ر ك ع (RKA) kökünün geçtiği ayetler

Sözlük anlamı

Eğilmiş, bükülmüş, eğmek, alçakgönüllülük, kendini alçaltmak, başını eğmek, yüzüstü düştü, sendeledi

Kaynak: Açık Kuran — CC BY-NC-SA 4.0

İlgili Ayetler (13)

Bu kök Kur'an boyunca 13 kez, 10 farklı çekimlenmiş biçimde geçer.

Sırala:

الرَّاكِعِينَ2 kez

Bakara 2:43الرَّاكِعِينَr-rākiǐyneeğilenlerle

وَاَقِيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَارْكَعُوا مَعَ الرَّاكِعِينَ

ve eḳīmū S-Salāte ve ātū z-zekāte ve rkeǔ meǎ r-rākiǐyne

Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

Al-i İmran 3:43الرَّاكِعِينَr-rākiǐyneeğilenlerle

يَامَرْيَمُ اقْنُتِي لِرَبِّكِ وَاسْجُدِي وَارْكَعِي مَعَ الرَّاكِعِينَ

yā meryemu ḳnutī li rabbiki ve scudī ve rkeǐy meǎ r-rākiǐyne

"Ey Meryem! Rabbine divan dur. Secde et ve (O'nun huzurunda) rüku edenlerle beraber rüku et" demişlerdi.

وَالرُّكَّعِ2 kez

Bakara 2:125وَالرُّكَّعِve r-rukkeǐve rüku edenler

وَاِذْ جَعَلْنَا الْبَيْتَ مَثَابَةً لِلنَّاسِ وَاَمْنًا وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ اِبْرٰهِيمَ مُصَلًّى وَعَهِدْنَا اِلٰٓى اِبْرٰهِيمَ وَاِسْمٰعِيلَ اَنْ طَهِّرَا بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْعَاكِفِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ

ve iƶ ceǎlnā l-beyte meṧābeten li n-nāsi ve emnen ve tteḣiƶū min meḳāmi ibrāhīme muSallen ve ǎhidnā ilā ibrāhīme ve ismāǐyle en Tahhirā beytiye li T-Tāifīne ve l-ǎākifīne ve r-rukkeǐ s-sucūdi

Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle emretmiştik: "Tavaf edenler, kendini ibadete verenler, rüku ve secde edenler için evimi (Kabe'yi) tertemiz tutun."

Hac 22:26وَالرُّكَّعِve r-rukkeǐve rüku' edenler için

وَاِذْ بَوَّأْنَا لِاِبْرٰهِيمَ مَكَانَ الْبَيْتِ اَنْ لَا تُشْرِكْ بِي شَيْـًٔا وَطَهِّرْ بَيْتِيَ لِلطَّائِفِينَ وَالْقَائِمِينَ وَالرُّكَّعِ السُّجُودِ

ve iƶ bevve'nā li ibrāhīme mekāne l-beyti en lā tuşrik bī şey'en ve Tahhir beytiye li T-Tāifīne ve l-ḳāimīne ve r-rukkeǐ s-sucūdi

Hani biz İbrahim'e, Kabe'nin yerini, "Bana hiçbir şeyi ortak koşma; evimi, tavaf edenler, namaz kılanlar, rüku ve secde edenler için temizle" diye belirlemiştik.

ارْكَعُوا2 kez

Hac 22:77ارْكَعُواrkeǔrüku' edin

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا ارْكَعُوا وَاسْجُدُوا وَاعْبُدُوا رَبَّكُمْ وَافْعَلُوا الْخَيْرَ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū rkeǔ ve scudū ve ǎ'budū rabbekum ve f'ǎlū l-ḣayra leǎllekum tufliHūne

Ey iman edenler, rüku edin, secde edin, Rabbinize kulluk edin ve hayır işleyin ki kurtuluşa eresiniz.

Mürselat 77:48ارْكَعُواrkeǔrüku' edin

وَاِذَا قِيلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ

ve iƶā ḳīle lehumu rkeǔ lā yerkeǔne

Onlara, "Rüku edin (namaz kılın)" dendiği zaman rüku etmezler.

وَارْكَعُوا1 kez

Bakara 2:43وَارْكَعُواve rkeǔve eğilin

وَاَقِيمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَارْكَعُوا مَعَ الرَّاكِعِينَ

ve eḳīmū S-Salāte ve ātū z-zekāte ve rkeǔ meǎ r-rākiǐyne

Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

وَارْكَعِي1 kez

Al-i İmran 3:43وَارْكَعِيve rkeǐyve (huzurunda) eğil

يَامَرْيَمُ اقْنُتِي لِرَبِّكِ وَاسْجُدِي وَارْكَعِي مَعَ الرَّاكِعِينَ

yā meryemu ḳnutī li rabbiki ve scudī ve rkeǐy meǎ r-rākiǐyne

"Ey Meryem! Rabbine divan dur. Secde et ve (O'nun huzurunda) rüku edenlerle beraber rüku et" demişlerdi.

رَاكِعُونَ1 kez

Maide 5:55رَاكِعُونَrākiǔneeğilir

اِنَّمَا وَلِيُّكُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَالَّذِينَ اٰمَنُوا الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلٰوةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكٰوةَ وَهُمْ رَاكِعُونَ

innemā veliyyukumu (a)llahu ve rasūluhu ve(e)lleƶīne āmenū (e)lleƶīne yuḳīmūne S-Salāte ve yu'tūne z-zekāte ve hum rākiǔne

Sizin dostunuz ancak Allah'tır, Resulüdür ve Allah'ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekatı veren mü'minlerdir.

الرَّاكِعُونَ1 kez

Tevbe 9:112الرَّاكِعُونَr-rākiǔnerüku edenler

اَلتَّٓائِبُونَ الْعَابِدُونَ الْحَامِدُونَ السَّائِحُونَ الرَّاكِعُونَ السَّاجِدُونَ الْاٰمِرُونَ بِالْمَعْرُوفِ وَالنَّاهُونَ عَنِ الْمُنْكَرِ وَالْحَافِظُونَ لِحُدُودِ اللّٰهِ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ

t-tāibūne l-ǎābidūne l-Hāmidūne s-sāiHūne r-rākiǔne s-sācidūne l-āmirūne bi l-meǎ'rūfi ve n-nāhūne ǎni l-munkeri ve l-HāfiZūne li Hudūdi (a)llahi ve beşşiri l-mu'minīne

Bunlar, tövbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rüku' ve secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın koyduğu sınırları hakkıyla koruyanlardır. Mü'minleri müjdele.

رَاكِعًا1 kez

Sad 38:24رَاكِعًاrākiǎneğilerek (secdeye)

قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ اِلٰى نِعَاجِهِ وَاِنَّ كَثِيرًا مِنَ الْخُلَطَاءِ لَيَبْغِي بَعْضُهُمْ عَلٰى بَعْضٍ اِلَّا الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَقَلِيلٌ مَا هُمْ وَظَنَّ دَاوُ۫دُ اَنَّمَا فَتَنَّاهُ فَاسْتَغْفَرَ رَبَّهُ وَخَرَّ رَاكِعًا وَاَنَابَ

ḳāle le ḳad Zelemeke bi su'āli neǎ'cetike ilā niǎācihi ve inne keṧīran mine l-ḣuleTā'i le yebğī beǎ'Duhum ǎlā beǎ'Din illā (e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti ve ḳalīlun mā hum ve Zenne dāvūdu ennemā fetennāhu fe steğfera rabbehu ve ḣarra rākiǎn ve enābe

Davud dedi ki: "Andolsun, senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemek suretiyle sana zulmetmiştir. Esasen ortakların pek çoğu birbirine haksızlık eder. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başka. Onlar da pek azdır." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi anladı. Derken Rabbinden bağışlama diledi, eğilerek secdeye kapandı ve Allah'a yöneldi.

رُكَّعًا1 kez

Fetih 48:29رُكَّعًاrukkeǎnrüku' ederek

مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ اَشِدَّٓاءُ عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاءُ بَيْنَهُمْ تَرٰيهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرِضْوَانًا سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِمْ مِنْ اَثَرِ السُّجُودِ ذٰلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرٰيةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْاِنْجِيلِ۠ۛ كَزَرْعٍ اَخْرَجَ شَطْـَٔهُ۫ فَاٰزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوٰى عَلٰى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللّٰهُ الَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظِيمًا

muHammedun rasūlu (a)llahi ve(e)lleƶīne meǎhu eşiddā'u ǎlā l-kuffāri ruHamā'u beynehum terāhum rukkeǎn succeden yebteğūne feDlen mine (a)llahi ve riDvānen sīmāhum fī vucūhihim min eṧeri s-sucūdi ƶālike meṧeluhum fī t-tevrāti ve meṧeluhum fī l-incīli ke zer'ǐn eḣrace şeTehu fe āzerahu fe steğleZe fe stevā ǎlā sūḳihi yuǎ'cibu z-zurrāǎ li yeğiyZe bihimu l-kuffāra veǎde (a)llahu (e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti minhum meğfiraten ve ecran ǎZīmen

Muhammed, Allah'ın Resulüdür. Onunla beraber olanlar, inkarcılara karşı çetin, birbirlerine karşı da merhametlidirler. Onların, rüku ve secde halinde, Allah'tan lütuf ve hoşnutluk istediklerini görürsün. Onların secde eseri olan alametleri yüzlerindedir. İşte bu, onların Tevrat'ta ve İncil'de anlatılan durumlarıdır: Onlar filizini çıkarmış, onu kuvvetlendirmiş, kalınlaşmış, gövdesi üzerine dikilmiş, ziraatçıların hoşuna giden bir ekin gibidirler. Allah, kendileri sebebiyle inkarcıları öfkelendirmek için onları böyle sağlam ve dirençli kılar. Allah, içlerinden iman edip salih amel işleyenlere bir bağışlama ve büyük bir mükafat vaad etmiştir.

يَرْكَعُونَ1 kez

Mürselat 77:48يَرْكَعُونَyerkeǔnerüku' etmezler

وَاِذَا قِيلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ

ve iƶā ḳīle lehumu rkeǔ lā yerkeǔne

Onlara, "Rüku edin (namaz kılın)" dendiği zaman rüku etmezler.