(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.

لِلْفُقَرَاءِ الَّذِينَ اُحْصِرُوا فِي سَبِيلِ اللّٰهِ لَا يَسْتَطِيعُونَ ضَرْبًا فِي الْاَرْضِ يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ اَغْنِيَٓاءَ مِنَ التَّعَفُّفِ تَعْرِفُهُمْ بِسِيمٰيهُمْ لَا يَسْـَٔلُونَ النَّاسَ اِلْحَافًا وَمَا تُنْفِقُوا مِنْ خَيْرٍ فَاِنَّ اللّٰهَ بِهِ عَلِيمٌ

li l-fuḳarā'i (e)lleƶīne uHSirū fī sebīli (a)llahi lā yesteTīǔne Derben fī l-erDi yeHsebuhumu l-cāhilu eğniyā'e mine t-teǎffufi teǎ'rifuhum bi sīmāhum lā yeselūne n-nāse ilHāfen ve mā tunfiḳū min ḣayrin fe inne (a)llahe bihi ǎlīmun

Tefsirler

Kelimeler

#ArapçaOkunuşKökAnlam
1لِلْفُقَرَاءِli l-fuḳarā'iف ق رFakir/yoksul/muhtaç olmak, ihtiyaç duymak, yoksulluk. Sırt kırıcı felaketle alt üst etmek, omurgada ağrı hissetmek.(Sadakalar) fakirler içindir
2الَّذِينَ(e)lleƶīnekimseler (için)
3اُحْصِرُواuHSirūح ص رDar olmak, kısıtlanmak, engellenmek. Birini sıkıştırmak ve kuşatmak/çevrelemek, birinin işine gitmesini engellemek, birini kuşatmak/sarmak/sınırlamak, birini hapsetmek/alıkoymak/tutmak/kısıtlamak/engellemek/saklamak, birinin yolculuğunu engellemek veya alıkoymak, birini istediği bir şeyden alıkoymak, bir şeyin tamamını almak, bir şeyi kendine almak/edinmek, bağırsak veya idrar yollarının tıkanıklığından muzdarip olmak, düşüncesini ifade edememek/söylemek istediğini söyleyememek, söylemek istediğini ifade edecek kelimeler bulamamak, konuşurken tereddüt etmek, okuma veya ezberlemede tereddüt edip devam edememek, engellenmek veya kısıtlanmak, cinsel ilişkiden uzak durmak, iktidarsız olmak, göğüste daralma, cimri/inatçı/tutumlu/açgözlü olmak, bir şeyi gizlemek, bir şeyi açığa vurmaktan kaçınmak.kapanıp kalan
4فِي
5سَبِيلِsebīliس ب لyol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebepyolunda
6اللّٰهِ(a)llahiAllah
7لَاyoktur
8يَسْتَطِيعُونَyesteTīǔneط و عitaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak.güçleri
9ضَرْبًاDerbenض ر بİyileştirmek, vurmak, örnek olarak öne sürmek, bir mesel/örnek vermek, gitmek, yolculuk yapmak, seyahat etmek, karıştırmak, kaçınmak, uzaklaştırmak, örtmek, kapatmak, belirtmek/beyan etmek/ifade etmek, öne sürmek, ortaya koymak, karşılaştırmak, benzetmek, yol aramak, ileri yürümek, ayarlamak, dayatmak, engellemek, savaşmak, birinin malıyla kâr payı için ticaret yapmak, yapmak veya sebep olmak veya oluşturmak, terk etmek/vazgeçmek, bir şeyi uzaklaştırmakyola vurmaya
10فِي-nde
11الْاَرْضِl-erDiا ر ضyer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin karşıtı olarak dünya, ve yerkürenin toprak yüzeyi anlamında, üzerinde yürüdüğümüz, oturduğumuz, uzandığımız yer. İyi arazi. Kalan, sabit, yerde beklenti içinde oyalanmak. Ağır, yavaş, halsiz, eğimli, veya yere doğru eğilimli olmak. Itaatkâr. Rahat bir durumdan kaynaklanan ürperme, baş dönmesi. Türkçe’ye girmiş türevler : arz, arazi, ardiyeyeryüzü-
12يَحْسَبُهُمُyeHsebuhumuح س بDüşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu varsaymak veya düşünmek, bir kişiyi yastıkla desteklemek veya onurlandırmak, hesap vermek veya sorumlu tutmak, bir kişiye yeten veya tatmin eden şeyi vermek, bir kişiyi memnun etmek, bir kişiye memnun eden şeyi vermek, çok vermek, haber peşinde koşmak, haberle ilgili sormak/soruşturmak, casus gibi haber aramak, yastığa yaslanmak, ödül beklemek veya aramak.onları sanırlar
13الْجَاهِلُl-cāhiluج ه لCahil olmak, bir şeyden haberdar olmamak, aptal veya akılsız olmak, şiddetle kaynamak, cahillik taklidi yapmak, bilmezlikten gelmek, birini hesaba katmak veya değer vermek, kargaşa veya istikrarsızlık yaratmak, yanlış davranış sergilemek, bilgiden yoksun olmak, bir şeyi gerçekte olduğundan farklı zannetmek, bir şeyi yapılması gerektiği şekilden farklı yapmak, bilgi olmadan ilerlemek, bir şeyi görmezden gelmek, pagan olmak.bilmeyenler
14اَغْنِيَٓاءَeğniyā'eغ ن يİhtiyaçlardan özgür, istekleri olmayan, yeterlilik veya zenginlik durumunda olan; ikamet etti, yaşadı; gelişti, kendine yeten, şarkı söyledi/ilahi okudu; övdü, hicvettizengin
15مِنَminedolayı
16التَّعَفُّفِt-teǎffufiع ف فYasal olmayandan uzak durmak, perhizkar olmak, kendini tutmak. (Fiil, benzeşen türdendir. İsmin -in hali durumlarında şedde kaldırılır ve küme 4:6'daki ta'affuf - alçakgönüllülük/perhiz gibi ayrı telaffuz edilir)utangaçlıklarından
17تَعْرِفُهُمْteǎ'rifuhumع ر فO bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen, itaatkar/uysal/hoş olmak, bilgilendirme, kokulu, kendini bilgilendirmek, öğrenmek/keşfetmek, bilgi aramak/istemek, iyilik/hayır, (at) yelesi, (deniz) dalgaları, yüksek yer/kısım, daha yüksek/en yüksek, ilk/en öndeki, bilgi edinmek amacıyla bir konu hakkında soru veya sorgulama, yaygın olarak bilinen/tanınan, itiraf etmek/kabul etmek/belirtmek, yüksek dağ, Arafat Dağıonları tanırsın
18بِسِيمٰيهُمْbi sīmāhumس و مPazarlık yapmak, fiyat belirlemek, değer biçmek, peşin fiyat vermek, kıymet takdir etmeksimalarından
19لَا
20يَسْـَٔلُونَyeselūneس ا لakmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmekistemezler
21النَّاسَn-nāseن و سsallamak, durmak, hareket etmek, fırlatmak. İnsanlık, insanlar, diğerleri, erkekler.insanlardan
22اِلْحَافًاilHāfenل ح فPelerin veya örtü ile örtmek, bir giysi ile sarmak, tek katlı giysi (örn. katlanmamış veya dolgusuz), ısrarcı olmak, ısrarla talep etmek, devam etmek.ısrarla
23وَمَاve māne varsa
24تُنْفِقُواtunfiḳūن ف قsatılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek.yaptığınız
25مِنْmin-dan
26خَيْرٍḣayrinخ ي رİyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak, ideal olmak (gerçek veya potansiyel fayda göstermek), her durumda ve herkes tarafından arzu edilmek, rütbe veya kalite veya itibar açısından yüksek olmak, başka bir kişi veya şeyden daha iyi olmak, şeylerin veya insanların en iyisi olmak, cömert olmak (cömertliğe sahip olmak ve göstermek), asalet veya üstünlüğe sahip olmak, durum veya koşul açısından yüksek olmak.hayır-
27فَاِنَّfe inneşüphesiz
28اللّٰهَ(a)llaheAllah
29بِهِbihionu
30عَلِيمٌǎlīmunع ل مİşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim (çoğul. ulema) - iyi bilen, öğrenen/bilge kimse. Türkçe’ye girmiş türevler : ilim, alem, âlem, âlemci, bezmiâlem, harcıâlem, alim (ulema), alimallah, allame, allem kallem, ilam, ilmihal, ilmühaber, malum, talim (muallim), muallime, ulum, ilmen, ilmi, ilmiyat, ilmiye, malumat, malumatfüruş, talimat, talimatnamebilir

Tüm mealler

Meal seçin (80 / 80 görünüyor)

Türkçe

Azerice

Almanca

English

Fransızca

Kürtçe

Hollandaca

Rusça

İsveççe

Türkçe

Abdulbaki Gölpınarlı

Verilen şeyler, kendilerini tamamıyla Allah yoluna vermiş olup yeryüzünde dolaşamayan yoksullara aittir. Bilmeyen kişi, onların istiğnalarını görüp zengin sanır, halbuki sen, yüzlerinden tanırsın onları. Yüzsuyu dökerek halktan bir şey istemez onlar. Hayır için ne harcarsanız şüphe yok ki Allah, onu bilir.

Abdulkadir Gölpınarlı

Verilen şeyler, kendilerini tamamıyla Allah yoluna vermiş olup yeryüzünde dolaşamayan yoksullara aittir. Bilmeyen kişi, onların istiğnalarını görüp zengin sanır, halbuki sen, yüzlerinden tanırsın onları. Yüzsuyu dökerek halktan bir şey istemez onlar. Hayır için ne harcarsanız şüphe yok ki Allah, onu bilir.

Adem Uğur

(Yapacağınız hayırlar,) kendilerini Allah yoluna adamış, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı onları zengin zanneder. Sen onları simalarından tanırsın. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler. Yaptığınız her hayrı muhakkak Allah bilir.

Ahmed Hulusi

(İnfaklarınız) şu fakirler içindir ki, kendilerini hepten Allah yoluna vermişler, dünyalık yaşam gıdası için çalışmaya vakit ayırmamışlardır. İstemekten çekindikleri için de, iç yüzlerine vakıf olmayanlar onları zengin sanır. Ancak sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük edip kimseden bir şey talep etmezler. (Artık) hayırdan ne bağışlarsanız muhakkak Allah onu Aliym'dir.

Ahmet Tekin

İmanda sadâkatinizin ve kemâlinizin ifadesi olan sadakalarınızı, hayırlarınızı geçim kaydından sıyrılarak kendilerini Allah yoluna İslâm’a, ilme adamış fakirlere verin. Onlar görevleri sebebiyle, yeryüzünde ticaret ve rızıklarını kazanmak için gezip dolaşmaya vakit bulamazlar. İstemekten çekindikleri için, bunların iffetli, vakur hayatını bilmeyenler, onları zengin zanneder. Sen onları solgun yüzlerindeki asâletlerinden tanırsın. Yüzsüzlük yapıp kimseden bir şey istemezler. Karşılık gözetmeden gönüllü yapacağınız bütün hayırları, şüphesiz Allah bilir.

Ahmet Varol

Sadakalarınızı kendilerini Allah yoluna adayıp da yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirlere verin. Bilmeyen kimse iffetlerinden dolayı onları zengin zanneder. Sen onları simalarından tanırsın. İnsanlardan ısrarla bir şey istemezler. Hayır adına her ne harcarsanız Allah onu bilir.

Ali Bulaç

(Sadakalar) Kendilerini Allah yolunda adayan fakirler içindir ki, onlar, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremezler. İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.

Ali Fikri Yavuz

Sadakalarınızı o fakirlere verin ki, onlar, Allah yolunda çalışmaya koyulmuşlardır; öteye beriye koşup kazanamazlar. Dilenmekten çekindikleri için, tanımıyanlar, onları zengin zanneder. Ey Rasûlüm, sen onları sîmalarından tanırsın. Onlar, iffetlerinden ötürü insanları rahatsız edip bir şey istemezler. Siz malınızdan bunlara ne harcarsanız, muhakkak Allah onu hakkıyle bilicidir.

Ali Rıza Safa

Kendilerini Allah'ın yoluna adayan yoksullar için olmalıdır. Onların, yeryüzünde dolaşmaya güçleri yetmez. Durumlarını bilmeyen, onurlarından dolayı, onları varlıklı sanır. Onları, yüzünden tanırsın; arsızlık yaparak insanlardan istemezler. İyilik amacıyla ne paylaşırsanız, Allah, kesinlikle onu bilir.

Bayraktar Bayraklı

Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna vakfedip yeryüzünde çarşı pazar dolaşmayanlara veriniz. Durumlarını bilmeyen, iffet ve dilenmemelerinden dolayı onları zengin sanır; sen onları yüz ifadelerinden tanırsın. İnsanlardan arsız bir şekilde istemekten kaçınırlar. Onlara ne iyilik yaparsanız, doğrusu Allah hepsini bilir.

Bekir Sadak

Sadakalarinizi, kendilerini Allah yoluna adayip yeryuzunde dolasamayanlara, hayalarindan dolayi, kendilerini tanimayanlarin zengin saydiklari yoksullara verin. Onlari yuzlerinden tanirsin, insanlardan yuzsuzluk ederek bir sey istemezler. Sarfettiginiz iyi bir seyi Allah suphesiz bilir. *

Celal Yıldırım

(Sadakalarınızı), kendilerini Allah yoluna adayıp yeryüzünde dolaşmayan (kapı kapı gezmiyen) fakirlere (verin) ki, onlar yüzsuyu dökmediklerinden, durumlarını bilmeyen, onları zengin sanır. Onları (siz Allah yolunda olanlar) çehrelerinden tanırsınız ; insanlardan yüzsüzlük ederek İstemezler. (Evet) hayırdan ne harcarsanız şüphesiz ki Allah onu bilir.

Diyanet (Kur'an Yolu Meali)

Kendilerini Allah yoluna adadıklarından seyahat ve ticarete imkân bulamayan yoksullara verin. Yoksulluklarını gizli tuttukları için bilmeyen onları zengin sanır. Kendilerini simalarından tanırsın. Onlar insanlara asla el açmazlar. Hayır için yaptığınız her harcamayı Allah hakkıyla bilmektedir.

Diyanet İşleri

(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için), bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan arsızca (bir şey) istemezler. Siz hayır olarak ne verirseniz, şüphesiz Allah onu bilir.

Diyanet İşleri (eski)

Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adayıp yeryüzünde dolaşamayanlara, hayalarından dolayı, kendilerini tanımayanların zengin saydıkları yoksullara verin. Onları yüzlerinden tanırsın, insanlardan yüzsüzlük ederek bir şey istemezler. Sarfettiğiniz iyi bir şeyi Allah şüphesiz bilir.

Diyanet Vakfi

(Yapacağınız hayırlar,) kendilerini Allah yoluna adamış, bu sebeple yeryüzünde kazanç için dolaşamayan fakirler için olsun. Bilmeyen kimseler, iffetlerinden dolayı onları zengin zanneder. Sen onları simalarından tanırsın. Çünkü onlar yüzsüzlük ederek istemezler. Yaptığınız her hayrı muhakkak Allah bilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş - 2)

Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adamış olan fakirlere veriniz. Onlar yeryüzünde gezip dolaşmaya güç yetiremezler. Utangaç olduklarından dolayı, bilmeyenler, onları zengin sanırlar. Oysa sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük yapıp kimseden birşey de isteyemezler. Ne türden bir iyilik yaparsanız, şüphe yok ki, Allah onu bilir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah yoluna kapanmış olup şurada burada dolaşmayan fakirlere verin. İstemekten çekindikleri için, bilmeyen onları zengin zanneder. Onları simalarından tanırsın. Yüzsüzlük edip halkı rahatsız etmezler. İşe yarar her ne verirseniz, hiç şüphesiz, Allah onu bilir.

Elmalılı Hamdi Yazır

Verin o fakırlere ki Allah yolunda kapanmışlardır, şuraya buraya dolaşamazlar, istemekten çekindikleri için bilmiyen onları zengin zanneder, onları simalarından tanırsın: Hakkı bizar etmezler, hem işe yarar her ne verirseniz hiç şüphesiz Allah onu bilir

Erhan Aktaş

Yardımlar Allah yolunda mahsur olan, çalışmaya güç yetiremeyen yoksullar içindir. Bilmeyenler, utangaçlıklarından dolayı onları zengin sanır. Sen, onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek kimseyi rahatsız etmezler. Hayır olarak ne infak ederseniz muhakkak Allah, onu bilir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Yardımlar Allah yolunda mahsur olan, çalışmaya güç yetiremeyen yoksullar içindir. Bilmeyenler, utangaçlıklarından dolayı onları zengin sanır. Sen, onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek kimseyi rahatsız etmezler. Hayır olarak ne infak ederseniz muhakkak Allah, onu bilir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Yardımlar Allah yolunda mahsur olan, çalışmaya güç yetiremeyen yoksullar içindir. Tanımayanlar, iffetlerinden dolayı onları zengin sanır. Sen, onları, yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek kimseyi rahatsız etmezler. Hayır olarak ne infak ederseniz muhakkak Allah, onu bilir.

Fizilal-il Kuran

Kendilerini Allah yoluna adamış, bu yüzden yeryüzünde (dünyalık için) koşmaya fırsat bulamayan ve hayaları yüzünden. tanımayanlar tarafından varlıklı sanılan fakirlere yardım edin. Sen onları yüz ifadelerinden tanırsın. Yüzsüzlük edip hiç kimseden birşey istemezler. Yaptığınız her hayır amaçlı harcamayı kuşku yok ki Allah bilir.

Gültekin Onan

(Sadakalar) Kendilerini Tanrı yolunda adayan fakirler içindir ki, onlar, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremezler. İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz, kuşkusuz Tanrı onu bilir.

Hamdi Döndüren

(Yapacağınız hayırlar) kendilerini Allah yoluna adamış, bu yüzden kazanç için yeryüzünde dolaşamayan yoksullar için olsun. Bilmeyen kimseler, iffetli davranışlarından dolayı onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. Çünkü onlar insanlardan yüzsüzlük ederek bir şey istemezler. Hayır olarak ne harcarsanız, kuşkusuz Allah onu çok iyi bilendir.

Hasan Basri Çantay

(Sadakalar) Allah yolunda kendilerini vakfetmiş fakirler içindir ki onlar yer yüzünde dolaşmıya muktedir olmazlar. (Hallerini) bilmeyen; iffet ve istiğnalarından dolayı onları zengin (kimse) ler sanır. Sen (Habibim) o gibileri sımalarından tanırsın. Onlar insanlardan yüzsüzlük edib de (bir şey) istemezler. Siz (Hak yolunda) ne mal harcarsanız şübhesiz Allah onu hakkıyle bilicidir.

Hasib Asutay

(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan fakirler içindir (112) ki, (onlar) yeryüzünde dolaşmaya güç yetirmezler. İffetlerinden dolayı bilmeyen onları zengin sanır. Sen ise, onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük edip insanlardan (bir şey) istemezler. Hayır olarak ne harcarsanız şüphesiz Allah onu bilir. (112. Bu âyette geçen fakirlerden kasıt, hayatlarını Allah yolunda cihada adayan mücahitler ile ilimle uğraşanlardır. Bunlar bu görevlerinden dolayı maddi kazanç temin etmekten yoksundurlar.)

Hayrat Neşriyat

(Sadakalar, ilim ve cihâd için) Allah yolunda adanmış, (bu yüzden) yeryüzünde(maîşet için) dolaşamayan fakirler içindir. İffetli olma(ların)dan dolayı, (hâllerini) bilmeyen kimse onları zengin zanneder. Onları sîmâlarından tanırsın. Isrâr ederek insanlardan (bir şey)istemezler. O hâlde hayır (ve hasenat)dan ne sarf ederseniz, artık şübhesiz Allah, onu hakkıyla bilendir.

İbni Kesir

Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna vermiş olup da yeryüzünde dolaşmayan ve tanımayanların; hayalarından dolayı onları zengin zannettikleri yoksullara verin. Onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan bir şey istemezler. Hayırdan ne infak ederseniz şüphesiz Allah onu bilir.

Mehmet Okuyan

(Yapacağınız yardımlar), kendilerini Allah yoluna adamış (oldukları için) yeryüzünde (kazanç amacıyla) dolaşamayan fakirler için (olsun)! Bilmeyenler, onurlarından dolayı onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. Onlar, yüzsüzlük ederek (bir şey) istemezler. Şüphesiz ki Allah yaptığınız her iyiliği bilendir.

Muhammed Esed

(Ve) Allah yoluna kendilerini tamamen adamış oldukları için yeryüzünde (rızık aramak niyetiyle) gezip dolaşamayan muhtaçlar(a yardım edin). (Onların durumunun) farkında olmayan, onları zengin zanneder, çünkü (istemekten) çekinirler; (ancak) sen onları (bazı) özelliklerinden tanıyabilirsin: insanlardan arsız bir şekilde istemekten kaçınırlar. Ve onlara ne iyilik yaparsanız, doğrusu Allah hepsini bilir.

Mustafa İslamoğlu

Kendilerini Allah yolunda vakfettikleri için (ticaret amacıyla) yeryüzünde dolaşamayanlara yardım yapın! İstemekten çekindikleri için, durumlarını bilmeyenler onları zengin zanneder. Onları kimi özelliklerinden tanırsın: (Mesela) insanlardan arsızca istemezler: Her ne iyilik yaparsanız yapın, doğrusu Allah onu kesinlikle bilir.

Ömer Nasuhi Bilmen

O fakirlere ki, Allah yolunda kapanmış kalmışlardır. Yeryüzünde dolaşmaya kâdir olamazlar. Onları bilmeyen, istemekten çekindikleri için onları zengin kimseler sanarlar. Sen onları yüzlerinden tanırsın. Onlar nâstan ilkah ile bir şey istemezler ve siz hayırdan her ne infak ederseniz, şüphe yok ki Allah Teâlâ onu tamamen bilir.

Ömer Öngüt

Sadakalarınızı, kendilerini Allah yoluna adayıp yeryüzünde dolaşmayan (kapı kapı gezmeyen) fakirlere verin ki; onlar yüzsuyu dökmediklerinden, durumlarını bilmeyen onları zengin sanır. Onları simâlarından tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hayırdan ne infak ederseniz, şüphesiz ki Allah onu bilir.

Suat Yıldırım

Bu yardımlar, kendilerini Allah yoluna vakfeden yoksullar içindir. Bunlar yeryüzünde dolaşıp geçimlerini sağlama imkânı bulamazlar. Halktan istemekten geri durmaları sebebiyle, onların gerçek hallerini bilmeyen kimse, onları zengin sanır. Ey Resulüm, sen onları simâlarından tanırsın! Onlar yüzsüzlük ederek halktan bir şey istemezler. Şunu bilin ki, hayır adına her ne verirseniz mutlaka Allah onu bilir.

Süleyman Ateş

(Sadakalar) şu fakirlere mahsustur ki, Allah yolunda kapanıp kalmışlardır. Yeryüzünde gezip dolaşamazlar. Bilmeyen, utangaçlıklarından dolayı onları zengin sanır. Onları simalarından (yüzlerinden) tanırsın. Yüzsüzlük edip insanlardan istemezler. Yaptığınız her hayrı Allah bilir.

Süleymaniye Vakfı

Harcamayı özellikle, Allah yoluna adanan fakirler için yapın. Onlar (para kazanmak için) yeryüzünde gezip dolaşamazlar. Onurlu oldukları için de durumlarını bilmeyen onları zengin sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. İnsanlardan ısrarla bir şey istemezler. Hayır olarak ne harcarsanız Allah onu bilir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Harcamayı, bütün vaktini Allah yolunda hizmetle geçiren ihtiyaç sahiplerine özellikle yapın. Onlar dışarıda dolaşıp çalışamazlar. Onurlu oldukları için de durumlarını bilmeyen onları zengin sanır. Onları yüzlerinden tanırsın. Kimseden yalvar yakar bir şey istemezler. Hayra yaptığınız her harcamayı bilen Allah'tır.

Şaban Piriş

(Sadakalar,) Allah yolunda mahsur kalmış, kazanç için yeryüzünde dolaşamayan, çekingenliklerinden dolayı, bilmeyenlerin onları zengin zannettikleri, senin de simalarından tanıdığın, yüzsüzlük edip insanlardan istemeyen fakirler içindir. Hayır olarak ne harcarsanız, şüphesiz Allah onu hakkıyla bilir.

Tefhim-ul Kuran

(Sadakalar) Kendilerini Allah yolunda adayan fakirler içindir ki, onlar, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremezler. İffetlerinden dolayı cahil olan (kişi,) onları zengin sanır. (Ama) Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ederek insanlardan istemezler. Hayırdan her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir.

Ümit Şimşek

Yapacağınız yardımlar, kendilerini Allah yoluna vermiş yoksullar içindir ki, onlar yeryüzünde dolaşıp da geçimlerini sağlamaya imkân bulamazlar. Onların halini bilmeyenler, tokgözlülükleri yüzünden, onları zengin sanır. Sen ise onları yüzlerinden tanırsın. Yoksa onlar halktan yüzsüzlükle birşey istemezler. Sizin hayır olarak harcadığınız şeyi ise muhakkak ki Allah bilir.

Yaşar Nuri Öztürk

İnfak edilenler, Allah yolunda kapanıp kalmış, yeryüzünde dolaşamaz olmuş yoksullar içindir. İffet ve onurları yüzünden, cahiller bunları, zengin kişiler sanır. Sen onları yüzlerinden tanırsın. Yüzsüzlük ve yırtıklık ederek, insanlardan bir şey istemezler. Nimet ve imkandan infak ettiğiniz her şeyi, Allah çok iyi bilmektedir.

Azerice (2)

Azerice — Alihan Musayev

Sədəqə Allah yolunda cihad edən və yer üzündə hərəkət edə bilməyən yoxsullar üçündür. Bu adamlar həya edib dilənmədiklərinə görə tanımayan adam onları varlı hesab edir. Sən onları üzlərindən tanıyırsan. Onlar insanlardan israrla bir şey istəməzlər. Şübhəsiz ki, Allah malınızdan nə sərf etdiyinizi bilir.

Azerice — V. Memmedeliyev ve Ziya Bünyadov

(Sədəqə) Allah yolunda canından keçərək (dolanmaq, ruzi kəsb etmək üçün) yer üzündə hərəkət edə bilməyən (və ya buna imkanı olmayan) yoxsullar üçündür. Belə şəxslər həyalı olub dilənçilikdən çəkindiklərinə görə nadanlar onları dövlətli hesab edirlər. (Ya Rəsulum!) Sən isə onları üzlərindən tanıyırsan. Onlar heç kəsdən israrla bir şey istəməzlər. Sizin mallarınızdan (bunlara) nə verdiyinizi, şübhəsiz ki, Allah bilir!

Almanca (4)

Almanca — Al-Azhar

Die Spenden gehen an die Armen, die beim Kampf für Gottes Sache auf Erden erwerbsunfähig wurden. Der Unwissende könnte sie für Reiche halten, weil sie sich ihrer Armut schämen. Man erkennt sie am Verhalten. Sie bitten nicht aufdringlich um Hilfe. Was ihr für gute Zwecke spendet, weiß Gott genau.

Almanca — Der Edle Quran

(Gebt am besten aus) für die Armen, die auf Allahs Weg daran gehindert werden, im Lande umherreisen zu können. Der Unwissende hält sie wegen ihrer Zurückhaltung für unbedürftig. Du erkennst sie an ihrem Merkmal: Sie betteln die Menschen nicht aufdringlich an. Und was immer ihr an Gutem ausgebt, so weiß Allah darüber Bescheid.

Almanca — M. A. Rassoul

(Dies ist) für die Armen, die auf dem Weg Allahs (daran) gehindert werden, sich frei im Land zu bewegen. Der Unwissende hält sie für reich wegen (ihrer) Zurückhaltung. Du aber erkennst sie an ihrem Auftreten. Sie betteln die Menschen nicht aufdringlich an. Und was immer ihr an Gutem spendet, wahrlich, Allah weiß es.

Almanca — Muhammad Zaidan

(Die Sadaqa sind) für die Bedürftigen, die fi-sabilillah gehindert wurden, sie können nicht im Lande (für den Lebensunterhalt) umherreisen. Derjenige, der (sie nicht) kennt, denkt, sie seien vermögend wegen ihres Nichtbittens. Du erkennst sie durch ihre Merkmale, sie tragen den Menschen ihre Bitte nicht aufdringlich vor. Und was immer ihr an Gutem gebt, so ist ALLAH gewiß darüber allwissend.

English (26)

Abdel Khalek Himmat

Among you are those who truly deserve benefaction; they have been restrained from earning their livelihood because they participated in the war of belief against unbelief. They keep up appearances exhibiting to those unacquainted with them a happy expression and satisfaction because their modesty obstructs their tongues. You know them by their appearance speaking a different language; they do not solicit peoples’ ears for charity. And whatever you spend in divine service comes to Allah’s Knowledge.

Abdul Haleem

[Give] to those needy who are wholly occupied in God’s way and cannot travel in the land [for trade]. The unknowing might think them rich because of their self-restraint, but you will recognize them by their characteristic of not begging persistently. God is well aware of any good you give.

Abdullah Yusuf Ali

(Charity is) for those in need, who, in Allah's cause are restricted (from travel), and cannot move about in the land, seeking (For trade or work): the ignorant man thinks, because of their modesty, that they are free from want. Thou shalt know them by their (Unfailing) mark: They beg not importunately from all the sundry. And whatever of good ye give, be assured Allah knoweth it well.

Abul A'la Maududi

Those needy ones who are wholly wrapped up in the cause of Allah, and who are hindered from moving about the earth in search of their livelihood, especially deserve help. He who is unaware of their circumstances supposes them to be wealthy because of their dignified bearing, but you will know them by their countenance, although they do not go about begging of people with importunity. Whatever wealth you spend on helping them, Allah will know of it.

Aisha Bewley

It is for the poor who are held back in the Way of Allah, unable to travel in the land. The ignorant consider them rich because of their reticence. You will know them by their mark. They do not ask from people insistently. Whatever good you give away, Allah knows it.

Al-Hilali & Khan

(Charity is) for Fuqarâ (the poor), who in Allâh’s Cause are restricted (from travel), and cannot move about in the land (for trade or work). The one who knows them not, thinks that they are rich because of their modesty. You may know them by their mark, they do not beg of people at all.[1] And whatever you spend in good, surely, Allâh knows it well.

Ali Quli Qarai

[The charities are] for the poor who are straitened in the way of Allah, not capable of moving about in the land [for trade]. The unaware suppose them to be well-off because of their reserve. You recognize them by their mark; they do not ask the people importunately. And whatever wealth you may spend, Allah indeed knows it.

Amatul Rahman Omar

(These charities are meant) for those needy who are (so) confined in the way of Allâh that they are unable to move about in the land (for providing their sustenance). The person ignorant (of their condition) thinks them free from want, because of (their) abstaining (from begging). But you shall know them by their appearance (that they are in need). They do not beg of people with importunity. And whatever good thing you spend (for their help) Allâh knows it surely well.

Arthur John Arberry

it being for the poor who are restrained in the way of God, and are unable to journey in the land; the ignorant man supposes them rich because of their abstinence, but thou shalt know them by their mark -- they do not beg of men importunately. And whatever good you expend, surely God has knowledge of it.

Bijan Moeinian

Those who are persecuted are entitled to charity. They are dignified people who give an appearance of being in no need to the ignorant people. They rarely ask for help; however, you can recognize them through certain signs. Any charitable expenditure by you is well known and appreciated by God.

E. Henry Palmer

unto the poor who are straitened in God's way, and cannot knock about in the earth. The ignorant think them to be rich because of their modesty; you will know them by their mark, they do not beg from men importunately; but what ye spend of good God knows.

Edip-Layth

As for the poor who face hardship in the cause of God, and cannot leave the land; the ignorant ones think they are rich from their abstention; you know them by their marks, they do not ask the people repeatedly. What you spend out of goodness, God is fully aware of it.

George Sale

unto the poor who are wholly employed in fighting for the religion of God, and cannot go to and fro in the earth; whom the ignorant man thinketh rich, because of their modesty: Thou shalt know them by this mark, they ask not men with importunity; and what good ye shall give in alms, verily God knoweth it.

Hamid S. Aziz

(Alms are for) the poor who are straitened in Allah's way, and cannot travel about in the earth. The ignorant think them to be rich because of their modesty; you will know them by their mark, they do not beg from men with importunity; but what you spend of good Allah knows.

Mahmoud Ghali

(It is) for the poor who are detained in the way of Allah, (and) are unable to strike (i. e. journey in the land) in the earth. The ignorant man reckons them rich because of (their) regular abstinence. You recognize them by their mark; they do not ask of mankind importunately, and whatever charity you expend, then surely Allah is Ever-Knowing of it.

Marmaduke Pickthall

(Alms are) for the poor who are straitened for the cause of Allah, who cannot travel in the land (for trade). The unthinking man accounteth them wealthy because of their restraint. Thou shalt know them by their mark: They do not beg of men with importunity. And whatsoever good thing ye spend, lo! Allah knoweth it.

Mohamed Ahmed - Samira

(Give to) the needy who are engaged in the service of God who are not able to move about in the land, whom the ignorant consider to be affluent as they refrain from asking. You can know them from their faces for they do not ask of men importunately. God is surely cognisant of good things that you spend.

Muhammad Asad

[And give] unto [such of] the needy who, being wholly wrapped up in God's cause, are unable to go about the earth [in search of livelihood]. He who is unaware [of their condition] might think that they are wealthy, because they abstain [from begging]; [but] thou canst recognize them by their special mark: they do not beg of men with importunity. And whatever good you may spend [on them], verily, God knows it all.

Mustafa Khattab

˹Charity is˺ for the needy who are too engaged in the cause of Allah to move about in the land ˹for work˺. Those unfamiliar with their situation will think they are not in need ˹of charity˺ because they do not beg. You can recognize them by their appearance. They do not beg people persistently. Whatever you give in charity is certainly well known to Allah.

Progressive Muslims

As for the poor who face hardship in the cause of God, and they cannot leave the land; the ignorant ones think they are rich from their modesty; you know them by their features, they do not ask the people repeatedly. And what you spend out of goodness, God is fully aware of it.

Sahih International

[Charity is] for the poor who have been restricted for the cause of Allah, unable to move about in the land. An ignorant [person] would think them self-sufficient because of their restraint, but you will know them by their [characteristic] sign. They do not ask people persistently [or at all]. And whatever you spend of good - indeed, Allah is Knowing of it.

Sam Gerrans

On the poor who are straitened in the cause of God, unable to make a way in the earth: the ignorant considers them free from need due to their reticence. Thou wilt know them by their mark: they do not ask of men importunately. And what you spend of good, God knows it.

Shabbir Ahmed

And give to the needy who are suffering in the Cause of Allah and cannot emigrate and those who are unable to go about the earth in search of livelihood. One, who is unaware of their condition, might think they are free from want, because they abstain from begging. But you can recognize them by the marks on their faces because they do not ask people insistently. Whatever good thing you spend on them, Allah is Aware of it.

Syed Vickar Ahamed

(Charity is) for those in need, those in Allah’s cause are restricted (from travel), and cannot move about in the land, searching (for work). The ones may without knowing think, Because of their modesty that they are free from want. You shall know them by their (constant) habit: They do not beg openly from all and everyone. And whatever good you give, be sure Allah knows it well.

Taqi Usmani

(Your charities should be preferably meant) for the needy who are confined in the way of Allah, unable to travel in the land.An ignorant person takes them as free of need because of their abstinence. You know them by their appearance (from begging). They do not beg people importunately, and whatever good thing you spend, Allah is All-Aware of it.

The Monotheist Group

For the poor who face hardship in the cause of God, they cannot go forth in the land; the ignorant ones think they are rich from their modesty; you know them by their features, they do not ask the people repeatedly. And what you spend out of goodness, God is fully aware of it.

Fransızca (1)

Fransızca — Muhammad Hamidullah

Aux nécessiteux qui se sont confinés dans le sentier dʹAllah, ne pouvant pas parcourir le monde, et que lʹignorant croit riches parce quʹils ont honte de mendier - tu les reconnaîtras à leur aspect - Ils nʹimportunent personne en mendiant. Et tout ce que vous dépensez de vos biens, Allah le sait parfaitement.

Kürtçe (1)

Kürtçe Meal

Bila hinek ji sedeqeyên we ji bo wan xizanan bin ku xwe dane riya Xwedê û nikarin (ji bo bazirganiyê) li ser erdê bigerin. Yê ku bi rewşa wan nizane, ji ber pakdêriya (nexwestina) wan dibêje qey ew dewlemend in. Tu wan bi rûdêmê wan nas dikî ku ew hewce ne û ne pir û ne hindik ji mirovan xwestekiyê nakin. Hûn di riya Xwedê de çi xerc bikin vêca bêguman Xwedê pê dizane.

Hollandaca (2)

Hollandaca — Fred Leemhuis

Het is ten bate van de armen die op Gods weg tekort gekomen zijn, zodat zij niet in staat zijn rond te trekken op de aarde. Wegens hun bescheidenheid denkt de domme dat zij rijk zijn, maar jij kent hen aan hun kenmerk; zij vragen de mensen niet opdringerig. En het goede dat jullie als bijdrage geven, daarvan weet God.

Hollandaca — Siregar

(De liefdadigheid is) voor de armen die, op de Weg van Allah, weerhouden zijn (te werken), zij zijn niet in staat op deze aarde te reizen (om te werken). Door hun bescheidenheid vermoedt de onwetende dat zij rijk zijn, je herkent hen aan hun tekens: zij vragen niet van de mensen op opdringerige wijze. En wat jullie ook van het goede uitgeven, voorwaar, Allah weet ervan.

Rusça (1)

Rusça — Osmanov

[Вы подаете милостыню] беднякам, которые целиком посвятили себя делам во имя Аллаха или не могут передвигаться по земле, [чтобы заниматься торговлей]. Невежда считает их богачами, так как они из скромности не попрошайничают. Ты узнаешь их по приметам: они не просят милостыни с наглыми вымогательствами. Аллах знает о том, что вы тратите из своего добра [во имя Аллаха].

İsveççe (1)

İsveççe — Knut Bernström

(Ge) till de behövande som så ger sig hän åt arbetet för Guds sak att de inte har möjlighet att gå ut i världen (för att söka sitt levebröd). På grund av deras försynta uppträdande kan den tanklöse tro att de inte lider brist. Men du skall känna igen dem på deras sätt: de besvärar inte andra med efterhängset tiggeri. Gud har full kännedom om det goda som ni skänker dem.