De ki: "Ey Kafirler!"
قُلْ يَاأَيُّهَا الْكَافِرُونَ
ḳul yā eyyuhā l-kāfirūne
"Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem."
لَا اَعْبُدُ مَا تَعْبُدُونَ
lā eǎ'budu mā teǎ'budūne
"Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz."
وَلَا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا اَعْبُدُ
ve lā entum ǎābidūne mā eǎ'budu
"Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim."
وَلَا اَنَا۬ عَابِدٌ مَا عَبَدْتُمْ
ve lā enā ǎābidun mā ǎbedtum
"Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz."
وَلَا اَنْتُمْ عَابِدُونَ مَا اَعْبُدُ
ve lā entum ǎābidūne mā eǎ'budu
"Sizin dininiz size, benim dinim de banadır."
لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ
lekum dīnukum ve li ye dīni
(1-3) Allah'ın yardımı ve fetih (Mekke fethi) geldiğinde ve insanların bölük bölük Allah'ın dinine girdiğini gördüğünde, Rabbine hamd ederek tespihte bulun ve O'ndan bağışlama dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir.
اِذَا جَاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُ وَرَاَيْتَ النَّاسَ يَدْخُلُونَ فِي دِينِ اللّٰهِ اَفْوَاجًا فَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُ اِنَّهُ كَانَ تَوَّابًا
iƶā cā'e neSru (a)llahi ve l-fetHu / ve raeyte n-nāse yedḣulūne fī dīni (a)llahi efvācen / fe sebbiH bi Hamdi rabbike ve steğfirhu innehu kāne tevvāben
Ebu Leheb'in elleri kurusun. Zaten kurudu.
تَبَّتْ يَدَا اَبِي لَهَبٍ وَتَبَّ
tebbet yedā ebī lehebin ve tebbe
Ona ne malı fayda verdi, ne de kazandığı.
مَا اَغْنٰى عَنْهُ مَالُهُ وَمَا كَسَبَ
mā eğnā ǎnhu māluhu ve mā kesebe
O, bir alevli ateşe girecektir.
سَيَصْلٰى نَارًا ذَاتَ لَهَبٍ
se yeSlā nāran ƶāte lehebin
(4-5) Boynunda bükülmüş hurma liflerinden bir ip olduğu halde sırtında odun taşıyarak karısı da (o ateşe girecektir).
وَامْرَاَتُهُ حَمَّالَةَ الْحَطَبِ فِي جِيدِهَا حَبْلٌ مِنْ مَسَدٍ
ve mraetuhu Hammālete l-HaTabi / fī cīdihā Hablun min mesedin