Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.

وَمَا لَهُمْ بِهِ مِنْ عِلْمٍ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْـًٔا

ve mā lehum bihi min ǐlmin in yettebiǔne illā Z-Zenne ve inne Z-Zenne lā yuğnī mine l-Haḳḳi şey'en

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve māve yoktur
2لَهُمْlehumonların
3بِهِbihibu hususta
4مِنْminhiçbir
5عِلْمٍǐlminع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilgileri
6اِنْinhayır
7يَتَّبِعُونَyettebiǔneت ب عtakip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda gelen, takipçi, taklitçi, aynı yolu izlemeye devam etmek, yardım etmek/desteklemek, birlikte gelmek, itaat etmek, arzu etmek/talep etmekonlar uyuyorlar
8اِلَّاillāsadece
9الظَّنَّZ-Zenneظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.zanna
10وَاِنَّve inneve elbette
11الظَّنَّZ-Zenneظ ن نDüşünmek, varsaymak, şüphe etmek, farz etmek, zannetmek, inanmak, bilmek, hayal etmek, şüphelenmek, varsayımsal olmak, kişinin gözlemlerine dayanarak bir şeyden emin olmak. Genel bir kural olarak bu fiil çoğunlukla 'anna veya 'an ile kullanılır, bu da emin olmak anlamına gelir.zan
12لَا
13يُغْنِيyuğnīغ ن يİhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvettikazandırmaz
14مِنَmineyana
15الْحَقِّl-Haḳḳiح ق قAdaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca yerleşmiş/onaylanmış/bağlayıcı/kaçınılmaz/zorunlu olmak, açık olmak, şüphe veya belirsizlik olmaksızın, bir gerçek olarak kabul edilmiş olmak, zorunlu veya gerekli olmak, bir şey üzerinde hak veya yetki veya talepte bulunmak, bir şeyi hak etmek veya değer olmak, en değerli olmak, tespit etmek, emin veya kesin olmak, doğru veya doğrulanabilir veya gerçek olmak, ciddi veya samimi olmak, başkasıyla tartışmak veya dava açmak veya mücadele etmek, doğruyu söylemek, bir gerçeği veya hakkı ortaya çıkarmak/göstermek/sergilemek, doğru olduğu kanıtlanmak, delmek veya nüfuz etmekhak(tan)
16شَيْـًٔاşey'enش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişhiçbir şey

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Onların, bu hususta hiçbir bilgisi yok, ancak zanna kapılıyorlar ve şüphe yok ki zan, gerçeğe karşı hiçbir şeye yaramaz.

Abdulkadir Gölpınarlı

Onların, bu hususta hiçbir bilgisi yok, ancak zanna kapılıyorlar ve şüphe yok ki zan, gerçeğe karşı hiçbir şeye yaramaz.

Adem Uğur

Halbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç şüphesiz hakikat bakımından bir şey ifade etmez.

Ahmed Hulusi

Oysa bu hususta onların bir ilmi (delilleri) yoktur. . . Onlar ancak zanna uyuyorlar! Muhakkak ki zan, gerçeği yansıtmaz!

Ahmet Tekin

Halbuki, onların bu hususta bir değer ifade eden hiçbir bilgileri yok. Sadece zanna, tahmine uyuyorlar. Zan, hakkı, hakikati, kesin bilgiyi ifade bakımından bir değer taşımaz.

Ahmet Varol

Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise gerçekten yana bir şey kazandırmaz.

Ali Bulaç

Oysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zanna uymaktadırlar. Oysa gerçekte zan, haktan yana hiçbir yarar sağlamaz.

Ali Fikri Yavuz

Halbuki buna dair bir bilgileri yok; ancak zanna tâbi oluyorlar. Zan ise, hak olan ilmin yerini tutmaz.

Ali Rıza Safa

Oysa bu konuda bilgileri yoktur; yalnızca yakıştırıyorlar. Aslında, yakıştırmak, gerçek hakkında hiçbir yarar sağlamaz.

Bayraktar Bayraklı

Halbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise asla gerçeği ifade etmez.

Bekir Sadak

Oysa onlarin bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece saniya uyarlar. Sani ise suphesiz gercegi ifade etmez.

Celal Yıldırım

Onların bu hususta hiçbir bilgisi yoktur; sadece öyle sanırlar da uyup giderler. Zann ise haktan yana hiçbir şey ifâde etmez.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Oysa onların bu konuda bir bildikleri yok; sadece zanna uyuyorlar. Zan ise asla gerçek bilginin yerini tutamaz.

Diyanet İşleri

Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.

Diyanet İşleri (eski)

Oysa onların bu hususta bir bilgileri yoktur, sadece sanıya uyarlar. Sanı ise şüphesiz gerçeği ifade etmez.

Diyanet Vakfi

Halbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç şüphesiz hakikat bakımından bir şey ifade etmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, şüphesiz hakikat bakımından birşey ifade etmez.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Aslında onların buna dair bilgileri yoktu, sadece zanna uyuyorlar. Oysa zan gerçekten yana hiçbir şey ifade etmez.

Elmalılı Hamdi Yazır

Maamafih ona dair bir bilgileri olduğundan değil sırf zanne tabi' oluyorlar, halbuki zann haktan hiçbir şey'i muğni olmaz.

Erhan Aktaş

Oysaki onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca zanna uyuyorlar. Oysaki zan, "gerçekten" yana hiçbir değer taşımaz.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Oysaki onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca zanna uyuyorlar. Oysaki zan, "gerçekten" yana hiçbir değer taşımaz.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Oysaki onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Onlar yalnızca zanna uyuyorlar. Oysa ki zan "gerçekten" yana hiçbir değer taşımaz.

Fizilal-il Kuran

Oysa onların bu konuda hiçbir bilgileri yoktur. Sadece sanılarının peşinden gidiyorlar. Sanıları ise gerçeğin kırıntısının bile yerini tutamaz.

Gültekin Onan

Oysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zanna uymaktadırlar. Oysa gerçekte zan, haktan yana hiçbir yarar sağlamaz.

Hamdi Döndüren

Onların bu konuda bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, hiçbir şekilde gerçeğin yerini tutmaz.

Hasan Basri Çantay

Halbuki onların buna dair de bilgisi yokdur. Onlar kuruntudan başkasına tabi' olmazlar. Kuruntu ise, şübhesiz, hakdan hiç birşey'i ifade etmez.

Hasib Asutay

Hâlbuki onların bu hususta hiç bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise, şüphesiz haktan bir şey kazandırmaz.

Hayrat Neşriyat

Hâlbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Sâdece zanna uyuyorlar. Şübhesiz ki zan ise, haktan bir şeyi fayda vermez.

İbni Kesir

Halbuki onların bu hususta bilgileri yoktur. Onlar, sadece zanna uyarlar. Zan ise hiç şüphesiz gerçekten bir şey ifade etmez.

Mehmet Okuyan

Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Zandan başka bir şeye uymuyorlar. Şüphesiz ki zan, gerçeklik bakımından hiçbir şey ifade etmez.

Muhammed Esed

ve onların bu konuda hiçbir bilgileri olmadığından yalnızca zannın ardından giderler ama zan, hiçbir zaman gerçeğin yerini tutmaz.

Mustafa İslamoğlu

Ama onların bu konuda hiçbir bilgisi bulunmamakta, sadece zannın peşine düşmekteler: şu da bir gerçek ki, zan asla gerçeğin yerini tutamaz.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onların ona dair bir bilgileri yoktur. Zandan başka bir şeye tâbi olmazlar. Halbuki şüphe yok ki zan, haktan hiçbir şey ifade etmez.

Ömer Öngüt

Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyarlar. Zan ise hiç şüphesiz ki hakikat bakımından bir şey ifade etmez.

Suat Yıldırım

Onların buna dair hiçbir bilgileri yoktur. Sadece ve sadece zanna tâbi oluyorlar. Oysa zan, hakikat karşısında ne ifade eder ki!

Süleyman Ateş

Onların bu hususta bir bilgileri yoktur. Sadece zanna uyuyorlar. Zan ise haktan hiçbir gerçek kazandırmaz. (Zan ile gerçeğe ulaşılmaz.)

Süleymaniye Vakfı

Bu konuda hiçbir bilgileri yoktur, onlar sadece varsayımlarının peşinden giderler. Varsayım, gerçeğin yerini hiçbir şekilde tutmaz.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu konuda ellerinde bir bilgi de yoktur, sadece varsayımlarıyla hareket ederler. Varsayım, gerçeğin yerini tutamaz.

Şaban Piriş

Oysa, bu konuda bir bilgileri yoktur. Sadece zanna tabi oluyorlar. Zan ise gerçekten bir şey ifade etmez.

Tefhim-ul Kuran

Oysa onların bununla ilgili hiçbir bilgileri yoktur. Onlar, yalnızca zanna uymaktadırlar. Oysa gerçekte zan, haktan yana hiçbir yarar sağlamaz.

Ümit Şimşek

Oysa onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur; sadece zan peşine takılmış gidiyorlar. Oysa zan hiçbir zaman gerçeğin yerini tutmaz.

Yaşar Nuri Öztürk

Onların bu konuda hiçbir bilgisi yoktur. Yalnızca sanıya uyuyorlar. Sanı ise haktan hiçbir şey kazandırmaz.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Halbuki buna dair heç bir bilgiləri yoxdur. Sadəcə olaraq zənnə qapılırlar. Zənn isə əsla həqiqət ola bilməz.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Onlar buna dair heç bir şey bilmir, yalnız zənnə qapılırlar. Zənn isə əsla həqiqət ola bilməz!

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Sie haben jedoch kein Wissen darüber, sondern sie folgen Mutmaßungen. Mutmaßungen taugen der Wahrheit gegenüber nichts.

Almanca — M. A. Rassoul

Jedoch sie besitzen kein Wissen hiervon. Sie gehen nur Vermutungen nach; und Vermutungen ersetzen nicht im geringsten die Wahrheit.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und sie verfügen darüber über keinerlei Wissen. Sie folgen doch nur dem Spekulieren. Und das Spekulieren ersetzt die Wahrheit in Nichts.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Yet they lack the knowledge giving firm belief of what is true on sufficient grounds, and they follow an emotion, they imagine, will direct them to the attainment and possession of the object from which, in their view, satisfaction is expected. But never does an unverified supposition or an opinion offered on insufficient presumptive evidence replace the truth or conformity with fact.

Abdul Haleem

They have no knowledge to base this on: they merely follow guesswork. Guesswork is of no value against the Truth.

Abdullah Yusuf Ali

But they have no knowledge therein. They follow nothing but conjecture; and conjecture avails nothing against Truth.

Abul A'la Maududi

although they have no knowledge regarding that. They only follow their conjecture and conjecture can never take the place of the Truth.

Aisha Bewley

They have no knowledge of this. They are only following conjecture. Conjecture is of no avail whatever against the truth.

Al-Hilali & Khan

But they have no knowledge thereof. They follow but a guess, and verily, guess is no substitute for the truth.

Ali Quli Qarai

They do not have any knowledge of that. They follow nothing but conjectures, and indeed conjecture is no substitute for the truth.

Amatul Rahman Omar

But they have no knowledge of the matter. They follow nothing but conjecture, yet by no means can a conjecture be a substitute for the established Truth.

Arthur John Arberry

They have not any knowledge thereof; they follow only surmise, and surmise avails naught against truth.

Bijan Moeinian

They do not have any knowledge about the nature of the Angles or unseen and just follow their guesses and guess is not a substitute for the truth.

E. Henry Palmer

but they have no knowledge thereof; they do but follow suspicion, and, verily, suspicion shall not avail against the truth at all!

Edip-Layth

While they had no knowledge about this; they only followed conjecture. Conjecture is no substitute for the truth.

George Sale

But they have no knowledge herein: They follow no other than a bare opinion; and a bare opinion attaineth not any thing of truth.

Hamid S. Aziz

And they have no knowledge of it; they do not follow anything but conjecture, and surely conjecture does not avail against the truth at all.

Mahmoud Ghali

And in no way do they have any knowledge thereof. Decidedly they closely follow (nothing) except surmise, and surely surmise does not avail anything against the Truth.

Marmaduke Pickthall

And they have no knowledge thereof. They follow but a guess, and lo! a guess can never take the place of the truth.

Mohamed Ahmed - Samira

Yet they have no knowledge of this, and follow nothing but conjecture, but conjecture cannot replace the truth.

Muhammad Asad

and [since] they have no knowledge whatever thereof, they follow nothing but surmise: yet, behold, never can surmise take the place of truth.

Mustafa Khattab

although they have no knowledge ˹in support˺ of this. They follow nothing but ˹inherited˺ assumptions. And surely assumptions can in no way replace the truth.

Progressive Muslims

While they had no knowledge about this; they only followed conjecture. And conjecture is no substitute for the truth.

Sahih International

And they have thereof no knowledge. They follow not except assumption, and indeed, assumption avails not against the truth at all.

Sam Gerrans

But they have no knowledge thereof, they follow only assumption; and assumption avails nothing against the truth.

Shabbir Ahmed

And since they do not learn the Law of Cause and Effect, they can follow nothing but guesswork. And behold, guesswork can never take the place of Truth. (6:149).

Syed Vickar Ahamed

But they do not have knowledge about it. They follow nothing except (their) guesswork; And, surely, guesswork is of no use against Truth.

Taqi Usmani

They do not have knowledge about it. They follow nothing but conjecture, and conjecture is of no avail in (the matter of) Truth.

The Monotheist Group

While they had no knowledge about this; they only followed conjecture. And conjecture is no substitute for the truth.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

alors quʹils nʹen ont aucune science: ils ne suivent que la conjecture, alors que la conjecture ne sert à rien contre la vérité.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Hal ev e ku tu zanîna wan bi vê tune ye. Tenê li pey gumanê diçin. Bi rastî guman mirov ji heqiyê bêminet nake.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij hebben daarover geen kennis. Zij volgen slechts vermoedens en vermoedens baten niets tegen de waarheid.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Doch zij hebben geene kennis daarvan; zij volgen slechts eene bloote meening; en eene bloote meening vervangt geen ding van waarheid.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И нет у них [у многобожников] об этом никакого знания; (и) следуют они только за предположением, а ведь предположение, поистине, нисколько не заменит даже части истины!

Rusça — Osmanov

Они не ведают об этом ничего и следуют только догадкам, но догадка не может быть заменой истины.