(1-4) Kureyş'i ısındırıp alıştırdığı; onları kışın (Yemen'e) ve yazın (Şam'a) yaptıkları yolculuğa ısındırıp alıştırdığı için, Kureyş de, kendilerini besleyip açlıklarını gideren ve onları korkudan emin kılan bu evin (Kabe'nin) Rabbine kulluk etsin.
لِاِيلَافِ قُرَيْشٍ اِيلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَاءِ وَالصَّيْفِ فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هٰذَا الْبَيْتِ اَلَّذِٓي اَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَاٰمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ
li īlāfi ḳurayşin / īlāfihim riHlete ş-şitā'i ve S-Sayfi / fe l yeǎ'budū rabbe hāƶā l-beyti / elleƶī eT'ǎmehum min cūǐn ve āmenehum min ḣavfin
Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı!
اَرَاَيْتَ الَّذِي يُكَذِّبُ بِالدِّينِ
e raeyte elleƶī yukeƶƶibu bi d-dīni
(2-3) İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir.
فَذٰلِكَ الَّذِي يَدُعُّ الْيَتِيمَ وَلَا يَحُضُّ عَلٰى طَعَامِ الْمِسْكِينِ
fe ƶālike elleƶī yeduǎǔ l-yetīme / ve lā yeHuDDu ǎlā Taǎāmi l-miskīni
Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,
فَوَيْلٌ لِلْمُصَلِّينَ
fe veylun li l-muSallīne
Onlar namazlarını ciddiye almazlar.
اَلَّذِينَ هُمْ عَنْ صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ
(e)lleƶīne hum ǎn Salātihim sāhūne
Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar.
اَلَّذِينَ هُمْ يُرَٓاؤُ۫نَ
(e)lleƶīne hum yurā'ūne
Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.
وَيَمْنَعُونَ الْمَاعُونَ
ve yemneǔne l-māǔne
Şüphesiz biz sana Kevser'i verdik.
اِنَّٓا اَعْطَيْنَاكَ الْكَوْثَرَ
innā eǎ'Taynāke l-kevṧera
O halde, Rabbin için namaz kıl, kurban kes.
فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَانْحَرْ
fe Salli li rabbike ve nHar
Doğrusu sana buğzeden, soyu kesik olanın ta kendisidir.
اِنَّ شَانِئَكَ هُوَ الْاَبْتَرُ
inne şānieke huve l-ebteru