Sözlük

غ ر ب (ĞRB)

G-r-b

غَرْب : Güneşin kaybolmasıdır. Şöyle denir: غَرَبَتْ تَغْرُبُ غَرْبًا وَغُرُوبًا : Güneş battı, batıyor. مَغْرِبُ الشَّمْسِ وَمُغَيْرِبَانُهَا : Güneşin battığı yer. Allah buyurur ki: رَبُّ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ : O, doğunun da batının da Rabbidir (26/Şu’arâ 28); رَبُّ الْمَشْرِقَيْنِ وَرَبُّ الْمَغْرِبَيْنِ : O; hem iki doğunun Rabbi, hem de iki batının Rabbidir (55/Rahmân 17); فَلَا أُقْسِمُ بِرَبِّ الْمَشَارِقِ وَالْمَغَارِبِ إِنَّا لَقَادِرُونَ : Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki bizim gücümüz yeter (70/Meâric 40). Bu iki kavramın, tesniye/ikili ve çoğul olarak gelmeleriyle ilgili açıklama yukarıda geçti. لَا شَرْقِيَّةٍ وَلَا غَرْبِيَّةٍ : Doğuya da, batıya da nispet edilemeyen (24/Nûr 35); حَتَّى إِذَا بَلَغَ مَغْرِبَ الشَّمْسِ وَجَدَهَا تَغْرُبُ فِي عَيْنٍ حَمِئَةٍ : Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu (18/Kehf 86).

غَرِيب : Uzakta olan her şey. غَرِيب : Cinsi arasında benzeri bulunmayan şey. Hz. Peygamber’in şu hadisi de bu anlamdadır: بَدَأَ اْلإِسْلاَمُ غَرِيبًا وَسَيَعُودُ كَمَا بَدَأَ : İslâm garip başladı ve yine başladığı gibi garip olacaktır.

Cahiller arasında az oldukları için; اَلْعُلَمَاءُ غُرَبَاءُ : Âlimler gariptirler, denilmiştir. Kargaya غُرَاب denmesi, uzağa gittiği içindir. فَبَعَثَ اللَّهُ غُرَابًا يَبْحَثُ فِي الْأَرْضِ : Allah, toprağı eşeleyen bir karga gönderdi (5/Mâide 31). Dokunulmaktan uzak olduğu için deve hörgücünün ön üst kısmına, غَارِبُ السَّنَامِ denir. Vurulan şeye battığı için غَرْبُ السَّيْفِ : keskin kılıç, denir.

غَرْب , fâil anlamında bir mastardır. Dil, kılıca benzetildiği gibi, keskin dil de keskin kılıca benzetilmiştir. فُلاَنٌ غَرْبُ اللِّسَانِ : Falan kişi, keskin/sivri dillidir, denir. Kuyuda uzaklaştığı düşünülerek kovaya da غَرْب denir. أَغْرَبَ السَّاقِي : Sucu kovayı aldı. Yer madenleri arasında garip olduğu için altına غَرَب denir. Şu ifâdeler de bu anlamdan gelmektedir: سَهْمٌ غَرْبٌ : Kimin attığı belli olmayan ok; نَظَرٌ غَرْبٌ : Kasıtsız bakış. Mahsûl vermekten uzak olduğu için meyve vermeyen ağaca غَرْب denir.

عَنْقَاءُ مُغْرِبٌ : Anka’nın مُغْرِب kelimesiyle nitelendirilmesi şundandır: Denilir ki: Anka bir kuş idi; bir kızı alıp onunla birlikte kaybolup gitti. عَنْقَاءُ مُغْرِبٌ denildiği gibi, izafeyle عَنْقَاءُ مُغْرِبٍ de denir. غُرَابَان : Şekil açısından kargaya benzediği için kuyruğun iki tarafında olan iki oyuk. مُغْرِب : Kirpiklerinin çevresi beyaz olandır; sanki gözü, o beyazlık içinde kaybolmuştur.

وَغَرَابِيبُ سُودٌ : Karga siyahı taşlar/yollar (35/Fâtır 27). Bazılarına göre غَرَابِيب kelimesi, غِرْبِيب ’in çoğuludur. Bu da siyahlıkta kargaya benzeyendir. Tıpkı şöyle demen gibidir: أَسْوَدُ كَحَلَكِ الْغُرَابِ : Senin sürmen, karga siyahıdır.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →