Şüphesiz ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar.
اِنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ لَيُسَمُّونَ الْمَلٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ الْاُنْثٰى
Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.
وَمَا لَهُمْ بِهِ مِنْ عِلْمٍ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْـًٔا
Öyle ise bizim zikrimizden (Kur'an'dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir.
فَاَعْرِضْ عَنْ مَنْ تَوَلّٰى عَنْ ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ اِلَّا الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا
İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir.
ذٰلِكَ مَبْلَغُهُمْ مِنَ الْعِلْمِ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَبِيلِهِ وَهُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اهْتَدٰى
Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir.
وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ لِيَجْزِيَ الَّذِينَ اَسَٓاؤُ۫ا بِمَا عَمِلُوا وَيَجْزِيَ الَّذِينَ اَحْسَنُوا بِالْحُسْنٰى
Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah'a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.
اَلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَائِرَ الْاِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ اِلَّا اللَّمَمَ اِنَّ رَبَّكَ وَاسِعُ الْمَغْفِرَةِ هُوَ اَعْلَمُ بِكُمْ اِذْ اَنْشَاَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ وَاِذْ اَنْتُمْ اَجِنَّةٌ فِي بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْ فَلَا تُزَكُّوا اَنْفُسَكُمْ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقٰى
(33-34) Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?
اَفَرَاَيْتَ الَّذِي تَوَلّٰى وَاَعْطٰى قَلِيلًا وَاَكْدٰى
Gayb'ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor?
اَعِنْدَهُ عِلْمُ الْغَيْبِ فَهُوَ يَرٰى
(36-37) Yoksa, Musa'nın ve Allah'ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim'in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?
اَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسٰى وَاِبْرٰهِيمَ الَّذِي وَفّٰى
Hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenmez.
اَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى
İnsan için ancak çalıştığı vardır.
وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰى
Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.
وَاَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرٰىۖ
Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.
ثُمَّ يُجْزٰيهُ الْجَزَاءَ الْاَوْفٰى
Şüphesiz en son varış Rabbinedir.
وَاَنَّ اِلٰى رَبِّكَ الْمُنْتَهٰى
Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır.
وَاَنَّهُ هُوَ اَضْحَكَ وَاَبْكٰى
Şüphesiz O, öldürür ve diriltir.
وَاَنَّهُ هُوَ اَمَاتَ وَاَحْيَا