ا خ ذ (ÊḢZ̃)
Allah buyurur ki: فَخُذْ مَا آتَيْتُكَ وَكُنْ مِنَ الشَّاكِرِينَ Sana verdiğimi al ve şükredenlerden ol (7/A’râf 14); خُذُوهُ Şunu tutun (44/Duhan 47). Bu fiilin aslı, أخَذَ fiilinden alınmıştır. Bu daha önce geçmişti.
تَخِذَ fiili, أخَذَ aldı anlamına gelir. Şair şöyle der:
وَقَََدْ تَخِذَتْ رِجْلِي إلَى جَنْبِ غَرْزِهَا *** نَسِيفًا كَأُفْحُوصِ اْلقِطَاةِ اْلمُطَرَّقِ
79- Ayağımı fidanının yanına alarak bir özengi edindi
Bağırtlak kuşunun fidan dibindeki yuvası gibi.
اِتَّخَذ ise, bunun اِفْتَعَلَ kalıbındaki şeklidir. أَفَتَتَّخِذُونَهُ وَذُرِّيَّتَهُ أَوْلِيَاءَ مِنْ دُونِي Şimdi siz beni bırakıp onu ve soyunu dost mu ediniyorsunuz? (18/Kehf 50); قُلْ أَ تَّخَذْتُمْ عِنْدَ اللّهِ عَهْداً De ki: Allah’tan bu yönde söz mü aldınız? (2/Bakara 80); وَاتَّخَذُوا مِنْ دُونِ اللَّهِ آلِهَةً Allah’dan başka ilâh edindiler (19/Meryem 81); وَاتَّخِذُوا مِنْ مَقَامِ إِبْرَاهِيمَ مُصَلًّى İbrahim’in makamını (Ka’be’nin tümünü) namaz yeri edininiz (2/Bakara 125); لاَ تَتَّخِذُوا عَدُوِّي وَعَدُوَّكُمْ أَوْلِيَاءَ Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin (60/Mümtehine 1); قَالَ لَوْ شِئْتَ لاَ تَّخَذْتَ عَلَيْهِ أَجْراً (Musa) ‘İsteseydin, buna karşılık bir ücret alırdın’ dedi (18/Kehf 77).
أَخْذ Bir şeyi tutmak, elde etmek veya sahip olmak demektir. أَخَذَ fiili bazen gerçekten tutmak anlamına gelir: مَعَاذَ اللّهِ أَن نَأْخُذَ إِلاَّ مَنْ وَجَدْنَا مَتَاعَنَا عِنْدَهُ Biz, eşyamızı yanında bulduğumuzdan başkasını tutmaktan Allah’a sığınırız (12/Yûsuf 79); bazen de yakalamak anlamına gelir: لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ Onu herhangi bir uyuklama tutmaz, herhangi bir uyku da (2/Bakara 255).
أَخَذَتْهُ الْحُمَّى sıtma tuttu da denir. Yüce Allah bu manada: وَأَخَذَ الَّذِينَ ظَلَمُوا الصَّيْحَةُ Zulmedenleri, sayha tuttu (11/Hûd 67); فَأَخَذَهُ اللَّهُ نَكَالَ اْلآخِرَةِ وَاْلأُولَى Allah, onu âhiretin cezası ve birincisinin de karşılığı olarak yakalayıverdi (79/Nâziât 25); وَكَذَلِكَ أَخْذُ رَبِّكَ إِذَا أَخَذَ الْقُرَى İşte Rabbin kentleri yakaladığında böyle yakalar (11/Hûd 102) buyurur.
Onun için esir düşmüş kişiye de أَخِيذ ve مَأْخُوذٌ yakalanmış adı verilir. اِتِّخَاذ bir şey edinmek de aynı fiilin iftiâl kalıbıdır. Bu durumda iki mef’ûl alır ve جَعْل yapmak, etmek fiilinin yerine geçer. Yüce Allah’ın şu âyetleri bu manadadır: لاَ تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارَى Yahudileri ve Hıristiyanları dost edinmeyiniz (5/Mâide 51); أَمِ اتَّخَذُوا مِنْ دُونِهِ أَوْلِيَاء Ondan başka dostlar mı edinmişler? (42/Şûrâ 9); فَاتَّخَذْتُمُوهُمْ سِخْرِيّاً Siz onları maskara yaptınız (23/Mü’minûn 110); أ أَنْتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُونِي وَأُمِّيَّ إِلَـهَيْنِ مِنْ دُونِ اللّهِ Sen mi insanlara beni ve annemi Allah’ın dışında iki ilâh edinin dedin? (5/Mâide 116); وَلَوْ يُؤَاخِذُ اللّهُ النَّاسَ بِظُلْمِهِم Eğer Allah, insanları zulümleriyle yakalayıverecek olsa (16/Nahl 61).
Burada özellikle مُؤَاخَذَة kökünün kullanılmış olması, ceza vermek ve yaptıklarının karşılığını verme manasına dikkat çekmek içindir; çünkü: Onlar, pek çok nimete sahip oldukları hâlde, buna şükür ile karşılık vermemişlerdir.
فُلاَنٌ مَأْخُوذٌ Falan yakalanmış, onda bir cin tutması hâli vardır. فُلاَنٌ يَأْخُذُ مَأْخَذَ فُلاَنٍ deyimi, falan kişi, falanın yaptığını yapar, gittiği yere gider, demektir. رَجُلٌ أَخِيذٌ ve بِهِ أُخُذٌ deyimi de göz ağrısından kinâyedir. إِخَاذَة ve إِخَاذ ise, kişinin kendisi için aldığı yere denir. ذَهَبُوا وَمَنْ أَخَذَ أَخْذَهُمْ وَإِخْذَهُمْ (sözü ise) onlar da gittiler, onların ahlak, giyim kuşam ve yolunu izleyenler de, manasına gelir.