← Sureler

Mushaf — 527. Sayfa

‹
/ 604
›
53. Necm Suresi

Şüphesiz ahirete iman etmeyenler, meleklere dişi isimleri veriyorlar.

اِنَّ الَّذِينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ لَيُسَمُّونَ الْمَلٰٓئِكَةَ تَسْمِيَةَ الْاُنْثٰى

inne (e)lleƶīne lā yu'minūne bi l-āḣirati le yusemmūne l-melāikete tesmiyete l-unṧā

Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Şüphesiz zan, hakikat namına hiçbir şey ifade etmez.

وَمَا لَهُمْ بِهِ مِنْ عِلْمٍ اِنْ يَتَّبِعُونَ اِلَّا الظَّنَّ وَاِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْـًٔا

ve mā lehum bihi min ǐlmin in yettebiǔne illā Z-Zenne ve inne Z-Zenne lā yuğnī mine l-Haḳḳi şey'en

Öyle ise bizim zikrimizden (Kur'an'dan) yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselerden yüz çevir.

فَاَعْرِضْ عَنْ مَنْ تَوَلّٰى عَنْ ذِكْرِنَا وَلَمْ يُرِدْ اِلَّا الْحَيٰوةَ الدُّنْيَا

fe eǎ'riD ǎn men tevellā ǎn ƶikrinā ve lem yurid illā l-Hayāte d-dunyā

İşte onların ilimden ulaşabildikleri nokta! Şüphesiz senin Rabbin, yolundan sapanı daha iyi bilir. O, hidayete ereni de daha iyi bilir.

ذٰلِكَ مَبْلَغُهُمْ مِنَ الْعِلْمِ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنْ ضَلَّ عَنْ سَبِيلِهِ وَهُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اهْتَدٰى

ƶālike mebleğuhum mine l-ǐlmi inne rabbeke huve eǎ'lemu bi men Delle ǎn sebīlihi ve huve eǎ'lemu bi meni htedā

Göklerdeki her şey, yerdeki her şey Allah'ındır. (Bu) kötülük edenleri yaptıklarıyla cezalandırması, iyilik edenleri de daha güzeliyle mükafatlandırması için (böyle)dir.

وَلِلّٰهِ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ لِيَجْزِيَ الَّذِينَ اَسَٓاؤُ۫ا بِمَا عَمِلُوا وَيَجْزِيَ الَّذِينَ اَحْسَنُوا بِالْحُسْنٰى

ve li (a)llahi mā fī s-semāvāti ve mā fī l-erDi li yecziye (e)lleƶīne esā'ū bimā ǎmilū ve yecziye (e)lleƶīne eHsenū bi l-Husnā

Onlar, ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve çirkin işlerden uzak duran kimselerdir. Şüphesiz Rabbin, bağışlaması çok geniş olandır. Sizi, topraktan yarattığında da ve analarınızın karnında ceninler iken de, en iyi bilendir. Bunun için kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, Allah'a karşı gelmekten sakınanları en iyi bilendir.

اَلَّذِينَ يَجْتَنِبُونَ كَبَائِرَ الْاِثْمِ وَالْفَوَاحِشَ اِلَّا اللَّمَمَ اِنَّ رَبَّكَ وَاسِعُ الْمَغْفِرَةِ هُوَ اَعْلَمُ بِكُمْ اِذْ اَنْشَاَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ وَاِذْ اَنْتُمْ اَجِنَّةٌ فِي بُطُونِ اُمَّهَاتِكُمْ فَلَا تُزَكُّوا اَنْفُسَكُمْ هُوَ اَعْلَمُ بِمَنِ اتَّقٰى

(e)lleƶīne yectenibūne kebāira l-iṧmi ve l-fevāHişe illā l-lememe inne rabbeke vāsiǔ l-meğfirati huve eǎ'lemu bikum iƶ enşeekum mine l-erDi ve iƶ entum ecinnetun fī buTūni ummehātikum fe lā tuzekkū enfusekum huve eǎ'lemu bi meni tteḳā

(33-34) Şimdi yüz çevireni; pek az verip de kaskatı cimrileşeni gördün mü?

اَفَرَاَيْتَ الَّذِي تَوَلّٰى وَاَعْطٰى قَلِيلًا وَاَكْدٰى

e fe raeyte elleƶī tevellā / ve eǎ'Tā ḳalīlen ve ekdā

Gayb'ın ilmi kendi yanında da o gerçeği mi görüyor?

اَعِنْدَهُ عِلْمُ الْغَيْبِ فَهُوَ يَرٰى

e ǐndehu ǐlmu l-ğaybi fe huve yerā

(36-37) Yoksa, Musa'nın ve Allah'ın emirlerini bütünüyle yerine getiren İbrahim'in sahifelerindeki şu hakikatler kendisine haber verilmedi mi?

اَمْ لَمْ يُنَبَّأْ بِمَا فِي صُحُفِ مُوسٰى وَاِبْرٰهِيمَ الَّذِي وَفّٰى

em lem yunebbe' bimā fī SuHufi mūsā / ve ibrāhīme elleƶī veffā

Hiçbir günahkar, başkasının günah yükünü yüklenmez.

اَلَّا تَزِرُ وَازِرَةٌ وِزْرَ اُخْرٰى

ellā teziru vāziratun vizra uḣrā

İnsan için ancak çalıştığı vardır.

وَاَنْ لَيْسَ لِلْاِنْسَانِ اِلَّا مَا سَعٰى

ve en leyse li l-insāni illā mā seǎā

Şüphesiz onun çalışması ileride görülecektir.

وَاَنَّ سَعْيَهُ سَوْفَ يُرٰىۖ

ve enne seǎ'yehu sevfe yurā

Sonra çalışmasının karşılığı kendisine tastamam verilecektir.

ثُمَّ يُجْزٰيهُ الْجَزَاءَ الْاَوْفٰى

ṧumme yuczāhu l-cezā'e l-evfā

Şüphesiz en son varış Rabbinedir.

وَاَنَّ اِلٰى رَبِّكَ الْمُنْتَهٰى

ve enne ilā rabbike l-muntehā

Şüphesiz O, güldürür ve ağlatır.

وَاَنَّهُ هُوَ اَضْحَكَ وَاَبْكٰى

ve ennehu huve eDHake ve ebkā

Şüphesiz O, öldürür ve diriltir.

وَاَنَّهُ هُوَ اَمَاتَ وَاَحْيَا

ve ennehu huve emāte ve eHyā