ز ي ن (ZYN)
Z-y-n
1. Nefsî ziynet: İlim ve güzel inançlar gibi.
2. Bedenî ziynet: Güç ve uzun boyluluk gibi.
3. Haricî ziynet: Mal, makam gibi.
وَلَكِنَّ اللَّهَ حَبَّبَ إِلَيْكُمُ الْإِيمَانَ وَزَيَّنَهُ فِي قُلُوبِكُمْ : Fakat Allah, imanı size sevdirmiş ve onu gönüllerinizde süslemiştir (49/Hucurât 7) âyeti, nefsî ziynetle alâkalıdır. قُلْ مَنْ حَرَّمَ زِينَةَ اللّهِ الَّتِيَ أَخْرَجَ لِعِبَادِهِ : De ki: “Allah’ın, kulları için çıkardığı süsü kim haram etmiş?” (7/A’râf 32) âyeti haricî ziynetten kabul edilmiştir.
Bu bağlamda şöyle bir rivâyet vardır: “Bazı insanlar, Kabe’yi [ya dünyalıklardan soyutlanmanın bir sembolü ya da kazançlarının temizliğinden duydukları kuşku veya yoksulluktan tavafa uygun bir elbise alamadıklarından] çıplak olarak tavaf ederlerdi. Bu âyetle bunu yapmaları yasaklandı.”
Bazıları ise, âyette zikredilen ziynetin şu âyette zikredilen kerem olduğu görüşündedirler: إِنَّ أَكْرَمَكُمْ عِنْدَ اللَّهِ أَتْقَاكُمْ : Allah katında en keremli olanınız/en değerliniz, kötülüklerden en çok korunanınızdır (49/Hucurât 13). Şair de bu anlamda şöyle der:
وَزِينَةُ الْعَاقِلِ حُسْنُ اْلأَدَبِ -219
219- Akıllının süsü, güzel edeptir.
فَخَرَجَ عَلَى قَوْمِهِ فِي زِينَتِهِ : Karun, süsü içinde toplumunun karşısına çıktı (28/Kasas 79) âyetinde sözü edilen ziynet, mal, ev eşyası ve makam gibi dünyevî süstür.
Biri, bir şeyin güzelliğini fiilen veya sözle gösterdiğinde; زَانَهُ كَذَا وَزَيَّنَهُ , denir.
Yüce Allah süslemeyi; bazı yerlerde kendi nefsine, bazı yerlerde de şeytana nispet eder; bazı yerlerde ise kimin yaptığını belirtmeden zikreder.
Yüce Allah’ın süslemeyi kendine nispet ettiği yerlerden bazıları şunlardır: İman ile ilgili şu âyet: وَزَيَّنَهُ فِي قُلُوبِكُمْ : Allah, imanı gönüllerinizde süslemiştir (49/Hucurât 7).
Küfürle ilgili şu âyetler: إِنَّ الَّذِينَ لا يُؤْمِنُونَ بِالْآخِرَةِ زَيَّنَّا لَهُمْ أَعْمَالَهُمْ : Âhirete inanmayanların işlerini kendilerine süslemişizdir (27/Neml 4); كَذَلِكَ زَيَّنَّا لِكُلِّ أُمَّةٍ عَمَلَهُمْ : Biz, her ümmete yaptıkları işi böyle süslü gösterdik (6/En’âm 108).
Süslemeyi şeytana nispet ettiği yerlerden bazıları şunlardır: وَإِذْ زَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ أَعْمَالَهُمْ : Şeytan, işlerini onlara süslemişti (8/Enfâl 48); قَالَ رَبِّ بِمَا أَغْوَيْتَنِي لأُزَيِّنَنَّ لَهُمْ فِي اْلأَرْضِ : (İblis): Rabbim, dedi, beni azdırmandan ötürü andolsun ki, ben de yer yüzünde onlara (günâhları) süsleyeceğim (15/Hicr 39). Âyette mef’ûl (günâhları) anlaşıldığı için zikredilmedi.
Süslenmenin kimin tarafından belirtilmeyen bazı âyetler şunlardır: زُيِّنَ لِلنَّاسِ حُبُّ الشَّهَوَاتِ : Zevklere düşkünlük, insanlara süslü (câzip) gösterildi (3/Âl-i İmran 14); زُيِّنَ لَهُمْ سُوءُ أَعْمَالِهِمْ : Kötü işleri kendilerine süslü gösterildi (9/Tevbe 37); زُيِّنَ لِلَّذِينَ كَفَرُوا الْحَيَاةُ الدُّنْيَا : İnkâr edenlere dünya hayatı süslü gösterildi (2/Bakara 212).
وَكَذَلِكَ زُيِّنَ لِكَثِيرٍ مِنَ الْمُشْرِكِينَ قَتْلُ أَوْلاَدَهُمْ شُرَكائِهِمْ : Böylece ortak koştukları (tarafından), müşriklerden çoğuna evlâdlarını öldürmeleri süslü gösterildi (6/En’âm 137) âyetinin takdiri şöyledir: زَيَّنَهُ شُرَكَاؤُهُمْ : Onu, ortak koştukları süslü gösterdi.
وَزَيَّنَّا السَّمَاء الدُّنْيَا بِمَصَابِيحَ : Biz, en yakın göğü lambalarla donattık (41/Fussilet 12); إِنَّا زَيَّنَّا السَّمَاء الدُّنْيَا بِزِينَةٍ الْكَوَاكِبِ : Biz en yakın göğü bir ziynetle, yıldızlarla süsledik (37/Sâffât 6); وَزَيَّنَّاهَا لِلنَّاظِرِينَ : Onu gözleyenler için süsledik (15/Hicr 16).
Bu âyetler, âlim ve cahilin bildiği gözle görülen ziynete ve sadece ilgili uzmanların bildikleri aklî muhakemeyle bilinen ziynete işarettir. Bu da söz konusu yıldızların bağlı bulundukları yasalar ve onların hareketleridir.
Yüce Allah’ın eşyayı süslemesi; onu süslenmiş olarak yaratması ve aynı şekilde onu icat etmesiyle olur. İnsanın eşyayı süslemesi ise, onu dekore etmeleriyle veya eşyayı sözleriyle övmeleri ve onun değerini yüceltecek şeylerle nitelendirmeleriyle olur.