Derken, onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.

فَاَخَذَتْهُمُ الرَّجْفَةُ فَاَصْبَحُوا فِي دَارِهِمْ جَاثِمِينَ

fe eḣaƶethumu r-racfetu fe eSbeHū fī dārihim cāṧimīne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاَخَذَتْهُمُfe eḣaƶethumuا خ ذeline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmekderken onları yakalayıverdi
2الرَّجْفَةُr-racfetuر ج فTitremek/sarsılmak, şiddetli hareket halinde olmak, şiddetle sallanmak, dolaşmak, savaşa hazırlanmak, huzursuz olmak, kıpırdamak, endişe verici/yanlış haberler yaymak, meşgul olmak, kargaşa çıkarmak, çalkantı, sarsıntı, kargaşa veya rahatsızlık durumunda olmak. Rajfatun - deprem, güçlü patlama. Murjifun - dedikoducular, kargaşa çıkaran kişi, yanlış endişe verici haberler/söylentiler veya kötü hikayeler yayan kişi.o müthiş sarsıntı
3فَاَصْبَحُواfe eSbeHūص ب حSabahleyin ziyaret etmek veya selamlamak. Subhun/sabahun/isbaahun - sabah. Misbaahun (çoğulu masaabih) - lamba. Sabbah (fiil 2) - gelmek, ulaşmak, selamlamak, sabahleyin içmek. Asbaha - sabah vaktine girmek, ortaya çıkmak, bir şey yapmaya başlamak, olmak, meydana gelmek, vuku bulmak. Musbih - sabahleyin bir şey yapan veya sabaha giren kişi.çökekaldılar
4فِي
5دَارِهِمْdārihimد و رDönmek, devretmek, dolaşmakyurtlarında
6جَاثِمِينَcāṧimīneج ث مYere yapışmak, göğsünün üzerine düşmek, yerde yatmak, hareketsiz kalmak, ölü veya yok olmuş olmak.diz üstü

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Derken, şiddetli bir depremle azâba uğradılar, yurtlarında diz çökmüş bir halde yüzükoyun kapanarak helâk olup gittiler.

Abdulkadir Gölpınarlı

Derken, şiddetli bir depremle azâba uğradılar, yurtlarında diz çökmüş bir halde yüzükoyun kapanarak helâk olup gittiler.

Adem Uğur

Derken o şiddetli deprem onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü donakaldılar.

Ahmed Hulusi

Onları o şiddetli sarsıntı yakaladı. . . Yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.

Ahmet Tekin

Derken, şiddetli bir gürleme halinde âni bir sarsıntı onların işini bitirdi. Sabahleyin yurtlarında yere çarpılarak çakılıp kalanlar oldular.

Ahmet Varol

Bunun üzerine onları kuvvetli bir sarsıntı aldı ve yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.

Ali Bulaç

Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da, kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar.

Ali Fikri Yavuz

Nihayet onları, o korkunç zelzele (sarsıntı) yakalayıverdi. Böylece evlerinde çöküp helâk oldular.

Ali Rıza Safa

Bunun üzerine, zorlu bir sarsıntı onları yakaladı ve kendi ülkelerinde diz üstü çöküp kaldılar.

Bayraktar Bayraklı

Derken o müthiş sarsıntı onları yakalayıverdi; yurtlarında diz üstü çöktüler.

Bekir Sadak

Bu yuzden onlari bir sarsinti tuttu ve olduklari yerde diz ustu cokuverdiler.

Celal Yıldırım

(91-92) Bunun üzerine onları müthiş sarsıntı yakalayıverdi ve (böylece) kendi yurtlarında oldukları yerde dizüstü çöküp kaldılar; Şuâyb'ı yalanlayanlar sanki orada hiç şenşatır yaşamamış gibi oldular. Şuâyb'ı yalanlayanlar ziyana uğrayanların tâ kendileri oldular.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Nihayet o şiddetli deprem onları yakalayıverdi de yurtlarında yere serilip kaldılar.

Diyanet İşleri

Derken, onları o korkunç sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü hareketsiz çöke kaldılar.

Diyanet İşleri (eski)

Bu yüzden onları bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.

Diyanet Vakfi

Derken o şiddetli deprem onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü donakaldılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Derken o (müthiş) sarsıntı onları yakalayıverdi, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken onları o dehşetli sarsıntı yakalayıverdi ve hemen yurtlarında çökekaldılar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken onları o recfe tutuverdi, derhal vatanlarında çöke kaldılar

Erhan Aktaş

Derken şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Derken şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Derken şiddetli bir sarsıntı onları yakaladı ve yurtlarında dizüstü çöke kaldılar.

Fizilal-il Kuran

Bu arada ani bir yersarsıntısına tutuldular da oldukları yerde yığılıp kalıverdiler.

Gültekin Onan

Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar.

Hamdi Döndüren

Bunun üzerine onları şiddetli bir sarsıntı yakalayıverdi. Hemen oldukları yerde cansız olarak yere düştüler.

Hasan Basri Çantay

Bunun üzerine onları o müdhiş zelzele yakalayıverdi de yurdlarında diz üstü çöken (helake uğrayan) kimseler oldular.

Hasib Asutay

Derken o şiddetli sarsıntı onları yakalayıverdi de yurtlarında diz üstü çöküp kaldılar.

Hayrat Neşriyat

Bunun üzerine onları o sarsıntı yakaladı da yurtlarında dizüstü çöküp kalan kimseler oldular.

İbni Kesir

Bunun üzerine onları sarsıntı yakalayıverdi. Ve yurtlarında dizüstü çökenler oldular.

Mehmet Okuyan

(Bunun üzerine) onları bir sarsıntı yakalamıştı da yurtlarında diz üstü (hareketsiz) kalmışlardı.

Muhammed Esed

Derken, bir deprem onların işini bitirdi: kendi evlerinde cansız olarak yere serilip kaldılar.

Mustafa İslamoğlu

Derken şiddetli bir sarsıntı onları ansızın yakalayıverdi ve kendi yurtlarında cansız donakaldılar.

Ömer Nasuhi Bilmen

Derken onları şiddetli bir zelzele yakaladı da yurtlarında diz üstü çöken kimseler oldular.

Ömer Öngüt

Derken kendilerini müthiş bir sarsıntı yakalayıverdi, yurtlarında dizüstü çökekaldılar.

Suat Yıldırım

Derken şiddetli bir deprem onları kıskıvrak yakaladı ve derhal oldukları yerde çökekaldılar.

Süleyman Ateş

Derken o müthiş sarsıntı onları yakalayıverdi, yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

Süleymaniye Vakfı

Çok geçmeden onları öyle bir sarsıntı tuttu ki yurtlarında çöküp kaldılar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Çok geçmeden onları öyle bir sarsıntı tuttu ki bulundukları yere çöküp kaldılar.

Şaban Piriş

(91-92.) Onları dehşetli bir sarsıntı tuttu ve oldukları yerde çöküp kaldılar. Şuayb'ı yalanlayanlar sanki orda hiç yaşamamış gibi oldular. Şuayb'ı yalanlayanların asıl kendileri mahvoldu.

Tefhim-ul Kuran

Bunun üzerine onları dayanılmaz bir sarsıntı tuttu da, kendi yurtlarında diz üstü çökmüş olarak sabahladılar.

Ümit Şimşek

Sonra onları şiddetli bir sarsıntı yakaladı da yurtlarında yüzüstü serilip kaldılar.

Yaşar Nuri Öztürk

Bunun üzerine o korkunç titreşim/o büyük zelzele onları yakalayıverdi de öz yurtlarında yere çökmüş hale geldiler.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Onları dəhşətli bir sarsıntı yaxaladı və onlar öz evlərində üzüqoylu düşüb qaldılar.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Elə bu zaman onları dəhşətli bir sarsıntı (yerdən zəlzələ, göydən tükürpədici bir səs) bürüdü və onlar öz evlərində diz üstə düşüb qaldılar (bir göz qırpımında həlak oldular).

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Da überkam sie das Erdbeben, und am Morgen lagen sie tot in ihren Wohnstätten auf dem Boden.

Almanca — Der Edle Quran

Da ergriff sie das Zittern, und am Morgen lagen sie in ihrer Wohnstätte auf den Brüsten da.

Almanca — M. A. Rassoul

Dann erfaßte sie das Beben; und am Morgen lagen sie in ihren Wohnungen auf dem Boden hingestreckt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

But soon thereafter did the destructive convulsion of the earth's surface seize them and reduced them to a useless form and laid them prostrate and dead under the ruins of their demolished homes.

Abdul Haleem

an earthquake seized them: by the next morning they were lying dead in their homes;

Abdullah Yusuf Ali

But the earthquake took them unawares, and they lay prostrate in their homes before the morning!

Abul A'la Maududi

Thereupon a shocking catastrophe seized them, and they remained prostrate in their dwellings.

Aisha Bewley

So the earthquake seized them and morning found them lying flattened in their homes.

Al-Hilali & Khan

So the earthquake seized them and they lay (dead), prostrate in their homes.

Ali Quli Qarai

So the earthquake seized them, and they lay lifeless prostrate in their homes.

Amatul Rahman Omar

Then they were caught in an earthquake and the morning found them lying prostrate on the ground in their habitations.

Arthur John Arberry

So the earthquake seized them, and morning found them in their habitation fallen prostrate,

Bijan Moeinian

Consequently (in response to the Shu'aib's plea and their own wrongdoings) they were subjected to a catastrophic shock and they fell prostrate [out of fear or for repentance] and died in their own home [as they were not given any time to escape. ]

E. Henry Palmer

then there took them the earthquake, and in the morning they lay in their dwellings prone.

Edip-Layth

The earthquake took them, thus they fell motionless in their homes.

George Sale

So the earthquake seized them and in their homes they lay prostrate upon the ground;

Hamid S. Aziz

So the earthquake seized them, and in the morning they lay prone in their dwellings.

Mahmoud Ghali

Then the Commotion took them (away); so in the morning they became cowering (bodies) in their residence.

Marmaduke Pickthall

So the earthquake seized them and morning found them prostrate in their dwelling-place.

Mohamed Ahmed - Samira

Then they were seized by an earthquake, and lay overturned on the ground in their homes in the morning.

Muhammad Asad

Thereupon an earthquake overtook them: and then they lay lifeless, in their very homes, on the ground -

Mustafa Khattab

Then an ˹overwhelming˺ earthquake struck them and they fell lifeless in their homes.

Progressive Muslims

The Earthquake took them, thus they became lifeless in their homes.

Sahih International

So the earthquake seized them, and they became within their home [corpses] fallen prone.

Sam Gerrans

So the earthquake seized them; and morning found them lying prone in their home,

Shabbir Ahmed

A tremendous earthquake seized them and the morning found them dead in their homes, on the ground.

Syed Vickar Ahamed

But the earthquake took them without warning, and they lay on their face in their homes before the morning!

Taqi Usmani

So, the earthquake seized them, and they were (found dead) in their homes, fallen on their faces.

The Monotheist Group

The earthquake took them, thus they became lifeless in their home.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Alors le tremblement (de terre) les saisit; et les voilà étendus, gisant dans leurs demeures.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Êdî (piştî van şîretan) wê erdheja dijwar ew hingaftin, vêca ew di malên xwe de li ser qelevîskan kumişîn û helak bûn.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Toen greep de aardbeving hen en lagen zij ʹs morgens in hun woning dood op de grond.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Daarom verraste hen een storm van den hemel, en des ochtends werden zij, in hunne woningen, dood en voorover liggende gevonden.

Hollandaca — Siregar

Toen greep de aardbeving hen en zij werden doden in hun huizen.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И постигло их [неверующих мадьянитов] сильное сотрясение [землетрясение], и наутро (все они) оказались в своих жилищах поверженными [погибшими].

Rusça — Osmanov

И постигло их землетрясение, и полегли они мертвыми в своих домах.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Men ett jordskalv drabbade dem och morgonen fann dem liggande framstupa på marken i sina hem -