← Sureler

Mushaf — 190. Sayfa

‹
/ 604
›
9. Tevbe Suresi

Rableri onlara, kendi katından bir rahmet, bir hoşnutluk ve kendilerine içinde tükenmez nimetler bulunan cennetler müjdelemektedir.

يُبَشِّرُهُمْ رَبُّهُمْ بِرَحْمَةٍ مِنْهُ وَرِضْوَانٍ وَجَنَّاتٍ لَهُمْ فِيهَا نَعِيمٌ مُقِيمٌ

yubeşşiruhum rabbuhum bi raHmetin minhu ve riDvānin ve cennātin lehum fīhā neǐymun muḳīmun

Onlar orada ebedi kalacaklardır. Şüphesiz, Allah katında büyük bir mükafat vardır.

خَالِدِينَ فِيهَا اَبَدًا اِنَّ اللّٰهَ عِنْدَهُ اَجْرٌ عَظِيمٌ

ḣālidīne fīhā ebeden inne (a)llahe ǐndehu ecrun ǎZīmun

Ey iman edenler! Eğer küfrü imana tercih ederlerse, babalarınızı ve kardeşlerinizi bile dost edinmeyin. İçinizden kim onları dost edinirse, işte onlar, zalimlerin ta kendileridir.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا اٰبَٓاءَكُمْ وَاِخْوَانَكُمْ اَوْلِيَٓاءَ اِنِ اسْتَحَبُّوا الْكُفْرَ عَلَى الْاِيمَانِ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الظَّالِمُونَ

yā eyyuhā (e)lleƶīne āmenū lā tetteḣiƶū ābā'ekum ve iḣvānekum evliyā'e ini steHabbū l-kufra ǎlā l-īmāni ve men yetevellehum minkum fe ulāike humu Z-Zālimūne

De ki: "Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, aşiretiniz, kazandığınız mallar, kesada uğramasından korktuğunuz bir ticaret ve beğendiğiniz meskenler size Allah'tan, peygamberinden ve O'nun yolunda cihattan daha sevgili ise, artık Allah'ın emri gelinceye kadar bekleyin! Allah, fasık topluluğu doğru yola erdirmez."

قُلْ اِنْ كَانَ اٰبَٓاؤُ۬كُمْ وَاَبْنَٓاؤُ۬كُمْ وَاِخْوَانُكُمْ وَاَزْوَاجُكُمْ وَعَشِيرَتُكُمْ وَاَمْوَالٌۨ اقْتَرَفْتُمُوهَا وَتِجَارَةٌ تَخْشَوْنَ كَسَادَهَا وَمَسَاكِنُ تَرْضَوْنَهَا اَحَبَّ اِلَيْكُمْ مِنَ اللّٰهِ وَرَسُولِهِ وَجِهَادٍ فِي سَبِيلِهِ فَتَرَبَّصُوا حَتّٰى يَأْتِيَ اللّٰهُ بِاَمْرِهِ وَاللّٰهُ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ

ḳul in kāne ābā'ukum ve ebnā'ukum ve iḣvānukum ve ezvācukum ve ǎşīratukum ve emvālun ḳteraftumūhā ve ticāratun teḣşevne kesādehā ve mesākinu terDevnehā eHabbe ileykum mine (a)llahi ve rasūlihi ve cihādin fī sebīlihi fe terabbeSū Hattā ye'tiye (a)llahu bi emrihi ve(a)llahu lā yehdī l-ḳavme l-fāsiḳīne

Andolsun, Allah birçok yerde ve Huneyn savaşı gününde size yardım etmiştir. Hani, çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat (bu çokluk) size hiçbir yarar sağlamamış, yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti. Nihayet (bozularak) gerisin geriye dönüp kaçmıştınız.

لَقَدْ نَصَرَكُمُ اللّٰهُ فِي مَوَاطِنَ كَثِيرَةٍ وَيَوْمَ حُنَيْنٍ اِذْ اَعْجَبَتْكُمْ كَثْرَتُكُمْ فَلَمْ تُغْنِ عَنْكُمْ شَيْـًٔا وَضَاقَتْ عَلَيْكُمُ الْاَرْضُ بِمَا رَحُبَتْ ثُمَّ وَلَّيْتُمْ مُدْبِرِينَ

le ḳad neSarakumu (a)llahu fī mevāTine keṧīratin ve yevme Huneynin iƶ eǎ'cebetkum keṧratukum fe lem tuğni ǎnkum şey'en ve Dāḳat ǎleykumu l-erDu bimā raHubet ṧumme velleytum mudbirīne

Sonra Allah, Resulü ile mü'minler üzerine kendi katından güven duygusu ve huzur indirdi. Bir de sizin göremediğiniz ordular indirdi ve inkar edenlere azap verdi. İşte bu, inkarcıların cezasıdır.

ثُمَّ اَنْزَلَ اللّٰهُ سَكِينَتَهُ عَلٰى رَسُولِهِ وَعَلَى الْمُؤْمِنِينَ وَاَنْزَلَ جُنُودًا لَمْ تَرَوْهَا وَعَذَّبَ الَّذِينَ كَفَرُوا وَذٰلِكَ جَزَاءُ الْكَافِرِينَ

ṧumme enzele (a)llahu sekīnetehu ǎlā rasūlihi ve ǎlā l-mu'minīne ve enzele cunūden lem teravhā ve ǎƶƶebe (e)lleƶīne keferū ve ƶālike cezā'u l-kāfirīne