Herkesin amellerine göre dereceleri vardır. Rabbin onların yaptıklarından habersiz değildir.
وَلِكُلٍّ دَرَجَاتٌ مِمَّا عَمِلُوا وَمَا رَبُّكَ بِغَافِلٍ عَمَّا يَعْمَلُونَ
ve li kullin deracātun mimmā ǎmilū ve mā rabbuke bi ğāfilin ǎmmā yeǎ'melūne
Rabbin her bakımdan sınırsız zengindir, rahmet sahibidir. Sizi başka bir kavmin soyundan getirdiği gibi, dilerse sizi giderir (yok eder) ve sizden sonra da yerinize dilediğini getirir.
وَرَبُّكَ الْغَنِيُّ ذُو الرَّحْمَةِ اِنْ يَشَأْ يُذْهِبْكُمْ وَيَسْتَخْلِفْ مِنْ بَعْدِكُمْ مَا يَشَاءُ كَمَا اَنْشَاَكُمْ مِنْ ذُرِّيَّةِ قَوْمٍ اٰخَرِينَ
ve rabbuke l-ğaniyyu ƶū r-raHmeti in yeşe' yuƶhibkum ve yesteḣlif min beǎ'dikum mā yeşā'u ke mā enşeekum min ƶurriyyeti ḳavmin āḣarīne
Şüphesiz size va'dedilen şeyler mutlaka gelecektir. Siz bunun önüne geçemezsiniz.
اِنَّ مَا تُوعَدُونَ لَاٰتٍ وَمَا اَنْتُمْ بِمُعْجِزِينَ
inne mā tūǎdūne le ātin ve mā entum bi muǎ'cizīne
De ki: "Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de (görevimi) yapacağım. Ama dünya yurdunun sonucunun kimin olacağını yakında öğreneceksiniz. Şüphesiz, zalimler kurtuluşa eremezler."
قُلْ يَاقَوْمِ اعْمَلُوا عَلٰى مَكَانَتِكُمْ اِنِّي عَامِلٌ فَسَوْفَ تَعْلَمُونَ مَنْ تَكُونُ لَهُ عَاقِبَةُ الدَّارِ اِنَّهُ لَا يُفْلِحُ الظَّالِمُونَ
ḳul yā ḳavmi ǎ'melū ǎlā mekānetikum innī ǎāmilun fe sevfe teǎ'lemūne men tekūnu lehu ǎāḳibetu d-dāri innehu lā yufliHu Z-Zālimūne
Allah'ın yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan O'na bir pay ayırdılar ve akıllarınca, "Şu, Allah için, şu da bizim ortaklarımız (putlarımız) için" dediler. Ortakları için olan Allah'ınkine eklenmiyor. Allah için olan ise ortaklarınkine ekleniyor.. Ne kötü hükmediyorlar!
وَجَعَلُوا لِلّٰهِ مِمَّا ذَرَاَ مِنَ الْحَرْثِ وَالْاَنْعَامِ نَصِيبًا فَقَالُوا هٰذَا لِلّٰهِ بِزَعْمِهِمْ وَهٰذَا لِشُرَكَائِنَا فَمَا كَانَ لِشُرَكَائِهِمْ فَلَا يَصِلُ اِلَى اللّٰهِ وَمَا كَانَ لِلّٰهِ فَهُوَ يَصِلُ اِلٰى شُرَكَائِهِمْ سَاءَ مَا يَحْكُمُونَ
ve ceǎlū li (a)llahi mimmā ƶerae mine l-Harṧi ve l-'en'ǎāmi neSīben fe ḳālū hāƶā li (a)llahi bi zeǎ'mihim ve hāƶā li şurakāinā fe mā kāne li şurakāihim fe lā yeSilu ilā (a)llahi ve mā kāne li (a)llahi fe huve yeSilu ilā şurakāihim sā'e mā yeHkumūne
Yine bunun gibi, Allah'a ortak koşanların çoğuna, koştukları ortaklar, çocuklarını öldürmelerini güzel gösterdi ki; onları helake sürüklesinler ve dinlerini karıştırıp onları yanıltsınlar. Eğer Rabbin dileseydi, bunu yapamazlardı. Artık sen onları uydurdukları ile baş başa bırak.
وَكَذٰلِكَ زَيَّنَ لِكَثِيرٍ مِنَ الْمُشْرِكِينَ قَتْلَ اَوْلَادِهِمْ شُرَكَاؤُهُمْ لِيُرْدُوهُمْ وَلِيَلْبِسُوا عَلَيْهِمْ دِينَهُمْ وَلَوْ شَاءَ اللّٰهُ مَا فَعَلُوهُ فَذَرْهُمْ وَمَا يَفْتَرُونَ
ve ke ƶālike zeyyene li keṧīrin mine l-muşrikīne ḳatle evlādihim şurakā'uhum li yurdūhum ve li yelbisū ǎleyhim dīnehum ve lev şā'e (a)llahu mā feǎlūhu fe ƶerhum ve mā yefterūne