ع ز ر (AZR)
A-z-r
Ayrıca تَعْزِير , had cezasından daha hafif bir darp anlamına da gelir. Bu anlam da kelimenin ilk anlamıyla bağlantılıdır. Zira bu ceza, bir terbiyedir. Terbiye etmek de bir çeşit yardımdır. Ancak ilki, kişiden düşmanı defetmekle yardım etmek iken; ikincisi ise kişiyi kendisine zarar veren şeylerden uzaklaştırmakla yardım etmektir. Dolayısıyla kendisine zarar veren şeylerden uzaklaştırdığın kişiye yardım etmiş oluyorsun. Bu anlamda Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: اُنْصُرْ أَخَاكَ ظَالِمًا أَوْ مَظْلُومًا، قَالَ: أَنْصُرُهُ مَظْلُومًا فَكَيْفَ أَنْصُرُهُ ظَالِمًا؟ فَقَالَ: كُفَّهُ عَنِ الظُّلْمِ : Kardeşine, zalim de olsa mazlum da olsa yardım et (Muhatap) dedi ki; mazlum olduğunda ona yardım ederim; fakat zalim ise ona nasıl yardım ederim? Hz. Peygamber; onu zulümden alıkoymakla ona yardım edersin, buyurdu.
Şu âyette geçen عُزَيْر kelimesi bir peygamber ismidir: وَقَالَتِ الْيَهُودُ عُزَيْرٌ ابْنُ اللَّهِ : Yahudiler Uzeyr, Allah’ın oğludur dediler (9/Tevbe 30).