ج ع ل (CAL)
C-a-l
Birincisi: صَارَ ve طَفِقَ fiilleri gibi anlamlarda kullanılır. Böylece fiil ikinci bir varlığı etkilemeden kullanılmıştır. جَعَلَ زَيْدٌ يَقُولُ كَذَا Zeyd şöyle demeye başladı, gibi. Şair şöyle der:
93- فَقَدْ جَعَلَتْ قَلوُصُ بَنِي سُهَيْلٍ
مِنَ اْلأكْوَارِ مَرْتَعُهَا قََرِيبُ
93- Ben-i süheylin uzun boylu develeri büyük sürüler oluşturdular. Meraları da yakın.
İkincisi: أَوْجَدَ var etti fiili gibi bir anlamda kullanılır. Bu durumda bir mef’ûl alır. Allah buyurur ki: وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَ Karanlıkları ve aydınlığı yaratan (6/En’âm 1); وَجَعَلَ لَكُمُ السَّمْعَ وَاْلأَبْصَارَ وَاْلأَفْئِدَةَ Size işitme duyusu, gözler ve kalpler verdi (16/Nahl 78).
Üçüncüsü: Bir şeyi yaratmak ve onu herhangi bir şeyden oluşturmak anlamında kullanılır. Allah buyurur ki: وَاللّهُ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ أَنْفُسِكُمْ أَزْوَاجاً Allah size kendi türünüzden eşler var etti (16/Nahl 72); وَجَعَلَ لَكُمْ مِنَ الْجِبَالِ أَكْنَاناً Dağlarda sığınacağınız mağaralar var etti (16/Nahl 81); وَجَعَلَ لَكُمْ فِيهَا سُبُلاً O, size orada yollar yaratandır (43/Zuhruf 10).
Dördüncüsü: Bir şeyi uygun hâle getirip uygun olmayan hâlini bertaraf etmek anlamında kullanılır. Allah buyurur ki: اَلَّذِي جَعَلَ لَكُمُ اْلأَرْضَ فِرَاشاً O ki, size yeri döşek yaptı (2/Bakara 22); وَاللّهُ جَعَلَ لَكُمْ مِمَّا خَلَقَ ظِلاَلاً Allah, yarattıklarından size gölgeler sağladı (16/Nahl 81); وَجَعَلَ الْقَمَرَ فِيهِنَّ نُوراً Aralarında Ay’ı aydınlık yapmıştır (Nuh 16); إِنَّا جَعَلْنَاهُ قُرْآناً عَرَبِيّاً Onu Arapça bir Kur’ân yaptık (43/Zuhruf 3).
Beşincisi: Bir şey hakkında bir şey ile karar vermek; bu karar hak da olabilir batıl da, doğru da olabilir yanlış da. Gerçek karar için Yüce Allah’ın إِنَّا رَادُّوهُ إِلَيْكِ وَجَاعِلُوهُ مِنَ الْمُرْسَلِينَ Biz onu tekrar sana döndüreceğiz ve onu peygamber yapacağız (28/Kasas 7) sözü örnek gösterilebilir.
Batıl ve yanlış olan karar ise Yüce Allah’ın şu sözlerindeki kararlar gibidir: وَجَعَلُوا لِلّهِ مِمِّا ذَرَأَ مِنَ الْحَرْثِ وَاْلأَنْعَامِ نَصِيباً Onlar Allah’a, O’nun yarattığı ekinlerden ve hayvanlardan belirlenmiş bir pay ayırdılar (6/En’âm 136); وَيَجْعَلُونَ لِلّهِ الْبَنَاتِ Onlar, kızları da Allah’a yakıştırıyorlar (16/Nahl 57); الَّذِينَ جَعَلُوا الْقُرْآنَ عِضِينَ Onlar, Kur’ân’ı parça parça ettiler (15/Hicr 91).
جُعَالَة ise kazanı indirmek için kullanılan bez parçasıdır. جَعَالَة ve جَعِيلَة bir insana yaptığı iş karşılığında verilen şeydir. Bu ücret ve sevap kelimelerinden daha geneldir. كَلْبٌ مُجْعِلٌ demek kinâye yoluyla birleşme talep etmektir. اَلْجُعَلُ ise, malum bir böcektir.