Sözlük

ا ب و (ÊBW)

أبٌ : Baba demektir. Bir şeyin icat, ıslah veya zuhuruna sebep olan herkese baba adı verilir. Bu nedenle Peygamber (sas) mü’minlerin babası diye adlandırılır. Bu bağlamda Yüce Allah; اَلنَّبِيُّ أَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ أَنْفُسِهِمْ وَأَزْوَاجُهُ أُمَّهَاتُهُمْ ً : Peygamber mü’minler için canlarından daha önceliklidir; O’nun hanımları da anneleridir (33/Ahzâb 6) buyurmaktadır. Bazı kıraatlerde ise, şu ilave yer almaktadır: وَهُوَ أبٌ لهُمْ : O da onların babasıdır.
Rivâyete göre O [Resûlullah], Hz. Ali’ye; أنَا وَأنْتَ أبَوَا هَذِهِ اْلأمَة : Ben ve sen bu ümmetin babalarıyız, demiştir.
Peygamber (sas); وَكُلُّ سَبَبٍ وَنَسَبٍ مُنْقَطِعٌ يَوْمَ اْلقِيَامَةِ إلاَّ سَبَبِي وَنَسَبِي : Kıyamet gününde, benim sebebim ve nesebim hariç, her sebep ve nesep kesilecektir, sözüyle de buna işaret etmiştir.
أبُو اْلأَضْيَاف : Misafirlerin babası denmesi, kişinin onlara düşkün olmasına, أبُواْلحَرْب : savaşın babası denmesi de onu alevlendiren rolüne dayanır. أبُو عُذْرَتِهَا : Bir kızın bekaretini bozan erkeğe denir.
Amca ile baba beraber, anne de baba ile beraber أبَوَيْن : (iki baba) diye adlandırılır. Aynı şekilde dede de baba ile beraber ebeveyn sayılır. Yüce Allah Hz. Ya’kûb’un kıssasında; مَا تَعْبُدُونَ مِنْ بَعْدِي قَالُوا نَعْبُدُ إِلَـهَكَ وَإِلَـهَ آبَائِكَ إِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ إِلَـهاً وَاحِداً : Benden sonra neye ibâdet edeceksiniz? diye sormuştu. Onlar da: Senin ilâhına ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak’ın ilâhına ibâdet ederiz ki, o tek bir ilâhtır demişlerdi (2/Bakara 133) buyurmaktadır. Halbuki, Hz. İsmail (as) onların baba/atalarından değildi, sadece amcalarıydı.
Bu mana gözetilerek, insanın öğretmeni de baba diye adlandırılmıştır. Yüce Allah’ın; إِنَّا وَجَدْنَا آبَاءنَا عَلَى أُمَّةٍ : Biz babalarımız/atalarımızı bir ümmet üzere bulduk (43/Zuhruf 22) sözü de bu manada yorumlanmıştır. Yani; bizi, ilimle eğiten âlimlerimizin yolunda gideriz. Burada dayanak Yüce Allah’ın şu sözüdür: رَبَّنَا إِنَّا أَطَعْنَا سَادَتَنَا وَكُبَرَاءنَا فَأَضَلُّونَا السَّبِيلاَ : Rabbimiz; biz efendilerimize ve büyüklerimize uyduk da, bizi yoldan saptırdılar (33/Ahzâb 67). أَنِ اشْكُرْ لِي وَلِوَالِدَيْكَ : Bana şükret, iki babana da (31/Lokmân 14) âyetinin yorumunda şöyle denmiştir: Burada Yüce Allah, وَلِوَالِدَيْكَ : iki babana da sözü ile kendisinin dünyaya gelmesine sebep olan öz babasını ve kendisini eğiten öğretmenini kastetmiştir.
Yüce Allah’ın; مَا كَانَ مُحَمَّدٌ أَبَا أَحَدٍ مِنْ رِجَالِكُمْ : Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir ((33/Ahzâb 40) sözünde vurgulanan mana ise, sadece biyolojik manadaki babalıktır ve evlatlığın, gerçek evlat yerine geçemeyeceğine dikkat çekmektir.
أبٌ kelimesinin çoğulu آبَاءٌ ve أُبُوَّة şeklinde gelir; tıpkı بَعُولَة ve خَؤُولَة kelimelerinde olduğu gibi. أبٌ kelimesinin aslı فَعَل kalıbıdır. Şiirde bazen قَفَا ve عَصَا kafiyesinde kullanıldığına da rastlanmaktadır:
3- إنَ أبَاهَا وَأبَا أبَاهَا *** (قَدْ بَلَغَا فِي اْلمَجْدِ غَايَتَاهَا )
3- Onun babası ve babasının babası;
[Her ikisi de şerefte zirveye ulaştı].
أبَوْتُ اْلقَوْمَ veya أأْبُوهُمْ ifâdesi, bir topluluğa babalık yaptım veya onlara baba oldum manasına gelir. فُلانٌ يأْبُو بُهْمَهُ ifâdesi de, falan kişi babanın [çocuğunu] aradığı gibi hayvanını arıyor, demektir.
Nidâ’da/Seslenmede [يَا أَبَتِي ] yerine eb kelimesinin sonuna bir “tâ” ilave edilerek: يَا أَبَتِ denmektedir. بَأْبَأََ الصَبِيُّ deyimi ise, çocuğun “bee; bee” demeye başladığında çıkardığı sesi anlatmak için kullanılır.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →