ج و ب (CWB)
C-v-b
جَوَابُ اْلكَلاَمِ ise, söyleyenin ağzından çıktıktan sonra geniş büyük çukuru aşıp işitenin kulağına kadar gelen sözdür; fakat, ilk söze başlamada değil, söze karşılık vermede kullanılmaya tahsis edilmiştir. Allah buyurur ki: فَمَا كَانَ جَوَابَ قَوْمِهِ إِلاَّ أَنْ قَالُوا Kavminin cevabı birbirlerine şöyle demeleri oldu: (27/Neml 56).
جَوَاب ise, sorunun karşılığında söylenen sözlerdir. Soru da iki çeşittir:
Bir sözün söylenmesini istemektir. Bunun cevabı söz söylemektir.
Bir işin yapılmasını istemektir. Bunun cevabı ise, işin yapılmasıdır.
Birincisinin anlamı, أَجِيبُوا دَاعِيَ اللَّهِ Allah’ın davetçisine uyun (46/Ahkâf 31); وَمَنْ لاَ يُجِبْ دَاعِيَ اللَّهِ Kim Allah’ın davetçisine olumlu karşılık vermezse (46/Ahkâf 32) âyetlerinde mevcuttur.
İkincisinin anlamı ise, قَدْ أُجِيبَتْ دَعْوَتُكُمَا فَاسْتَقِيمَا İkinizin duası kabul edildi, dosdoğru olmaya devam ediniz (10/Yûnus 89) âyetinde kullanılmıştır. Yani: İstediğinizi size verdim.
أجِيبَتْ ise, deniyor ki: Bu إجَابَة cevap vermektir. Gerçek anlamı ise, cevap aramak ve ona hazırlanmaktır. Fakat إجَابَة çok az durumlarda ondan ayrıldığından onunla özdeşleştirilmiş ve onun yerine kullanılmıştır. Bu anlamda (Allah’ın) sözleri: اسْتَجِيبُوا لِلّهِ وَلِلرَّسُولِ Allah ve Peygambere olumlu karşılık veriniz (8/Enfâl 24); اُدْعُونِي أَسْتَجِبْ لَكُمْ Bana dua edin, duanızı kabul edeyim (40/Mü’min 60); فَلْيَسْتَجِيبُوا لِي Benim çağrıma olumlu karşılık versinler (2/Bakara 186).
فَاسْتَجَابَ لَهُمْ رَبُّهُمْ Rabbleri onların dileğini kabul etti (3/Âl-i İmrân 195); وَيَسْتَجِيبُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ Allah, iman edip iyi işler yapanların tövbesini kabul eder (42/Şûrâ 26); وَالَّذِينَ اسْتَجَابُوا لِرَبِّهِمْ Onlar, Rablerinin davetini kabul ederler (42/Şûrâ 38); وَإِذَا سَأَلَكَ عِبَادِي عَنِّي فَإِنِّي قَرِيبٌ أُجِيبُ دَعْوَةَ الدَّاعِ إِذَا دَعَانِ فَلْيَسْتَجِيبُوا لِي Şâyet kullarım, sana benden sorarlarsa, gerçekten ben çok yakınımdır. Bana dua edince, dua edenin duasını kabul ederim. O hâlde onlar da benim davetime koşsunlar (2/Bakara 186); الَّذِينَ اِسْتَجَابُوا لِلّهِ وَالرَّسُولِ مِنْ بَعْدِ مَا أَصَابَهُمُ الْقَرْحُ O mü’minler ki, yaralandıktan sonra Allah’ın ve Peygamberin (savaşma) çağrısına uydular (3/Âl-i İmrân 172).