Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semud kavmi Rablerini inkar etti. (Yine) biliniz ki Semud kavmi Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.

كَاَنْ لَمْ يَغْنَوْا فِيهَا اَلَٓا اِنَّ ثَمُودَا۬ كَفَرُوا رَبَّهُمْ اَلَا بُعْدًا لِثَمُودَ

ke en lem yeğnev fīhā elā inne ṧemūde keferū rabbehum elā buǎ'den li ṧemūde

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1كَاَنْke ensanki
2لَمْlem
3يَغْنَوْاyeğnevغ ن يİhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvettihiç yaşamamışlardı
4فِيهَاfīhāorada
5اَلَٓاelāiyi bilin ki
6اِنَّinneşüphesiz
7ثَمُودَا۬ṧemūdeثموداSemud (halkı)
8كَفَرُواkeferūك ف رGizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar, tekfir, kefaretinkar ettiler
9رَبَّهُمْrabbehumر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabblerini
10اَلَاelādikkat edin
11بُعْدًاbuǎ'denب ع دsonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikmeuzak olsun
12لِثَمُودَli ṧemūdeلثمودSemud halkı

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Sanki orada hiç yaşamamışlar, hiç oturmamışlardı. Bilin ki hiç şüphe yok Semûd, Rablerine karşı kâfir oldu, bilin, uzaklık Semûd'a.

Abdulkadir Gölpınarlı

Sanki orada hiç yaşamamışlar, hiç oturmamışlardı. Bilin ki hiç şüphe yok Semûd, Rablerine karşı kâfir oldu, bilin, uzaklık Semûdʼa.

Adem Uğur

Sanki orada hiç oturmamışlardı. Biliniz ki, Semûd kavmi gerçekten Rablerini inkâr ettiler. Yine bilesiniz ki, Semûd kavmi (Allah'ın rahmetinden) uzak kılındı.

Ahmed Hulusi

Sanki orada hiç yaşamamışlardı! Kesinkes bilin ki, şüphesiz Semud (halkı) Rablerini inkar etmişlerdi. . . (Yine) kesinlikle bilin ki, uzaklık (hakikatlerinden ayrı düşmüş halde yaşam) Semud içindir.

Ahmet Tekin

Sanki, orada hiç yaşamamış, güzel gün görmemiş gibiydiler. Bakınız, Semûd kavmi Rablerini inkârda ısrar ettiler, ihsan ettiği nimetlere nankörlük ettiler. Semûd’un, Allah’ın rahmetinden, korumasından uzak kılınarak yok olup gitmesinden ibret alın.

Ahmet Varol

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. İyi bilin ki, Semud halkı Rabblerini inkar ettiler. Dikkat edin, Semud halkı uzak olsun.

Ali Bulaç

Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkı) gerçekten Rablerine (karşı) inkar etmişlerdi. Haberiniz olsun; Semud (halkına Allah'ın rahmetinden) uzaklık (verildi.)

Ali Fikri Yavuz

Sanki orada bir şenlik kurmamışlardı. Haberiniz olsun ki, Semûd kavmi, doğrusu Rablerine küfrettiler. Biliniz ki, Semûd kavmi Allah’ın rahmetinden uzak düşmüş, helâk olmuştur.

Ali Rıza Safa

Orada hiç yaşamamış gibi oldular. İyi bilin ki, Semud, aslında, Efendilerine nankörlük etti. İyi bilin ki, Semud, yok olup gitti.

Bayraktar Bayraklı

Sanki orada hiç şenlik kurmamış gibi oldular. İyi biliniz ki Semud kavmi Rabblerini inkar ettiler ve iyi bilin ki Semud kavmi defolup gittiler.

Bekir Sadak

Sanki orada hic yasamamislardi. Bilin ki, Semud milleti Rabbi'ni inkar etmisti. Bilin ki, Semud milleti Allah'in rahmetinden uzaklasti. *

Celal Yıldırım

Sanki daha önce orada hiç oturmamış (yuva kurup geçinmemiş) gibi oldular. Dikkat edin, Semûd kavmi Rablerini tanımadılar ve Semûd'a (ilâhî rahmetten) uzaklık olsun.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sanki orada hiç oturmamışlardı. İşte böyle, Semûd kavmi rablerini inkâr etti. Vay Semûd’un haline!

Diyanet İşleri

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Biliniz ki Semud kavmi Rablerini inkar etti. (Yine) biliniz ki Semud kavmi Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.

Diyanet İşleri (eski)

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Bilin ki, Semud milleti Rabbini inkar etmişti. Bilin ki, Semud milleti Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.

Diyanet Vakfi

Sanki orada hiç oturmamışlardı. Biliniz ki, Semûd kavmi gerçekten Rablerini inkâr ettiler. Yine bilesiniz ki, Semûd kavmi (Allah'ın rahmetinden) uzak kılındı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sanki orada güzel güzel yaşayıp durmamışlardı. Bak işte Semud, gerçekten de Rablerine küfretmişlerdi. Bak işte nasıl yok olup gittiler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Sanki orada bir şenlik kurmamışlardır. Bak işte Semud topluluğu gerçekten Rablerine küfrettiler ve bak işte defoldu gitti Semud!

Elmalılı Hamdi Yazır

Sanki orada bir şenlik kurmamışlardı, bak Semud, hakıkaten rablarına küfrettiler bak defoldu gitti Semud.

Erhan Aktaş

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. İyi bilin ki Semud halkı Rabb'lerine nankörlük ettiler. İyi bilin ki Semud halkı yok olup gitti.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. İyi bilin ki Semud halkı Rabb'lerine nankörlük ettiler. İyi bilin ki Semud halkı yok olup gitti.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. İyi bilin ki Semud kavmi Rabb'lerine nankörlük ettiler. İyi bilin ki Semud kavmi yok olup gitti.

Fizilal-il Kuran

Sanki az önce o evlerde yaşayanlar onlar değildi. Haberiniz olsun ki, Semudoğulları Rabblerini inkâr ettiler. Hey, kahrolsun Semudoğulları!

Gültekin Onan

Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkı) gerçekten rablerine küfrettiler. Haberiniz olsun; Semud (halkına Tanrı'nın rahmetinden) uzaklık (verildi.)

Hamdi Döndüren

Sanki orada hiç oturmamışlardı! Bilin ki, Semûd kavmi de Rablerini inkâr etmişlerdi. Bilin ki, Semûd kavmi (Allah’ın rahmetinden) uzak bir yerde kalmıştır!

Hasan Basri Çantay

Sanki orada (zaten) oturmamışlardı. Haberiniz olsun ki Semud (kavmi) hakıykaten Rablerine küfretdiler, gözünüzü açın ki Semuda (rahmet-i ilahiyyeden) uzaklık (verilmişdir).

Hasib Asutay

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Bilesiniz ki Semûd kavmi Rablerini inkâr ettiler. Bilin ki Semûd kavmi (Allah'ın rahmetinden) uzak kılındı.

Hayrat Neşriyat

Sanki orada hiç oturmamışlardı! Dikkat edin! Şübhesiz Semûd (kavmi) Rablerini inkâr ettiler. (Ve yine) dikkat edin! (Peygamberlerine isyanları yüzünden Allah’ın rahmetinden uzaklaşan) Semûd (kavmi) helâk olsun!

İbni Kesir

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Bilin ki; Semud, Rabblarını inkar etmişlerdi. Ve yine bilin ki; Semud, Allah'ın rahmetinden uzaklaştı.

Mehmet Okuyan

Haksızlık edenleri de o korkunç ses yakalamış ve sanki orada hiç oturmamışlar gibi yurtlarında diz üstü (hareketsiz) kalmışlardı. Dikkat edin! Şüphesiz ki Semûd (kavmi) Rablerini inkâr etmişlerdi. Dikkat edin! Semûd kavmi (Allah’ın merhametinden) uzak kılınmıştı.

Muhammed Esed

sanki (daha önce) orada hiç yaşamamışlar gibi. Bakın, işte Rablerini böyle yok saydı Semudlular! Bakın, işte böyle yok olup gitti Semud!

Mustafa İslamoğlu

sanki orada hiç yaşamamıştılar: unutmayın ki, Rablerini ısrarla inkar edenler işte bu Semud idi; unutmayın, Semud tarih sahnesinden böyle silindi.

Ömer Nasuhi Bilmen

Sanki orada hiç ikamet etmemişlerdi. Biliniz ki, şüphesiz Semûd, Rablerine kâfir olmuşlardı. Haberiniz olsun ki, Semûd için bir uzaklık vardır.

Ömer Öngüt

Sanki orada hiç oturmamışlardı. Biliniz ki Semud kavmi Rablerini inkâr etmişti, biliniz ki Semud kavmi Allah'ın rahmetinden uzak düşmüştü.

Suat Yıldırım

(67-68) Zulmedenleri ise o korkunç ses tutuverdi de diyarlarında çökekaldılar. Sanki hiç orada yaşamamış gibi oldular, ortadan silindiler. Evet... inkâr etti Rabbini Semûd milleti. Evet, işte onun için defolup gitti Semûd milleti!

Süleyman Ateş

Orada hiç şenlik kurmamış gibi oldular. İyi bilin ki Semud (kavmi), Rablerini inkar ettiler ve iyi bilin ki Semud (kavmi) def olup gittiler!

Süleymaniye Vakfı

Sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlardı. Dikkat edin; Semud halkı, Rablerini görmezlikte direndi. Dikkat edin, Semud (halkı dünyadan) büsbütün uzaklaştı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Sanki orada bir varlıkları olmamıştı. Bilin ki Semud (halkı), Rablerini görmezlikten geldiler. Bilin ki Semud, def olup gittiler.

Şaban Piriş

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Bilin ki, Semudlular, Rablerini yok saydılar. Bilin ki Semud, helak edildi.

Tefhim-ul Kuran

Sanki orda hiç refah içinde yaşamamışlar gibi. Haberiniz olsun; Semud (halkı) gerçekten Rablerine (karşı) küfretmişlerdi. Haberiniz olsun; Semud (halkına Allah'ın rahmetinden) uzaklık (verildi).

Ümit Şimşek

Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Bilmiş olun ki Semud kavmi Rablerine nankörlük etmişti. İbret alın ki, Semud kavmi işte böyle yok olup gitti.

Yaşar Nuri Öztürk

Sanki hiç hayat sürmemişlerdi orada. Dikkat edin! Semud kavmi, Rablerine nankörlük etmişti. Dikkat edin, Semud geri dönmez olmuştur.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sanki orada heç yaşamamışdılar. Həqiqətən, Səmud qövmü öz Rəbbini inkar etdi. Məhv olsun Səmud qövmü!

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Sanki onlar heç yaşamamışdılar. Bilin ki, Səmud tayfası Rəbbini inkar etmişdi. Xəbəriniz olsun ki, Səmud tayfası (Allahın mərhəmətindən) kənar (uzaq) oldu!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

als hätten sie sich dort nie des Wohllebens erfreut. Die Thamûd leugneten Gott. Verflucht seien die Thamûd!

Almanca — Der Edle Quran

als hätten sie (überhaupt) nicht darin gewohnt. Sicherlich, die Tamud verleugneten ihren Herrn. Aber ja, weg mit Tamud!

Almanca — M. A. Rassoul

als hätten sie nie darin gewohnt. Siehe, die Tamud zeigten sich undankbar gegen ihren Herrn; siehe, verstoßen sind die Tamud.

Almanca — Muhammad Zaidan

Als ob sie sich dort nicht aufhielten. Ohne Zweifel haben Thamud ihrem HERRN gegenüber doch Kufr betrieben. Ja! Nieder mit Thamud!

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Devastating was the blast and irretrievable was the disaster that they -the Thamudites- looked as if they never dwelt nor flourished whereat they perished. Indeed, the Thamudites had refused to acknowledge Allah, their Creator, and their hearts dared rise defiant against Him, wherefore away from existence were put the Thamudites.

Abdul Haleem

as though they had never lived and flourished there. Yes, the Thamud denied their Lord- so away with the Thamud!

Abdullah Yusuf Ali

As if they had never dwelt and flourished there. Ah! Behold! for the Thamud rejected their Lord and Cherisher! Ah! Behold! removed (from sight) were the Thamud!

Abul A'la Maududi

as though they had never lived there before. Oh, verily the Thamud denied their Lord! Oh, the Thamud were destroyed.

Aisha Bewley

It was as if they had never lived there at all. Yes indeed! Thamud rejected their Lord. So away with Thamud!

Al-Hilali & Khan

As if they had never lived there. No doubt! Verily, Thamûd disbelieved in their Lord. So away with Thamûd!

Ali Quli Qarai

as if they had never lived there. Look! Indeed Thamūd defied their Lord. Look! Away with Thamūd!

Amatul Rahman Omar

As if they had never dwelt in them. Behold! Thamûd behaved ungratefully to their Lord (denying His favours upon them). So away with (the tribe of) Thamûd!

Arthur John Arberry

as if they never dwelt there: 'Surely Thamood disbelieved in their Lord, so away with Thamood!'

Bijan Moeinian

The blast was so disastrous that you would think no one had ever lived there before. The people of Thamood did not obey their Lord; the people of Thamood were destroyed.

E. Henry Palmer

as though they had never dwelt therein. Did not Thamud indeed disbelieve in their Lord? Aye! away with Thamud!

Edip-Layth

It is as if they never lived there. For Thamud rejected their Lord. There is no more Thamud.

George Sale

as though they had never dwelt therein. Did not Thamud disbelieve in their Lord? Was not Thamud cast far away?

Hamid S. Aziz

And a mighty noise caught those who had done wrong; and on the morrow they were lying corpses in their houses,

Mahmoud Ghali

As if they had not flourished in it. Verily, Thamûd surely disbelieved their Lord. Verily, away with Thamûd!

Marmaduke Pickthall

As though they had not dwelt there. Lo! Thamud disbelieved in their Lord. A far removal for Thamud!

Mohamed Ahmed - Samira

As though they had never lived there at all. Beware! The people of Thamud turned away from their Lord. Beware! Accursed are the people of Thamud.

Muhammad Asad

as though they had never lived there. Oh, verily, [the tribe of] Thamud denied their Sustainer! Oh, away with the Thamud!

Mustafa Khattab

as if they had never lived there. Surely Thamûd denied their Lord, so away with Thamûd!

Progressive Muslims

It is as if they never lived there. For Thamud rejected their Lord. There is no more Thamud.

Sahih International

As if they had never prospered therein. Unquestionably, Thamud denied their Lord; then, away with Thamud.

Sam Gerrans

As if they had never lived therein. In truth, Thamūd denied their Lord — so away with Thamūd!

Shabbir Ahmed

As if they had never lived there. Oh, verily, Thamud had denied their Lord. Oh, away with the Thamud!

Syed Vickar Ahamed

As if they had never lived and grown up happily there. Verily! Because the Samood (Thamud) rejected their Lord and Cherisher! The Samood (Thamud) were removed (and banished from sight)!

Taqi Usmani

as though they had never lived there. Lo! The people of Thamūd disbelieved their Lord. Lo! Ruined were the people of Thamūd.

The Monotheist Group

It is as if they had never lived there. For Thamud rejected their Lord. So away with Thamud.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

comme sʹils nʹy avaient jamais prospéré. En vérité, les Thamûd nʹont pas cru en leur Seigneur. Que périssent les Thamûd!

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

(Wisa li wan hat) her wekî ew qet li wê akincî nebûbûn, ji xaniyên wan çi tişt li şûnê nemabû. Agahdar bin, gelê Semûd Xwedayê xwe mandel kir. Agahdar bin, helak û dûrketina ji dilovaniya Xwedê ji bo gelê Semûd be.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

alsof zij er niet lang woonachtig waren geweest. Zeker, de Thamoed hechtten geen geloof aan hun Heer. Weg dan met de Thamoed.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Als hadden zij er nimmer in gewoond. Thamoed geloofde niet in zijn Heer. Werd Thamoed niet ver weg verworpen?

Hollandaca — Siregar

Alsof zij er nooit gewoond hadden. Weet, voorwaar, de Tsmôed waren ongelovig aan hun Heer, Weet: verdoemd zijn de Tsamôed.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

как будто бы они и не жили там. О да! Поистине, самудяне стали неверующими в своего Господа. О! Да будут же далеки (от милосердия) самудяне!

Rusça — Osmanov

словно бы вовсе и не жили там. Знайте же, что самудяне не уверовали в своего Господа. Да сгинут самудяне!

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(det var) som om de aldrig hade levt där i välstånd och trygghet. Stammen Thamud förnekade sin Herre - Det är ute med stammen Thamud!