Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin azap emri gelince, Allah'ı bırakıp da taptıkları ilahları kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. İlahları onların sadece ziyanlarını artırdı.

وَمَا ظَلَمْنَاهُمْ وَلٰكِنْ ظَلَمُوا اَنْفُسَهُمْ فَمَا اَغْنَتْ عَنْهُمْ اٰلِهَتُهُمُ الَّتِي يَدْعُونَ مِنْ دُونِ اللّٰهِ مِنْ شَيْءٍ لَمَّا جَاءَ اَمْرُ رَبِّكَ وَمَا زَادُوهُمْ غَيْرَ تَتْبِيبٍ

ve mā Zelemnāhum ve lākin Zelemū enfusehum fe mā eğnet ǎnhum ālihetuhumu lletī yed'ǔne min dūni (a)llahi min şey'in lemmā cā'e emru rabbike ve mā zādūhum ğayra tetbībin

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1وَمَاve mā
2ظَلَمْنَاهُمْZelemnāhumظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakbiz onlara zulmetmedik
3وَلٰكِنْve lākinama
4ظَلَمُواZelemūظ ل مkaranlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmakonlar zulmettiler
5اَنْفُسَهُمْenfusehumن ف سnefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunankendilerine
6فَمَاfe mā
7اَغْنَتْeğnetغ ن يİhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvettisağlayamadı
8عَنْهُمْǎnhumkendilerine
9اٰلِهَتُهُمُālihetuhumuا ل هhizmet etmek, ibadet etmek veya tapınmak; korumak, sığınma vermek, muhafaza etmek, kurtarmak, özgür kılmak; ibadet objesi yani Tanrı; (Alif-Lam-Lam-ha) Allah, tüm mükemmel ilahi isimleri kapsayan tek gerçek Tanrı; var olan her şeyin özünü kapsayan birlikonların ilahları
10الَّتِيlletī
11يَدْعُونَyed'ǔneد ع وaramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmektaptıkları
12مِنْmin
13دُونِdūniد و نaşağı, alt, düşük, alçak, değersiz, bayağı, kötü, aşağılık, yakın, yakınında, -den önce, -den başka, hariç, dışında, altındabaşka
14اللّٰهِ(a)llahiAllah'tan
15مِنْminhiç bir
16شَيْءٍşey'inش ي اirade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\", \"biraz\", \"hiç\" anlamında kullanılır. Zarf olarak anlamı \"herhangi bir şekilde\"dir. <br><br><strong>SK Not:</strong> Kuranda, \"dilediği\" şeklinde ne yazık ki eksik olarak çevrilen \"şae\" fiili; kök Arapçada \"sünnetullah ilkeleri çerçevesinde meydana getirmek, var etmek, oluşturmak\" anlamına geliyor, ve kula nispet edildiğinde \"uzun vadeli, planlı iş yapmak\" anlamındadır.\" <br><br><strong>Türkçe’ye girmiş türevler : </strong>şey, beleş (tebelleş), eşya, inşallah (maşallah), mafişşey
17لَمَّاlemmāne zaman ki
18جَاءَcā'eج ي اgelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almakgelince
19اَمْرُemruا م رemretmek/emir vermek/buyurmak, yetki/güç/hakimiyet, danışmak/tavsiye etmek/istişare etmek, komuta etmek/emir vermek, komutan/vali/prens/kral olarak başkanlık etmek, deneyimli, çoğalmak/bollaşmakemri
20رَبِّكَrabbikeر ب بUsta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren, ödüllendiren, yaratan, sürdüren, özellikleri yeniden düzenleyen, geliştiren, büyümenin kural ve kanunlarını belirleyen, bir şeyi tamamlanma hedefine ulaşıncaya kadar birbirini takip eden en uygun koşullarlarla karşı karşıya getirerek teşvik eden, derece derece tamamlanmaya doğru götüren, kim ki bir şeye sahip olur onun rabbidir. Türkçe’ye girmiş türevler : erbap, rabbena, rabbi, terbiye, murabba, mürebbi, mürebbiye, rabbani, rabbi, rabbülalemin, yarabbi ~ Aram rab, rabbā רַב/רַבָּא 1. büyük (sıfat), 2. ulu kişi, efendi < Aram #rb רב büyük olma, artma, büyüme = Akad rabū büyükRabbinin
21وَمَاve mābir işe yaramadı
22زَادُوهُمْzādūhumز ي دarttırılmış, aşmış, gereksiz/fazladan kalmış, kalıntı, ilave, abartılmış, ek, fazlaartırmaktan
23غَيْرَğayraغ ي رgetirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek; dışında (münhasıran), hariç, olmadan; yalan; [a manãs] başkasının sözde hakkı olan şeye katılımından hoşlanmama; küçümseme şüphesinden kaçınmak için kutsal veya dokunulmaz olana özen gösterme; Müslüman bir hükümette özgür gayrimüslim tebaanın tanınma simgesi; devesinin eşyalarını üzerinden çıkarıp onu rahatlatmak ve kolaylaştırmak isteyen kişi. mughiraat - akıncılar.başka
24تَتْبِيبٍtetbībinت ب بKayıp/zarar görmek, azalmak, yenik/ezilmiş/kaybolmuş olmak, yaşlanmak, yok olmak, çöküş, ölüm, zayıflamış/bozulmuş olmak, kesmek, kısaltmak, mahkum olmak, yıkım/kayıp/mahvolma.kayıplarını

Tüm mealler

Meal seçin (81 / 81 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Biz zulmetmedik onlara, fakat onlar, kendi kendilerine zulmettiler; Rabbinin emri gelince, Allah'ı bırakıp da kulluk ettikleri tanrıları, onlara hiçbir fayda veremedi ve ziyanlarını arttırmaktan başka bir şey yapamadı.

Abdulkadir Gölpınarlı

Biz zulmetmedik onlara, fakat onlar, kendi kendilerine zulmettiler; Rabbinin emri gelince, Allahʼı bırakıp da kulluk ettikleri tanrıları, onlara hiçbir fayda veremedi ve ziyanlarını arttırmaktan başka bir şey yapamadı.

Adem Uğur

Onlara biz zulmetmedik; fakat, onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin (azap) emri geldiğinde, Allah'ı bırakıp da taptıkları tanrıları, onlara hiçbir şey sağlamadı, ziyanlarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.

Ahmed Hulusi

Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendi nefslerine zulmettiler! Rabbinin hükmü açığa çıktığında, Allah dununda tapındıkları tanrılar kendilerine hiçbir fayda sağlamadı! (Tanrı anlayışları) onların helak olmasından başka bir sonuç doğurmadı.

Ahmet Tekin

Biz onlara zulmetmedik. Onlar kendilerine yazık ettiler, birbirlerine zulmettiler. Rabbinin planı icra edilirken Allah’ı bırakıp, kulu durumundakilerden, taptıkları, yalvardıkları tanrıları hiçbir şekilde kendilerine fayda sağlamadı. Onların helâk ve hüsranlarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.

Ahmet Varol

Biz onlara zulmetmedik ama onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri gelince onların Allah'tan başka tapmakta oldukları ilahları kendilerine bir şey sağlayamadı; kayıplarını artırmaktan başka bir yararları olmadı.

Ali Bulaç

Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmettiler. Böylece Rabbinin emri geldiği zaman, Allah'ı bırakıp da taptıkları ilahları, onlara hiç bir şey sağlayamadı, 'helak ve kayıplarını' arttırmaktan başka bir işe yaramadı.

Ali Fikri Yavuz

Biz,onlara zulüm yapmadık, fakat onlar (küfre varmakla) kendilerine zulmettiler. Allah’dan başka taptıkları tanrıları, (Ey Rasûlüm) Rabbinin emri geldiği zaman, kendilerine hiç bir fayda vermedi ve zararlarını artırmaktan başka bir şey yapmadı.

Ali Rıza Safa

Biz, onlara haksızlık etmedik. Tam tersine, onlar, kendilerine yazık ettiler. Efendinin buyruğu geldiği zaman, Allah'tan başka bir de ayrıca taptıkları tanrıları, onlara yarar sağlamadı. Üstelik yitiklerini çoğaltmaktan başka bir işe yaramadı.

Bayraktar Bayraklı

Onlara biz zulmetmedik. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri geldiğinde, Allah'ı bırakıp taptıkları tanrıları onlara hiçbir şey sağlamadı, ziyanlarını arttırmaktan başka bir şeye de yaramadı.

Bekir Sadak

Onlara Biz zulmetmedik, fakat onlar kendilerine yazik ettiler. Rabbinin buyrugu gelince, Allah'i birakip taptiklari tanrilar kendilerine bir fayda vermedi, kayiplarini artirmaktan baska bir seye yaramadi.

Celal Yıldırım

Biz onlara zulmetmedik ; fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbin buyruğu gelince, onlara, Allah'ı bırakıp da taptıkları tanrılar bir yarar sağlamadı; zararlarını, silinip yok olmalarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Onlara biz zulmetmedik; onlar kendi kendilerine zulmettiler. Rabbinin hükmü geldiğinde Allah’ı bırakıp da taptıkları tanrıları onlara hiçbir şey sağlamadı; ziyanlarını artırmaktan başka bir işe yaramadı.

Diyanet İşleri

Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin azap emri gelince, Allah'ı bırakıp da taptıkları ilahları kendilerine hiçbir fayda sağlamadı. İlahları onların sadece ziyanlarını artırdı.

Diyanet İşleri (eski)

Onlara Biz zulmetmedik, fakat onlar kendilerine yazık ettiler. Rabbinin buyruğu gelince, Allah'ı bırakıp taptıkları tanrılar kendilerine bir fayda vermedi, kayıplarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.

Diyanet Vakfi

Onlara biz zulmetmedik; fakat, onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin (azap) emri geldiğinde, Allah'ı bırakıp da taptıkları tanrıları, onlara hiçbir şey sağlamadı, ziyanlarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Biz onlara zulmetmedik, onlar kendi kendilerine zulmettiler. Allah'ı bırakıp da taptıkları tanrılar, Rabbinin emri gelince kendilerine hiçbir fayda sağlayamadılar. Hasarlarını arttırmaktan başka bir şeye yaramadılar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Biz, onlara zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmettiler; Allah'tan başka taptıkları tanrıları, Rabbinin emri geldiği zaman kendilerine hiçbir yarar sağlamadı ve hasarlarını artırmaktan başka hiçbir işe yaramadı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Biz onlara zulmetmedik ve lakin kendilerine zulmettiler de Allahın berisinden taptıkları ma'budları, rabbımın emri geldiği vakıt kendilerine hiç bir faide vermedi ve hasarlarını artırmaktan başka hiç bir şey'e yaramadı

Erhan Aktaş

Biz onlara haksızlık yapmadık; onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar. Rabb'inin buyruğu gerçekleşince, Allah'ı bırakıp da kulluk ettikleri ilahları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı. Yalnızca kayıplarını artırdılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Biz onlara haksızlık yapmadık; onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar. Rabb'inin buyruğu gerçekleşince, Allah'ı bırakıp da kulluk ettikleri ilahları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı. Yalnızca kayıplarını artırdılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Biz onlara haksızlık yapmadık; onlar kendi kendilerine haksızlık yaptılar. Rabb'inin emri gelince, Allah'ı bırakıp da kulluk ettikleri ilahları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı. Yalnızca kayıplarını artırdılar.

Fizilal-il Kuran

O şehirlerin halklarına biz zulmetmedik, tersine onlar kendilerine zalimlik ettiler. Allah'ın azaba ilişkin emri geldiğinde Allah dışında imdada çağırdıkları düzmece ilahları, hiçbir dertlerine deva olmadılar, yıkımlarını arttırmaktan başka hiçbir işlerine yaramadılar.

Gültekin Onan

Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmettiler. Böylece rabbinin buyruğu geldiği zaman, Tanrı'yı bırakıp da taptıkları tanrıları onlara hiç bir şey sağlayamadı, 'helak ve kayıplarını' arttırmaktan başka bir işe yaramadı.

Hamdi Döndüren

Biz onlara (helâkle) zulmetmedik, fakat onlar (isyan ederek) kendilerine zulmettiler. Rabbinin buyruğu geldiğinde, Allah’tan başka taptıkları tanrılar asla işlerine yaramadı ve onların ziyanlarını artırmaktan başka bir şey yapmadı!

Hasan Basri Çantay

Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendi nefislerine zulmetdiler. Binaen'aleyh Allahı bırakıb tapdıkları (yalancı) Tanrılar, Rabbinin (azab) emri geldiği zaman, onlara hiç bir faide vermedi, ziyanlarını artırmakdan başka bir şey'e yaramadı.

Hasib Asutay

Biz onlara zulmetmedik; fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbimin (azap) emri geldiğinde, Allah'tan başka taptıkları ilâhları onlara hiçbir yarar sağlamadı. Ziyanlarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı!

Hayrat Neşriyat

Hâlbuki (biz) onlara (hak ettiklerinin dışında cezâ vererek) zulmetmedik, velâkin(onlar küfür ve isyanlarıyla) kendilerine zulmettiler; artık Rabbinin emri gelince, Allah’dan başka (kendisine) yalvarmakta oldukları ilâhları kendilerine hiçbir fayda vermedi. Onlara zarar vermekten başka bir şey de artırmadılar.

İbni Kesir

Onlara, Biz zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbının emri gelince de Allah'ı bırakıp taptıkları ilahları kendilerine bir fayda vermedi. Kayıplarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.

Mehmet Okuyan

Onlara haksızlık etmemiştik; fakat, onlar kendilerine yazık etmişlerdi. Rabbinin (azap) emri geldiğinde, Allah’ın peşi sıra yalvardıkları ilahları onlardan hiçbir (sıkıntı) giderememişti. (Putlar onların) kayıplarından başka bir şey artırmamıştı.

Muhammed Esed

Pek tabii, onlara Biz zulmetmedik; tersine onlar kendi kendilerine zulmettiler. Ve Rablerinin hükmü vaki olduğunda, Allah'ı bırakıp yalvarıp yakardıkları o (düzmece) tanrıları hiçbir işe yaramadı, yok olup gitmelerini hızlandırmaktan başka!

Mustafa İslamoğlu

Ama onlara zulmeden Biz değildik, lakin onlar kendi kendilerine zulmettiler. Dahası Rablerinin helak emri geldiğinde, Allah dışında yalvarıp yakardıkları ilahları onların başından hiçbir şeyi savamadı; üstelik bunlar, kendi çöküşlerini hızlandırmaktan başka bir işe de yaramadı.

Ömer Nasuhi Bilmen

Ve biz onlara zulmetmedik, velâkin onlar kendi nefislerine zulmettiler. Allah Teâlâ'dan gayrı taptıkları tanrıları, Rabbin emri geldiği vakit onları hiçbir şeyden müstefid etmiş olmadı ve onlara hüsrândan başka bir şey arttırmış da olmadılar.

Ömer Öngüt

Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendi kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri gelince, Allah'ı bırakıp taptıkları ilâhları kendilerine bir fayda vermedi, zararlarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.

Suat Yıldırım

Biz onlara zulmetmedik, asıl onlar kendi kendilerine zulmettiler. Rabbinin azap emri gelince Allah’tan başka taptıkları tanrılar kendilerine hiçbir fayda vermedi. Hatta onların ziyanlarını artırmaktan başka bir şeye yaramadı.

Süleyman Ateş

Biz onlara zulmetmedik. Fakat onlar, kendi kendilerine zulmediyorlardı. Rabbinin emri geldiği zaman, Allah'tan başka yalvardıkları tanrıları, kendilerinden hiçbir şeyi savamadı ve onların ziyanlarını artırmaktan başka bir işe yaramadı!

Süleymaniye Vakfı

Biz onlara haksızlık yapmadık ama haksızlığı onlar kendilerine yaptılar. Rabbinin emri gelince, Allah ile aralarına koyarak yardım istedikleri ilahları işlerine yaramadı[2]. Onlara katkıları, sadece zararlarını artırmak oldu.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Onlara biz yanlış yapmadık ama onlar yanlışı kendilerine yaptılar. Rabbinin emri gelince, Allah ile kendi aralarına koyarak yardım istedikleri ilahları hiçbir işe yaramadı. Onların katkıları, sadece çaresizliklerini artırmak oldu.

Şaban Piriş

Onlara biz zulmetmedik, fakat onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri geldiği zaman Allah'ı bırakıp yalvardıkları ilahları onlara hiç bir fayda sağlamadı. Kayıplarını artırmaktan başka bir işe yaramadı.

Tefhim-ul Kuran

Biz onlara zulmetmedik, ancak onlar kendi nefislerine zulmettiler. Böylece Rabbinin emri geldiği zaman, Allah'ı bırakıp da taptıkları ilahları, onlara hiç bir şey sağlayamadı, 'helak ve kayıplarını' arttırmaktan başka bir işe yaramadı.

Ümit Şimşek

Biz onlara zulmetmedik; onlar kendilerine yazık ettiler. Rabbinin emri geldiğinde, Allah'ın yanı sıra yalvardıkları tanrılarından hiçbir fayda görmediler; tersine, onlar ancak hüsranlarını arttırdı.

Yaşar Nuri Öztürk

Onlara biz zulmetmedik. Ama onlar kendilerine zulmettiler. Rabbinin emri geldiğinde, Allah'ı bırakıp da yakardıkları ilahları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı. İlahları onların sadece hasar ve hüsranlarını artırdı.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Biz onlara zülm etmədik, lakin onlar özləri özlərinə zülm etdilər. Rəbbinin əmri gəldikdə Allahdan başqa çağırdıqları bütlər onları heç nədən qurtara bilmədilər. Bütlər onların ancaq tələfatını artırdı.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

Biz onlara zülm etmədik. Onlar özləri özlərinə zülm etdilər. Allahdan qeyri ibadət etdikləri tanrılar Rəbbinin əmri gəldikdə onlara heç bir fayda vermədi (əsla əzabdan xilas edə bilmədi), əksinə, yalnız ziyanlarını artırdı.

Almanca (3)

Almanca — Al-Azhar

Nicht Wir haben ihnen unrecht getan, sondern sie haben sich selbst unrecht getan. Ihnen haben ihre Götzen, die sie anstatt Gott angebetet haben, nicht im geringsten geholfen, als Unsere Entscheidung fiel. Sie erhöhten lediglich ihren Verlust.

Almanca — Der Edle Quran

Nicht Wir haben ihnen Unrecht getan, sondern sie selbst haben sich Unrecht zugefügt. Ihre Götter, die sie anstatt Allahs anrufen, haben ihnen nichts genützt, als der Befehl deines Herrn kam, und sie richteten sie nur noch mehr zugrunde.

Almanca — Muhammad Zaidan

Und WIR taten ihnen kein Unrecht an, sondern sie begingen gegen sich selbst Unrecht. So haben ihre Götter, an die sie anstelle von ALLAH Bittgebete richteten, ihnen nichts genützt, als die Bestimmung deines HERRN kam. Sie haben ihnen nichts außer Verderb hinzugefügt.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Never did Allah do injustice to them nor did We deprive them wrongfully of anything, but it was they who imprudently wronged themselves. Nor did their gods they invoked besides Him avail them anything nor did they afford them help when the command of Allah, your Creator, came to pass. To the contrary, they added to their ruin and incurred their privation of Allah's mercy.

Abdul Haleem

We did not wrong them; they wronged themselves. Their gods, which they called on beside God, were no use to them when what your Lord had ordained came about; they only increased their ruin.

Abdullah Yusuf Ali

It was not We that wronged them: They wronged their own souls: the deities, other than Allah, whom they invoked, profited them no whit when there issued the decree of thy Lord: Nor did they add aught (to their lot) but perdition!

Abul A'la Maududi

We did not wrong them; it is rather they who wronged themselves. And when the command of your Lord came to pass, the gods besides Allah whom they had called upon, did not avail them in the least. They added nothing to them except ruin.

Aisha Bewley

We did not wrong them; rather they wronged themselves. The gods they called upon besides Allah did not help them at all when Allah’s command came upon them. They did nothing but increase their ruin.

Al-Hilali & Khan

We wronged them not, but they wronged themselves. So their âlihah (gods), other than Allâh, whom they invoked, profited them naught when there came the Command of your Lord, nor did they add aught to them but destruction.

Ali Quli Qarai

We did not wrong them, but they wronged themselves. Of no avail to them were their gods whom they would invoke besides Allah, in any wise, when your Lord’s edict came, and they did not increase them in anything but ruin.

Amatul Rahman Omar

We did no wrong to them (- their inhabitants) but they wronged themselves. And when their Lord's command (about their punishment) came to pass, their gods, whom they called upon apart from Allâh, were of no avail to them. Infact, they added nothing to them except (leading them to) destruction.

Arthur John Arberry

And We wronged them not, but they wronged themselves; their gods availed them not that they called upon, apart from God, anything, when the command of thy Lord came; and they increased them not, save in destruction.

Bijan Moeinian

I was not unfair to them. It was they, themselves, who wronged their own souls. The lords that they had invented, was of the least help to them when the sentence of your Lord was carried. As a matter of fact, it was those same false lords that ensured their doom.

E. Henry Palmer

We did not wrong them, but they wronged themselves. Their gods availed them naught, on which they called instead of God, when once the bidding of thy Lord had come; nor did they add save to their downfall!

Edip-Layth

We did not wrong them, but they wronged themselves. Their gods that they called on besides God did not rescue them at all when your Lord's command came, and they only added to their destruction.

George Sale

And We treated them not unjustly, but they dealt unjustly with their own souls: And their gods which they invoked, besides God, were of no advantage unto them at all, when the decree of thy Lord came to be executed on them, neither were they any other than a detriment unto them.

Hamid S. Aziz

That is one of the stories of the communities that We recite to you - Some of them are standing now and some already mown down!

Mahmoud Ghali

And in no way did We do them an injustice, but they did themselves (an) injustice. So in no way did (their) gods that they invoked apart from Allah avail them in anything as soon as the Command of your Lord came. And in no way did they increase them (in anything) other than in complete detriment.

Marmaduke Pickthall

We wronged them not, but they did wrong themselves; and their gods on whom they call beside Allah availed them naught when came thy Lord's command; they added to them naught save ruin.

Mohamed Ahmed - Samira

We did not wrong them; they wronged themselves. When your Lord's chastisement descended upon them, their gods, on whom they called apart from God, were not of the least avail, and all they did was only to add to their destruction.

Muhammad Asad

for, no wrong did We do to them, but it was they who wronged themselves. And when thy Sustainer's judgment came to pass, those deities of theirs which they had been wont to invoke instead of God proved of no avail whatever to them, and brought them no more than utter perdition.

Mustafa Khattab

We did not wrong them, rather they wronged themselves. The gods they invoked beside Allah were of no help at all when the command of your Lord came, and only contributed to their ruin.

Progressive Muslims

We did not wrong them, but they wronged themselves; their gods that they called on besides God did not rescue them at all when your Lord's command came, and they only added to their destruction.

Sahih International

And We did not wrong them, but they wronged themselves. And they were not availed at all by their gods which they invoked other than Allah when there came the command of your Lord. And they did not increase them in other than ruin.

Sam Gerrans

And We wronged them not, but they wronged their souls; and their gods to whom they called, besides God, availed them nothing when the command of thy Lord came; and they increased them not save in ruin.

Shabbir Ahmed

We did no injustice to them, but they wronged themselves. And when the Command of your Lord came to pass, their gods whom they called besides Allah availed them not. They only added to their ruin.

Syed Vickar Ahamed

We did not wrong them: But they wronged their own souls: The (unholy) objects, other than Allah, whom they called upon did not help them (even) a little when the Order of your Lord was issued: And they added little but suffering!

Taqi Usmani

We did no wrong to them; rather, they have wronged themselves. So, their gods whom they used to invoke beside Allah did not come to their help in any way, when came the command of your Lord, and they added nothing to them except destruction.

The Monotheist Group

And We had not wronged them, but they had wronged themselves; their gods that they called on besides God did not rescue them at all when the command of your Lord came, and they only added to their destruction.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Nous ne leur avons fait aucun tort. Mais ils se sont fait du tort à eux-mêmes. Leurs divinités, quʹils invoquaient en dehors dʹAllah, ne leur ont servi à rien, quand lʹOrdre (le châtiment) de ton Seigneur fut venu; elles nʹont fait quʹaccroître leur perte.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Me, li wan zilm nekir, belê wan bi xwe li xwe zilm kir. Çi dema fermana Xwedayê te (bi ezab) hat, ew ên ku ji bilî Xwedê ew dihebandin, tiştek ji ser wan nedane paş, ji zerarê pê ve tiştek din li wan zêde nekir.

Hollandaca (3)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Wij deden hun geen onrecht aan maar zij deden zichzelf onrecht aan en hun goden die zij in plaats van God aanriepen baatten hun niets toen de beschikking van jouw Heer kwam. Zij stortten hen alleen maar verder in het verderf.

Hollandaca — Salomo Keyzer

En wij behandelden hen niet onrechtvaardig, maar zij handelden onrechtvaardig met hunne eigene zielen; en hunne goden die zij, naast God, aanriepen, waren hun volstrekt niet tot voordeel, toen Gods besluit op hen zou worden uitgevoerd; zij hebben hunnen val slechts verhaast.

Hollandaca — Siregar

En Wij hebben hun geen onrecht aangedaan, maar zij hebben zichzelf onrecht aangedaan. En hun goden die zij naast Allah aanriepen, baatten hun niets tom het bevel van jouw Heer kwam. En zij vermeerderden voor hen niets dan vernietiging.

Rusça (2)

Rusça — Ebu Adel

И Мы не поступили несправедливо против них [против тех народов, которых Мы погубили наказанием], но они сами поступили против самих себя несправедливо [совершая многобожие и сея беспорядок на земле]. И ни от чего не спасли их боги их, к которым они взывали помимо Аллаха (прося помощь), когда пришло повеление твоего Господа (о наказании). И не увеличили они [их боги] для них ничего, кроме погибели!

Rusça — Osmanov

Мы не были к ним несправедливы. Это они сами были несправедливы к себе! Когда снизошло веление Господа твоего, не помогли им ни в чем их боги, к которым они взывали с мольбой, минуя Аллаха. [Боги эти] лишь толкали их к гибели.

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

Vi gjorde dem ingen orätt - (med sina handlingar) gjorde de orätt mot sig själva. De gudar de anropade vid sidan av Gud kunde inte hjälpa dem när deras Herres dom föll; (tron på) dem förde dem bara allt snabbare mot (den slutliga) undergången.