ج ه ل (CHL)
C-h-l
Birincisi: İnsanın bilgiden yoksun olmasıdır. Asıl olan budur. Bazı kelamcılar, bunu, sistem/düzen dışında kalan fiillerin gerekçesi olarak görmüşlerdir. Nasıl ki, ilim/bilgi de sistemli olarak ortaya çıkan fiillerin gerekçesi kılınmıştır.
İkincisi: Bir şeye, olduğundan başka biçimde inanmaktır.
Üçüncüsü: Bir şeye, hak ettiğinden başka bir şekilde davranmaktır. Bunu yaparken ister doğru bir inanca sahip olsun, isterse yanlış bir inanca dayansın fark etmez. Namazı bilerek terk eden adam gibi. Yüce Allah’ın: قَالُوا أَ تَتَّخِذُنَا هُزُواً قَالَ أَعُوذُ بِاللّهِ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْجَاهِلِينَ Bizimle alay mı ediyorsun?, deyince, o da onlara: Cahillerden biri olmaktan Allah’a sığınırım, dedi (2/Bakara 67) sözü de bu anlamdadır. Bu âyet, alay etmeyi bir cahillik olarak tanımlamıştır. Allah buyurur ki: فَتَبَيَّنُو أَنْ تُصِيبُوا قَوْماً بِجَهَالَةٍ İyice araştırın. Yoksa bilmeyerek bir topluluğa karşı kötülük edersiniz (49/Hucurât 6).
جَاهِل kelimesi kimi zaman yerme anlamda kullanılır. Kimi zaman da yerme anlamında kullanılmaz. Örneğin: يَحْسَبُهُمُ الْجَاهِلُ أَغْنِيَاءَ مِنَ التَّعَفُّفِ Hayaları yüzünden bilmeyenlerin zengin sandıkları (2/Bakara 273).
Bu âyetin metninde geçen جَاهِل kelimesi, onların hâllerini bilmeyen demektir; yoksa, yerilmiş olan cahillik anlamında değildir.
مَجْهَل ise, insanı, bir şeye olduğundan başka şekilde inanmaya yönelten iş, yer, özellik demektir.
اِسْتَجْهَلَتِ الرِّيحُ اْلغُصْنَ : Rüzgâr dalı hareket ettirdi (salladı). Sanki, o, onu cahilliğe sürüklemiştir. Bu ise, güzel bir istiâredir.