ا ز ر (ÊZR)
أَزْر : Kelimesinin aslı, elbise demek olan إِزَار ‘dır. Bu kelime hem إزَارٌ hem إزَارَة hem de مِئْزَرٌ şekillerinde kullanılır. Kinâye yoluyla kadına da izâr adı verilir. Şair şöyle der:
13- أَلاَ أَبْلِغْ أَبَا حَفْصٍ رَسُولاً
فَدَى لَكَ مِنْ أَخِي ثِقَةٍ إِزَارِي
13- Biri Ebâ Hafs’a bir elçi ulaştıramaz mı ki;
Ben senin güvenilir kardeşinim ve sana izârım feda olsun.
Kadının bu adı alması, Yüce Allah’ın: هُنَّ لِبَاسٌ لَكُمْ وَأَنْتُمْ لِبَاسٌ لهُنَّ Siz onlar için elbisesiz, onlar da sizin için elbisedir (2/Bakara 187) sözü gibidir. اُشْدُدْ بِهِ أَزْرِي Onunla sırtımı güçlendir (Tâhâ 31); yani: Onunla kuvvetli olayım. أَزْر Sağlam kuvvettir. آزَرَهُ Yardım etti ve kuvvetlendirdi demektir. Aslı, elbiseyi bağlamaktan gelir. Allah buyurur ki: كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَآزَرَهُ Onlar, filiz veren bir ekin gibidirler; Allah onu güçlendirdi (48/Fetih 29).
آزَرْتُهُ فَتَأَزَّرَ deyimi, ona destek verdim o bu sayede güçlendi demektir. O, güzel, destek veren biridir deyimi: هُوَ حَسَنُ اْلإِزْرَةِ şeklinde ifâde edilmiştir. أَزَرْتُ اْلبِنَاءَ وَآزَرْتُهُ deyimi de, binanın temellerini sağlamlaştırdım demektir. تًأَزَّرَ النَبْتُ ise, bitki uzadı ve güçlendi manasına gelir.
آزَرْتُهُ ve وَازَرْتُهُ deyimleri ise, onun veziri oldum; aslı vâv’dır. فَرَسٌ آزَرُ Ayaklarının beyazlığı, eğer bağlandığı yere kadar uzanan attır.
Allah buyurur ki: وَإِذْ قَالَ إِبْرَاهِيمُ ِلأَبِيهِ آزَرَ Hani İbrahim, babası Âzere demişti ki.. (6/En’âm 74). Deniyor ki, babasının adı Tarûh’tu, Arapçalaştırıldı ve Âzer yapıldı. Onların dilinde Âzer, yolunu şaşırmış manasına geliyordu, diyen de vardır.