Sözlük

ز ي د (ZYD̃)

Z-y-d

زِيَادَة : Bir şeyin üzerine başka bir şeyin eklenmesidir. زِدْتُهُ فَازْدَادَ /Onu artırdım, o da arttı, denir. وَنَزْدَادُ كَيْلَ بَعِيرٍ : Bir deve yükü de fazla (azık) alırız (12/Yûsuf 65) âyeti, اِزْدَدْتُ فَضْلاً ; yani faziletim arttı, sözü gibidir. Bu da; سَفِهَ نَفْسَهُ Nefsini aşağılayan/Kendini bilmeyen ahmak (2/Bakara 130) türünden bir sözdür. Bu, bazen kötü/istenmeyen bir artış olmaktadır; gereğinden fazla olan artış gibi. Örneğin, parmakların fazlalığı, hayvan ayaklarındaki fazlalıklar ve ciğerdeki fazlalık ki; bu, yenmediği için kendisine ihtiyacın olmadığı düşünülen ciğere bağlı bir şeydir.

Bazen de övülmeye değer bir artış olmaktadır: لِلَّذِينَ أَحْسَنُوا الْحُسْنَى وَزِيَادَةٌ : Güzel davrananlara daha güzel karşılık ve fazlası var (10/Yûnus 26). Bu âyet, dünyada tasavvuru mümkün olmayan birtakım nimetlere ve hâllere işaret etmektedir. Değişik yollardan gelen rivâyete göre, bu fazlalık Yüce Allah’ın yüzüne bakmak/O’nu görebilmektir.

وَزَادَهُ بَسْطَةً فِي الْعِلْمِ وَالْجِسْمِ : Onun bilgisini ve gücünü artırdı (2/Bakara 247); yani Yüce Allah, ona çağdaşlarına verdiğinden daha fazla bir ilim ve beden verdi. وَيَزِيدُ اللَّهُ الَّذِينَ اهْتَدَوْا هُدًى : Allah, yola gelenlerin hidâyetini artırır (19/Meryem 76).

Şu âyetler de kötü artışla ilgilidir: فَلَمَّا جَاءهُمْ نَذِيرٌ مَا زَادَهُمْ إِلاَّ نُفُورًا : Uyarıcı onlara gelince, bu sadece onların nefretle kaçışlarını artırdı (35/Fâtır 42); الَّذِينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَبِيلِ اللّهِ زِدْنَاهُمْ عَذَابًا فَوْقَ الْعَذَابِ بِمَا كَانُوا يُفْسِدُونَ : Küfre sapıp da Allah’ın yolundan alıkoyanlar; yaptıkları bozgunculuktan ötürü onlara azap üstüne azap arttırırız (16/Nahl 88); فَمَا تَزِيدُونَنِي غَيْرَ تَخْسِيرٍ : Sizin bana, ziyanımı artırmaktan başka bir katkınız olamaz! (11/Hûd 63). فَزَادَهُمُ اللّهُ مَرَضاً : Allah hastalıklarını daha da artırmıştır (2/Bakara 10).

İnsan fıtratı bu artışın üzerine bina edilir. Hayır, ya da şer bir fiili yapan kişi, yaptığı şey konusunda güçlenir ve aşama aşama artış kaydeder. يَوْمَ نَقُولُ لِجَهَنَّمَ هَلِ امْتَلاتِ وَتَقُولُ هَلْ مِنْ مَزِيدٍ : O gün cehenneme: “Doldun mu?” deriz. “Daha yok mu” der (50/Kaf 30) âyeti, cehennemin daha fazla insan istediği anlamında olabildiği gibi, onun dolduğuna ve aşağıdaki âyette zikredilen durumun onda gerçekleştiğine bir işaret de olabilir:

لامْلانَّ جَهَنَّمَ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ : Yemin olsun, cehennemi tamamen cinler ve insanlardan dolduracağım (32/Secde 13).

زِدْتُهُ كَذَا /Ona falan şeyi artırdım; زَادَ هُوَ /O, artırdı; اِزْدَادَ /Arttı, denir. Allah buyurur ki: وَازْدَادُوا تِسْعًا : Dokuz (yıl) da ilâve ettiler (18/Kehf 25); ثُمَّ ازْدَادُوا كُفْرًا : Sonra inkârları arttı (3/Âl-i İmran 90); اللّهُ يَعْلَمُ مَا تَحْمِلُ كُلُّ أُنثَى وَمَا تَغِيضُ الأَرْحَامُ وَمَا تَزْدَادُ : Allah, her dişinin neye gebe olduğunu ve rahimlerin neyi eksiltip artırdığını bilir (13/Ra’d 8). شَرٌ زَائِدٌ وَزَيْدٌ : Artan bir şer. Şair şöyle der:

وَأْنْتُمُوا مَعْشَرٌ زَيْدٌ عَلَى مِائَةٍ *** فَأَجْمِعُوا أَمْرَكُمْ كَيْدًا فَكِيدُونِي -215

215- Siz bir topluluksunuz; yüzden fazla;

Bir plân üzerinde birleşin de bana tuzak kurun.

زَاد : Hâl-i hazırda ihtiyaç duyulandan fazla olup depolanan azıktır.

تَزَوُّد : Azık almaktır: وَتَزَوَّدُوا فَإِنَّ خَيْرَ الزَّادِ التَّقْوَى : Yanınıza azık alın, azığın en iyisi korunmadır (2/Bakara 197).

مِزْوَد : İçine azık yiyecek konulan şeydir. مَزَادَة : İçine azık su konulan kaptır.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →