Sözlük

ا ث ر (ÊS̃R)

Bir şeyin eseri, onun varlığını gösteren şeyin meydana gelmesidir. أثَرَ ve أثَّرَ fiillerinin ikisi de bu manaya gelir. Çoğulu, آثَار şeklindedir. Yüce Allah buyuruyor ki: ثُمَّ قَفَّيْنَا عَلَى آثَارِهِم بِرُسُلِنَا : Sonra onların izlerinden Resûllerimizi gönderdik (57/Hadîd 27); كَانُوا هُمْ أَشَدَّ مِنْهُمْ قُوَّةً وَآثَاراً فِي اْلأَرْضِ : Onlar, yeryüzünde güç ve izler/eserler bırakma yönünden bunlardan daha güçlüydüler (40/Mü’min 21); فَانظُرْ إِلَى آثَارِ رَحْمَتِ اللَّهِ : Allah’ın rahmetinin izlerine bak (30/Rûm 50).
Bunun için, daha önce kendisini kullanarak geçenleri gösteren yola آثََارٌ adı verilir. Yüce Allah bu anlamda şöyle buyurmaktadır: فَهُمْ عَلَى آثَارِهِمْ يُهْرَعُونَ : Onlar, onların (atalarının) izlerine sımsıkı sarılmaya teşvik ediliyor (37/Sâffât 70); هُمْ أُولاَءِ عَلَى أَثَرِي : (Mûsâ): İşte, onlar da benim izimdedir geliyorlar, dedi (20/Tâhâ 84).
سَمِنَتِ اْلإِبِلُ عَلَي أثَارَةٍ deyimi, develer, üzerlerinde yağ izi görülecek derecede semizlediler, anlamına gelir. أثَرْتُ اْلبَعِيرَ deyimi ise, devenin ayağına iz bırakacak bir alâmet taktım ki, böylece onun izini bulabileyim, manasına gelir. Bu izi bırakacak demir parçasına da مِئْثَرَة adı verilmiştir.
أثَرُ السَّيْف kılıcın cevheri ve sağlamlığının işareti demektir ki, bu da onun üzerinde ışık dalgalarının parlamasıdır. Bu özelliğe sahip kılıca سَيْفٌ مَأْثُورٌ denmektedir. İlim rivâyet etmeye ise,
آثَرَهُ أثَرًا وَأَثَارَةً وَأثَرَةً أثَرْتُ اْلعِلْمَ denir ki, ilmin peşine takıldım, bunun da aslı, onun izini sürdüm manasına gelir.
أَوْ أَثَارَةٍ منْ عِلْمٍ : Ya da ilimden bir belge getirin (46/Ahkâf 4). Bu âyetteki أثَارَةٍ kelimesi أثَرَةٍ şeklinde de okunmuştur ve bu, rivâyet edilen veya yazılıp da izi kalan şey demektir.
Güzel ahlaka ilişkin rivâyetlere مَآثِر adı verilir. أثَر de istiâre olarak, üstünlük; إيثَار ise, kendisini ihtiyacı olduğu hâlde başkasını kendine tercih etmek manasına işaret eder. آثَرْتُهُ : Onu tercih ettim ifâdesi de bu anlamdadır. Yüce Allah bu anlamda şöyle buyurmaktadır: حَاجَةً مما أُوتُوا وَيُؤْثِرُونَ عَلَى أَنْفُسِهِمْ : İhtiyaçları olduğu hâlde, onları kendilerine tercih ederler (59/Haşr 9); تَاللّهِ لَقَدْ آثَرَكَ اللّه عَلَيْنَا : Allah’a yemin olsun ki, Allah, seni bize tercih etti/seni bizden üstün kıldı (Yûsuf 91); بَلْ تُؤْثِرُونَ الْحَيَاةَ الدُّنْيَا : Aksine, siz dünya/değersiz, yakın hayatı tercih ediyorsunuz (87/A’lâ 16).
Hadîste: سَيَكُونُ بَعْدِي أَثَرَة Benden sonra bir [haksız] tercih etme olacaktır, denmiştir. Yani; İdarede sizin bazınız, bazınıza [haksız olarak] tercih edilecektir.
اِسْتِئْثَار başkasında olmayan bir şeyle akranından ayrılmaktır. اِسْتَأْثَرَ اللهُ بِفُلاََن deyimi ise, ölümün kinâye yoluyla anlatılmasıdır ve Yüce Allah’ın onu seçtiğini ve diğer insanları değil, yalnızca ona bunu layık gördüğünü ifâde eder. رَجُلٌ أَثِرٌ de, arkadaşları arasında tercih edilen bir kişi demektir. el-Lihyânî, bu bağlamda şu ifâdeleri nakleder: خُذْهُ آثِرًا مَا, إثْرًا مَا , أَثِرَ ذِي أَثِيرٍ . Bunların hepsi da aynı anlama işaret etmektedir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →