ا س و (ÊSW)
أُسْوَة ile إِسْوَة kelimeleri, قُدْوَة ile قِدْوَة gibidir. Bunların her biri, kişinin başkası için örnek olduğu bir hâli ifâde eder. Bu hâl iyilikte de kötülükte de, bollukta da darlıkta da kullanılır. Allah buyurur ki: لَقَدْ كَانَ لَكُمْ فِي رَسُولِ اللَّهِ أُسْوَةٌ حَسَنَةٌ Resûlullah’ta sizin için güzel bir örnek vardır (33/Ahzâb 33). âyette peygamberin örnekliği حَسَنَة güzellik sıfatı ile nitelendirilmiştir. Birini örnek almaya تَأَسَّيْتُ بِهِ denir. أَسَى ise, üzüntü demektir. Bunun hakikati ise, kaçanı/geçip gideni üzüntü ile izlemektir. Onun için أَسَيْتُ عَلَيْهِ ve أَسَيْتُ لَهُ deyimleri kullanılır. Allah buyurur ki: فَلاَ تَأْسَ عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ Kâfir olmuş bir kavme üzülme (5/Mâide 68).
Şair şöyle der:
16- أَسَيْتُ ِلأَخْوَالِي رَبِيعَةَ
16- Dayılarım Rabia’ya üzüldüm.
أسَا fiilinin aslı vavlıdır; çünkü: رَجُلٌ أَسْوَانٌ denir ki, üzgün adam, demektir. أَسْوٌ ise, yaranın iyileştirilmesidir. Bunun da aslı, acı veren şeyin bertaraf edilmesidir. Tıpkı كَرِبْتُ النَّخْلَ deyimi gibi ki, kişinin sıkıntısının izale edilmesi anlamını taşır. قَدْ أَسَوْتُهُ آسُوهُ أَسْوًا ifâdeleri de bu anlamdadır. آسِى yaranın doktoruna denir. Bunun çoğulu إِسَاة ve أُسَاة şeklinde gelir. Yaralı da مَأْسِيٌّ ve أَسِيٌّ adlarını almaktadır. أَسَيْتُ بَيْنَ اْلقَوْمِ deyimi de آسَيْتُهُ fiili de insanların arasını düzeltmek manasında kullanılır.
Şair şöyle der:
17- آسَى أَخَاهُ بِنَفْسِهِ
17- Bizzat kendisi kardeşini tedavi etti.
Başka bir şair de:
18- فَآسَى وَآدَاهُ فَكَانَ كَمَنْ جَنَى
18- Onu tedavi etti ve kendisine yardım etti, ama ona karşı cinâyet işleyen gibi oldu.
آسِي de يُوَاسِي filini işleyen kişi için kullanılır.
Şair şöyle der:
19- يَكفُونَ أَثْقَالَ تَأَي الْمُسْتَآسِي
19- Ödeme talebinin doğurduğu bozgunculuğun ağırlıklarını men ediyorlar.
Şairin kullandığı مُسْتََآسِي kelimesi, bu fiilin müstef’il kalıbıdır.
إِسَاءَة kelimesi ise, kök olarak bu kelimeden değildir; o, سَاءَ fiilinden türetilmiş bir mastardır.