غ ي ر (ĞYR)
G-y-r
1- Onunla herhangi bir manayı ispat etmeksizin mücerret nefiy için olması. Örneğin: مَرَرْتُ بِرَجُلٍ غَيْرِ قَائِمٍ : Ayakta olmayan bir adama uğradım. Allah buyurur ki: وَمَنْ أَضَلُّ مِمَّنِ اتَّبَعَ هَوَاهُ بِغَيْرِ هُدًى مِنَ اللَّهِ : Allah’tan bir yol gösterici olmaksızın kendi hevesine uyandan daha sapık kim olabilir? (28/Kasas 50); أَوَمَنْ يُنَشَّأُ فِي الْحِلْيَةِ وَهُوَ فِي الْخِصَامِ غَيْرُ مُبِينٍ : Onlar, süs içinde yetiştirilerek mücadele gücü olmayanı mı Allah’a isnad ediyorlar? (43/Zuhruf 18).
2- ( إِلاَّ ) anlamında istisna için kullanılması ve nekre/belirsiz isme sıfat olması. Örneğin: مَرَرْتُ بِقَوْمٍ غَيْرِ زَيْدٍ : Zeyd hariç/İçlerinde Zeyd’in olmadığı bir topluma uğradım. Buradaki غَيْرِ زَيْدٍ sözü, إِلاَّ زَيْدًا anlamındadır. Allah buyurur ki: وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَا أَيُّهَا الْمَلَأُ مَا عَلِمْتُ لَكُمْ مِنْ إِلَهٍ غَيْرِي : Firavun: Ey ileri gelenler! Sizin için benden başka bir ilâh tanımıyorum (28/Kasas 38); لَقَدْ أَرْسَلْنَا نُوحًا إِلَى قَوْمِهِ فَقَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللَّهَ مَا لَكُمْ مِنْ إِلَهٍ غَيْرُهُ : Andolsun ki Nûh’u elçi olarak kavmine gönderdik. Dedi ki: Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, sizin ondan başka bir ilâhınız yoktur (7/A’râf 59); هَلْ مِنْ خَالِقٍ غَيْرُ اللَّهِ : Allah’tan başka bir yaratıcı mı var? (35/Fâtır 3).
3- Kendi maddesinden olmayan bir sureti nefyetmek için kullanılması. Örneğin: اَلْمَاءُ إِذَا كَانَ حَارًّا غَيْرُهُ إِذَا كَانَ بَارِدًا : Sıcak olan su, soğuk olanından başkadır. Şu âyet de bu anlamdadır: كُلَّمَا نَضِجَتْ جُلُودُهُمْ بَدَّلْنَاهُمْ جُلُودًا غَيْرَهَا لِيَذُوقُوا الْعَذَابَ : Derileri piştikçe, azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz (4/Nisâ 56).
4- Bir zâtı nitelemesi. Örneğin: اَلْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ الْهُونِ بِمَا كُنْتُمْ تَقُولُونَ عَلَى اللَّهِ غَيْرَ الْحَقِّ : Bugün, Allah’a karşı hak/gerçek olmayanı söylediğinizden dolayı alçaltıcı bir azapla cezalandırılacaksınız (6/En’âm 93); yani batıl şeyler söylediğinizden dolayı. وَاسْتَكْبَرَ هُوَ وَجُنُودُهُ فِي الْأَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ : Firavun ve askerleri yeryüzünde, hakları olmaksızın büyüklük tasladılar (28/Kasas 39); أَغَيْرَ اللَّهِ أَبْغِي رَبًّا : Ben, Allah’tan başka bir Rabb mı arayacağım? (6/En’âm 164); وَيَسْتَخْلِفُ رَبِّي قَوْمًا غَيْرَكُمْ : Rabbim, sizin yerinize başka bir toplum getirir (11/Hûd 57); ائْتِ بِقُرْآَنٍ غَيْرِ هَذَا : Bundan başka bir Kur’ân getir (10/Yûnus 15).
تَغْيِير kelimesi de iki şekilde kullanılır:
1- Bir şeyin zatının değil, suretinin değişmesi anlamında. Örneğin evini eskiden olduğundan farklı bir şekilde dizayn ettiğinde; غَيَّرْتُ دَارِي : Evimi değiştirdim, dersin.
2- Bir şeyi başka bir şeyle değiştirmek anlamında. Örneğin: غَيَّرْتُ غُلاَمِي وَدَابَّتِي : Kölemi ve evimi başkasıyla değiştirdim. إِنَّ اللَّهَ لَا يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُوا مَا بِأَنْفُسِهِمْ : Herhangi bir toplum kendinde olanı değiştirmedikçe Allah onun konumunu değiştirmez (13/Ra’d 11).
غَيْرَانِ ve مُخْتَلِفَانِ arasındaki fark şudur: غَيْرَانِ kelimesi daha kapsamlıdır; çünkü غَيْرَانِ ile ifâde edilen iki şeyin cevheri aynı olabilir, fakat مُخْتَلِفَانِ ile ifâde edilenler böyle değildir. Buna göre bir yer işgal eden iki cevher, غَيْرَان ’dırlar ama مُخْتَلِفَان değildirler. Şu hâlde, her “ خِلاَفَان ” “ غَيْرَان ”dir fakat her “ غَيْرَان” “خِلاَفَان ” değildir.