← Sureler

Mushaf — 339. Sayfa

‹
/ 604
›
22. Hac Suresi

İşte o gün mülk (hükümranlık) Allah'ındır. O, insanların arasında hükmünü verir. Artık iman edip salih ameller işlemiş olanlar Naim Cennetleri'ndedirler.

اَلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ لِلّٰهِ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْ فَالَّذِينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ

l-mulku yevmeiƶin li (a)llahi yeHkumu beynehum fe(e)lleƶīne āmenū ve ǎmilū S-SāliHāti fī cennāti n-neǐymi

İnkar edip ayetlerimizi yalanlamış olanlara gelince, onlar için de alçaltıcı bir azap vardır.

وَالَّذِينَ كَفَرُوا وَكَذَّبُوا بِاٰيَاتِنَا فَاُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُهِينٌ

ve(e)lleƶīne keferū ve keƶƶebū bi āyātinā fe ulāike lehum ǎƶābun muhīnun

Allah yolunda hicret edip de sonra öldürülmüş veya ölmüş olanlara gelince, Allah onlara muhakkak güzel bir rızık verecektir. Şüphe yok ki Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır.

وَالَّذِينَ هَاجَرُوا فِي سَبِيلِ اللّٰهِ ثُمَّ قُتِلُوا اَوْ مَاتُوا لَيَرْزُقَنَّهُمُ اللّٰهُ رِزْقًا حَسَنًا وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ خَيْرُ الرَّازِقِينَ

ve(e)lleƶīne hācerū fī sebīli (a)llahi ṧumme ḳutilū ev mātū le yerzuḳannehumu (a)llahu rizḳan Hasenen ve inne (a)llahe le huve ḣayru r-rāziḳīne

Elbette onları hoşnut olacakları bir yere sokacaktır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir).

لَيُدْخِلَنَّهُمْ مُدْخَلًا يَرْضَوْنَهُ وَاِنَّ اللّٰهَ لَعَلِيمٌ حَلِيمٌ

le yudḣilennehum mudḣalen yerDevnehu ve inne (a)llahe le ǎlīmun Halīmun

Bu böyle. Bir de kim kendisine verilen eziyetin dengiyle karşılık verir de sonra yine kendisine zulmedilirse, elbette Allah ona yardım eder. Hiç şüphesiz ki Allah çok affedendir, çok bağışlayandır.

ذٰلِكَ وَمَنْ عَاقَبَ بِمِثْلِ مَا عُوقِبَ بِهِ ثُمَّ بُغِيَ عَلَيْهِ لَيَنْصُرَنَّهُ اللّٰهُ اِنَّ اللّٰهَ لَعَفُوٌّ غَفُورٌ

ƶālike ve men ǎāḳabe bi miṧli mā ǔḳibe bihi ṧumme buğiye ǎleyhi le yenSurannehu (a)llahu inne (a)llahe le ǎfuvvun ğafūrun

Bu böyle. Çünkü Allah, geceyi gündüzün içine sokar, gündüzü de gecenin içine sokar. Şüphesiz ki Allah hakkıyla işiten, hakkıyla görendir.

ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ يُولِجُ الَّيْلَ فِي النَّهَارِ وَيُولِجُ النَّهَارَ فِي الَّيْلِ وَاَنَّ اللّٰهَ سَمِيعٌ بَصِيرٌ

ƶālike bi enne (a)llahe yūlicu l-leyle fī n-nehāri ve yūlicu n-nehāra fī l-leyli ve enne (a)llahe semīǔn beSīrun

Bu böyle. Çünkü Allah, hakkın ta kendisidir. O'nu bırakıp da taptıkları ise batılın ta kendisidir. Şüphesiz ki Allah yücedir, büyüktür.

ذٰلِكَ بِاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْحَقُّ وَاَنَّ مَا يَدْعُونَ مِنْ دُونِهِ هُوَ الْبَاطِلُ وَاَنَّ اللّٰهَ هُوَ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ

ƶālike bi enne (a)llahe huve l-Haḳḳu ve enne mā yed'ǔne min dūnihi huve l-bāTilu ve enne (a)llahe huve l-ǎliyyu l-kebīru

Allah'ın gökten yağmur indirdiği, böylece yeryüzünün yemyeşil olduğunu görmedin mi? Şüphesiz Allah, çok lütufkardır, hakkıyla haberdardır.

اَلَمْ تَرَ اَنَّ اللّٰهَ اَنْزَلَ مِنَ السَّمَاءِ مَاءً فَتُصْبِحُ الْاَرْضُ مُخْضَرَّةً اِنَّ اللّٰهَ لَطِيفٌ خَبِيرٌ

e lem tera enne (a)llahe enzele mine s-semāi māen fe tuSbiHu l-erDu muḣDerraten inne (a)llahe leTīfun ḣabīrun

Göklerdeki her şey, yerdeki her şey O'nundur. Şüphesiz ki Allah elbette zengindir, elbette övgüye layıktır.

لَهُ مَا فِي السَّمٰوَاتِ وَمَا فِي الْاَرْضِ وَاِنَّ اللّٰهَ لَهُوَ الْغَنِيُّ الْحَمِيدُ

lehu mā fī s-semāvāti ve mā fī l-erDi ve inne (a)llahe le huve l-ğaniyyu l-Hamīdu