Sözlük

غ و ر (ĞWR)

G-v-r

غَوْر : Basık yer. Bu kökten şöyle denir: غَارَ الرَّجُلُ، وَأَغَارَ : Adam saldırdı/hızlı yürüdü; غَارَتْ عَيْنُهُ غَوْرًا وَغُؤُرًا : Gözü içeri çöktü, kör oldu. إِنْ أَصْبَحَ مَاؤُكُمْ غَوْرًا : Suyunuz yere batarsa (67/Mülk 30) âyetindeki غَوْرًا kelimesi, غَائِرًا /batan anlamındadır. أَوْ يُصْبِحَ مَاؤُهَا غَوْرًا فَلَنْ تَسْتَطِيعَ لَهُ طَلَبًا : Yahut bağının suyu yere batar da bir daha onu arayıp bulamazsın (18/Kehf 41).

غَار /Mağara, dağda olur. Allah buyurur ki: إِذْ هُمَا فِي الْغَارِ : O ikisi mağaradayken (9/Tevbe 40). غَارَان sözüyle ferç ve karından kinâye yapılır. Mekân için kullanılan مَغَار kelimesi, tıpkı غَوْر gibidir: لَوْ يَجِدُونَ مَلْجَأً أَوْ مَغَارَاتٍ أَوْ مُدَّخَلًا لَوَلَّوْا إِلَيْهِ وَهُمْ يَجْمَحُونَ : Eğer sığınılacak bir yer, yahut mağaralar veya bir delik bulsalardı; çabucak oraya yönelirlerdi (9/Tevbe 57).

غَارَتِ الشَّمْسُ غِيَارًا : Güneş battı. Şair şöyle der:

هَلِ الدَّهْرُ إِلاَّ لَيْلَةً وَنَهَارُهَا *** وَإِلاَّ طُلُوعُ الشَّمْسِ ثُمَّ غِيَارُهَا -345

345- Zaman, gece ve onun gündüzünden;

Güneşin doğup sonra batmasından başka nedir ki?

غَوَّرَ : Basık bir yere indi. أَغَارَ عَلَى الْعَدُوِّ إِغَارَةً وَغَارَةً : Düşmanın üzerine saldırdı. Allah buyurur ki: فَالْمُغِيرَاتِ صُبْحًا : Sabahleyin akın edenlere (100/Âdiyât 3). Âyette kastedilenler atlardır.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →