ع ذ ر (AZ̃R)
A-z-r
اِعْتَذَرْتُ إِليْهِ : Ona bir özür beyan ettim. عَذَرْتُهُ : Onun özrünü kabul ettim. Allah buyurur ki: يَعْتَذِرُونَ إِلَيْكُمْ إِذَا رَجَعْتُمْ إِلَيْهِمْ قُلْ لَا تَعْتَذِرُوا : Yanlarına döndüğünüzde size özür beyan edecekler. De ki; özür beyan etmeyin (9/Tevbe 94). مُعَذِّر: (ذ harfinin şeddesiyle) Özürlü olmadığı hâlde özürlü olduğunu gösteren kişidir: وَجَاءَ الْمُعَذِّرُونَ مِنَ الْأَعْرَابِ لِيُؤْذَنَ لَهُمْ : Bedevilerden mazeret sahibi olduklarını sananlar, sefere çıkmamak için izin almaya geldiler (9/Tevbe 90). Bu âyet, الْمُعْذِرُونَ ; (şeddesiz ذ harfiyle) yani (gerçek) özür beyan edenler, şeklinde de okunmuştur.
İbn Abbâs şöyle demiştir: لَعَنَ اللهُ الْمُعَذِّرِينَ وَرَحِمَ الْمُعْذِرِينَ : Allah muazzirine (yalandan mazeret beyan edenlere) lanet etsin; muzirine (gerçekten mazeret sahibi olana) da rahmet etsin. قَالُوا مَعْذِرَةً إِلَى رَبِّكُمْ : Rabbinize mazeret beyan edelim diye (7/A’râf 164) âyetindeki مَعْذِرَةً kelimesi, عَذَرْتُ fiilinin mastarıdır. Sanki şöyle denilmiştir: “O’ndan beni mazur görmesini diliyorum.” أَعْذَرَ : Kendisiyle mazur olacağı bir şey sundu. Şöyle de denilmiştir: أَعْذَرَ مَنْ أَنْذَرَ : Kendisiyle mazur olacağı bir şey sundu. Bazıları şöyle demiştir: عُذْر kelimesi, necis şey anlamındaki عَذِرَة kökünden geliyor. Bu anlamdan sünnet derisine عُذْرَة denilmiştir.
عَذَرْتُ الصَّبِيَّ : Çocuğu temizledim ve onun kirini giderdim. Şu söz de aynı anlamdadır: عَذَرْتُ فُلاَنًا : Onu affetmek suretiyle falan kişinin günâhının kirini giderdim. Bu tıpkı şu söz gibidir: غَفَرْتُ لَهُ : Günâhını gizledim. Sünnet derisine benzetilerek, kadının bekâret zarına da عُذْرَة denilmiştir. Bu anlamda عَذَرْتُهَا : Onun bekâretini bozdum, denir. Çocuğun boğazında meydana gelen bademcik iltihabına da عُذْرَة denir. Çocuğun bademciği iltihaplandığında عُذِرَ الصَّبِيُّ denir. Şair de şöyle der:
غَمْزَ الطَّبِيبِ نَغَانِغَ الْمَعْذُورِ -313
313- Doktorun, bademciği iltihaplananın boğazındaki eti yoklaması gibi.
اِعْتَذَرَتِ الْمِيَاهُ : Sular kesildi. Özrünün apakçık ortada olmasından dolayı, günâhı silinen mu’tezir’e (özür dileyen kişiye) benzetilerek اِعْتَذَرَتِ الْمَنَازِلُ : Evlerin izleri silindi, denir. Bazılarına göre عَاذِرَة ; hayızlı kadın anlamındadır. Azire; yani necaset nokta-i nazarından kötü huylu olan kişiye اَلْعَذَوَّرُ denir. عَذِرَة kelimesinin asıl anlamı evin avlusudur. Ona atılan şeyler [çer-çöp] de onun adını almıştır.