← Sureler

Mushaf — 528. Sayfa

/ 604
53. Necm Suresi

(45-46) Şüphesiz O, iki eşi, erkeği ve dişiyi, (rahme) atıldığında az bir sudan (meniden) yaratmıştır.

وَاَنَّهُ خَلَقَ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰى مِنْ نُطْفَةٍ اِذَا تُمْنٰىۖ

Şüphesiz tekrar diriltmek de O'na aittir.

وَاَنَّ عَلَيْهِ النَّشْاَةَ الْاُخْرٰى

Şüphesiz O, başkalarına muhtaç olmaktan kurtardı ve varlık sahibi kıldı.

وَاَنَّهُ هُوَ اَغْنٰى وَاَقْنٰى

Şüphesiz O, Şi'ra'nın Rabbidir.

وَاَنَّهُ هُوَ رَبُّ الشِّعْرٰى

(50-51) Şüphesiz O, önce gelen Ad kavmini ve Semud kavmini helak etti ve hiç kimseyi bırakmadı.

وَاَنَّهُٓ اَهْلَكَ عَادًا الْاُو۫لٰى وَثَمُودَا۬ فَمَا اَبْقٰى

Daha önce de Nuh'un kavmini helak etmişti. Şüphesiz onlar daha zalim ve daha azgın kimselerdi.

وَقَوْمَ نُوحٍ مِنْ قَبْلُ اِنَّهُمْ كَانُوا هُمْ اَظْلَمَ وَاَطْغٰى

(53-54) O, "Mu'tefike"yi de kaldırıp yere çarpmış ve onlara örttüğü azap örtüsünü örtmüştür.

وَالْمُؤْتَفِكَةَ اَهْوٰى فَغَشّٰيهَا مَا غَشّٰى

O halde Rabbi'nin nimetlerinin hangisinden şüphe ediyorsun (ey insan!).

فَبِاَيِّ اٰلَٓاءِ رَبِّكَ تَتَمَارٰى

Bu da önceki uyarıcılardan bir uyarıcıdır.

هٰذَا نَذِيرٌ مِنَ النُّذُرِ الْاُو۫لٰى

Yaklaşmakta olan (Kıyamet iyice) yaklaştı.

اَزِفَتِ الْاٰزِفَةُ

Onu Allah'tan başka açacak kimse yoktur.

لَيْسَ لَهَا مِنْ دُونِ اللّٰهِ كَاشِفَةٌ

(59-61) Şimdi siz gaflet içinde eğlenerek bu söze mi (Kur'an'a mı) şaşıyorsunuz, gülüyorsunuz da ağlamıyorsunuz?

اَفَمِنْ هٰذَا الْحَدِيثِ تَعْجَبُونَ وَتَضْحَكُونَ وَلَا تَبْكُونَ وَاَنْتُمْ سَامِدُونَ

Haydi Allah'a secde edin ve O'na kulluk edin.

فَاسْجُدُوا لِلّٰهِ وَاعْبُدُوا

54. Kamer Suresi

Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.

اِقْتَرَبَتِ السَّاعَةُ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ

Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve "Süregelen bir sihirdir" derler.

وَاِنْ يَرَوْا اٰيَةً يُعْرِضُوا وَيَقُولُوا سِحْرٌ مُسْتَمِرٌّ

Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Halbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.

وَكَذَّبُوا وَاتَّبَعُوا اَهْوَٓاءَهُمْ وَكُلُّ اَمْرٍ مُسْتَقِرٌّ

Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.

وَلَقَدْ جَاءَهُمْ مِنَ الْاَنْبَٓاءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ

Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!

حِكْمَةٌ بَالِغَةٌ فَمَا تُغْنِ النُّذُرُ

(6-7) O halde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil'in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir halde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

فَتَوَلَّ عَنْهُمْ يَوْمَ يَدْعُ الدَّاعِ اِلٰى شَيْءٍ نُكُرٍ