Sonra da, "Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah'tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm ancak Allah'ındır. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de yalnız O'na tevekkül etsinler" dedi.

وَقَالَ يَابَنِيَّ لَا تَدْخُلُوا مِنْ بَابٍ وَاحِدٍ وَادْخُلُوا مِنْ اَبْوَابٍ مُتَفَرِّقَةٍ وَمَا اُغْنِي عَنْكُمْ مِنَ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ اِنِ الْحُكْمُ اِلَّا لِلّٰهِ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَعَلَيْهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُتَوَكِّلُونَ

ve ḳāle yā beniyye lā tedḣulū min bābin vāHidin ve dḣulū min ebvābin muteferriḳatin ve mā uğnī ǎnkum mine (a)llahi min şey'in ini l-Hukmu illā li (a)llahi ǎleyhi tevekkeltu ve ǎleyhi fe l yetevekkeli l-mutevekkilūne

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَقَالَve ḳāleق و لkonuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler : kavl, kavlen, kavli, kale al-, kalubela, kaval, kilükal, makale, makule, mukaveleve dedi ki
2يَابَنِيَّyā beniyyeب ن يinşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aileEY/HEY/AH Oğullarım!
3لَا
4تَدْخُلُواtedḣulūد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmakgirmeyin
5مِنْmin
6بَابٍbābinب و بkapı, giriş yeri, tarz/şekilkapıdan
7وَاحِدٍvāHidinو ح دBir olmak, yalnız, eşsiz, benzersiz olmak, alçakgönüllü kalmak, ayrı durmak, birliği vurgulamak. Waahidun - kardinal, bir sayısı, tek. Wahda - yalnız.bir
8وَادْخُلُواve dḣulūد خ لgirmek, içeri girmek, geçmek, nüfuz etmek, ihlal etmek, arasından geçmek, istila etmek, üzerine gelmek, ziyaret etmek, zorla girmek, müdahale etmek, sokmak, tanıtmak, katılmak/başlamak/dahil etmek/yer almak, anlaşıldı/dahil edildi, karışmak/kaynaşmak(fakat) girin
9مِنْmin
10اَبْوَابٍebvābinب و بkapı, giriş yeri, tarz/şekilkapılardan
11مُتَفَرِّقَةٍmuteferriḳatinف ر قAyırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya insan topluluğu. Furqan - doğru veya yanlışın ölçütü, taslak, kanıt veya gösterim, Kuran'ın bir adı, yardım, zafer, tartışma, delil, şafak, ayrım.ayrı ayrı
12وَمَاve māve
13اُغْنِيuğnīغ ن يİhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvettisavamam
14عَنْكُمْǎnkumsizden
15مِنَmine
16اللّٰهِ(a)llahiAllah'tan gelecek
17مِنْminhiçbir
18شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşeyi
19اِنِiniyoktur
20الْحُكْمُl-Hukmuح ك مEngellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli yetkiyi/yargı yetkisini/kuralı/egemenliği/yönetimi uygulamak, bir şeyi emretmek veya düzenlemek veya karara bağlamak, bilge olmak, sağlam muhakeme yeteneğine sahip olmak, bilgi veya bilim ve hikmet sahibi olmak, beceri kullanarak bir şeyi sağlam/kararlı/kusursuz/eksikliklerden arınmış hale getirmek.(hiçbir) Hüküm
21اِلَّاillādışında
22لِلّٰهِli (a)llahiAllah'ın
23عَلَيْهِǎleyhiO'na
24تَوَكَّلْتُtevekkeltuو ك لGüvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak.tevekkül ettim
25وَعَلَيْهِve ǎleyhive O'na
26فَلْيَتَوَكَّلِfe l yetevekkeliو ك لGüvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak.tevekkül etsinler
27الْمُتَوَكِّلُونَl-mutevekkilūneو ك لGüvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak.tevekkül edenler

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Ve oğullarım dedi, hepiniz aynı kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Fakat gene de Allah'ın takdîr ettiği hiçbir şeyi gideremem sizden; hüküm, ancak Allah'ındır. Ona dayandım ve dayananlar da ancak ona dayanmalı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Ve oğullarım dedi, hepiniz aynı kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Fakat gene de Allahʼın takdîr ettiği hiçbir şeyi gideremem sizden; hüküm, ancak Allahʼındır. Ona dayandım ve dayananlar da ancak ona dayanmalı.

Adem Uğur

Sonra şöyle dedi: Oğullarım! (Şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah'tan (gelecek) hiçbir şeyi sizden savamam. Hüküm Allah'tan başkasının değildir. (Onun için) ben yalnız O'na dayandım. Tevekkül edenler yalnız O'na dayansınlar.

Ahmed Hulusi

Ve dedi ki: "Ey oğullarım. . . Tek bir kapıdan girmeyin. . . Ayrı ayrı kapılardan girin. . . (Gerçi) Allah'tan (gelecek) hiçbir şeyi sizden savamam. . . Hüküm ancak Allah'ındır. . . O'na tevekkül (hakikatimdeki El Vekiyl ismi özelliğinin gereğini yerine getireceğine iman) ettim ve O'na yöneliyorum. . . Tevekkül edenler O'na tevekkül etsin. "

Ahmet Tekin

Onlara: 'Oğullarım, şehre hepiniz bir kapıdan girmeyin. Ayrı ayrı kapılardan girin. Size Allah’tan gelecek hiçbir şeyi engelleyemem. Hükümranlık ve icraat yalnız Allah’a aittir. O’na dayanıp güvendim, işlerimi O’na havale ettim. Bütün tevekkül sahipleri O’na, sadece O’na dayanıp güvensinler.' dedi.

Ahmet Varol

Yine dedi ki: 'Ey oğullarım! Tek bir kapıdan girmeyin, değişik kapılardan girin. Bununla birlikte ben, Allah'ın (hükmünden) bir şeyi sizden savamam. Hüküm ancak Allah'ındır. Ben O'na güvendim. Güvenenler de yalnızca O'na güvensinler.'

Ali Bulaç

Ve dedi ki: "Ey çocuklarım, tek bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ben size Allah'tan hiç bir şeyi sağlayamam (gideremem). Hüküm yalnızca Allah'ındır. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de yalnızca O'na tevekkül etmelidirler."

Ali Fikri Yavuz

(Mısır’a hareket etmek üzere olan çocuklarına) dedi ki: “- Ey yavrularım! Şehire bir kapıdan girmeyin de, ayrı ayrı kapılardan girin (size nazar değmesin). Böyle olmakla beraber, Allah’ın hükmünden hiç bir şeyi sizden gideremem. Hüküm ancak Allah’ındır; yalnız ona tevekkül ettim ve tevekkül edenler de yalnız ona dayanıp güvenmelidirler.”

Ali Rıza Safa

Ayrıca, şöyle dedi: "Ey oğullarım! Bir tek kapıdan girmeyin; ayrı kapılardan girin. Allah'tan gelecek bir şeyi sizden uzaklaştıramam. Yargı, yalnızca Allah'a özgüdür. Ben, O'na güvendim. Kuşkusu olmayanlar, artık O'na güvensinler!"

Bayraktar Bayraklı

Ya'kub şunu da söyledi: "Ey oğullarım! Bir tek kapıdan girmeyiniz, ayrı ayrı kapılardan giriniz. Gerçi ben Allah'ın takdir ettiği bir şeyi sizden savamam. Hüküm yalnız Allah'ındır. Ben yalnız O'na dayandım. Tevekkül sahipleri de ona güvenip dayansın!"

Bekir Sadak

Babalari: «Ogullarim! Tek bir kapidan degil, ayri ayri kapilardan girin. Ama Allah katinda size bir faydam olmaz, hukum ancak Allah'indir, O'na guvendim, guvenenler de O'na guvensinler» dedi.

Celal Yıldırım

Yâkub, «ey oğullarım! (Mısır'a) bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Bununla beraber sizden Allah'ın takdirini çevirecek de değilim. Hüküm ancak Allah'ındır. Ben O'na güvenip dayandım ; güvenip dayanmak isteyenler de ancak O'na güvenip dayansınlar» dedi.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Sonra şunu söyledi: “Oğullarım! (Şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden savamam. Hüküm Allah’tan başkasının değildir. Ben yalnız O’na güvenip dayandım. Güvenecek olanlar yalnız O’na güvenip dayansınlar.

Diyanet İşleri

Sonra da, "Ey oğullarım! Bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah'tan gelecek hiçbir şeyi sizden uzaklaştıramam. Hüküm ancak Allah'ındır. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de yalnız O'na tevekkül etsinler" dedi.

Diyanet İşleri (eski)

Babaları: 'Oğullarım! Tek bir kapıdan değil, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah katında size bir faydam olmaz, hüküm ancak Allah'ındır, O'na güvendim, güvenenler de O'na güvensinler' dedi.

Diyanet Vakfi

Sonra şöyle dedi: Oğullarım! (Şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah'tan (gelecek) hiçbir şeyi sizden savamam. Hüküm Allah'tan başkasının değildir. (Onun için) ben yalnız O'na dayandım. Tevekkül edenler yalnız O'na dayansınlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Ve dedi ki: «Ey yavrularım! (şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin de ayrı ayrı kapılardan girin. Gerçi ben ne yapsam, Allah'ın takdirini sizden engelleyemem. Hüküm yalnızca Allah'ındır. Onun için bütün tevekkül edenler O'na tevekkül etmelidirler.»

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Dedi ki: "Yavrularım! Bir kapıdan girmeyin de ayrı ayrı kapılardan girin! Gerçi ne yapsam, hiçbir şeyde Allah'ın takdirini sizden savamam! Hüküm ancak Allah'ındır! Ben O'na tevekkül kıldım. Onun için bütün tevekkül edenler O'na tevekkül etmelidirler!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey yavrularım! Dedi: bir kapıdan girmeyin de ayrı ayrı kapılardan girin, maamafih ne yapsam sizden hiç bir şeyde Allahın takdirini def'edemem, huküm ancak Allahındır, ben ona tevekkül kıldım ve hep ona tevekkül etmelidir onun için bütün mütevekkiller

Erhan Aktaş

Ve "Ey oğullarım! Aynı kapıdan girmeyin, her biriniz ayrı bir kapıdan girin. Allah'ın takdirine karşı size bir faydam olmaz. Hüküm yalnızca Allah'ındır. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül edecek olanlar O'na tevekkül etsinler." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve "Ey oğullarım! Aynı kapıdan girmeyin, her biriniz ayrı bir kapıdan girin. Allah'ın takdirine karşı size bir faydam olmaz. Hüküm yalnızca Allah'ındır. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül edecek olanlar O'na tevekkül etsinler." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve "Ey oğullarım! Aynı kapıdan girmeyin, her biriniz ayrı bir kapıdan girin. Allah'ın takdirine karşı size bir faydam olmaz. Hüküm yalnızca Allah'ındır. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül edecek olanlar O'na tevekkül etsinler." dedi.

Fizilal-il Kuran

Yavrularım, şehre aynı kapıdan girmeyiniz, değişik kapılardan giriniz. Gerçi ben Allah'ın size ilişkin hiçbir ön kararını başınızdan savamam. Egemenlik sadece Allah'ın tekelindedir. Ben yalnız O'na güveniyorum. Tüm dayanak arayanlar da yalnız O'na güvenmelidirler.

Gültekin Onan

Ve dedi ki: "Ey çocuklarım, tek bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ben size Tanrı'dan hiç bir şeyi sağlayamam (gideremem). Hüküm yalnızca Tanrı'nındır. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de yalnızca O'na tevekkül etmelidirler."

Hamdi Döndüren

Yakub dedi: “Ey oğullarım! (Mısır’a) hepiniz bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin! Bununla birlikte Allah’ın (kazasından) hiçbir şeyi sizden gideremem! Çünkü hüküm yalnız Allah’ındır. Bu yüzden, ben ancak O’na güvenip dayandım. O halde güvenmek isteyenler de sadece O’na güvenip dayansınlar!”

Hasan Basri Çantay

(Hareketleri esnasında da,şunu) söyledi: "Oğullarım, (Mısıra) hepiniz bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. (Bununla beraber bu sözümle) Allah (ın kazaasından) hiç bir şey'i sizden gideremem. Hüküm Allahdan başkasının değildir. Ben ancak Ona güvenib dayandım. Tevekkül edenler de yalınız Ona güvenib dayanmalıdır".

Hasib Asutay

Ve dedi ki: 'Oğullarım! (Şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. (25) Ama Allah'tan (gelecek) hiçbir şeyi sizden savamam. (26) Hüküm yalnız Allah'ındır. Ben yalnız O'na dayandım. Tevekkül edenler yalnız O'na dayansınlar.' (25. Hz. Yakup oğullarının toplu halde girmeleri durumunda göz değmesinden endişe ediyordu.) (26. Bu, ancak benim bir şefkatimdir.)

Hayrat Neşriyat

Sonra dedi ki: 'Ey oğullarım! (Mısır’a) tek bir kapıdan girmeyin; ayrı ayrı kapılardan girin (ki nazar değmesin)! Bununla berâber, Allah’dan (gelecek) hiçbir şeyi sizden def' edemem. Hüküm ancak Allah’ındır. O’na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de ancak O’na güvenip dayansın!'

İbni Kesir

Ve dedi ki: Oğullarım, hepiniz bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Bununla beraber, Allah katında size bir faydam olmaz. Hüküm ancak Allah'ındır. Ben, O'na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de yalnız O'na tevekkül etsinler.

Mehmet Okuyan

“Ey oğullarım! (Şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin!(Ancak) Allah’tan (gelecek) hiçbir şeyi sizden savamam. Hüküm yalnızca Allah’a aittir. (Onun için) ben yalnızca O’na güvendim. Güvenenler yalnız O’na güvensinler!” demişti.

Muhammed Esed

Ve "Oğullarım!" diye ekledi, "(Şehre) hepiniz tek bir kapıdan girmeyin; her biriniz ayrı ayrı kapılardan girin. Bununla beraber (eğer başınıza yine de bir hal gelirse, bilin ki) Allah'a karşı sizin için elimden bir şey gelmez: çünkü hüküm yalnızca Allah'a aittir. Ben O'na güven duyuyorum. Ve (O'nun varlığına) inananlar da yalnız O'na güvensinler!"

Mustafa İslamoğlu

Ve ekledi: "Yavrularım! (Şehre) tek bir kapıdan girmeyin, farklı farklı kapılardan girin! Ben Allah'tan gelecek hiçbir şeyi sizden savamam; (zira) nihai karar yalnızca Allah'a aittir: O'na güvenim tamdır; sağlam bir dayanak arayan kimseler de O'na güvenip dayansınlar!"

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve dedi ki: «Oğullarım! Bir kapıdan girmeyiniz, ayrı ayrı kapılardan giriniz. Maamafih Allah tarafından mukadder olan hangi bir şeyi sizden def'edemem. Hüküm ancak Allah'ındır. Ben Allah'a tevekkül ettim, ve tevekkül edenler ancak O'na tevekkül etsinler.»

Ömer Öngüt

Sonra şöyle dedi: “Oğullarım! Şehre bir kapıdan değil, ayrı ayrı kapılardan girin. (Olur ki herhangi bir musibetle karşılaşırsınız. ) Bununla beraber ben, Allah'ın hükmünden hiçbir şeyi sizden gideremem. Hüküm yalnız Allah'ındır. Ben ancak O'na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de O'na tevekkül etsinler. ”

Suat Yıldırım

Ve "Evlatlarım!" diye ilave etti: "Şehre aynı kapıdan değil de, ayrı ayrı kapılardan girin. Gerçi ben ne yapsam, Allah’tan gelecek takdiri önleyemem. Zira hüküm yetkisi, yalnız Allah’ındır. Onun içindir ki ben ancak O’na dayanır, O’na güvenirim. Tevekkül edenler de yalnız O’na dayanıp güvenmelidirler."

Süleyman Ateş

Ve dedi ki: "Oğullarım, (Mısır'a) bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ben, Allah'tan gelecek hiçbir şeyi sizden savamam. Hüküm, yalnız Allah'ındır. (O size ne takdir etmişse muhakkak olacaktır.) Ben O'na tevekkül ettim, tevekkül edenler de O'na tevekkül etsinler!"

Süleymaniye Vakfı

Bir de şöyle dedi: "Oğullarım! (Şehre) Hepiniz tek bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Gerçi ben size Allah'tan gelecek hiçbir şeye engel olamam. Hüküm sadece Allah'a aittir. Ben, yalnızca ona güvenip dayandım. Birine güvenip dayanacak olanlar da yalnızca ona güvenip dayansınlar."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Yakub dedi ki: "Bakın oğullarım! Oraya bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama ben, Allah'tan gelecek hiç bir şeye engel olamam. Hüküm sadece Allah'a aittir. Ben O'na güvenip dayandım. Kendine bir dayanak arayanlar yalnızca O'na güvenip dayansınlar."

Şaban Piriş

Babaları: -Oğullarım! Tek bir kapıdan değil, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah katında size bir faydam olmaz, hüküm ancak Allah'ındır, O'na güvendim, güvenenler de O'na güvensinler, dedi.

Tefhim-ul Kuran

Ve dedi ki: «Ey çocuklarım, tek bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ben size Allah'tan hiç bir şeyi sağlayamam (gideremem). Hüküm yalnızca Allah'ındır. Ben O'na tevekkül ettim. Tevekkül edenler de yalnızca O'na tevekkül etmelidirler.»

Ümit Şimşek

Sonra da şöyle dedi: 'Evlâtlarım, şehre bir kapıdan girmeyin, farklı kapılardan girin. Gerçi Allah'tan size gelecek birşeyi ben önleyemem. Hüküm Allah'ındır; ben Ona tevekkül ettim. Tevekkül edecek olanlar da Ona dayansınlar.'

Yaşar Nuri Öztürk

Yakub şunu da söyledi: "Oğullarım, birtek kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Gerçi ben, Allah'ın takdir ettiği birşeyi sizden savamam, hüküm yalnız Allah'ındır. Yalnız O'na dayandım ben, yalnız O'na güvenip dayansın tevekkül sahipleri."

Azerice (1)

Azerice — Alihan Musayev

O dedi: “Ey oğullarım! Şəhərə bir qapıdan girməyin, ayrı-ayrı qapılardan girin. Allahın iradəsinə qarşı isə heç bir şeylə sizə fayda verə bilmərəm. Hökm yalnız Allahındır. Mən ancaq Ona təvəkkül edirəm. Qoy təvəkkül edənlər də ancaq Ona təvəkkül etsinlər”.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Weiter sagte er: ʺMeine Söhne! Tretet nicht zusammen durch ein einziges Tor ein, sondern durch verschiedene! Ich kann euch - an Gottes Statt - vor keinem Übel schützen. Nur Gott allein verfügt. Auf Ihn verlasse ich mich, und auf Ihn sollen alle sich verlassen.ʺ

Almanca — Der Edle Quran

Und er sagte: ʺO meine Kinder, geht nicht (alle) durch ein einziges Tor hinein, sondern geht durch verschiedene Tore hinein. Ich kann euch gegen Allah nichts nützen. Das Urteil ist allein Allahs. Auf Ihn verlasse ich mich; und auf Ihn sollen sich diejenigen verlassen, die sich (überhaupt auf jemanden) verlassen (wollen).ʺ

Almanca — M. A. Rassoul

Und er sprach: ʺO meine Söhne, zieht nicht durch ein einziges Tor ein, sondern zieht durch verschiedene Tore ein; ich kann euch nichts gegen Allah nützen. Die Entscheidung ruht bei Allah allein. Auf Ihn vertraue ich, und auf Ihn sollen die Vertrauenden vertrauen.ʺ

English (26)

Abdel Khalek Himmat

He -Ya'qub- in a word with grace divine imbued, advised his sons," not to make entry through the same gate. He said to them: " O my sons, do not all enter by the same gate but segregate yourselves from one another and enter by different gates. Not that I will deprecate a misfortune that Allah has meant to befall you, it is not in mortals to command success." "Allah is He Who has the command; in Him do I trust and in Him must all the faithful put their trust."

Abdul Haleem

He said, ‘My sons, do not enter all by one gate- use different gates. But I cannot help you against the will of God: all power is in God’s hands. I trust in Him; let everyone put their trust in Him,’

Abdullah Yusuf Ali

Further he said: "O my sons! enter not all by one gate: enter ye by different gates. Not that I can profit you aught against Allah (with my advice): None can command except Allah: On Him do I put my trust: and let all that trust put their trust on Him."

Abul A'la Maududi

And he enjoined them: "My sons! Do not enter the city by one gate; rather enter it by different gates. I can be of no help to you against Allah. Allah's command alone prevails. In Him have I put my trust and in Him should all those who have faith put their trust."

Aisha Bewley

He said, ‘My sons! You must not enter through a single gate. Go in through different gates. But I cannot save you from Allah at all, for judgement comes from no one but Allah. In Him I put my trust, and let all those who put their trust, put it in Him alone.’

Al-Hilali & Khan

And he said: "O my sons! Do not enter by one gate, but enter by different gates, and I cannot avail you against Allâh at all. Verily! The decision rests only with Allâh. In Him, I put my trust and let all those that trust, put their trust in Him."[1]

Ali Quli Qarai

And he said, ‘My sons, do not enter by one gate, but enter by separate gates, though I cannot avail you anything against Allah. Sovereignty belongs only to Allah. In Him I have put my trust; and in Him let all the trusting put their trust.’

Amatul Rahman Omar

And he also said (on their departure), `My sons! (reaching Egypt) enter (the city) not by one gate rather enter (it) by different gates. Yet I can avail you naught against (the decree of) Allâh. The decision only rests with Allâh. In Him do I put my trust and in Him let all who would trust, put their trust (in the like manner).'

Arthur John Arberry

He also said, 'O my sons, enter not by one door; enter by separate doors. Yet I cannot avail you anything against God; judgment belongs not to any but God. In Him I have put my trust; and in Him let all put their trust who put their trust.'

Bijan Moeinian

Jacob then said: "When you arrive (to the capital of Egypt, ) do not enter from the same gate (to attract attention. ) Enter from different gates and know that (even though I am a prophet and the Lord may grant my wishes) I cannot save you from what is pre-determined by God. I put my trust in Him the same way that all those who have to make a decision should put their trust in Him."

E. Henry Palmer

And he said, 'O my sons! enter not by one gate, but enter by several gates; but I cannot avail you aught against God. Judgment is only God's; upon Him do I rely, and on Him do the reliant rely.'

Edip-Layth

He said, "My sons, do not enter from one gate, but enter from separate gates; and I cannot avail you anything against God, for the judgment is to God. In Him I put my trust, and in Him those who put their trust should trust."

George Sale

And he said, my sons, enter not into the city by one and the same gate; but enter by different gates. But this precaution will be of no advantage unto you against the decree of God; for judgment belongeth unto God alone: In Him do I put my trust, and in Him let those confide who seek in whom to put their trust.

Hamid S. Aziz

He said, "I will by no means send him with you until you give me a solemn oath - In the name of Allah that you will surely bring him back to me, unless you are yourselves besieged (made powerless). " So when they had sworn their oaths he said, "Allah is in charge (witness, judge and guardian) over what we say."

Mahmoud Ghali

And he said, "O my sons, (Or: my seeds) do not enter by one gate, and enter by separate gates; and in no way can I avail you anything (whatever) against Allah. Decidedly judgment belongs to none except Allah. On Him I have put my trust, and in Him let (all) the trusting ones then put their trust."

Marmaduke Pickthall

And he said: O my sons! Go not in by one gate; go in by different gates. I can naught avail you as against Allah. Lo! the decision rests with Allah only. In Him do I put my trust, and in Him let all the trusting put their trust.

Mohamed Ahmed - Samira

(As they were leaving) their father said to them: "O my sons, do not seek one approach but employ different ways (of attaining your object). If anything should befall you from God I shall not be able to avert it, for all authority belongs to God. I have placed my trust in Him, and the trusting should rely on Him alone."

Muhammad Asad

And he added: "O my sons! Do not enter [the city all] by one gate, but enter by different gates. Yet [even so,] I can be of no avail whatever to you against [anything that may be willed by] God: judgment [as to what is to happen] rests with none but God. In Him have I placed my trust: for, all who have trust [in His existence] must place their trust in Him alone."

Mustafa Khattab

He then instructed ˹them˺, "O my sons! Do not enter ˹the city˺ all through one gate, but through separate gates.[1] I cannot help you against ˹what is destined by˺ Allah in the least. It is only Allah Who decides. In Him I put my trust. And in Him let the faithful put their trust."

Progressive Muslims

And he said: "My sons, do not enter from one gate, but enter from separate gates; and I cannot avail you anything against God, for the judgment is to God. In Him I put my trust, and in Him those who put their trust should trust."

Sahih International

And he said, "O my sons, do not enter from one gate but enter from different gates; and I cannot avail you against [the decree of] Allah at all. The decision is only for Allah ; upon Him I have relied, and upon Him let those who would rely [indeed] rely."

Sam Gerrans

And he said: “O my sons: enter not by one gate, but enter by different gates. But I cannot avail you anything against God. Judgment is but for God; in Him have I placed my trust. And in Him let trust those who would place their trust aright.”

Shabbir Ahmed

And he said, "O My sons! Do not enter the town all by one gate, but enter by different gates. Yet, I cannot avail you against the Divine Laws. (So, handle all situations accordingly). Rule and Law-giving belongs to Allah alone. In Him I trust, and everyone must place trust in Him since the Divine Laws never change." (17:77), (33:38), (35:43). (It is a common misconception that Jacob told his eleven sons to enter by different gates to obviate 'evil eye'. Historically the brothers had been accused of spying on a previous occasion. The Qur'an consistently rejects all superstition).

Syed Vickar Ahamed

And he said: "O my sons! All of you do not enter by one gate: (But) you enter by different gates. (It is) not that I can help you by the least against (the Will of) Allah: Verily, no one can command except Allah: On Him do I have my trust: And let all who trust have their trust in Him."

Taqi Usmani

And he said, "O my sons, do not enter (the city) all of you from the same gate, rather, enter from different gates. And I cannot help you in any way against (the will of) Allah. Sovereignty belongs to none but Allah. In Him I place my trust, and all those who trust should trust in Him alone."

The Monotheist Group

Andhe said: "My sons, do not enter from one gate, but enter from separate gates; and I cannot avail you anything against God, for the judgment is to God. In Him I place my trust, and in Him those who place their trust should trust."

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Et il dit: ʺO mes fils, nʹentrez pas par une seule porte, mais entrez par portes séparées. Je ne peux cependant vous être dʹaucune utilité contre les desseins dʹAllah. La décision nʹappartient quʹà Allah: en Lui je place ma confiance. Et que ceux qui placent leur confiance la placent en Luiʺ.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Piştre wiha got: Gelî kurên min! Hûn tev di deriyekî de nekevin (Misrê), di deriyên ji hev cuda re têkevinê. Lê belê ez nikarim a ku Xwedê ji bo we nivîsiye ji ser we bidim alî. Lewra hukm û ferman tenê yê Xwedê ye. Ji ber vê yekê min tenê xwe spartiye Wî û vêca bila xwespêr her xwe bispêrin Wî.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

En hij zei: ʺO mijn zonen, gaat niet door één poort naar binnen, maar gaat door verschillende poorten naar binnen. Maar tegen God baat ik jullie niets. Het oordeel komt alleen God toe. Op Hem stel ik mijn vertrouwen en op Hem moeten zij die vertrouwen hebben hun vertrouwen stellen.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En hij zeide: Mijne zonen treedt de stad niet allen door ééne poort binnen, maar gaat door verschillende poorten binnen. Doch deze voorzorg zal u niet tot voordeel strekken tegen Gods besluit; want het oordeel behoort Gode alleen: in hem stel ik mijn vertrouwen, en laat hen, die zoeken onderworpen te zijn, dit in hem stellen.

Hollandaca — Siregar

Hij zei: ʺO mijn zonen, ga niet door één poort naar binnen, mar ga door verschillende poorten naar binnen. Ik ken niets voor jullie doen tegen (de wil van) Allah, het oordeel is slechts aan Allah. Op Hem heb ik mijn vertrouwen gesteld. En laten zij die vertrouwen hebben op Hem hun vertrouwen stellen.ʺ

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И сказал (Йакуб): «О сыны мои! Не входите (в Египет) через одни ворота, а входите через разные ворота (чтобы не привлекать внимания людей, которые могут причинить вред). Ни в чем не могу я вас изба­вить от Аллаха. [Я не могу защитить вас от того, что Аллах вам предопределил. И если Он пожелает, то погубит вас и даже если вы войдете разными воротами.] Решение принадлежит только Аллаху: (и) (только) на Него я положился, и пусть (только) на Него уповают уповающие».

Rusça — Osmanov

[Потом] он сказал: ʺО сыны мои! Не входите [в столицу Египта] через одни ворота, а войдите через разные ворота, но [все равно] я не смогу быть полезным для вас, если этого не пожелает Аллах. Решение только от Аллаха, на Него я уповаю, и да уповают на Него уповающиеʺ.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Vidare) sade han: ʺMina söner! Gå inte alla in (i staden) genom en och samma port utan (sprid er i grupper och) gå in genom flera portar. Dock kan jag inte på något sätt skydda er mot (det som) Gud (beslutar); Gud (ensam) har avgörandet i Sin hand; till Honom sätter jag min lit. Alla som vill ha (ett mäktigt) stöd skall sätta sin lit till Honom!ʺ