْبَارَ الْقُرُونِ الَّتِي مَضَتْ *** أَدِبُّ كَأَنِّي كُلَّمَا قُمْتُ رَاكِعُ -198
198- Geçmiş asırların haberlerini veriyorum;
Her kalktığımda eğilmiş gibi emekliyorum.