ع م د (AMD̃)
A-m-d
عَمُود : Çadırın dayandığı tahta direk. Çoğulu عُمُد ve عَمَد şeklinde gelir. Allah buyurur ki: فِي عَمَدٍ مُمَدَّدَةٍ : Uzun sütunlar içinde (104/Hümeze 9). Bu âyet, فِي عُمُدٍ مُمَدَّدَةٍ şeklinde de okunmuştur. اللَّهُ الَّذِي رَفَعَ السَّمَاوَاتِ بِغَيْرِ عَمَدٍ تَرَوْنَهَا : Gökleri, gördüğünüz gibi, direksiz olarak yükselten Allah’tır (13/Ra’d 2). Aynı şekilde insanın eline alıp dayandığı demir veya tahtaya da عَمُود denir.
Şekil açısından direğe benzetilerek sabahın ilk ışığına عَمُودُ الصُّبْحِ denir. Örfte عَمْد ve تَعَمُّد kelimeleri, sehvin zıddıdır. Niyetle kastedilen de odur. Allah buyurur ki: وَمَنْ يَقْتُلْ مُؤْمِنًا مُتَعَمِّدًا ...: Kim bir mü’mini kasten öldürürse (4/Nisâ 93); وَلَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ فِيمَا أَخْطَأْتُمْ بِهِ وَلَكِنْ مَا تَعَمَّدَتْ قُلُوبُكُمْ : Yanılarak yaptıklarınızda değil; fakat kalplerinizin bile bile yöneldiğinde günâh vardır (33/Ahzâb 5).
فُلاَنٌ رَفِيعُ الْعِمَادِ : Yani falan kişi, güvenildiğinde yücedir, şereflidir/son derece güvenilir biridir. عُمْدَة : Gerek mal olsun, gerek başkası olsun güvenilen her şey. Çoğulu عُمُد şeklinde gelir (104/Hümeze 9) âyeti, فِي عُمُدٍ : Sütunlar içinde, şeklinde de okunmuştur. عَمِيد : İnsanların yöneldiği efendi/lider, hüznün yöneldiği kalp, hastalığın yöneldiği hasta anlamlarına gelir. تَعَمَّدَ : Üzüntü, kızgınlık veya hastalıktan dolayı acı çekti. عَمِدَ الْبَعِيرُ : Deve, sırtındaki yaradan dolayı acı çekti.