(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

فَاِذَا جَاءَتِ الصَّاخَّةُ يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ اَخِيهِ وَاُمِّهِ وَاَبِيهِ وَصَاحِبَتِهِ وَبَنِيهِ لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ

fe iƶā cā'eti S-Sāḣḣatu / yevme yefirru l-mer'u min eḣīhi / ve ummihi ve ebīhi / ve SāHibetihi ve benīhi / li kulli mriin minhum yevmeiƶin şe'nun yuğnīhi

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1فَاِذَاfe iƶāzaman
2جَاءَتِcā'etiج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgeldiği
3الصَّاخَّةُS-Sāḣḣatuص خ خKulağa ses çarpmak, demiri taşlara vurmak, (kulakları, gürültüyü) sağır etmek, (büyük suçla) suçlamak. sakhkhah - sağır edici çığlık/bağırış/gürültü.kulakları sağır eden o ses
1يَوْمَyevmeي و مGün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeciişte o gün
2يَفِرُّyefirruف ر رKaçmak, uzaklaşmak, firar etmek, kaçış, firar, kaçma eylemi. Mafarr - sığınak, değişim, sığınma yeri.kaçar
3الْمَرْءُl-mer'uم ر اAcı olmak, sıkıntılı olmak, zorlamak, tartışmak, münakaşa etmek, şüphe etmek, süt sağmak, geçmek, yürümek, sıvazlamak, kadınkişi
4مِنْmin-nden
5اَخِيهِeḣīhiا خ وBaşka biriyle aynı ebeveynlere sahip olan veya sadece bir ebeveyni ortak olan erkek kişi; aynı soy/toprak/inanç/inanca sahip kişi; erkek kardeş; arkadaş; yoldaş; eş; çift halindeki parçalardan biri; akraba; yakından tanıdık olan kişi.kardeşi-
1وَاُمِّهِve ummihiا م مammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı olmayan;ummatun: bir insanın akrabaları, kabile, parti, topluluk, millet, ortak özellikleri veya koşulları olan canlı grubu, insan veya hayvan topluluğu, yaratılış, nesil, Allah'ın yarattıkları;ummah: davranış yolu/şekli/tarzı, inanç, din, millet, zaman veya zaman dilimi, dürüst kişi, iyilik/erdemlerle tanınan ve örnek alınan kişi;imam: lider, başkan, takip edilen herhangi bir nesne (örn. insan/kitap/anayol), model, örnek, kalıp;amama: önce, önünde [75:5]ve anasından
2وَاَبِيهِve ebīhiا ب وbaba/büyükbaba/ata, babalık, beslemek/yemek vermek/yetiştirmek, büyütmekve babası(ndan)
1وَصَاحِبَتِهِve SāHibetihiص ح بeşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi bir bağlantı veya bağ gösteren, yardımcı. saahibatun - eş, zevce, karı. saahaba - eşlik etmek. ashaba (fiil 4) - korumak, engellemek, sakınmak, savunmak. yushabuun - onlara eşlik edilecek.ve eşi(nden)
2وَبَنِيهِve benīhiب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileve oğulları(ndan)
1لِكُلِّli kulliك ل ل1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin, külliyat, külliye, külliyen, külliyet, külliyetlihepsinin vardır
2امْرِئٍmriinم ر اAcı olmak, sıkıntılı olmak, zorlamak, tartışmak, münakaşa etmek, şüphe etmek, süt sağmak, geçmek, yürümek, sıvazlamak, kadınher kişinin
3مِنْهُمْminhumonlardan
4يَوْمَئِذٍyevmeiƶino gün
5شَأْنٌşe'nunش ا نBir amacı/yolu/rotayı takip etmek, bir şeyi iyi yapmak, önemsemek veya dikkat etmek, bir işe/meseleye bağlı kalmak, iş/konu/durum/endişe, doğal, eğilim, yol, ihtişam durumu.bir derdi
6يُغْنِيهِyuğnīhiغ ن يİhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvettikendisine yeter

Tüm mealler

Meal seçin (82 / 82 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve onların herbirinin bir derdi var ki başkalarına bakmaya vakti bile yok.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve onların herbirinin bir derdi var ki başkalarına bakmaya vakti bile yok.

Adem Uğur

O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır.

Ahmed Hulusi

O süreçte onlardan her birinin derdi kendi işidir!

Ahmet Tekin

O gün, herkesin kendine yetip artacak dertleri vardır.

Ahmet Varol

O gün onlardan her birinin kendine yetecek bir işi vardır.

Ali Bulaç

O gün, onlardan her birisinin kendine yetecek bir işi vardır.

Ali Fikri Yavuz

O gün, onlardan herkesin kendine yeter bir işi vardır, (ancak kendi derdi ile kalır).

Ali Rıza Safa

O gün, herkesin kendisine yetecek bir işi vardır.

Bayraktar Bayraklı

O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır.

Bekir Sadak

O gun, herkesin kendine yeter derdi vardir.

Celal Yıldırım

Onlardan her kişinin (o gün) kendine yetecek derdi ve meşguliyeti vardır.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

O gün onlardan her birinin işi başından aşkındır.

Diyanet İşleri

(33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

Diyanet İşleri (eski)

O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.

Diyanet Vakfi

O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Onlardan her birinin o gün başından aşan işi vardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlardan her kişinin o gün başından aşan bir işi vardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Onlardan her kişinin bir şe'ni vardır o gün başından aşar

Erhan Aktaş

Onların hepsinin O Gün başından aşkın uğraşısı vardır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onların hepsinin İzin Günü başından aşkın uğraşısı vardır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onların hepsinin İzin Günü başından aşkın uğraşısı vardır.

Fizilal-il Kuran

O gün herkesin başından aşkın işi vardır.

Gültekin Onan

O gün, onlardan her birisinin kendine yetecek bir işi vardır.

Hamdi Döndüren

Çünkü o gün herkesin, kendine yetecek bir işi vardır!

Hasan Basri Çantay

O gün bunlardan herkesin kendine yeter bir işi (derdi, belası) vardır.

Hasib Asutay

O gün onlardan herkesin kendine yetecek bir işi (derdi) vardır. (9) (9. Herkes ancak kendi derdi ile meşgul olacak, kendinden başkasını düşünmeyecek.)

Hayrat Neşriyat

O gün onlardan her bir kişinin, kendine yetecek bir işi vardır!

İbni Kesir

O gün; herkesin kendisine yeter bir işi vardır.

Mehmet Okuyan

(Çünkü) o gün, her kişinin kendisine yetecek bir işi olacaktır.

Muhammed Esed

o Gün her birinin durumu kendisi için yeterli bir endişe kaynağı olacak.

Mustafa İslamoğlu

o gün herkesin birbirinden kaçmak için yeterli meşguliyeti olacak.

Ömer Nasuhi Bilmen

Onlardan her kişi için o günde bir iş vardır ki, ona yeter.

Ömer Öngüt

O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.

Suat Yıldırım

O gün onlardan her birinin başından aşkın derdi ve tasası vardır.

Süleyman Ateş

O gün, onlardan her kişinin, kendisine yeter derecede işi vardır.

Süleymaniye Vakfı

O gün, onun gibi olanlardan her birinin işi başından aşkın olur.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

O gün bunlardan her birinin işi başından aşacaktır.

Şaban Piriş

O gün herkes için kendine yetecek bir işi vardır.

Tefhim-ul Kuran

O gün, onlardan her birisinin kendine yetecek bir işi vardır.

Ümit Şimşek

O gün herkesin kendisine yetecek bir derdi vardır.

Yaşar Nuri Öztürk

O gün onlardan her kişinin kendisine yetecek bir uğraşı vardır.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

O gün onlardan hər birinin yetərincə işi olacaqdır.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

O gün onlardan hər birinin istənilən qədər işi olacaqdır! (Hər kəs öz hayında olacaq, heç kəs heç kəsin halından xəbər tutmayacaqdır).

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

an diesem Tag hat jeder etwas, was ihn voll beschäftigt.

Almanca — Der Edle Quran

jedermann von ihnen wird an jenem Tag eine Angelegenheit haben, die ihn beschäftigt.

Almanca — M. A. Rassoul

an jenem Tage wird jeder eigene Sorgen genug haben, die ihn beschäftigen.

Almanca — Muhammad Zaidan

für jeden Mann von ihnen an diesem Tag gibt es eine Angelegenheit, die ihn beschäftigt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

For each of them then, there is enough trouble of his own.

Abdul Haleem

each of them will be absorbed in concerns of their own on that Day-

Abdullah Yusuf Ali

Each one of them, that Day, will have enough concern (of his own) to make him indifferent to the others.

Abul A'la Maududi

on that Day each will be occupied with his own business, making him oblivious of all save himself.

Aisha Bewley

on that Day every man among them will have concerns enough of his own.

Al-Hilali & Khan

Everyman that Day will have enough to make him careless of others.

Ali Quli Qarai

that day each of them will have a task to keep him preoccupied.

Amatul Rahman Omar

On that day every person among them shall be concerned enough (regarding his own affairs to occupy him and) to make him indifferent (to others).

Arthur John Arberry

every man that day shall have business to suffice him.

Bijan Moeinian

Each individual has enough of his own to be concerned with that does not care about the others.

E. Henry Palmer

Every man among them on that day shall have a business to employ him.

Edip-Layth

For every person on that day is a matter that concerns him.

George Sale

Every man of them, on that day, shall have business of his own sufficient to employ his thoughts.

Hamid S. Aziz

Every man of them shall on that Day be occupied with concerns which will make him heedless of others.

Mahmoud Ghali

Upon that Day every (single) person of them will have an affair that will preoccupy him.

Marmaduke Pickthall

Every man that day will have concern enough to make him heedless (of others).

Mohamed Ahmed - Samira

Each man will have enough cares that day.

Muhammad Asad

on that Day, to every one of them will his own state be of sufficient concern.

Mustafa Khattab

For then everyone will have enough concern of their own.

Progressive Muslims

For every person on that Day is a matter that concerns him.

Sahih International

For every man, that Day, will be a matter adequate for him.

Sam Gerrans

Every man of them, that day, will have an involvement to suffice him.

Shabbir Ahmed

To everyone on that Day will be enough his own concern.

Syed Vickar Ahamed

On that Day each of the men, will have enough worry (of his own) to make him not mindful of the others.

Taqi Usmani

every one of them will be too engaged in his own affairs to care for others.

The Monotheist Group

For every person on that Day is a matter that concerns him.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

car chacun dʹeux, ce jour-là, aura son propre cas pour lʹoccuper.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Wê rojê, ji her yekî ji wan re halekî wî heye ku wî meşxûl bike.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

op die dag heeft elk van hen een zaak die hem bezighoudt.

Hollandaca — Salomo Keyzer

Ieder mensch zal op dien dag genoeg stof voor zich zelven hebben, om zijne gedachten bezig te houden.

Hollandaca — Siregar

Een ieder ven hen zal op die Dag een bezigheid hebben die hem genoeg is.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

У каждого человека из них в тот день будет забота, которая займет его (полностью) (что он будет занят только самим собой).

Rusça — Osmanov

ибо каждому человеку будет не до них,

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

ja, var och en av dem skall ha nog av sina egna bekymmer.