ز ب ر (ZBR)
Z-b-r
Kalın yazıyla yazılan her kitaba, zebur ismi verilir. Zebur, Hz. Dâvud’a inen Kitab’a özel isim olmuştur: وَآتَيْنَا دَاوُودَ زَبُورًا : Dâvud’a da Zebur’u vermiştik (4/Nisâ 123); وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِنْ بَعْدِ الذِّكْرِ : Andolsun, Zikir’den sonra Zebur’da şunu yazmıştık (21/Enbiyâ 105). زُبوُر (ز ) harfinin zammıyla da okunmuştur. Bu kelime, زَبُور ’in çoğuludur. Tıpkı ظَرِيف ’in çoğulu ظُرُوف geldiği gibi; veya زِبْر ’in çoğuludur. زِبْر , tıpkı كِتَاب gibi isim yapılan bir mastardır. Sonra زُبُر şeklinde çoğul yapılmıştır; tıpkı كِتَاب ’in كُتُب şeklinde çoğulu yapıldığı gibi.
Kimisi, ilâhî kitablardan anlaşılması zor olan her kitabın Zebur diye isimlendirildiğini söyler. Allah buyurur ki: وَإِنَّهُ لَفِي زُبُرِ الْأَوَّلِينَ O, şüphesiz daha öncekilerin zübüründe/kitaplarında da vardır (26/Şu’arâ 196); فَإِنْ كَذَّبُوكَ فَقَدْ كُذِّبَ رُسُلٌ مِنْ قَبْلِكَ جَآؤُوا بِالْبَيِّنَاتِ وَالزُّبُرِ وَالْكِتَابِ الْمُنِيرِ : Eğer seni yalanladılarsa, açık deliller, zübür ve aydınlatıcı kitap getiren nice peygamberler de yalancılıkla itham edilmişlerdi (3/Âl-i İmran 184); أَمْ لَكُمْ بَرَاءةٌ فِي الزُّبُرِ : Yoksa sizin için zübür’de bir beraat mı var? (54/Kamer 43); وَكُلُّ شَيْءٍ فَعَلُوهُ فِي الزُّبُرِ : İşledikleri her şey, zübür’de mevcuttur.
Bazılarına göre zebûr, şer’î hükümleri değil, sadece aklî hükümleri içeren kitabın adıdır. Kitab ise, ahkâm ve hikmetleri içeren şeyin ismidir. Hz. Dâvud’a inen Zebûr’un hiçbir hükmü içermemesi, buna delil teşkil etmektedir. زِئْبُرُ الثَّوْبِ (Elbisenin görünen dikişi), bilinmektedir. أَلأَزْبَر : Omzunun çıkıntısı büyük olan kişiye denir. Bu anlamdan, kızan kişiye; هَاجَ زَبْرَؤُهُ : Omzu hiddetlendi, denir.