Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.

اَفَلَمْ يَسِيرُوا فِي الْاَرْضِ فَيَنْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الَّذِينَ مِنْ قَبْلِهِمْ كَانُوا اَكْثَرَ مِنْهُمْ وَاَشَدَّ قُوَّةً وَاٰثَارًا فِي الْاَرْضِ فَمَا اَغْنٰى عَنْهُمْ مَا كَانُوا يَكْسِبُونَ

e fe lem yesīrū fī l-erDi fe yenZurū keyfe kāne ǎāḳibetu (e)lleƶīne min ḳablihim kānū ekṧera minhum ve eşedde ḳuvveten ve āṧāran fī l-erDi fe mā eğnā ǎnhum mā kānū yeksibūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَفَلَمْe fe lem
2يَسِيرُواyesīrūس ي رYürümek, gitmek, hareket etmek, ilerlemek, seyahat etmek, gezmek, dolaşmak, davranmak, tutum takınmak, hal ve gidiş, yaşam tarzı, biyografi, hayat hikayesigezip dolaşmadılar mı?
3فِي
4الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzünde
5فَيَنْظُرُواfe yenZurūن ظ رgörmek, bakmak, göz atmak, gözlemlemek, seyretmek, düşünmek, değerlendirmek, dinlemek, sabırlı olmak, beklemek, tefekkür etmek, mühlet vermek, ertelemek, incelemek, nezaket göstermek, araştırmak, derinlemesine bakmak, şefkat göstermek. nazara - sevgiyle bakmak, şaşırtmak, göz kamaştırmakgörsünler
6كَيْفَkeyfeك ي فNasıl, ne şekilde, ne suretle, ne biçimde, ne tarzda, ne durumda, ne haldenasıl
7كَانَkāneك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinolduğunu
8عَاقِبَةُǎāḳibetuع ق بBaşarmak, yerini almak, sonra gelmek, topuğuna vurmak, topukta gelmek, birini yakından takip etmek. Aqqaba - tekrar tekrar çabalamak, geri dönmek, cezalandırmak, karşılık vermek, adımlarını geri izlemek. Aqab - ölmek, nesil bırakmak, karşılığında vermek. Aqabatun - tırmanması zor yer. Uqbun - başarı. Ta'aqqaba - dikkatli bilgi almak, bağırmak, adım adım takip etmek. Aqub - topuk, oğul, torun, nesil, mihver, eksen. Uqba - karşılık, sonuç, ödül, son, başarı. İqab (çoğulu aqubat) - günahtan sonraki ceza, erteleyen veya tersine çeviren, işin sonucuna veya neticesine bakan. Mu'aqqibat - birbirinin yerini alan, başka bir şeyin hemen ardından gelen veya kesintisiz olarak başka bir şeyi takip eden şey. Bu, mu'aqqib kelimesinin çift çoğul dişil halidir. Çoğul dişil form, Arapçada dişil formun bazen vurgu ve sıklık katmak için kullanılmasından dolayı eylemlerin sıklığını gösterir.sonunun
9الَّذِينَ(e)lleƶīnekimselerin
10مِنْmin
11قَبْلِهِمْḳablihimق ب لkabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmekkendilerinden önceki
12كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinonlar idiler
13اَكْثَرَekṧeraك ث رSayı veya miktar olarak aşmak, artmak, çoğalmak, sık sık olmak, bol, zenginlik; Çok olmak, sayıca fazla olmak, kalabalık olmak, ataları çok olan veya iyi işleri çok olan bir insan. Çok iyiliğe sahip olan insan, diğer nehirlerin aktığı cennetteki nehir, konuşkan kişi.daha çok
14مِنْهُمْminhumbunlardan
15وَاَشَدَّve eşeddeش د دsıkıca bağlamak, sıkıştırmak, sağlamca güçlendirmek, koşmak, kurmak, sağlamlaştırmak, sert yapmak, güçlü yapmak, (gün) ilerlemiş olmak, yoğun olmak. ushdud - sertleştirmek, güçlendirmek. shadiid (çoğul: shidaad & ashidda'u) - büyük, sağlam, katı, şiddetli, güçlü, zorlu, sert, kudretli, korkunç, ciddi, üzücü, cimri, pintilik. (fa'iil ve fiaal formlarındaki sıfatlar hem eril hem dişil için aynı şekilde kullanılır): ashuddun: tam güç yaşı, olgunluk. ishtadda (fiil 8) - şiddetle davranmak, sertleşmek.ve daha şiddetli
16قُوَّةًḳuvvetenق و يGüçlü olmak, güçlenmek, üstün gelmek, yapabilir olmak, güçlü olmak, dinç olmak, zorlu olmak. Quwwatun (çoğulu quwan) - güç, kuvvet, dinçlik, kararlılık, sağlamlık, azim. Qawun - çöl. Aqwa - çölde kalmak. Muqwin - çöl/vahşi doğa sakinleri (qawiya fiilinden türetilmiştir, bu da ıssız veya terk edilmiş hale gelmek anlamına gelir).kuvvet bakımından
17وَاٰثَارًاve āṧāranا ث رİz bırakmak, etki etmek, tesir etmek, işaret bırakmak, iz sürmek, nakletmek, rivayet etmek, tercih etmek, seçmekve eserleri bakımından
18فِي
19الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzündeki
20فَمَاfe māama hiçbir
21اَغْنٰىeğnāغ ن يİhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvettiyarar sağlamadı
22عَنْهُمْǎnhumkendilerine
23مَاşeyler
24كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldukları
25يَكْسِبُونَyeksibūneك س بKazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir.kazanıyor(lar)

Tüm mealler

Meal seçin (79 / 79 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Yeryüzünü gezip dolaşmazlar mı ki onlardan önce gelip geçenlerin ne olmuş sonları, bir bakıp görsünler? Onlar, topluluk bakımından daha çoktu, kuvvet ve yeryüzünde yaptıkları şeyler bakımından da daha üstündü bunlardan; derken elde ettikleri şeylerin, onlara hiçbir faydası olmadı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Yeryüzünü gezip dolaşmazlar mı ki onlardan önce gelip geçenlerin ne olmuş sonları, bir bakıp görsünler? Onlar, topluluk bakımından daha çoktu, kuvvet ve yeryüzünde yaptıkları şeyler bakımından da daha üstündü bunlardan; derken elde ettikleri şeylerin, onlara hiçbir faydası olmadı.

Adem Uğur

Onlar yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuştur, görsünler! Öncekiler bunlardan daha çoktu, kuvvetçe ve yeryüzündeki eserleri bakımından da daha sağlam idiler. Fakat kazandıkları şeyler onlara asla fayda vermemiştir.

Ahmed Hulusi

Arzda seyretmediler mi ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl oldu nazar edip görsünler! Onlar (öncekiler), bunlardan hem kalabalık, hem de kuvvetçe ve yeryüzünde daha çok eser üretmişlerdi. Kazandıkları, onları kurtarmadı!

Ahmet Tekin

Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Kendilerinden öncekilerin, boylarınca günaha, isyana, küfre batmış milletlerin âkıbetlerinin nasıl olduğuna ibret nazarıyla bir baksınlar, incelesinler. Öncekiler bunlardan daha çoktu, daha kudretli, kuvvetliydi, daha çok, daha sağlam eserleri vardı. Kazanmaya devam ettikleri servetler ve mallar, taptıkları putlar, yaptıkları hileler, kendilerini kurtaramadı.

Ahmet Varol

Yeryüzünde dolaşıp da, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden (sayıca) daha çok, daha kuvvetli ve yeryüzündeki eserleri bakımından daha üstün idiler. Ama onların kazandıkları kendilerinden bir şeyi savamadı.

Ali Bulaç

Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını bir görsünler. Onlar, kendilerinden (sayıca) daha çoktu ve yeryüzünde kuvvet ve eserler bakımından daha üstündüler. Fakat kazandıkları şeyler, (azaba karşı) onlara hiçbir şey sağlayamadı.

Ali Fikri Yavuz

O kâfirler, yeryüzünde gezip de bakmadılar mı ki, kendilerinden evvelkilerin akıbeti nasıl olmuş? Onlar, kendilerinden (sayıca) daha çok, kuvvetçe daha metin ve yeryüzünde eser (bina) bakımından daha güçlü idiler. Öyle iken, elde ettikleri şeyler kendilerini kurtarmadı.

Ali Rıza Safa

Yeryüzünde dolaşıp da öncekilerin sonunun nasıl olduğuna bakmıyorlar mı? Onlar, güç yönünden daha üstündüler. Üstelik yeryüzünde daha üstün eserler bırakmışlardı. Fakat kazandıkları şeyler onlara yarar sağlamadı.

Bayraktar Bayraklı

Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bir bakmazlar mı? Onlar gerek güç, gerekse yeryüzünde bıraktıkları eserler bakımından bunlardan daha kuvvetli idiler. Buna rağmen, kazanmış oldukları kendilerinden hiçbir şeyi savamamıştı.

Bekir Sadak

Yeryuzunde dolasip, kendilerinden daha cok, daha kuvvetli, yeryuzunde biraktiklari eserler daha saglam olan oncekilerin sonuclarinin nasil oldugunu gormezler mi? Kazandiklari onlara bir fayda vermemistir.

Celal Yıldırım

Onlar, yeryüzünde gezip kendilerinden öncekilerin sonunun ne olduğuna bakmıyorlar mı ? Onlar, bunlardan daha çok kuvvetli ve yeryüzündeki eserleri bakımından daha çetin ve becerikli idiler. Ama kazanıp elde ettikleri şeyler kendilerine yarar sağlamadı, kurtarıcı olmadı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Yeryüzünde gezip de kendilerinden önce yaşamış olanların âkıbetlerini görmezler mi? Onların sayısı bunlardan daha çoktu, daha güçlülerdi, yeryüzündeki eserleri de daha sağlamdı. Ne var ki, kazandıkları onları kurtaramadı.

Diyanet İşleri

Onlar yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce gelenlerin akıbetlerinin nasıl olduğuna bakmadılar mı? Onlar kendilerinden daha çok, daha güçlü ve onların yeryüzündeki eserleri daha üstündü. Fakat kazanmakta oldukları şeyler onlara bir fayda vermemişti.

Diyanet İşleri (eski)

Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden daha çok, daha kuvvetli, yeryüzünde bıraktıkları eserler daha sağlam olan öncekilerin sonuçlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Kazandıkları onlara bir fayda vermemiştir.

Diyanet Vakfi

Onlar yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuştur, görsünler! Öncekiler bunlardan daha çoktu, kuvvetçe ve yeryüzündeki eserleri bakımından da daha sağlam idiler. Fakat kazandıkları şeyler onlara asla fayda vermemiştir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Daha yeryüzünde gezip de bir bakmazlar mı? Kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuş? Onlar kendilerinden hem daha çok, hem de kuvvetçe ve yeryüzündeki eserlerinin sağlamlığı bakımından daha çetindiler. Öyle iken o kazandıkları şeyler, kendilerini kurtaramadı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Daha yeryüzünde bir gezip de bakmazlar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonu nasıl olmuştur? Onlar kendilerinden hem daha çok hem de kuvvetleri ve yeryüzündeki eserleri noktasından daha üstün idiler. Öyle iken o elde ettikleri şeyler kendilerini kurtaramadı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Daha Yer yüzünde gezip de bir bakmazlar mı? Kendilerinden evvelkilerin akıbeti nasıl olmuş? Onlar kendilerinden hem daha çok hem kuvvetçe ve Arzda asarca daha çetin idiler, öyle iken o kesbettikleri şeyler kendilerini kurtarmadı

Erhan Aktaş

Hem onlar, yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı? Baksalar ya! Kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna! Onlar, güç ve yeryüzündeki eserleri bakımından daha üstündüler. Öyle olduğu halde sahip oldukları şeyler kendilerine yarar sağlamadı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hem onlar, yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı? Baksalar ya! Kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna! Onlar, güç ve yeryüzündeki eserleri bakımından daha üstündüler. Öyle olduğu halde sahip oldukları şeyler kendilerine yarar sağlamadı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yeryüzünde gezip kendilerinden öncekilerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar m? Onlar, güç ve yeryüzündeki eserleri bakımından daha üstündüler. Öyle olduğu halde sahip oldukları şeyler kendilerine yarar sağlamadı.

Fizilal-il Kuran

Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden daha çok, daha kuvvetli, yeryüzünde bıraktıkları eserler, daha sağlam olan, öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görmezler mi? Kazandıkları, onlara bir fayda vermemişti.

Gültekin Onan

Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını bir görsünler. Onlar, kendilerinden (sayıca) daha çoktu ve yeryüzünde kuvvet ve eserler bakımından daha üstündüler. Fakat kazandıkları şeyler, (azaba karşı) onlara hiçbir şey sağlayamadı.

Hamdi Döndüren

Onlar, daha önce geçenlerden, sayıca kendilerinden daha çok, güç ve yeryüzündeki eserleri bakımından, kendilerinden daha üstün olanların sonlarının nasıl olduğunu görmek için, yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Kazandıkları, onlara hiçbir yarar sağlamamıştı!

Hasan Basri Çantay

Ya onlar yer (yüzün) de gezib dolaşmadılar mı ki kendilerinden evvelkilerin akıbeti nice olmuşdur, baksınlar? Hem onlar bunlardan daha çokdu. Kuvvetçe ve yer (yüzün) deki eserlerce de daha güçlü ve satvetli idi (ler). Fakat kazanır oldukları şeyler kendilerine asla faide vermedi.

Hasib Asutay

Yer (yüzün)de gezip dolaşmadılar mı ki, kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler! Onlar bunlardan (sayıca) daha çoktu, kuvvetçe ve yeryüzündeki eserler (32) bakımından da daha sağlam idiler. Ama kazandıkları şeyler onlara hiçbir yarar sağlamadı. (32. Kaleler, saraylar, şehir ve kasabaları bakımından daha üstün durumda idiler.)

Hayrat Neşriyat

(Onlar) yeryüzünde hiç gezmediler mi ki, kendilerinden öncekilerin âkıbeti nasıl olmuş, baksınlar! (Onlar) bunlardan hem daha çok, hem de kuvvetçe ve yeryüzündeki eserler bakımından daha şiddetli idiler; fakat kazanmakta oldukları şeyler kendilerine bir fayda sağlamadı.

İbni Kesir

Yeryüzünde gezip dolaşmazlar mı ki; kendilerinden öncekilerin akıbetlerinin nasıl olduğunu görsünler. Hem onlar; kendilerinden daha çok, daha kuvvetli ve yeryüzünde daha sağlam eser bırakan kimselerdi. Ama kazandıkları onlara bir fayda sağlamamıştı.

Mehmet Okuyan

Kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmek üzere yeryüzünde hiç mi dolaşmadılar? Öncekiler bunlardan daha çoktu, kuvvetçe ve yeryüzündeki eserleri bakımından da daha sağlamdılar. (Fakat) kazandıkları şeyler, onlara asla yarar sağlamamıştır.

Muhammed Esed

Onlar hiç yeryüzünde dolaşıp kendilerinden önce yaşamış olan (hakikat inkarcı)larının sonunun ne olduğuna bakmazlar mı? Onlar kendilerinden daha kalabalık ve daha güçlüydüler ve yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı fakat başarılarının kendilerine hiçbir faydası olmamıştı.

Mustafa İslamoğlu

Şimdi onlar yeryüzünde dolaşıp kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görmezler mir? Onlar berikilerden daha kalabalık, daha güçlü ve yeryüzünde daha derin izler bırakmışlardı: fakat birikimleri onlara hiçbir yarar sağlamadı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Yeryüzünde hiç dolaşmadılar mı ki, bir bakıversinler, kendilerinden evvelkilerin akıbetleri nasıl olmuştur. Onlardan daha ziyâde idiler ve kuvvetçe ve yeryüzünde eserler itibariyle daha şiddetli idiler. Fakat onlara kazanır oldukları şey faidebahş olmadı.

Ömer Öngüt

Onlar yeryüzünde gezip de kendilerinden önce geçmiş kimselerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Onlar bunlardan daha çok, daha kuvvetli ve yeryüzündeki eserleri bakımından daha sağlam idiler. Fakat kazandıkları şeyler kendilerine aslâ fayda vermemiştir.

Suat Yıldırım

Onlar hiç dünyayı gezip dolaşmadılar mı ki kendilerinden önceki ümmetlerin âkıbetlerinin nasıl olduğunu görüp ders alsınlar? Oysa onlar, kendilerinden gerek kuvvet, gerek ülkede bıraktıkları eserler bakımından daha ileri idiler. Ama onların elde ettikleri bu özellikler kendilerine fayda vermedi. Fecî âkıbetlerini önleyemedi.

Süleyman Ateş

Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğunu görsünler? Onlar, bunlardan daha çok, daha kuvvetli ve yeryüzündeki eserleri bakımından daha sağlam idiler. Ama kazandıkları, kendilerine hiçbir yarar sağlamadı.

Süleymaniye Vakfı

Yeryüzünde gezip dolaşmadılar mı ki kendilerinden öncekilerin sonunun nasıl olduğuna baksınlar! Onlar bunlardan hem sayıca daha fazla hem de kuvvetleri ve yeryüzündeki eserleri bakımından daha üstündüler. Ama kazandıkları şeyler işlerine yaramadı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunlar yeryüzünde dolaşmadılar mı ki öncekilerin sonlarının nasıl olduğunu görsünler. Onlar oralarda bunlardan daha çok, daha kuvvetli, bıraktıkları eserler daha güçlüydü. Yaptıkları, onların bir işine yaramadı.

Şaban Piriş

Hiç yeryüzünde gezmiyorlar mı? Kendilerinden öncekilerin akibetinin ne olduğuna baksınlar. Onlar, bunlardan daha çok ve yeryüzünde daha güçlü eserler bırakmışlardı. Ama, kazandıkları onlara hiçbir fayda sağlamadı.

Tefhim-ul Kuran

Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı ki, kendilerinden öncekilerin nasıl bir sona uğradıklarını bir görsünler. Onlar, kendilerinden (sayıca) daha çoktu ve yeryüzünde kuvvet ve eserler bakımından da kendilerinden daha üstündüler. Fakat kazanmakta oldukları şeyler, (azaba karşı) onlara hiçbir şey sağlayamadı.

Ümit Şimşek

Onlar yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin nasıl son bulduğuna bakmadılar mı? Oysa onlar kendilerinden daha kalabalık ve daha güçlüydüler; ve yeryüzünde daha çok eser bırakmışlardı. Yine de bütün bu kazandıkları, onlara bir fayda vermedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Yeryüzünde dolaşıp da kendilerinden öncekilerin sonu nice olmuş diye bakmıyorlar mı? Öncekiler bunlardan sayıca daha çok, kuvvetçe daha zorlu ve yeryüzündeki eserler bakımından daha üstün idiler. Ama kazanmış oldukları şeyler, kendilerine hiçbir yarar sağlamadı.

Azerice (1)

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Məgər onlar (müşriklər) yer üzünü dolaşıb özlərindən əvvəlkilərin axırının necə olduğunu görmürlərmi? Onlar (sayca) bunlardan daha çox, daha qüvvətli, yer üzündə daha çox iz qoymuş kimsələr idi. Qazandıqları (dünya malı) onlara bir fayda vermədi (Allahın əzabını onlardan dəf edə bilmədi).

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Sind sie nicht im Lande herumgegangen, um zu sehen, zu welchem Ende die trotzigen Ungläubigen vor ihnen gekommen sind. Sie waren zahlreicher und mächtiger als sie und hatten dauerhaftere Spuren auf der Erde hinterlassen als sie hinterlassen können. Aber alles, was sie erworben hatten, konnte Gottes Strafe nicht abhalten.

Almanca — Der Edle Quran

Sind sie denn nicht auf der Erde umhergereist, so daß sie schauen (konnten), wie das Ende derjenigen war, die vor ihnen waren? Sie waren zahlreicher als sie und hatten mehr Kraft und Wirkung auf der Erde als sie. Aber nicht nützte ihnen, was sie zu erwerben pflegten.

Almanca — M. A. Rassoul

Sind sie denn nicht im Lande umhergezogen, so daß sie schauen konnten, wie das Ende derer war, die vor ihnen lebten? Sie waren zahlreicher als diese und viel mächtiger und hinterließen mehr Spuren auf Erden. Doch alles, was sie erwarben, nützte ihnen nichts.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Have they not journeyed through the land and looked with their minds' eyes to see the fatal consequence of those who preceded them, who were mightier by force of numbers and far mightier in power and their diligence never wearied! They left more material indicating prosecution with activity and perseverance. Yet all the advantages they availed themselves of did not afford them help nor did they serve their purpose!

Abdul Haleem

Have they not travelled through the land and seen how those who lived before them met their end? They were more numerous than them, stronger than them, and made a more impressive mark on the land, yet what they achieved was of no use to them at all.

Abdullah Yusuf Ali

Do they not travel through the earth and see what was the End of those before them? They were more numerous than these and superior in strength and in the traces (they have left) in the land: Yet all that they accomplished was of no profit to them.

Abul A'la Maududi

Did they not journey in the land that they may behold the end of those who had gone before them? They were more numerous and greater in strength and left behind more splendid traces in the land. Yet their attainments did not avail them.

Aisha Bewley

Have they not travelled in the land and seen the final fate of those before them? They were more numerous than them and greater in strength and left more and deeper traces on earth, but what they earned was of no use to them.

Al-Hilali & Khan

Have they not travelled through the earth and seen what was the end of those before them? They were more in number than them and mightier in strength, and in the traces (they have left behind them) in the land; yet all that they used to earn availed them not.

Ali Quli Qarai

Have they not travelled over the land so that they may observe how was the fate of those who were before them? They were more numerous than them and were greater [than them] in power and with respect to the effects [they left] in the land. But what they used to earn did not avail them.

Amatul Rahman Omar

Have they never travelled in the land so that they could see how (miserable) the end of their predecessors was? They were superior to them in numbers, mightier in force and stronger in respect of the (firm) marks, (fortification and monumental buildings) in the land; yet all their acquisitions were of no avail to them.

Arthur John Arberry

What, have they not journeyed in the land and beheld how was the end of those before them? They were stronger than themselves in might and left firmer traces in the earth; yet that they earned did not avail them.

Bijan Moeinian

Have they not ever traveled to see the ruins of the other civilizations? The latter were more populated, mightier and left more traces behind. Yet all their materialistic achievements did not protect them [after all what kind of materialistic wealth one can take with him while leaving this world?]

E. Henry Palmer

Have they not journeyed on in the land and seen how was the end of those before them, who were more numerous than they and stronger in might, and in their vestiges which are still in the land? but of no avail to them was that which they had earned.

Edip-Layth

Have they not roamed the earth and noted the consequences for those who were before them? They used to be greater in number than they are and mightier in strength, and they had built more in the land. Yet, all that they had earned could not avail them.

George Sale

Do they not pass through the earth, and see what hath been the end of those who were before them? They were more numerous than these, and more mighty in strength, and left more considerable monuments of their power in the earth: Yet that which they had acquired, profited them not.

Hamid S. Aziz

Have they not then journeyed in the land and seen how was the end of those before them? They were more numerous than these and greater in strength and in the traces they made in the earth, but what they earned availed them not.

Mahmoud Ghali

Have they then not traveled in the earth so they (could) look into how was the end of the ones before them? They were more numerous than themselves, and more valiant in power, and (left) more tracks in the earth; yet in no way did whatever they used to earn avail them.

Marmaduke Pickthall

Have they not travelled in the land to see the nature of the consequence for those before them? They were more numerous than these, and mightier in power and (in the) traces (which they left behind them) in the earth. But all that they used to earn availed them not.

Mohamed Ahmed - Samira

Have they not travelled in the land and seen how was the end of those before them who were far more numerous than they and more strong, and have left behind them traces on the earth. And yet nothing of what they did profited them.

Muhammad Asad

HAVE THEY, then, never journeyed about the earth and beheld what happened in the end to those [deniers of the truth] who lived before their time? More numerous were they, and greater in power than they are, and in the impact which they left on earth: but all that they ever achieved was of no avail to them –

Mustafa Khattab

Have they not travelled throughout the land to see what was the end of those who were ˹destroyed˺ before them? They were far superior in number and might and ˹richer in˺ monuments throughout the land, but their ˹worldly˺ gains were of no benefit to them.

Progressive Muslims

Have they not roamed the Earth and noted the consequences for those who were before them They used to be greater in number than them and mightier in strength, and they had built more in the land. Yet, all that they had earned could not avail them.

Sahih International

Have they not traveled through the land and observed how was the end of those before them? They were more numerous than themselves and greater in strength and in impression on the land, but they were not availed by what they used to earn.

Sam Gerrans

Have they not travelled in the earth and seen how was the final outcome of those before them? They were more numerous than they, and stronger in power and impact in the earth; but there availed them not what they earned.

Shabbir Ahmed

Have they not, then, journeyed about the earth and seen what happened in the end to those who lived before them? They were more numerous than these, and greater in power than these are, and stronger in the impact they left upon earth. But all that they ever achieved availed them not, and it failed to make them truly rich.

Syed Vickar Ahamed

Do they not travel through the earth and see what was the end of those before them? They were more in number than them and (even) stronger in might and in the traces (they have left behind) in the land: Yet all that they did was of no use to them.

Taqi Usmani

Have they not traveled through the earth and seen how was the fate of those before them? Most of them were more in numbers than these, and superior in vigor and vestiges left on the earth. So then, whatever they used to earn did not work for them at all.

The Monotheist Group

Have they not roamed the earth and noted the consequences for those who were before them? They used to be greater in number than them and mightier in strength, and they had built more in the land. Yet, all that they had earned could not avail them.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Ne parcourent-ils donc pas la terre pour voir ce quʹil est advenu de ceux qui étaient avant eux? Ils étaient (pourtant) plus nombreux quʹeux et bien plus puissants et ils (avaient laissé) sur terre beaucoup plus de vestiges. Mais ce quʹils ont acquis ne leur a servi à rien.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Erê ma vêca ew li ser rûyê erdê nagerin, da ku bibînin aqîbeta wan miletên beriya wan çawa bûye? Digel ku ew bi hejmar ji wan pirtir bûn, ji aliyê hêz û şiyan ve dijwartir bûn û ji aliyê cih û war ve mikûm û asêtir bûn. Vêca ya ku wan bi dest xwe xistibû qet feyde neda wan.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Hebben zij dan niet op de aarde rondgereisd en ernaar gekeken hoe het einde was van hen die er vóór hen waren? Zij waren meer dan hen en sterker en lieten meer sporen achter op de aarde, maar wat zij ten uitvoer hadden gebracht baatte hun niet.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Gaan zij niet over de aarde, en zien zij niet wat het einde was van hen, die vóór hen bestonden? Deze waren talrijker dan zij en machtiger in sterkte, en lieten aanzienlijker gedenkteekenen van hunne macht op aarde; maar wat zij verworven hadden was hun van geen voordeel.

Hollandaca — Siregar

Reizen zij dan niet op aarde en zien zij dan niet wat het einde was van degenen vóór hen? Zij waren met meer dan zij en zij overtroffen hen in macht en in gebouwen op de aarde. Maar wat zij hadden verworven, baatte hun niet.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Разве они [неверующие мекканцы и другие] не странствовали по земле [разве они не были в Йемене и в Шаме] и (разве они) не видели, каков был конец тех (народов, которые не стали покорными Аллаху), которые были до них [что произошло с адитами, самудянами и другими]? Были они [адиты и самудяне] многочисленнее их [мекканцев] и мощнее их (телесной) силой и следами на земле [своими постройками]. (И наказал их Аллах за их неверие и злодеяния). Но не избавило [не спасло] их [погубленные народы] (от наказания Аллаха) то, что они приобретали [их сила, многочисленность и постройки]!

Rusça — Osmanov

Неужели они не странствовали по земле и не видели, каков был конец тех, кто жил до них? Они превосходили их (т. е. мекканских многобожников) числом и построенным на земле, были сильнее, могучее. Но [все это] не спасло их [от наказания Аллаха].