Sözlük

ع م ل (AML)

A-m-l

عَمَل : Canlıdan, isteğe bağlı olarak meydana gelen her fiile denir. Bu kavram, فِعْل sözcüğünden daha dar kapsamlıdır. Çünkü فِعْل kelimesi, kimi zaman, kasıt olmaksızın kendilerinden bir fiil sâdır olan hayvanlara, kimi zaman da cansız varlıklara nispet edilir. Fakat عَمَل sözcüğünün bunlara nispet edilmesi çok nadirdir.

Arapların; اَلْبَقَرُ الْعَوَامِلُ (Çalışan sığırlar), sözlerinin dışında hayvanlar için عَمَل kelimesi kullanılmamıştır.

عَمَل , hem iyi hem kötü eylemler için kullanılır: إِنَّ الَّذِينَ آَمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَأَقَامُوا الصَّلَاةَ وَآَتَوُا الزَّكَاةَ لَهُمْ أَجْرُهُمْ عِنْدَ رَبِّهِمْ : İman edip salih amel işleyenlerin, namaz kılıp zekât verenlerin Rableri katında mükâfatları vardır (2/Bakara 277); وَمَنْ يَعْمَلْ مِنَ الصَّالِحَاتِ مِنْ ذَكَرٍ أَوْ أُنْثَى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَأُولَئِكَ يَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ وَلَا يُظْلَمُونَ نَقِيرًا : Erkek veya kadın, mü’min olarak, kim yararlı işler işlerse, işte onlar cennete girerler, kendilerine zerre kadar zulmedilmez (4/Nisâ 124); مَنْ يَعْمَلْ سُوءًا يُجْزَ بِهِ : Kim, kötü iş yaparsa; cezasını görür (4/Nisâ 123); وَنَجِّنِي مِنْ فِرْعَوْنَ وَعَمَلِهِ : Beni Firavun’dan ve onun yaptıklarından kurtar (66/Tahrîm 11) ve benzeri âyetler. إِنَّهُ عَمَلٌ غَيْرُ صَالِحٍ : O, doğru olmayan bir iştir (11/Hûd 46); وَالَّذِينَ يَمْكُرُونَ السَّيِّئَاتِ لَهُمْ عَذَابٌ شَدِيدٌ : Kötülükleri tasarlayıp düzenleyenler için şiddetli bir azap vardır (35/Fâtır 10); وَالْعَامِلِينَ عَلَيْهَا (9 /Tevbe 60); yani zekât toplamakla görevli memurlar.

عَمَالَة : Görevlinin ücreti. عَامِلُ الرُّمْحِ : Mızrak demirinin ardından gelen kısım. يَعْمَلَة (İşe dayanıklı deve) kelimesi, عَمَل ’den türemiştir.

Kur'an'da geçtiği ayetleri gör →