Şu'ayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Şu'ayb'ı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.

اَلَّذِينَ كَذَّبُوا شُعَيْبًا كَاَنْ لَمْ يَغْنَوْا فِيهَا اَلَّذِينَ كَذَّبُوا شُعَيْبًا كَانُوا هُمُ الْخَاسِرِينَ

(e)lleƶīne keƶƶebū şuǎyben ke en lem yeğnev fīhā (e)lleƶīne keƶƶebū şuǎyben kānū humu l-ḣāsirīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1اَلَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
2كَذَّبُواkeƶƶebūك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanlayan
3شُعَيْبًاşuǎybenشعيباŞu'ayb'i
4كَاَنْke ensanki gibi oldular
5لَمْlem
6يَغْنَوْاyeğnevغ ن يİhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvettihiç oturmamış
7فِيهَاfīhāorada
8اَلَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler
9كَذَّبُواkeƶƶebūك ذ بYalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak.yalanlayan
10شُعَيْبًاşuǎybenشعيباŞu'ayb'i
11كَانُواkānūك و نOlmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri, yapabilirlik, olunan veya var olunan yer. Türkçe’ye girmiş türevler : mekân, mekânsal, lamekân, kâinat, tekevvün, tekvinoldular
12هُمُhumuonlar
13الْخَاسِرِينَl-ḣāsirīneخ س رKayıp veya azalma yaşamak, aldatılmak/kandırılmak/baştan çıkarılmak/atlatılmak, hata yapmak/yoldan çıkmak/doğru yoldan sapmak/doğru yolu kaçırmak, yok olmak veya ölmek, bir şeyi kusurlu veya eksik yapmak, yok etmek veya yok olmasına sebep olmak, birini uzaklaştırmak/yabancılaştırmak/soğutmak, hain/alçak/aşağılık olmak, sadakatsiz olmak, cimri olmak, insanlar arasında küçük/önemsiz/zayıf olmak, başkasının davetini reddetmek.ziyana uğrayanlar

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Şuayb'i yalanlayanlar, sanki oralarda hiç oturmamışlar, hiç yaşamamışlardı, Şuayb'i yalanlayanlar, asıl zarara uğramışlardı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Şuaybʼi yalanlayanlar, sanki oralarda hiç oturmamışlar, hiç yaşamamışlardı, Şuaybʼi yalanlayanlar, asıl zarara uğramışlardı.

Adem Uğur

Şuayb'ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibiydiler. Asıl ziyana uğrayanlar Şuayb'ı yalanlayanların kendileridir.

Ahmed Hulusi

Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamış gibi (yok oldular). . . Şuayb'ı yalanlayanlar, hüsrana uğrayanlar oldular.

Ahmet Tekin

Şuayb’i yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç yaşamamış, hiç güzel gün görmemiş gibiydiler. Şuayb’i yalanlayanlar, işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.

Ahmet Varol

Şu'ayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular. Asıl zarara uğrayanlar Şu'ayb'ı yalanlayanlar oldu.

Ali Bulaç

Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orda 'hiç refah içinde yaşamamışlar' gibi oldular: Şuayb'ı yalanlayanlar, asıl büyük hüsrana uğradılar.

Ali Fikri Yavuz

Şuayb’ı tekzip edenler, sanki evlerinde bir şenlik tutmamışlardı. Şuayb’ı yalanlıyanlardır ki, onlar ziyan görenler olmuşlardır.

Ali Rıza Safa

Şuayb'ı yalanlayanlar, orada hiç yaşamamış gibi oldular; Şuayb'ı yalanlayanlar, yıkıma uğradılar.

Bayraktar Bayraklı

Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Böylece Şu'ayb'ı yalanlayanlar; işte asıl ziyana uğrayanlar onlar oldular!

Bekir Sadak

suayb'i yalanlayanlar, yurtlarinda sanki hic yasamamislar gibi oldular, izleri bile kalmadi. Mahvolanlar,suayb'i yalanlayanlar oldu.

Celal Yıldırım

(91-92) Bunun üzerine onları müthiş sarsıntı yakalayıverdi ve (böylece) kendi yurtlarında oldukları yerde dizüstü çöküp kaldılar; Şuâyb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç şen-şatır yaşamamış gibi oldular. Şuâyb'ı yalanlayanlar ziyana uğrayanların tâ kendileri oldular.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç yurt tutmamış gibi oldular. Böylece asıl hüsrana uğrayanlar, Şuayb’ı yalanlayanlar oldu.

Diyanet İşleri

Şu'ayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç yaşamamışlardı. Şu'ayb'ı yalanlayanlar var ya, asıl ziyana uğrayanlar onlar oldu.

Diyanet İşleri (eski)

Şuayb'ı yalanlayanlar, yurtlarında sanki hiç yaşamamışlar gibi oldular, izleri bile kalmadı. Mahvolanlar, Şuayb'ı yalanlayanlar oldu.

Diyanet Vakfi

Şuayb'ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibiydiler. Asıl ziyana uğrayanlar Şuayb'ı yalanlayanların kendileridir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç şenlik tutmamış gibi oldular. Şu'ayb'ı yalanlayanlar var ya işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Şuayb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç safa sürmemiş gibi oldular. Asıl zarara düşenler, Şuayb'ı yalanlayanlar olmuşlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Şuaybı tekzib edenler sanki orada bir şenlik tutmamışlardı, Şuaybı tekzib edenler, husrane düşenler onlar olmuşlardı

Erhan Aktaş

Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamışlar gibi yok oldular. Asıl kaybedenler Şu'ayb'ı yalanlayanlar oldu.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamışlar gibi yok oldular. Asıl kaybedenler Şu'ayb'ı yalanlayanlar oldu.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Şu'ayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamışlar gibi yok oldular. Asıl kaybedenler Şu'ayb'ı yalanlayanlar oldu.

Fizilal-il Kuran

Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Şuayb'ı yalanlayanlar, asıl hüsrana uğrayanlar, asıl mahvolanlar oldular.

Gültekin Onan

Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç 'refah içinde yaşamamışlar' gibi oldular. Şuayb'ı yalanlayanlar, asıl kaybedenler onlar oldular (büyük hüsrana uğradılar).

Hamdi Döndüren

Şuayb’ı yalan sayanlar, sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular! Şuayb’ı yalan sayanlar, işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.

Hasan Basri Çantay

Şuaybı yalanlayanlar zaten (yurdlarında) oturmuşlar gibi oldular. Şuaybı yalanlayanlardır ki en büyük zarara uğrayanlar onlar olmuşlardır.

Hasib Asutay

Şuayb'i yalanlayanlar, sanki orada (yurtlarında), hiç oturmamış gibidirler. Asıl ziyana uğrayanlar Şuayb'i yalanlayanların tâ kendileridir.

Hayrat Neşriyat

Şuayb’ı yalanlayanlar sanki orada hiç oturmamışlardı! (Evet!) Şuayb’ı yalanlayanlar, kendileri hüsrâna uğrayanlar oldular.

İbni Kesir

Şuayb'ı yalanlayanlar, zaten yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Şuayb'ı yalanlamış olanlar; hüsrana uğrayanlar, işte onlar oldular.

Mehmet Okuyan

Şuayb’ı yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç kalmamış gibiydiler; Şuayb’ı yalanlayanlar kaybedenlerin ta kendileridir.

Muhammed Esed

Onlar ki Şuaybı yalancı çıkarmak isteyen kimselerdi: Sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular. Onlar ki, Şuaybı yalancı çıkarmak isteyen kimselerdi. Kendileri kaybeden kimseler oldular!

Mustafa İslamoğlu

Onlar ki Şuayb'i yalanlıyorlardı; kendilerine yalan oldular... Onlar ki Şuayb'i yalancı çıkarıyorlardı; kaybeden yine onlar oldu...

Ömer Nasuhi Bilmen

Şuayb'ı tekzîp edenler, sanki orada hiç kalmamışlar gibi oldular. Şuayb'i yalanlayanlardır ki, en büyük zarara uğrayanlar onlar olmuşlardır.

Ömer Öngüt

Şuayb'i yalanlayanlar sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Asıl ziyana uğrayanlar, Şuayb'i yalanlayanlar oldu.

Suat Yıldırım

Şuayb’ı yalancı sayanlar... onlar değildi sanki vatanlarında, şen şakrak dolaşanlar!Şuayb’ı yalancı sayıp perişan etmek isteyenler... asıl perişan olanlar, işte onlar oldular.

Süleyman Ateş

Şu'ayb'i yalanlayanlar, sanki yurtlarında hiç oturmamış gibi oldular. Şu'ayb'i yalanlayanlar... işte ziyana uğrayanlar, onlar oldular.

Süleymaniye Vakfı

Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç refah içinde yaşamamışlardı. Asıl kaybedenler, Şuayb'ı yalancı sayanlar oldu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Şuayb'ı yalan sayanlar orada hiç yaşamamış gibi oldular. Şuayb'ı yalan sayanlar asıl kaybedenler oldular.

Şaban Piriş

(91-92.) Onları dehşetli bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde çöküp kaldılar. Şuayb'ı yalanlayanlar sanki orda hiç yaşamamış gibi oldular. Şuayb'ı yalanlayanların asıl kendileri mahvoldu.

Tefhim-ul Kuran

Şuayb'ı yalanlamakta olanlar, sanki orda 'hiç refah içinde yaşamamışlar' gibi oldular; Şuayb'ı yalanlamakta olanlar, asıl büyük hüsrana uğrayanlar oldular.

Ümit Şimşek

Şuayb'ı yalanlayanlar, sanki orada hiç yaşamamış gibiydi. Asıl ziyan edenler, Şuayb'ı yalanlayanlar oldu.

Yaşar Nuri Öztürk

Şuayb'ı yalanlayanlar sanki o yerde hiç şenlik kurmamışlardı. Şuayb'ı yalanlayanlar hüsrana saplananların ta kendileriydi.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Şueybi yalançı sayanlar, sanki orada yaşamamışdılar. Şueybi yalançı sayanların özləri ziyana uğrayanlardan oldular.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Şüeybi yalançı adlandıranlar, sanki orada (evlərində) heç bir şənlik (neʼmət) içində yaşamamışdılar. Şüeybi təkzib edənlərin özləri ziyana uğrayanlar oldular.

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Es sah so aus, als hätten die Ungläubigen, die Schuʹaib der Lüge bezichtigten, nie dort gelebt. So waren die Ungläubigen, die Schuʹaib der Lüge bezichtigt hatten, die Verlorenen.

Almanca — Der Edle Quran

Diejenigen, die Suʹaib der Lüge bezichtigen, waren, als hätten sie (überhaupt) nicht darin gewohnt. Diejenigen, die Suʹaib der Lüge bezichtigten, waren (nun) selbst die Verlierer.

Almanca — M. A. Rassoul

Diejenigen, die Suaib der Lüge beschuldigt hatten, wurden (so zugerichtet), als hätten sie nie darin gewohnt. Diejenigen, die Suaib der Lüge beschuldigt hatten, waren selbst die Verlierer.

Almanca — Muhammad Zaidan

Diejenigen, die Schuʹaib der Lüge bezichtigt haben, als hätten sie dort nicht gewohnt. Diejenigen, die Schuʹaib der Lüge bezichtigt haben, sie waren gewiß die wirklichen Verlierer.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Consequently, those who treated Shu'aib as one who passes himself off as someone other than he is, were inflicted with an irretrievable disaster that they looked as if they had never dwelt nor flourished whereat they perished; those who treated Shu'aib as an imposter were born to be great losers.

Abdul Haleem

it was as if those who had rejected Shuayb had never lived there; it was those who had rejected Shuayb who were the losers-

Abdullah Yusuf Ali

The men who reject Shu'aib became as if they had never been in the homes where they had flourished: the men who rejected Shu'aib - it was they who were ruined!

Abul A'la Maududi

Those who had charged Shu'ayb with lying became as though-they had never lived there; it is they who became utter losers.

Aisha Bewley

As for those who denied Shu‘ayb, it was as if they had never lived there. It was the people who denied Shu‘ayb who were the lost.

Al-Hilali & Khan

Those who belied Shu‘aib, became as if they had never dwelt there (in their homes). Those who belied Shu‘aib, they were the losers.

Ali Quli Qarai

Those who impugned Shu‘ayb became as if they had never lived there. Those who impugned Shu‘ayb were themselves the losers.

Amatul Rahman Omar

Those who cried lies to Shu`aib became (so extinct) as though they had never dwelt therein. Those alone who had cried lies to Shu`aib were the losers.

Arthur John Arberry

those who cried lies to Shuaib, as if never they dwelt there; those who cried lies to Shuaib, they were the losers.

Bijan Moeinian

Those who rejected Sha'ib, were so wiped out as if they had never existed. Those who rejected Shu'aib [for the fear of being ruined,] were [completely] ruined.

E. Henry Palmer

Those who called Shohaib a liar, (were) as though they had not dwelt therein! - Those who called Shohaib a liar, they were the losers then!

Edip-Layth

Those who denied Shuayb, it is as if they never prospered therein. Those who denied Shuayb, they were the losers.

George Sale

Those who accused Shu'aib of lying became as if they had never dwelt therein. Those who accused Shu'aib of lying -- it was they who were the losers.

Hamid S. Aziz

Those who denied Shu'eyb, became as though they had not dwelt there! - Those who had denied Shu'eyb, they were the losers!

Mahmoud Ghali

The ones who cried lies to Shuaayb were as if they had not flourished in it; the ones who cried lies to Shuaayb were they (who) were the losers.

Marmaduke Pickthall

Those who denied Shu'eyb became as though they had not dwelt there. Those who denied Shu'eyb, they were the losers.

Mohamed Ahmed - Samira

They who called Shu'aib a liar (disappeared) as though they had never existed; and those who called Shu'aib a liar were the ones who were ruined!

Muhammad Asad

they who had given the lie to Shu'ayb - as though they had never lived there: they who had given the lie to Shu'ayb -it was they who were the losers!

Mustafa Khattab

Those who rejected Shu’aib were ˹wiped out˺ as if they had never lived there. Those who rejected Shu’aib were the true losers.

Progressive Muslims

Those who denied Shu'ayb, it is as if they never prospered therein. Those who denied Shu'ayb, they were the losers.

Sahih International

Those who denied Shu'ayb - it was as though they had never resided there. Those who denied Shu'ayb - it was they who were the losers.

Sam Gerrans

Those who denied Shuʿayb, as though they had never lived therein; those who denied Shuʿayb, it was they who were the losers.

Shabbir Ahmed

Those who denied Shoaib became as though they had never lived there. Those who denied Shoaib, were the losers.

Syed Vickar Ahamed

The men who rejected Shu’aib became as if they had never been in the homes where the had grown up (in joy and happiness): The men who rejected Shu’aib— Were ruined!

Taqi Usmani

Those who rejected Shu‘aib became as if they never dwelt there. Those who rejected Shu‘aib were themselves the losers.

The Monotheist Group

Those who denied Shu'ayb, it is as if they had never prospered therein. Those who denied Shu'ayb, they were the losers.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Ew ên ku bi Şu‘eyb pêxember bawerî neanîbûn, (wisa koka wan hatibû birîn) her wekî ew di vî gundî de nebûn û tê de nejiyabûn. Ew ên ku wan bi Şu‘eyb bawerî neanîbûn, yên ku zerar kiribûn her ew bi xwe bûn.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Zij die Sjoeʹaib van leugens betichtten waren alsof zij er niet lang woonachtig waren geweest. Zij die Sjoeʹaib van leugens betichtten waren zelf de verliezers.

Hollandaca — Siregar

Degenen die Sjoeʹaib loochenden werden alsof zij nooit in haar (de stad) hadden gewoond. Degenen die Sjoeʹaib loochenden, zij zijn de verliezers.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

Те, которые отвергли Шуайба [отказались признать его пророком], как будто бы и не жили там! Те, которые отвергли (пророка) Шуайба, – они оказались в убытке (и в этом мире и в Вечной жизни)!

Rusça — Osmanov

Тех, кто не признал Шуʹайба [посланником], будто и не было там никогда; те, которые не признали Шуʹайба пророком, они-то и оказались потерпевшими убыток.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

de som hade kallat Shu`ayb lögnare - (det var) som om de aldrig hade levt där i välstånd och trygghet - de som kallade Shu`ayb lögnare, de var nu förlorarna!